Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/3347
2023/6880
23 Mayıs 2023
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2021/46 E. 2022/99 K.
HÜKÜM/KARAR: Red /Davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü
İLK DERECE
MAHKEMESİ: Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2018/281 E. 2020/352 K.
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Konya ve civarında yasa dışı yollardan Sermaye Piyasası Kurulu' nun bütün Kanun maddelerini ihlal ederek Holding A.Ş adı altında örgütlenen bazı şirketlerin resmi geçerliliği bulunmayan ve hisse senedi adı altında düzenlenen belgeleri ile tahsilat makbuzlarını piyasaya sürerek sattıklarını, bu suretle izinsiz halka arz faaliyetinde bulunmak suretiyle sebepsiz zenginleştiklerini, bu nedenle de Sermaye Piyasası Kurulu, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'na karşı görevlerini ihmalden kaynaklanan hizmet kusurlarından dolayı dava açtıklarını, Ankara 3.İdare Mahkemesi'nin 2004/2343 E., 2007/253 K. sayılı kararı ile dilekçenin reddine karar verildiğini, verilen 30 günlük yasal süre içerisinde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (2577 sayılı kanun) ilgili maddelerine uygun olarak her bir şirket için ayrı ayrı dava açılmak üzere yenileme dava dilekçelerinin yazıldığını ve dilekçelerin 16.07.2007 tarihinde Ankara 3. İdare Mahkemesine ulaştığını, dilekçelerin aynı gün kayıtlara alınması gerekirken anılan mahkemede evrak memuru olarak görev yapan davalı tarafından kasıtlı olarak kayda alınmadığını, yenileme dilekçelerinin 9 gün boyunca saklanarak işleme konulmasının engellendiğini bu nedenle de davanın süre aşımı nedeniyle reddedildiğini, davalının eylemi nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek oluşan maddi ve manevi zararın tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 15.000,00 TL maddi ve manevi zararın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; aradan geçen süre gözetildiğinde olayları hatırlamasının mümkün olmadığını, işlerin çok yoğun olduğunu, davacıyı tanımadığını dolayısıyla kendisine karşı kastının olmasının mümkün olmadığını, savcılık tarafından takipsizlik kararı verildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafından 2577 sayılı Kanundaki idari dava açma prosedürüne uyulmadığı ve dava dilekçelerinin öngörülen Türk Konsolosluğuna verilmediği ve bu aşamada ödenmesi gereken harç ve posta ücretlerinin konsoloslukta bulunan deftere kayıtlarının yaptırılmadığı, kayıt tarih ve sayısının dilekçe üzerine yazdırılmadığı, bu prosedürün izlenmesi halinde, davanın bu kaydın yapıldığı tarihte açılmış sayılacağının düzenlendiği, davalının iddia edilen eylemi ile her ne kadar dilekçelerin mahkeme kaydına geç girmesine sebebiyet verilmiş ise de, bu eylemin sonuçla illiyet bağının davacının dava açma prosedürüne uygun olarak dava dilekçelerini 2577 sayılı Kanun ile öngörülen yolla göndermemesi eylemi ile kesildiği, dolayısıyla davaların reddi ile sonuçlanmasında davalıya atfı kabil kusur bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı hakkındaki disiplin soruşturmasında soruşturmaya konu eylemin sübutunun kabul edildiğini, ancak zamanaşımı nedeniyle ceza tayin edilemediğini, bilirkişi incelemesi taleplerinin mahkemece gerekçesiz olarak reddedildiğini, 2577 sayılı Kanunda dava açma yöntemlerinin tahdidi olarak sayılmadığını, dolayısıyla müvekkilinin hak kaybının davalının dilekçeleri zamanında işleme koymamasından kaynaklandığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Anayasa'nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Kanun'un 13/1.maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davalarının, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada öngörülen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabileceği somut olayda da davalının görev sınırlarını aşan kişisel kusur mahiyetinde bir eyleminin tespit edilemediği, davalının eyleminin varsa görev kusuru kapsamında kaldığı, bu durumda ilk derece mahkemesi tarafından Anayasa'nın 129/5 ve Devlet Memurları Kanunu'nun 13. maddeleri nazara alınarak davalıya doğrudan dava açılabilmesini mümkün görülmediği gerekçesiyle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken işin esasının incelenerek karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) nci alt bendi gereğince İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, devlet memuru olan davalının işleminden kaynaklandığı iddia edilen zararın tazmini istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
Anayasa' nın 129 uncu maddesi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 13 üncü maddesi
- Değerlendirme
Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin kişisel eylem ve davranışları idari eylem ve işlem sayılmamış olup bu tür eylemlerin Anayasa ve özel kanunlardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır.
Dava dilekçesinde belirtilen maddi olgularda davalının salt kişisel kusuruna dayanıldığı ve davanın kamu görevlisinin salt kişisel kusuru nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkin olduğu açıktır. Kişisel kusura dayanan bu tür davaların inceleme yerinin adli yargı olduğu, hasmının da kişinin kendisi olduğu gerek öğretide gerekse yargısal kararlarda kabul edilmiştir.
Dosya kapsamından; kalem personeli olan davalının İdari Yargı Kalem Personelinin Çalışmasına Dair Yönetmelik hükümlerine aykırı olarak görevini ihmal etmesi başka bir deyişle, dava dilekçesinin esas defterine kaydı işleminde ihmalde bulunmak suretiyle davacının zararına sebebiyet verdiği iddiası olduğundan bu eylemin davalının adli görevinin ifası sırasında oluşan kusuruna dayalı olduğu anlaşılmış olup davaya konu edilen ve davalıya isnat edilen eylemin adli görev kapsamında olduğu ve davalının salt kişisel kusuruna dayanılmak suretiyle davanın açıldığı bu nedenle davalıya husumet oluştuğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; davalının salt hizmet kusuruna dayanıldığına ve eylemin hizmet kusuru niteliğinde bulunmamasına göre eldeki uyuşmazlığın adli yargı yerinde görülüp çözülmesi gerektiğinden husumetin davalıya yöneltilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Bölge Adliye Mahkemesince davanın istinaf başvurusunun esastan inceleme yapılarak sonuçlandırılması gerektiğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:01:28