Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/16141
2023/7470
5 Haziran 2023
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/1487 Esas 2022/1778 Karar
HÜKÜM/KARAR: Kısmen Kabul/davacı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusu konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun feragat nedeniyle, davalı ... Başkanlığı vekilinin istinaf başvurusunun miktar itibarıyla reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2012/207 Esas 2020/28 Karar
Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanmadan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davacı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusu konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun feragat nedeniyle, davalı ... Başkanlığı vekilinin istinaf başvurusunun miktar itibarıyla reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'a ait olup, davalı ... tarafından sevk ve idare edilen araç ile davacının sevk ve idaresindeki motosikletin karıştığı trafik kazası sonucunda müvekkilinin yaralandığını, davalı ...Ş.'nin davalı ...'a ait aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğunu, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'nin asli kusurlu olduğunu, kaza nedeniyle davacının 2 ay yoğun bakımda kaldığını, tedavisinin halen devam ettiğini, ellerini, kollarını ve bacaklarını oynatmakta güçlük çektiğini, davacının aracının ve motosikleti kullanma esnasında giydiği özel giysileri ile ayakkabılarının hasara uğradığını, çekici ve otopark ücreti ödemek zorunda kaldığını, davacının tedavisi devam ettiğinden belgelendirilemeyen yol ve tedavi gideri yönünden zararı olduğunu, yaralanması nedeniyle davacının maluliyetinin mevcut olduğunu, bu nedenle de geçici ve sürekli iş göremezlik yönünden zararı olduğunu, müvekkilinin vücudunda yaralanmasına bağlı ameliyat izleri ve yanıklar oluştuğunu, bu izler nedeniyle estetik operasyon gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere şimdilik 20.059,02 TL maddi tazminatın ve 70.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte (sigorta şirketi yalnızca maddi tazminat yönünden ve poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmak üzere, SGK Başkanlığı da yalnızca tedavi giderinden sorumlu olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile maddi tazminat istemini 972.376,84 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin Fransa'da ikamet ettiğini, maliki bulunduğu aracı Yaşar Tic. Oto. İnş. Taah. A.Ş.'ye 1 yıl süreyle kiralanması için teslim ettiğini, davalı ... tarafından da aracın kiralandığını, davalı ...'nin kira nedeniyle kendi tasarrufu altında kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere fiilen işleten olduğunu, bu yüzden müvekkilinin kazadan sorumlu tutulamayacağını ve husumet yöneltilemeyeceğini, kazanın davacının meskun mahal hız sınırını aşması nedeniyle meydana geldiğini, asli kusurlunun davacı olduğunu, davacının beyan edilen şirkette hangi statüde çalıştığını bildirmediğini, davacının talep ettiği maddi ve manevi tazminat miktarlarının aşırı yüksek olduğunu, davacının SGK'dan ödeme alıp almadığının araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının yaklaşık 200 km hız ile müvekkilinin aracına çarptığını, bu hız nedeniyle davacının asli kusurlu olduğunu, kazanın gece yarısında meydana geldiğini, davacının alkollü olduğunu ve bu nedenle kırmızı ışığı görmediğini, davalının aracına yüksek hızda çarpması nedeniyle de motorsikletin alev topuna döndüğünü, dava dilekçesinde hukuki dayanaktan ziyade kaza sonrası davacıda meydana gelen yaralanmalar ve araçta meydana gelen hasarlar üzerinde durulduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının sevk ve idaresindeki aracın müvekkili nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı bulunduğunu, sorumluluklarının poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, davacının hasar başvurusu üzerine eksper raporu ve kusur durumuna göre davacıya motosikletteki hasar bedelinin ödendiğini, müvekkilinin poliçe kapsamında sorumluluğunu yerine getirdiğini, giyim ve otopark ücretlerinin ispatının gerektiğini, tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik zararının SGK'dan talep edilebileceğini, sakatlık tazminatı yönünden davacının kalıcı bir sakatlık yaşayıp yaşamadığının tespit edilmesi gerektiğini, davacının avans faizi talebinin yerinde olmadığını, müvekkilinin yasal faizden sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... Başkanlığı vekili davaya süresinde cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 30.10.2011 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığı, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda davacının %15 oranında, davalı sürücü ...'nin ise %85 oranında kusurlu bulunduğu, dava konusu olay nedeniyle davacının maluliyetinin %45,2 olarak tespit edildiği, davacının geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli maluliyet tazminatı, çekici, otopark, kıyafet masrafı ile bakım giderinden davalılar ..., ... tamamından, davalı ... şirketi ise sadece bakım giderinden sorumlu olduğu, tedavi giderleri talebi yönünden ise 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98 inci maddesi gereğince davalı ... Başkanlığının sorumlu olduğu, manevi tazminat talebi yönünden davalı sürücünün ağır kusurlu olması, meydana gelen kazada davacının yaralanarak sürekli malul kalmış olması nedeniyle kişilik haklarının zedelendiği ve manevi tazminat şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davacının sürekli maluliyet tazminatı ile geçici iş göremezlik tazminatı talebi yönünden 957.128,12 TL'nin ve 2.200,00 TL çekici, otopark, kıyafet masrafının davalılar ... ve ...’den 30.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, 4.192,90 TL tedavi giderinin 30.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan SGK Başkanlığından alınarak davacıya verilmesine, 10.443,82 TL bakım giderinin davalılar ..., ... ve Allianz Sigorta A.Ş.'den 30.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacının manevi tazminat talebi yönünden 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...’den 30.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava dilekçesinde avans faizi talep edildiğini, kazaya karışan araç ticari nitelikte taksi olduğundan avans faizi uygulanması gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunu ileri sürmüştür.
Davalı ... Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde; kurumla sözleşmesi olmayan sağlık hizmeti sunucularınca trafik kazalarına bağlı olarak oluşan sağlık hizmeti giderleri SUT hüküm ve esaslarına göre manuel olarak değerlendirilip ödeneceğini, gerek mülga 506 sayılı ve gerekse halen yürürlükte olan 5510 sayılı Yasalara göre acil hallerde sağlanan tedavi bedellerinin kurumdan sağlık yardımı almayı hak eden kişilere ödeneceği, mahkemece bu hususlar dikkate alınmaksızın karar verildiğini ileri sürmüştür.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; görevsizlik itirazları dikkate alınmayarak karar verildiğini, görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunu, davacının alkollü ve aşırı süratli olduğu dikkate almaksızın müvekkiline ağır kusur yüklenildiğini, olay yerinde keşif ve kusur incelemesi yapılmadığını, davacının kaza öncesi yapmakta olduğunu söylediği iş ile ilgili şüphelerin giderilmediğini, bu konudaki itirazlarının dinlenilmediğini, sigorta kayıtlarından davacının asgari ücretle çalıştığının net olarak belirlendiğini, davacının sunduğu belgelere göre fahiş hesaplamalar yapıldığını ve yerel mahkeme kararında bilirkişinin 3 seçenekli raporundan en yüksek olanı neden seçmiş olduğu konusunda gerekçelendirme yapılmadığını, davacının sigorta şirketinden aldığı ödemenin hükümde dikkate alınmadığını, davacının 18.04.2019 tarihli celsede ıslah yapacağını bildirdiği halde bir hafta içinde ıslah dilekçesi vermediğini, daha sonra yapılan ıslah dilekçesine itirazlarının değerlendirilmediğini, davaların ıslah edilen kısım yönünden zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür.
Davalı ...Ş. vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporunda sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusur oranının kabul edilemeyeceğini, 2918 sayılı Kanun'un 98 inci maddesi ve 6111 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesi kapsamında müvekkilinin tedavi giderlerinden sorumlu olmadığını, dava dosyasına ibraz edilen ibraname ile davacının müvekkilini 30.10.2011 tarihli kazaya mütealik her türlü hak, dava ve alacaktan ibra ettiğini, söz konusu ibraname doğrultusunda da davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin SGK tarafından karşılanmayan zorunlu giderler adı altında afaki olarak belirlenen tutardan sorumluluğu bulunmadığını ileri sürmüştür.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davacının davayı ceza zamanaşımı süresi içinde ıslah etmediğini, ıslah dilekçesine karşı yasal süresi içerisinde zamanaşımı itirazında bulunulduğundan ıslah edilen kısmın zamanaşımından reddi gerektiğini, davayı görmeye Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olduğu halde yerel mahkemece görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmediğini, davacının kaza esnasında 0.54 promil alkollü olduğunu, bu durumunun kazaya etkisine hiç bir şekilde değinilmediğini, bu durumu gözardı ederek müvekkilinin araç sürücüsüne %85, davacıya ise %15 kusur yüklenildiğini, bu rapora itiraz edilmesi ve İTÜ'den kusur raporu alınması talep edilmesine rağmen yerel mahkemece uzun süre bu konuda bir karar verilmediğini ve 18.04.2019 tarihli celsede ise hiç bir gerekçe göstermeden itirazları reddettiğini, davacının kazadan önce aşçılık yaptığına ilişkin dosyaya aşçılık sertifikası, aşçılık diploması yada herhangi bir belge sunamadığını, SGK'dan gelen kayıtlarda da davacının aşçılık yaptığına ilişkin bir kayıt bulunmadığını, davacı tarafından dosyaya sunulan sigorta dökümlerinden ve kendi imzasını taşıyan maaş bordrolarında ve SGK'dan celbedilen belgelerden davacının asgari ücretle çalıştığının sabit olduğunu, davacının delil listesinde olmamasına rağmen, davacı tarafından celse arasında dosyaya SKK Turizm Yatırım İşletmecilik A.Ş. tarafından düzenlenen davacının aylık gelirinin 2.500,00 TL olduğuna dair bir belge ibraz edildiğini, bu belgenin taraflara tebliğ edilmemiş olduğunu ve itiraz hakkı kullandırılmadığını, mahkemenin Aşçılar Federasyonundan emsal ücret araştırması yaparak buna göre hesaplama yaptırması, yapılan bu fahiş hesaplamaya göre maddi tazminata hükmetmesinin doğru olmadığını, mahkemece davalı vekillerinin muvafakat etmemesine rağmen usule aykırı şekilde kaza ile ilgili bilgi ve görgüsü olmayan davacı tanığı ...'i mahkemede dinlenildiğini, davalı ... şirketi tarafından davacıya yapılan 200.000.00 TL ödemenin hükümde dikkate alınmadığını ve mahsup edilmediğini, davacı vekilinin ıslah talebini içeren dilekçesini 6100 sayılı Kanun'un 181 inci maddesinde belirtilen bir haftalık sürede içerisinde vermediğini, bu nedenle davacının davasının ıslah edilmemiş sayılması gerekirken, yerel mahkemece ıslah edilmiş haliyle davanın kabulüne karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alınan tazminatların tahsili için İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğü'nün 2020/9766 sayılı dosyası ile başlatılan icra takibi nedeni ile davalı ... tarafından 1.350.000 TL ödeme yapılarak davalı ... vekili ile davacı vekilinin sulh olduğu ve bu suretle dava konusu olan ve hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatların yapılan bu ödeme ile karşılandığı ve davanın konusuz kaldığı, bu nedenle taraf vekillerinin esasa ilişkin istinaf taleplerinin incelenmediği, 6100 sayılı Kanun'un 353/1 b.2 maddeleri gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği, SGK Başkanlığının istinaf istemi yönünden hükmedilen miktarın istinaf kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle istinaf dilekçesinin miktar itibarıyla reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle 6100 sayılı Kanun'un 353/1 b.2 maddeleri gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusu konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... vekilinin istinaf başvurunun feragat nedeniyle, davalı ... Başkanlığı vekilinin istinaf başvurusunun miktar itibarıyla reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; 06.10.2020 ve 30.10.2020 tarihleri arasındaki süreçte davalı ...'ın yerine getirdiği şartlar dikkate alındığında Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunun açıkça anlaşıldığını, davalı ...'ın tüm borcun ödenmesini garanti altına aldığını, bu nedenle protokolün imzalandığını, ancak yine de alacağın bakiye kısmının tahsil edilememesi halinde her türlü hakkın saklı tutulduğunun 28.10.2020 tarihli dilekçe ile beyan edildiğini, 06.10.2020 tarihli protokolün 4. maddesi gereğince davalı ...'ın hacizleri kaldırdığını ve taraflarınca hacizlerin konulduğunu, alacak hakkının taraflarına geçtiğini, müvekkilinin alacağının garanti altına alındığını, davalı ...'ın alacak haklarını taraflarına temlik ettiğini, bu şekilde ilgili dosyadaki alacak haklarını geri çekerek müvekkilinin alacağını tahsil etmesinin önünü açtığını, sonrasında da feragatin imza edildiğini, feragat dilekçesi okunduğunda fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğunun anlaşılacağını, protokol uyarınca davalı ...'ın ödediği para dışında Bakırköy 8. İcra Müdürlüğünün 2012/10078 sayılı dosyası kapsamında borçlu davalı ... aleyhine başlatılan icra takibinden müvekkili lehine vazgeçtiğini, müvekkilinin tüm alacağı garanti altına alınmış iken ve tahsil için satış süreçlerinin sonlanması beklenirken Bölge Adliye Mahkemesince aleyhe karar verildiğini, borcun tamamının ifası yolunun protokol ile birlikte açıldığını, borcun tamamının ifası için haciz işlemleri yapıldığını, tüm bunların üzerine feragatin imzalandığını, bu hususların feragatin ana unsurları olup protokolün geçerlilik şartı olduğunu, borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktarın eksileceğini, yapılan protokol uyarınca belirlenen miktarın icra dosyasından düşüldüğünü, icra dosyasında borcun bakiye kısmı için satış işlemlerinin devam ettiğini, borcun tamamı ödenmediğinden borçluların borçtan kurtulmalarının söz konusu olmadığını, bakiye borç henüz tahsil edilmemişken tahsil olanağının ortadan kaldırıldığını, hal böyle iken müvekkilin alacağının tamamını tahsil ettiğinden bahis ve müvekkilin davalı ...'ı kayıtsız ve şartsız olarak ibra ettiğinden söz etmek olanaksız olduğunu, açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalılardan ..., ... ve Allianz Sigorta AŞ'nin işleteni, sürücüsü ve zorunlu mali sorumluluk sigortası olduğu araç ile davacının sevk ve idaresindeki motosikletin karıştığı trafik kazası sonucunda davacının yaralanmasından kaynaklanan sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı, tedavi gideri, çekici, otopark ve kıyafet masrafları ile manevi tazminat istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 6098 sayılı Tük Borçlar Kanunu'nun 49, 51, 54, ve 166 ncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri.
- Değerlendirme
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.06.2023 tarihinde Başkan ...'ın ve Üye ...'in karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dosyanın incelenmesinde; davalı ...'a ait, davalı ... tarafından sevk ve idare edilen ve davalı ... AŞ tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile teminat altına alınan araç ile davacının yönetimindeki motosikletin karıştığı trafik kazası sonucunda davacının yaralandığı ve malul kaldığı, temyiz incelemesine konu davada davacı tarafından trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi zararlarının tazmininin talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 973.764,84 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği, kararın taraflarca istinaf edildiği, bu sırada İlk Derece Mahkemesince hükmedilen tazminatların tahsili amacıyla davacı tarafından İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğünün 2020/9766 sayılı dosyası ile ilamlı icra takibi başlatıldığı, yine istinaf aşamasında davacı ile davalı ... arasında sulh protokolü düzenlendiği ve protokol gereğince davalı ... tarafından 1.350.000,00 TL ödeme yapılması gerektiği, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... vekili ile davacı vekilinin sulh olduğu ve bu suretle dava konusu olan ve hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatların yapılan bu ödeme ile karşılandığı gerekçesiyle dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.
İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğünün 2020/9766 sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklının ..., borçluların ..., ..., Allianz Sigorta AŞ ve SGK Başkanlığı olduğu, icra takibinin 26.06.2020 tarihinde başlatıldığı, talep edilen alacağın temyiz incelemesine konu davada İlk Derece Mahkemesince hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları ve işlemiş faizi, ilam vekalet ücreti ve işlemiş faizi, yargılama gideri ve harçlar ile işlemiş faizi olmak üzere toplam 1.857,286,97 TL olduğu, 30.06.2020 tarihli dosya hesabına göre de bakiye borç miktarının 2.116.366,71 TL olduğu görülmektedir.
Davacı ile davalı ... arasında düzenlenen 06.10.2020 tarihli sulh protokolüne göre; davalı ... tarafından davacıya 1.350.000,00 TL ödeme yapılacağı, davalı ...'ın istinaf başvurusundan feragat edeceği, yine davalı ... tarafından Bakırköy 8. İcra Müdürlüğünün 2012/10078 Esas sayılı dosyasında davalı ...'nin malvarlığı üzerine konulan hacizleri kaldıracağı, davalı ... tarafından ödenen miktardan sonra kalan bakiye borcun davalı ... tarafından ödenmemesi halinde davacının, ...'nin malvarlığı üzerine haciz işlemi uygulayarak bakiye borcu tahsil edeceği, bu maddenin ise protokolün geçerlilik şartı olduğu, davalı ...'ın, davacının yasal hakkını almasının önüne geçecek şekilde davalı ...'nin malvarlığı üzerine doğrudan veya dolaylı hacizler koymacağı, bu işlemler yapıldığında davacının, davalı ... yönünden icra takibine devam etmeyeceği, davalı ... yönünden hacizleri kaldıracağı ve bu davalı yönünden istinaf talebinden vazgeçeceği kararlaştırılmıştır. Bu durumda protokol içeriğine göre ödenen miktarın davacının alacağının tamamını karşılamadığı, ödenen miktar nedeniyle de davacının hakkın özünden ve bakiye kalan alacağından feragat etmediği, yalnızca ödeme sonrası davalı ...'a karşı alacağın tahsili işlemlerine devam etmeyeceği, bakiye alacağı diğer diğer davalı ...'den tahsil etmek üzere icra işlemlerine devam edeceği anlaşılmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun(TBK) 166 ncı maddesi "Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur." şeklinde düzenlenmiştir.
Şu durumda; Bölge Adliye Mahkemesince TBK'nın 166 ncı maddesi de göz önüne alınarak davalı ... tarafından yapılan ödemenin, ödeme tarihi itibarıyla davacının alacağının tamamını karşılayıp karşılamadığı, tamamını karşılamıyor ise bakiye borç miktarının ne kadar olduğu yönünde konusunda uzman bilirkişiden rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Kararın bu nedenle bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun onama kararına ve gerekçelerine katılamıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:55:08