Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

4. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/7346

Karar No

2023/5276

Karar Tarihi

11 Nisan 2023

MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2020/924 E., 2022/701 K.

HÜKÜM/KARAR: İstinaf isteminin reddine / Davanın Reddine

İLK DERECE MAHKEMESİ: Torbalı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2018/284 E., 2020/29 K.

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu ... hakkında başlatılan takibin sonuçsuz kaldığını, borçlunun mal kaçırma amacı ile davalı ... ile anlaşarak hakkında İzmir 28. İcra Müdürlüğünün 2013/13620 sayılı takip dosyasından muvazaalı takip yaptırdığını belirterek, bu takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

  1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın kötü niyetle müvekkilinin alacağını engellemek amacı ile açıldığını, müvekkilinin borçludan 20.11.2012 tarihli sözleşme ile 43 Ada 131 Parsel nolu taşınmazdaki hisse alımı için 700.000,00 TL ödediğini karşılığında 01.12.2012 vade tarihli senedin verildiğini, borçlunun edimini yerine getirmediği için tahsile konulduğunu belirterek haksız açılan davanın reddini istemiştir.

  2. Davalı ... duruşmada, davayı kabul ettiğini, davalı ...'e senedi bilinçli olarak verdiğini, kendisinin kiracısı olduğunu, aralarındaki anlaşmaya aykırı olarak takibe konulduğunu belirtmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Davalı ...'nın hukuki işlemin tarafı olması sebebiyle kendi muvazaasına dayanamayacağı ve davacı vekili tanık deliline dayanmış ise de; davacı ve davalı ... tanığı olarak dinlenen ...'in muvazaaya yönelik bir beyanı olmadığı, aksine davalı ... iddasını destekler mahiyette davalı ...'in gayrimenkul sözlşemesindeki edimlerin yerine getirilmemesi sebebiyle takip yapıldığını beyan ettiği, davacı tanığı ...'in de taraflar arasında senedin muvaazalı olarak düzenlendiğine dair bir beyanının olmadığı, sadece ...'ün 700.000,00 TL ödeyecek maddi güce sahip olmadığını belirttiği, davacı vekili delillerinde tarafların sosyal ve ekonomik durumuna dayanmadığı, davacı tanıklarından ...'in senedin muvazaalı olarak düzenlendiğine dair bir beyanı olmadığı, sadece Tahir ile ...'in arasında bir senet sorunu yaşanmış açıklamalarında bulunduğu tüm bu hususların davacıyı destekler mahiyette olmadığı anlaşıldığın davacının iddiasını ispatlayamadığı kanaatine.." varıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece bir kısım tanık beyanlarının gerekçe olarak gösterildiğini, tanıkların tamamının ifadeleri ele alınmış olsaydı davanın reddedilmeyeceğini, davalı ...'in 10.10.2010 tarihinde davacı ile ön anlaşma protokolü yaptığını, bunun karşılığı 400.000,00 TL ödendiğini ve senet alındığını, devrin yapılmaması üzerine icra takibi yapıldığını, davalı borçlunun kötü niyetli olarak mal kaçırma amacıyla diğer davalıya 01.12.2013 vadeli 700.000,00 TL'lik senet verdiğini, davacı ve davalı arasındaki temel borç ilişkisini doğuran işlemin daha önce yapıldığını, dava konusu işlemin zarar vermek kastıyla yapıldığını, iddialarının davalı ...'nın birinci celse verdiği beyanla kanıtlandığını, dava konusu taşınmazdaki davalı ...'nın kardeşi ...'ye ait hisselerin de satın alındığını, davalı borçlunun diğer davalı tarafından yapılan takibe itiraz etmediğini ve takibi kabul ettiğini, bunun tarafların iş birliği içinde olduğunu gösterdiğini, ayrıca senedin tanzim tarihinin araştırılmadığını, davalı ...'in 700.000,00 TL ödeyecek parasının olmadığının tanıklarca bildirildiğini beyanla kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı ve ilk derece mahkemesince verilen karar hukuka uygun olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde belirttiği nedenleri tekrar ederek, davalı ...'ün sanayi sitesinde bekçilik yaptığını ve kirada oturduğunu, borçludan 700.000,00 TL lik taşınmaz alabilecek gücü olmadığını, adalarında sözleşmenin adi ve geçersiz olduğunu, tanık beyanları ile iddiaları ispatladıklarını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283 ve 284 üncü maddeleri.

  1. Değerlendirme

  2. Dava 21.11.2013 tarihinde başlayan muvazaalı takibin iptali istemi ile 30.12.2014 tarihinde 5 yıllık hak düşürücü sürede açılmıştır. İptali istenilen takip tarihi, davacı alacaklının borcunun doğduğu 10.10.2012 tarihinden sonra gerçekleşmiştir. Borçlu adresinde 18.12.2014 tarihinde yapılan haciz İİK'nın 105. maddesi kapsamında geçici aciz belgesi niteliğinde olup, dava koşullarının somut olayda gerçekleştiği sabittir.

Davacı vekilinin dava dilekçesindeki açıklamalardan , davanın İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkin olduğu açık olduğu halde İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davanın TBK'nın 19. maddesine göre açılan muvazaalı işlemin iptali isteği olarak nitelendirilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.

  1. Davacı vekili, borçlu hakkında başlatılan takibi sonuçsuz bırakmak için, davalı borçlu ve üçüncü kişinin anlaşarak İzmir 28. İcra Müdürlüğünün 2013/13620 sayılı icra dosyasından muvazaalı takip yapıldığını ileri sürmüştür.

Davalı üçüncü kişi takibi davacının alacağının doğduğu tarihten sonra 21.11.2013 tarihinde başlatmış, borçlu ödeme emrini 25.11.2013 tarihinde bizzat tebliğ alarak, 03.12.2013 tarihinde icra müdürlüğüne dilekçe vererek, takibin kesinleşmesine muvafakat ettiğini, adına kayıtlı taşınmazlar üzerine haciz konulabileceğini belirtmiştir.

Dinlenen tanık anlatımlarından davalı üçüncü kişinin davacı alacaklının alacağından haberdar olduğu sabittir. Yine dinlenen tanık anlatımlarına göre davalı ...'ün borçluya 700.000,00 TL verebilecek ekonomik gücü olmadığı, borçlu ile arkadaş oldukları anlaşılmaktadır. Davalı borçlu gerek duruşmada gerekse Torbalı 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/486 Esas sayılı dosyasında verdiği ifadesinde, Tahir'in kendisinin 2 yıl kiracısı olduğunu, tefecilere bulaşınca Tahir'e 700.000,00 TL senet vererek alacaklı gösterip mal varlığına konulacak haczi engellemeye çalıştığını belirtmiştir. Tefecilik konusu Torbalı 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/375 Esas sayılı dosyasında borçlunun katılan olarak yer alması iddiayı teyit ettiğini göstermiştir. Tanık ...'ın davalı ...'in muvazaalı takibi duyuma dayalı olmakla birlikte Tahir'in ekonomik durumu, iptali istenilen takip dosyasının seyri ve borçlunun ceza dosyasındaki beyanları muvazaalı takip olduğunu teyit etmektedir. Borçlunun sanık olarak ceza yargılaması sırasında verdiği savunma sırasındaki açıklamalarının, kişinin kendi muvazaasından yararlanmayacağı ilkesi ile değerlendirilmesi mümkün değildir.

Bu halde, davacının davalılar arasındaki takibin muvazaalı olduğu yönündeki iddiasını ispatladığı kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle

  1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

  2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafcevaptemyizkaldırılmasınavı.kararımahkemesiderecebozulmasınaortadan

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:16:49

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim