Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/2104
2023/6068
8 Mayıs 2023
MAHKEMESİ: Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2021/418 Değişik İş 2021/424 Karar
SAYISI: 2021/İHK 16811
HÜKÜM/KARAR: Kabul/İtirazın Reddi
SAYISI: K 2021/30870
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kabulüne karar verilmiştir.
Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir.
... kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan aracın 23.12.2019 tarihinde karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucunda araçta yolcu olan müvekkilinin yaralandığını ve malul kaldığını, davalıya yapılan başvuru üzerine bir miktar ödeme yapılmış ise de yapılan ödemenin yetersiz olduğunu belirterek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107 nci maddesi gereğince 15.000 TL sürekli iş göremezlik, 100 TL geçici iş göremezlik, 100 TL bakıcı gideri, 1.200 TL rapor ücreti ve 170 TL adli rapor sürecindeki muayene masrafı olmak üzere 16.570 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, bedel arttırım dilekçesi ile dava değerini 133.215,50 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından gerekli ödemenin yapıldığını ve davacının zararının karşılandığını, davacı tarafından da ibraname düzenlendiğini, ibranamenin geçersiz sayılma şartlarının gerçekleşemediğini, davacı tarafından yönetmeliğe aykırı düzenlenen rapor ile başvuru yapıldığından başvurunun usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, meydana gelen olaydaki kusur oranlarının belirlenmesi gerektiğini, müvekkili tarafından alınan medikal rapor ile davacı tarafından sunulan raporun çelişkili olduğunu ve aradaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, davacının maluliyetinin Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenmesi gerektiğini, davacının zararının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin teminat dışı olduğunu, davacının haricen aldığı rapor ücretinin yargılama gideri olarak değerlendirilemeyeceğini, davacıya SGK tarafından ödenmiş rücuya tabi ödeme olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, davacının yolcu konumunda olduğu araçta gereken önlemleri almadığından müterafik kusurlu olduğunu, hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. ... KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...meydana gelen kazada sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu, davacı tarafından sunulan maluliyet raporuna göre davacının %14 oranında sürekli malul olduğu, iyileşme süresinin 180 gün olduğu, 30 gün bakıcıya ihtiyacı olduğu, davacının zararının PMF Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre belirlendiği, ödeme tarihine göre yapılan hesaplamada davacının zararının karşılanmadığının tespit edildiği" gerekçesiyle başvurunun kabulüne, 133.215,50 TL maddi tazminatın 27.11.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.
B. İtiraz Sebepleri
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; davacının zararının hatalı hesaplandığını, hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1.8 teknik faizin esas alınması gerektiğini, Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli kararının eldeki uyuşmazlığa uygulanmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin davacıya ödeme yaparak üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini, davacının bakiye zararının bulunmadığını, davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun yönetmeliğe aykırı olması nedeniyle geçerli bir başvurudan söz edilemeyeceğini, bu nedenle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından sunulan rapor ile müvekkil tarafından alınan medikal rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, geçici bakıcı gideri ve tedavi giderinin SGK'nın sorumluluğunda olduğunu, davacının haricen almış olduğu maluliyet raporunun ücretinin yargılama gideri olarak değerlendirilemeyeceğini, SGK tarafından davacıya rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerektiğini, kusur raporu alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, yolcu konumunda olan davacının gereken önlemleri aldığı ispatlanamadığından müterafik kusurlu olduğunu, tazminattan hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, davacı lehine fazla vekalet ücretine hükmedildiğini ileri sürerek ... kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Yargıtay uygulamalarına göre hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılması gerektiği, ancak bu hesaplamanın davalının aleyhine olması nedeniyle bilirkişi incelemesine gerek görülmediği, alınan bilirkişi raporunda yapılan ödemenin eksik olduğunun belirlendiği, davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun olay tarihindeki mevzuata uygun olup davacının muayenesi yapılarak yetkili sağlık kuruluşu tarafından düzenlendiğini, davalı tarafından alınan medikal raporun üniversite hastanesi adli tıp anabilim dalından alınan rapor karşısında geçerliliğinin olmadığını, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98 inci maddesi kapsamında olmayan bakıcı giderinden davalının sorumlu olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1426 ncı maddesi gereğince maluliyet raporu için ödenen miktardan davalının sorumlu olduğu, SGK tarafından davacıya ödeme yapıldığına dair delil bulunmadığı meydana gelen kazanın tek taraflı olması ve davacının da yolcu olması nedeniyle kusur raporu alınmasına gerek olmadığı, davacının emniyet kemeri takmadığı hususunun ve taşımanın hatır için yapıldığı hususunun somut delillerle ispat edilemediği, davacı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre belirlenen vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle ... kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucunda araçta yolcu olan davacının yaralanmasından kaynaklanan sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri, rapor ücreti ve muayene ücreti istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 51 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Kanun'un 85, 87, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ncı maddesinin on üçüncü fıkrası, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları,
- Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli kararı sonrasında %1,8 teknik faizin uygulanma imkanı olmamasına, hükme esas alınan bilirkişi raporundan ödemenin davacının zararını karşılamadığının anlaşılmasına, davalının geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinden sorumlu olmasına, dava konusu olayın iş kazası olmaması nedeniyle SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmamasında isabetsizlik olmamasına, davacı yolcu olduğundan kusur raporu alınmamasında isabetsizlik olmamasına, davacının müterafik kusurlu olduğunun somut olarak ispat edilememiş olması ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
- Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirleme için ise bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre rapor alınması gerekir.
Davaya konu kazanın meydana geldiği 23.12.2019 tarihinde Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olup bu Yönetmelik’in ekinde yer alan “Engel Oranları Cetveli”nin "omurgaya ait sorunlarda engellilik oranları” başlıklı 1 inci maddesinde, “...Bu değerlendirme için engel kalıcı ve stabil olmalı, son 12 ayda değişiklik olmamalıdır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda; yaralanma omurgaya ilişkin olup kazanın meydana geldiği tarih ile hükme esas alınan sağlık kurulu raporunun düzenlendiği tarih arasında 12 aylık süre geçmemiştir. Bu nedenle hastada iyileşmenin durduğu, son 12 aydır herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmeden alınan rapora itibar edilerek karar verilmesi doğru değildir.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının yeniden muayenesi yapılarak kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi amacıyla kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve ekindeki Özür Oranları Cetveli’ne göre yukarıda açıklandığı şekilde yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 87 nci maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 51 inci maddesi uyarınca hatır için karşılıksız yolcu taşıma veya aracı kullandırmada genel hükümlere göre tazminattan uygun bir indirim yapılması doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiştir.
Hatır için yolcu taşıma veya aracı kullandırmadan söz edebilmek için ölen veya yaralananın bir menfaat karşılığı olmaksızın taşınması veya aracın kullanılması, diğer bir deyişle taşıma veya kullanmada ölen veya yaralananın menfaatinin bulunması gerekir. Bu nedenle taşıma veya kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir menfaatinin bulunması hâlinde hatır taşımasından söz edilemez. Bu bakımdan hatır ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma veya kullanmanın kimin menfaatine olduğunun belirlenmesi önemlidir. Taşıma veya kullandırma, ekonomik yarar için olabileceği gibi ortak toplumsal değerler nedeniyle de olabilir. Ancak yakın akrabaların ve eşin taşınmasında bir menfaatten söz edilemeyeceği için hatır için taşımadan da bahsedilemez. Hâkim, gerekçesini kararında tartışmak ve nedenlerini göstermek koşuluyla tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda da değildir.
Somut olayda; davalı vekilince başvuruya cevap ve itiraz dilekçelerinde hatır için taşıma def’inde bulunulmuştur. Kaza nedeniyle yürütülen soruşturma aşamasında davacı, olay günü beraberindeki arkadaşları ile Soma'dan Akçay'a gezmeye gittiklerini, Soma'ya dönüş yaptıkları sırada kazanın meydana geldiğini beyan etmiştir. Davacının, davalı şirkete sigortalı araçta yolcu olarak bulunduğu ve sürücü ile arkadaş oldukları sabit olup davacının taşıma için arkadaşına ücret ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilmelidir. Bu durumun aksi ispat edilemediğinden davalı ... şirketinin süresinde yapılan hatır için taşıma savunmasına itibar edilerek TBK’nın 51 inci maddesi gereğince Dairenin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
- Somut olayda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kabulü ile 115.426,51 TL sürekli iş göremezlik zararı, 13.628,58 TL geçici iş göremezlik zararı, 2.736,41 TL bakıcı gideri, 1.200 TL adli rapor ücreti ve 170 TL muayene ücreti olmak üzere toplam 133.215,50 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, İtiraz Hakem Heyetince davalı ... vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Adli rapor ücreti ve muayene ücretinin yargılama gideri olarak değerlendirilmesi gerekirken esas tazminata eklenmek suretiyle karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
- Sigorta tahkim yargılamasında hükmedilecek vekalet ücreti ile ilgili olarak;
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 nci maddesinde "Talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine hükmolunacak vekalet ücreti, Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde belirlenen vekalet ücretinin beşte biridir." hükmü yer almaktadır.
Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 üncü fıkrasında (19.01.2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'te Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 6 ncı maddesi ile eklenen) "Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir." düzenlemesi mevcuttur.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 17/2 nci maddesi ise "Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla bu Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine bu Tarifeye göre hesaplanan ücretin beşte birine hükmedilir. Konusu para ile ölçülemeyen işlerde, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen maktu ücrete hükmedilir. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine öngörülen maktu ücretin beşte birine hükmedilir. Sigorta Tahkim Komisyonlarınca hükmedilen vekalet ücreti, kabul veya reddedilen miktarı geçemez." şeklinde düzenlenmiştir.
Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 üncü maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT'nin 13 ve 17 nci maddeleri gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
-
Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
-
Değerlendirme bölümünün (2), (3), (4) ve (5) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan ... kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
08.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:08:33