Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

4. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/15341

Karar No

2023/6630

Karar Tarihi

17 Mayıs 2023

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/2419 E., 2022/1655 K.

HÜKÜM/KARAR: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine/Davanın reddine

İLK DERECE MAHKEMESİ: Küçükçekmece 6. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2020/318 Esas 2021/336 Karar

Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 17.01.2005 günü karşıdan karşıya geçerken yolu geçip kaldırıma çıkmak üzere iken davalının kullandığı aracın kendisine sol tarafından çarptığını, çarpma üzerine hastaneye kaldırıldığını, soruşturma dosyasında takipsizlik kararı verildiğini, kaza sonrasında davacının polise ifade verip vermediğini hatırlamadığını, kazadan etkilenen davacının uzun ve meşakkatli tedavilerden dolayı şikayetçi olmadığını ve dava açmadığını, kazadan dolayı sakat kaldığını ve uzun bir tedavi süreci yaşadığını, büyük manevi eza çektiğini, kazanın oluşumunda kusurun hızlı ve dikkatsiz araç kullanan davalıda olduğunu iddia ederek 35.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; zarar doğurucu fiil olarak isnad olunan kazanın 17.01.2005 tarihinde meydana geldiğini, kaza tarihinde davacının müvekkili tarafından hastaneye götürüldüğünü, tedavi giderlerinin tamamının karşılandığını, kalıcı bir hastalığı veya sağlık sorunu kalmadığını, olay tarihinden itibaren 15 yıl geçtikten sonra açılan davanın zamanaşımına uğradığını, 15 yıl sonra başkaca ve özellikle yıllara sari var ise oluşan hastalıkların bu olaya bağlama talebinin yasal ve ahlaki olmadığını, bu nedenle öncelikle davanın zamanaşımı itirazı doğrultusunda usulden reddine, terditli olarak somut gerçeğe ve delile dayanmayan davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu trafik kazasının 17.01.2005 tarihinde meydana geldiği, davalının sürücüsü olduğu aracın çarpması sonucu davacının yaralandığı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) 109/2. maddesinde öngörülen ceza zamanaşımı süresinin uygulanması için kamu davasının açılmış olması veya mahkumiyet kararı verilmiş bulunmasının aranmadığı, cezayı gerektiren bir fiilin varlığının yeterli olduğu, davacının yaralanmasıyla sonuçlanan trafik kazasının da bu anlamda cezayı gerektiren bir fiil niteliğinde olduğu, bu kapsamda kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89/1. maddesinde düzenlenen davaya konu fiil için aynı Kanunun 66/1 e maddesinde öngörülen ceza zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, BK 60/2. ve 60/3. maddeleri uyarınca da herhalde on yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu dikkate alınarak, davalı vekilinin süresinde sunduğu cevap dilekçesinde ileri sürdüğü zamanaşımına yönelik itirazı değerlendirilmek suretiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; zamanaşımı süresinin zarar gören tarafından failin yanında zararın da öğrenilmesi gerektiğini, bedensel zararlarda, uğranılan zararın tespit edilebilmesi için meydana gelen yaralanmanın niteliği de nazara alınarak öncelikle zarar nedeniyle gerekli tedavi sürecinin bitmiş olması gerektiğini, tedavi devam ederken zarar gören kişinin zararının tam olarak tespit edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin tedavilerinin halen devam ettiğini, kaza sonucunda müvekkilin %14 ortopedik engelli durumuna geldiğini, zamanaşımı süresi, tedavi süreci sonunda, zararın tespit edildiği tarihte başladığını, kazadan kaynaklı yeni teşhisler konulmakta ve tedavi sürecinin halen devam etmekte olduğundan zamanaşımının dolmadığını belirterek kararın kaldırılmasının talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlıkta trafik kazasının 17.01.2005 tarihinde gerçekleştiği, davanın ise 20.08.2020 tarihinde açıldığı, davacının yaralanması nedeniyle somut olayda eyleme uyan taksirle yaralama suçunun ceza davası zamanaşımı süresi kaza tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/4. maddesine göre 5 yıl olduğundan açılan davanın 5 yıllık dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, mahkemece de dava tarihi itibariyle ceza zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde gelişen durum bulunduğundan zamanaşımı süresinin dolmadığını iddia etmekte ise de davanın 2918 sayılı Kanun'un 109/1. maddesinde düzenlenen, her halde, kaza gününden başlayan 10 yıllık tavan zamanaşımı geçtikten sonra açıldığından artık gelişen durum bulunup bulunmamasının zamanaşımının belirlenmesinde bir önem taşımadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık; 17.01.2005 tarihinde davalının idaresindeki aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan yaya durumdaki davacının uğradığı sürekli iş göremezlik ve manevi tazminat talebine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Kanun'un 85, 86, 88, 89, 90 ıncı maddeleri.

  1. Değerlendirme

  2. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

  3. Temyizen incelenen karar, tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; özellikle, davacının meydana gelen kaza tarihinden itibaren 15 yıl geçtikten sonra eldeki davayı açtığı, zamanaşımı süresinin dolduğu, red kararının dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla; dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

17.05.2023 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Somut olayda İlk Derece Mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Davacının kısmi dava mı yoksa tam dava mı açtığı, dava dilekçesinden (talep sonucundan) anlaşılır. Davacı, dava sebebi olarak gösterdiği vakıalardan doğan alacağının tümünü mü yoksa yalnız bir kesimini mi istediğini açıkça bildirmelidir (6100 sayılı HMK m. 119/1 ğ). Aksi halde, davacı alacağının yalnız bir kesimi için dava açtığını bildirmemiş ise dava, kısmi dava değil tam dava sayılır. Davacının davasını açıkça kısmi dava olarak nitelendirmesi de zorunlu değildir. Dava dilekçesindeki açıklamalardan, davacının alacağının dava edilenden fazla olduğunun ve bunun yalnız bir bölümünün dava edildiğinin açıkça anlaşılması gerekli ve yeterlidir. Hukukumuzda kısmi dava ve belirsiz alacak davası açılması mümkündür (HMK m. 107 ve 109). Bundan başka, kısmi dava, tam eda ve belirsiz alacak davasının mümkün olması, hiç kimsenin kendi lehine olan davayı açmaya veya hakkını talep etmeye zorlanamayacağına ilişkin medeni usul hukukuna egemen olan ilkelerden biri olan tasarruf ilkesine de (HMK m.24) uygundur. Tarafların tasarruf yetkisi dava açıldıktan sonra ve kanun yollarına başvuru sırasında da geçerlidir. Bu nedenledir ki kanun yolu incelemesi sadece aleyhine kanun yoluna başvurulan talepler hakkındaki kararlar bakımından yapılır.

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun'un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

İddianın ileri sürülüp biçimi açısından somut olay değerlendirildiğinde davacı vekilinin dava dilekçesinde davalı sürücünün davacı yayaya çarpması sonucu davacının yaralanması nedeniyle 35.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ettiği anlaşılmaktadır. Dava dilekçesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmadığı gibi belirsiz alacak davası olarak açıldığı da açıkça belirtilmemiştir. Bu haliyle eldeki dava, kısmi dava niteliği taşımaktadır.

Şu hâlde dosya içeriğine göre reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktar 55.000,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile HMK'nın 362 nci maddesi uyarınca kesinlik sınırı olarak belirlenen 107.090,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmesi düşüncesinde olduğumdan, sayın çoğunluğun kararın onanmasına dair kararına katılmıyorum.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapkararistinaftemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderecekarşı

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:03:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim