Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

4. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/4785

Karar No

2023/6830

Karar Tarihi

22 Mayıs 2023

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/377 E., 2022/107 K.

HÜKÜM/KARAR: İstinaf Başvurusunun Kısmen Kabulü, Esas Hakkında Yeni Hüküm Kurulmasına

İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2011/569 E., 2020/104 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ... vekili, davalı ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

İhtiyari dava arkadaşı olan davacılar yönünden temyiz sınırı her bir dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenecektir.

Mahkemece davacı ...için 15.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir.

Davalı ... vekili, davalı ... ... ... vekili tarafından davacı ...yönünden temyize konu edilen miktar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince karar tarihi itibarıyla bölge adliye mahkemeleri tarafından verilen kararların kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı ... vekili, davalı ... ... ... vekilinin adı geçen davacıya ilişkin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

Davalı ... vekili, davalı ... ve ... vekilinin diğer davacılara yönelik gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; 21.06.2010 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaya davacı ...'nın yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ... için 10.000,00 TL maddi, ...'nın ana ve babasının mağdurun iyileşmesi için katlandıkları hastane ve tedavi masrafları, vs masraflar için şimdilik 5.000,00 TL maddi, daha önce Mod İş Kuyumculuk San. ve Tic. Ltd. Şti.'de çalışan mağdur ...'nın annesi ...'nın çocuğunun bakımını sağlamak için çalışamıyor olması nedeniyle uğradığı kazanç kaybı için şimdilik 1.000,00 TL maddi olmak üzere toplamda 16.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 21.06.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile aracı işleten ..., sürücü ..., ... ve Ray Sigorta'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, sigorta şirketinin sadece belirlenen sigorta limitleri dahilinde ve 6111 sayılı Kanunda karşılanmayan maddi tazminat kalemlerinden sorumlu tutulmasını, ... için 350.000,00 TL manevi, ...'nın yakınları olan anne (125.000,00 TL), baba (125.000,00 TL) ve kız kardeşi (50.000,00 TL) için 300.000,00 TL manevi olmak üzere toplamda 650.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 21.06.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile aracı işleten ..., sürücü ..., Türkiye Buz Hokeyi Federasyonundan ve Sigorta Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsiline, sigorta şirketinin sadece belirlenen sigorta limiti dahilinde sorumlu tutulmasını talep etmiş, ıslahla talebini 710.713,57 TL'ye arttırmıştır.

II. CEVAP

  1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın Ankara mahkemelerinde açılması gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde Federasyona yükletilebilecek herhangi bir kusurun söz konusu olmadığını, aksi durumun kabulü halinde davacıların istemiş olduğu tazminat miktarlarının yüksek olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

  2. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; Ankara Mahkemelerinin yetkili olduğunu, kazanın meydana gelmesinde müvekkili ...'nin herhangi bir kusur ve kabahatinin olmadığını, kazanın meydana geldiği yer yakınında yaya geçidi bulunmasına rağmen, kaza normal trafiğin işlediği araçların geçtiği yolda meydana geldiğini, kırmızı ışıkta bekleyen müvekkilinin aracının yeşil ışık yandıktan sonra hareket ettiğini ve 40 50 metre mesafede bu kazanın olduğunu, mağdurun otobüsün arkasından yolu kontrol etmeden ani olarak yola fırlamasının bu kazaya neden olduğunu, kazanın akabinde müvekkillerinin davacıların Ankara'da kalmalarını sağlamak için ev kiraladıklarını, evin tüm ihtiyaçlarını giderip ilaç ve tıbbi malzemeleri aldıklarını ambulans temin ettiklerini, hastane vs yerlere tüm masrafı ödeyeceklerine dair bono imzaladıklarını, davacıların karşılıklı sulh ve anlaşma yolunu denemeden dava yoluna başvurmalarının iyi niyetli olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

  3. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde bahsi geçen 06 BT 1172 plakalı aracın müvekkili şirkete 03.12.2009/2010 tarih 31466687 sayılı trafik poliçesi ile sigortalı bulunduğunu, poliçeye göre sakatlanma ve ölüm halinde poliçe teminatının azami 150.000,00 TL ile sınırlı bulunduğunu ve bu sınırlar içinde kalmak kaydıyla mahkemece yapılacak bilirkişi incelemesine göre sigortalı vasıtayı sevk ve idare eden sürücünün kusur oranına göre belli olacağını, davacılar tarafından tedavi giderlerinin karşılanması için başvuru yapıldığını ve ...'nın tedavi giderleri ile ilgili olarak 1.463,71 TL'nin 03.11.2010 tarihinde 112,50 TL'nin 09.11.2010 tarihinde davacılara ödendiğini, yine mağdurun tedavi giderleri ile ilgili Gazi Üniversitesine 15.707,57 TL'nin 19.11.2010 tarihinde ödendiğini, tıbbi cihazlarla ilgili yapılan masraflar dlan 973,50 TL'nin Serebral Asistans Dan. Hizmetlerine 26.10.2010 tarihinde ödendiğini, Sağlık Bakanlığı'nın da müracaatı üzerine de 127,60 TL'nin 02.12.2010 tarihinde ödendiğini ve bu ödemeler ile poliçe limitinin bu oranda azaldığını, 6111 sayılı Kanun'un 58, 59, geçici 1 ve geçici 2 maddeleri gereğince de davacının tedavi giderlerine ilişkin talebini doğrudan SGK'dan istemesi gerektiğinden müvekkili aleyhine açılan davanın reddinin gerektiğini, dava dilekçesinde anne ve babanın çalışamamaktan dolayı gelir kaybı ile ilgili olarak taleplerinin poliçe teminatına dahil olmadığını, bu nedenle gelir kaybı ile ilgili talebin müvekkil şirketi yönünden reddinin gerektiğini, 06 BT 117 plakalı aracın 04.12.2010 04.12.2011 tarihleri arasında 31466832 sayılı ihtiyari mali mesuliyet sigorta poliçesi ile müvekkil şirkette sigortalı bulunduğunu, dava konusu kazanın 21.06.2010 tarihinde meydana geldiği, kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan İMM poliçesi olmadığından manevi tazminat ile bedeni zararlara ilişkin taleplerin reddini, temerrüt oluşmadığından faiz talebinin reddini, aktüerler derneğinden seçilecek bilirkişi ile inceleme yapılmasını, gelir kaybı talebinin trafik poliçesi teminatına dahil olmaması nedeniyle davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı Federasyonun lig organizasyonu yapma konusundaki görevi kapsamında gerekli önlemleri almak, sporcuların spor müsabakalarına giriş ve çıkışlarda da güvenliği sağlamak yükümlülüğün olduğu, somut olayda ise bu emniyet faaliyetlerinin yerine getirilmemiş olması nedeni ile sorumluluğun söz konusu olacağı kanaatine varılmakla son iki rapora kusur oranı açısından itibar edildiği, Adli Tıp Kurumu'ndan alınan raporda davacı ...'nın %100 oranında maluliyetinin olduğu yönünde raporun Sosyal Güvenlik Kurumu Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne ekli cetveller üzerinde yapılmış olup, usul ve yasaya uygun olarak yapılmış oran doğrultusunda dosya aktüerya bilirkişiye gönderildiği, aktüerya bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalardan e seçeneğinde yer alan hesaplamanın artırma usulünün %10 artırma ve %10 iskontolama şeklinde olduğu, yapılan hesaplamada herhangi bir hata olmadığı nazara alınarak söz konusu hesaplama nazara alınmış, davacı ...'nın kusur oranı olan %37,5 oranındaki indirimde nazara alınarak sigorta açısından dava devam ederken yapılan ödeme nazara alınarak 710.713,57 TL maddi tazminat açısından sigorta dışındaki davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, dosya içerisindeki sosyal ve ekonomik araştırma raporları ile kazanın meydana geliş şekli, tarafların kusurları, kazaya uğrayan ...'nın yaşı ve kaza sonrasında kendi hayatını idame ettiremeyecek nitelikte kalıcı sağlık sorunlarının husule gelmesi nazara alındığında, bu durumun davacılar açısından yoğun elem, keder ve ızdıraba düçar olacak nitelik kesbetmesi nazara alınarak manevi tazminatın belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı ... şirketi yönünden maddi tazminat talepleri açısından karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar açısından maddi tazminat isteminin kabulü ile 710.713,57 TL lik maddi tazminatın 379.047,24 TL sinin sigorta dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen, bakiye tutar açısından ise davalılar ... ve ...'den 21.06.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile davacı ... açısından 120.000,00 TL, davacı ... için 50.000,00 TL, davacı ... için 45.000,00 TL, davacı ...için 15.000,00 TL manevi tazminatın 21.06.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi birlikte sigorta dışındaki davalılardan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili, davalılar ... ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

  1. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; olayın meydana gelmesinde müvekkilinin kusuru bulunmadığını, uygun illiyet bağı olmadan müvekkili aleyhine tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kazanın sürücünün yüksek hız yapması ve yayanın kuralları ihlal etmesi sebebiyle olduğunu, buz pistinin müvekkiline ait olmadığını, il müdürlüğüne ait olduğunu ve yine yayayı bekleyen otobüsün müvekkiline ait olmadığını, ...'nın lisanslı olduğu Boğaziçi Patenaj ve Yaz Sporları Kulübü Derneği Kulübüne ait olduğunu, buz içerisindeki bütün önlemlerden müvekkilinin sorumlu olduğunu ve bu önlemlerin alındığını, tesis dışındaki olaylardan federasyonun sorumlu olmadığını, tesisin federasyona ait olmadığı gibi sporcuları taşıma yükümlülüğünün de federasyona ait olmadığını, federasyonun üzerinde tasarruf yetkisine sahip olmadığı bir konuda nasıl sorumlu tutulduğunun anlaşılamadığını, kulüp otobüsünün Belpa Buz Pistinin önüne park etmesini engelleyecek hiçbir unsurun bulunmadığını, bu hususun ispatlanamadığını, mahkeme tarafından iş güvenliği uzmanı bilirkişi atanması ve bu bilirkişinin kusur raporunun dikkate alınması hatalı olduğunu, somut olayın iş kazasına değil trafik kazasına ilişkin olduğunu, müvekkiline kusur yüklenebilmesi için bilirkişiler tarafından farklı hukuki sebepler ileri sürüldüğünü, taraflarınca bu sebeplerin tamamına itiraz edildiğini, mahkeme tarafından hangi hukuki sebep ile müvekkilinin sorumlu tutulduğunun belirtilmediğini, ceza mahkemesinde kusursuz bulunan müvekkilinin dava dosyasında kusurlu bulunmasının hukuka aykırı olduğunu, konuyu inceleme yetkisi bulunamayan İSG uzmanlarının verdiği raporun karara gerekçe yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, dava zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından yapılan ıslahın geçersiz olduğunu, davanın usulden reddi gerektiğini, davacılar lehine ayrı ayrı belirlenen vekalet ücretlerinin hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile hükmedilen manevi tazminat tutarlarının fahiş olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

  2. Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesinin görevli mahkeme olmadığını, davacı ... tarafından kazanç kaybı nedeniyle talep edilen 1.000,00 TL için mahkemece olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken bu hususta karar verilmemiş olmasının isabetsiz olduğunu, kararın gerekçesi ile hüküm kısmı tutarlı olmadığını, bakiye tutar açısından neden sadece müvekkillerin sorumlu tutulduğunun taraflarınca anlaşılamadığını, kararın gerekçesi ile hüküm kısmı arasında çelişki bulunmakta olduğunu, müvekkillerinin aleyhine bir durum yaratılmış olduğunu, ilerde açılacak rücu davasında da problem teşkil edeceğini, dava dilekçesinde bakıcı giderinin talep edilmemesine karşın talep edilmiş gibi kabul edilerek bu alacak kalemi yönünden de ıslah yapıldığını, aksi kabul edilmemekle birlikte davacıların bir an için dava dilekçelerinde tüm kalemler yönünden belirsiz olarak talep edildiği varsayılsa bile bakıcı gideri, tedavi gideri, hastane ve yol giderlerine ilişkin fişler, makbuzlar ve faturalar dosyaya ibraz edilmiş olduğunu, bu giderlere ilişkin tutarlar açıkça belirlenebilir olduğundan bu alacak kalemleri yönünden belirsiz alacak olarak açılamayacağını, davacılar vekilinin ıslah ile artırdığı miktar, ıslah edildiği tarih itibariyle zamanaşımına uğradığını, ıslah edilen miktarlar için zamanaşımı definde bulunmalarına karşın İlk Derece Mahkemesince olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapılmadığını, ıslah edilen miktarın hangi tazminatlar için olduğunun belirtilmediği, 51.842,10 TL'nin davacılar yararına hükmedilen tazminattan mahsup edilmemesinin yerinde olmadığını, davacının iyileşme olanağının bulunup bulunmadığının maluliyet durumunda bir değişiklik olup olmadığının tespiti yönünden davacının tekrar hastaneye sevk edilmesini ve karara yakın tarihli kati rapor alınmasını talepleri hakkında Mahkemece olumlu veya olumsuz bir karar verilmediğini, davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarlarının yüksek olduğunu, gerekçeli kararın 5. sayfasının son paragrafında manevi tazminattan sigorta dışındaki davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı belirtilmiş ise de hüküm kısmının 3, 4, 5 ve 6. maddelerinde "müştereken ve müteselsilen sorumlu" olacağı belirtilmediğini, "sigorta dışındaki davalılardan alınarak ... verilmesine" şeklinde hüküm kurulduğunu, icra edilebilirlik ve ilerde müvekkiller ile diğer davalılar arasında ikame edilebilecek rücu davasında problem yaşanmaması için kararın gerekçesi ile hüküm kısmı arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava tarihi olan 11.11.2011 tarihi itibariyle davalının cevap dilekçesinde iş bölümü itirazı bulunmadığından görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu, trafik kazası nedeni ile davacının 21.06.2010 tarihinde yaralandığı, dosya kapsamında alınan 22.11.2018 tarihli kusur bilirkişi raporu ile tazminat sorumlularının kimler olduğunun tam olarak tespit edildiği, bu durumda KTK'nın 109/2 maddesine göre tüm faillerin öğrenildiği 22.11.2018 tarihinden itibaren iki yıl içerisinde 11.11.2019 tarihinde ıslah yapıldığından zamanaşımına yönelik itirazın yerinde olmadığı, davacı ...'in maluliyet durumu ve oranının ATK'dan alınan denetime elverişli rapor ile tespit edilmiş olması nedeniyle davalı ... ve Burak vekilinin somut gerekçe sunulmadan maluliyet durumda değişiklik bulunup bulunmadığının tespit edilmesini talebinin kabul edilmemiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı, dava dilekçesi kapsamında davacılar tarafından talep edilen tedavi giderlerinin davalılar tarafından karşılanmayan kısımlara ilişkin olduğundan davalıların dava öncesi yaptıklarını belirttikleri ödemelere ilişkin değerlendirme yapılmamasının sonuca etkisi olmadığı, davacı anne için talep edilen kazanç kaybı talebinin davacı ... için yapılan bakıcı gideri talebi niteliğinde olduğu İlk Derece Mahkemesince de davacı anne yönünden istenen kazanç kaybı talebinin bakıcı gideri içinde değerlendirildiğinin anlaşılmasına göre bu hususlara değinen istinaf taleplerinin reddi gerektiği, davalı ... Federasyonunun kaza günü gerçekleşen spor müsabakasının düzenleyicisi olması nedeni müsabakanın, müsabakaya katılan sporcu, teknik ekip ve taraftarın güvenliğini gerek saha içi ve gerekse saha dışında araçların park alanından salona kadar olan kısımda sağlanması gerektiği, sporcuları taşıyan araçların park edeceği yerin belirlenmesi, denetlenmesi, bu araçlardan salona güvenli bir şekilde yaya ulaşımının sağlanmasının da Federasyonun sorumluluğunda olacağı, nitekim kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5149 sayılı Spor Müsabâkalarında Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun hükümleri gereğince müsabakaların gerçekleştirildiği yerlerde Federasyonlara sporcuların güvenliklerini sağlamak için gerekli her türlü önlemin aldırılması ve denetlenmesi noktasında yetkili ve sorumlu olduğunun düzenlendiği, tazminata konu kazanında müsabakaya katılan sporcu olan davacı ...'in buz pistinin bulunduğu yolun karşı tarafındaki yol kenarında park halinde olan otobüse gitmek amacıyla karşıdan karşıya geçtiği esnada gerçekleşmiş olduğu, bu durumda araçları park edeceği yerin yaya ve çocuk yaşta olan sporcuların güvenliğine göre belirlenmesi ve denetlenmesi aracın öncelikle trafiğe kapalı alana park edilmesinin sağlanması, böyle bir alan yok ise yolun trafiğe kapatılması ya da trafiğin yavaş seyri için gerekli önlemlerin alınması için ilgili idari birimlerle bağlantı kurulmasının davalı Federasyonun sorumluğunda bulunduğu değerlendirildiğinde tazminata konu kaza nedeni ile davalının ihmal şeklinde gerçekleşen eylemi arasında illiyet bağı bulunduğu, bu nedenle aynı yöndeki mahkeme kabulünün yerinde olduğu, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti, maluliyet oranı, tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu, ancak manevi tazminat yönünden davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaları talep edilmesine rağmen bu yönde karar verilmemesinin doğru olmadığı, davacı vekilinin 31.10.2019 tarihli ıslah dilekçesinde toplam miktar belirtilerek dava değeri artırılarak tüm davalılardan tahsili talep edildiği, sigorta şirketi tarafından yargılama sırasında ödenen miktarının poliçe limiti baz alınarak bilirkişi raporundan mahsup edildiği halde mahkemece gerekçeli karar kısmında davanın kabulüne karar verildiği açıklandığı halde tazminattan müteselsilen sorumlu olan davalılar bakımından bu hususlar göz ardı edilerek hükmün 2. maddesinde gerekçe ile uyumsuz ve infazda tereddüt uyandıracak şekilde hüküm tesisi davalılar için sorumlu oldukları miktarların ayrı ayrı yazılması, yine müteselsil sorumlu olan davalılar yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinden de müteselsilen sorumlu olacağı halde hükümde "müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları" belirtilmeksizin yargılama gideri, harç ve vekalet ücretine ilişkin hüküm tesisi usul ve yasaya uygun olduğu, kabule göre ihtiyari dava arkadaşı olan davacıların her birinin ayrı ayrı manevi tazminat talebinde bulunmuş olması, her birinin davasının diğerinden bağımsız olması ve aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları durumda da esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak; her bir davacı yönünden lehine hükmedilen tazminat miktarına göre ayrı ayrı vekalet ücreti verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuku Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince reddine, davalılar ... ... vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) nci alt bendi maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile davalı ... şirketi yönünden maddi tazminat talepleri açısından karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar açısından maddi tazminat isteminin kabulü ile 710.713,57 TL maddi tazminatın sigorta dışındaki davalılardan 21.06.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile davacı ... açısından 120.000,00 TL, davacı ... için 50.000,00 TL, davacı ... için 45.000,00 TL, davacı ...için 15.000,00 TL manevi tazminatın 21.06.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi birlikte sigorta dışındaki davalılardan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili, davalılar ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

  1. Davalı ... vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenler, ek olarak Federasyon tarafından elim olay sebebi kulübe ve kulübün sporcusuna destek olmak için 10.09.2011 tarihli yönetim kurulu kararı ile 21.11.2011 tarihinde 2.464,00 TL, 31.10.2011 tarihinde 10.150,00 TL Darüşşafaka Cemiyeti İktisadi İşletme Hastanesi hesabına gönderildiği, yapılan bu ödemenin düşülmediğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

  2. Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenler ve ek olarak Bölge Adliye Mahkemesince yeni hüküm kurulduğunu, karşı yan vekalet ücretinin karar tarihindeki tarifeye göre belirlenmesi gerektiği ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık; 21.06.2010 tarihinde davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluk Sigortası (...) poliçesi ile teminat altına alınan aracın, davacı yaya ... çarpması sonucu davacının yaralanması nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 56 ıncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

  1. Değerlendirme

  2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı ... vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

  3. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 60 ıncı maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararın tazmini istemi ile açacağı davaların, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir.

Buna karşılık, 2918 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci fıkrasında "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." hükmüne, yine aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir.

2918 sayılı Kanun'un anılan madde hükmünde, gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin Ceza Kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. (HGK'nın 10.10.2001 gün 2001/19 652 705 ve HGK'nın 16.04.2008 gün, 2008/4 326 325 sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.)

Açıklanan ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; kaza 21.06.2010 tarihinde gerçekleşmiş, davacılar vekilince ıslah talebi 31.10.2019 tarihinde yapılmış, ıslah dilekçesi davalılara tebliğ edilmiş, davalı ... vekili ile davalılar ... ve ... vekilince zamanaşımı definde bulunulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamında alınan 22.11.2018 tarihli kusur bilirkişi raporu ile tazminat sorumlularının kimler olduğunun tam olarak tespit edildiği, bu durumda dava 2918 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre tüm faillerin öğrenildiği 22.11.2018 tarihinden itibaren iki yıl içerisinde 11.11.2019 tarihinde ıslah yapıldığından, zamanaşımına yönelik itirazın yerinde olmadığı gerekçesiyle zamanaşımı definin reddine karar verilmiştir.

Davacıya ait tıbbi belgelere göre, 30.10.2013 tarihli Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda davacının davaya konu kaza nedeniyle yüzde yüz oranında malul kaldığı belirtilmiştir.

Davacının yaralanması ile ilgili gelişen bir durumun varlığı da ispat edilememiştir.

Davaya konu trafik kazası sonucu davacı malul olacak derecede yaralanmış olup eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 Sayılı TCK'nın 89 ve 66/1 e maddelerine göre öngörülen ceza zamanaşımı süresi 8 yıldır. Buna göre davada, kaza tarihi ile dava tarihi arasında zamanaşımı dolmamış ise de, kaza tarihi ile ıslah tarihi arasında 2918 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinde öngörülen zamanaşımı süresi dolmuştur.

O halde, eldeki davada somut olayda davacının maluliyetinde gelişen durum da olmamasına göre, ıslah edilen kısım yönünden temyiz edenler davalı ... vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin ıslah zamanaşımı itirazının kabulüne karar verilerek hüküm kurulması gerekirken, zamanaşımı itirazı yazılı gerekçe ile reddedilerek hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan nedenlerle

  1. Davalı ... vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin davacılardan Şevval Naz Karaca'ya yönelik temyiz dilekçelerinin miktardan REDDİNE,

  2. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

  3. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekili, davalı ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalılar ..., ... ve Türkiye Buz Hokeyi Federasyonuna iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.05.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

  1. Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (...) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 21.06.2010 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yayanın uğradığı zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.

  2. Davalılar; davaya cevap, istinaf ve temyiz dilekçelerinde zamanaşımı def'inde bulunmuşlardır.

  3. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara davalılar vekilleri istinaf isteminde bulunmuşlardır.

  4. Bölge adliye mahkemesince yeniden hüküm kurularak davalıların zamanaşımı def’i kabul edilmemiş, bu karara karşı istinaf yoluna giden davalılar temyiz yoluna başvurmuştur.

  5. Öncelikle belirtmem gerekir ki Dairemizin gerekçeli kararında değerlendirme bölümünün (1) ve (2) numaralı bentlerinde gerekçelendirildiği üzere davalılar ..., ... ve ...’nin, davacılardan Şevval Naz Karaca’ya yönelik ve davalı ...’nun temyiz itirazlarının, karar tarihi itibariyle bölge adliye mahkemeleri tarafından verilen kararların kesinlik sınırının altında kaldığından reddedilmesine dair karara katılmaktayım.

  6. Davalıların zamanaşımının dolduğuna yönelik temyiz itirazları yönünden sayın çoğunlukla aşağıdaki gerekçelerle aynı düşüncede değilim.

  7. Davanın dayanağı trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminata ilişkin olduğundan somut olayda, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 109 uncu maddesi uygulanacaktır. Anılan düzenleme uyarınca, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhâlde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunursa bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.

  8. Öncelikle belirtilmelidir ki ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için eylemin suç teşkil etmesi yeterli olup mahkûmiyet veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi aranmayacağı gibi suçun çeşitli nedenlerle soruşturulamaması da ceza zamanaşımının uygulanmasını engellemez. Ceza mahkemesince suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin kesin olarak hükme bağlandığı hâllerde hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin bu tespiti ile bağlı olmakla birlikte dava konusu eylemin suç teşkil edip etmediğini kural olarak hukuk hâkimi belirleyecektir.

  9. Dava konusu eylemin taksirli yaralama suçunu oluşturduğu 2918 sayılı KTK’nın 109 uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre ise uzamış zamanaşımının uygulanacağı konusunda tartışma yoktur (Hukuk Genel Kurulu (HGK)’nun 10.10.2001 tarihli ve 2001/19 652 Esas, 2001/705 Karar sayılı ve 16.04.2008 tarihli ve 2008/4 326 Esas, 2008/325 Karar sayılı ilâmları).

  10. Bazı hâllerde zararın öğrenilmesi, onun kapsamının değil, varlığının öğrenilmesi anlamındadır. Zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya, o davayı ciddi ve objektif bir şekilde desteklemeye, gerekçelerini göstermeye elverişli yeterli hâl ve şartların öğrenilmesi, zararın öğrenilmiş sayılması için yeterlidir.

  11. Davacının kaza nedeniyle %100 oranında malul kaldığı, yaralanmasının ağırlığı nedeniyle uzun süre tedavisinin devam ettiği, aynı şekilde yapılan ceza yargılamasında da sorumluların tespitinin uzun zaman aldığı dolayısıyla fiil ve failin uzamış (ceza) zamanaşımı süresi içerisinde öğrenildiğinin kesin olarak belirlenemediği anlaşılmaktadır. Nitekim davacı 22.11.2018 tarihli kusur raporu ile eylemin gerçek faillerini öğrenebilmiştir. Davacının fiil ve faili öğrenmesindeki gecikmenin yargılama makamlarından da kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu kadar uzun ve karmaşık süreçlerden sonra maluliyet oranın tespitindeki zorluklar ile gerçek fiil ve failin tespitindeki zorluklar (fiil ve failin ancak 8 yıl sonra öğrenilebilmiş olması) gözetildiğinde davacının dava açma süresinin otomatik olarak ceza zamanaşımı süresinin dolduğu günden başlatılmış olması hakkaniyete uygun olmayacaktır.

  12. Somut davada, trafik kazası 21.06.2010 tarihinde meydana gelmiş, davacı 22.11.2018 tarihli kusur raporuyla yaralanmasına neden olan gerçek fiil ve failleri öğrenebilmiş bu tarihten itibaren yasal süre dolmadan 31.10.2019 tarihinde davasını ıslah etmiştir.

  13. Bu durumda, ıslah edilen miktar yönünden zamanaşımının geçmediği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun davalılar vekillerinin ıslah zamanaşımı itirazlarının kabulüne dair değerlendirmelerine katılmıyorum. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 24.01.2022 tarih ve 2021/377 Esas, 2022/107 Karar sayılı kararının, temyiz dilekçelerinin miktardan reddine ilişkin kısmı dışındaki bölümünün onanması gerektiği düşüncesindeyim.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapistinafkarartemyizvı.kararımahkemesireddinederecebozulmasınakarşı

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:02:07

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim