Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

4. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/10046

Karar No

2023/5099

Karar Tarihi

6 Nisan 2023

MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2020/838 E., 2020/1409 K.

HÜKÜM/KARAR: Davacı Başvurusunun Esastan Reddi/ Davanın Reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ: İskilip Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2017/11 E., 2020/109 K.

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya ait aracın trafik sigortacısı olduklarını, aracın karıştığı kazada ölen 3. kişinin yakınları tarafından açılan davada verilen hükmün icraya konulması üzerine 22.12.2016 tarihinde 376.645,57 TL tazminat ödediklerini, kazada sigortalı sürücüsünün tam kusurlu olduğunu ve kazadan sonra kaza yerini terk ederek alkol kontrolünün yapılmasını önlediğini, ceza yargılamasında alkollü araç kullandığının kesinleştiğini, bu durum nedeniyle davalı sigortalısına rücu haklarının bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ödenen 376.645,57 TL maddi tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu kazadaki aracın sürücüsü olmadığını, aracı dava dışı sürücü ...'e sattığını ancak hafta sonu olmasından dolayı devir işlemlerinin yapılamadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kazanın, tek başına davacı şirket sigortalısı araç sürücüsünün alkollü olmasının etkisiyle meydana gelip gelmediği hususu davacı ... şirketi tarafından açık, net ve tartışmadan uzak delillerle ispatlanması gerektiği, sigorta şirketi tarafından bu hususun kanıtlanamadığı ve bundan dolayı davacı ... şirketinin rücu hakkını elde edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava dışı sürücünün kaza yerinden firar etmiş olduğunu, bu nedenle alkol ölçüm testinin yapılamadığını, ancak Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/1107 Esas sayılı dosyasında verilen 10.12.2015 tarihli kararda dava dışı sürücünün bilinçli taksir ile ölüme sebebiyet vermekten ceza aldığını, Trafik Sigortası Genel Şartlarının B.4 maddesinde alkollü araç kullanmanın rücu nedeni olarak gösterildiğini, mahkemece eksik araştırma sonucu karar verildiğini ve verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince, İstanbul ATK’dan bilirkişi raporu istendiği, adı geçen kurumun 23.09.2019 tarihli yazısında dava dışı sürücü adına düzenlenmiş tıbbi belgelerin ve yapılmış ise alkol ölçüm sonuçlarının gönderilmesi halinde rapor düzenlenebileceğinin bildirildiği, mahkemece davacı taraftan bahsi geçen belgelerin sunulmasının istendiği, belgelerin elde edilememesi nedeni ile bilirkişi kurulu raporu alınamadığı, araç sürücüsünün ceza yargılamasında ceza almasının kazanın salt alkolden kaynaklandığını ispata yeterli olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusuna konu ettiği nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık; davacı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle 3. kişilere yapılan ödemenin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca alkol nedeniyle rücuen tazmini talebine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 ve 95 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

  1. Değerlendirme

Zorunlu Mali Sorumluluk Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.

Bununla birlikte, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK'nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabülü de mümkün değildir.

O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK'nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.

Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunup bulunmadığı, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11 768 840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11 257 212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11 81 18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11 624 713 sayılı ilamları)

Somut olayda, mahkemece davaya konu kazanın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediği, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynadığı yönünde Adli Tıp Kurulumundan rapor alınmasına karar verilmiş, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 23.09.2019 tarihli yazısında, dava dışı sürücü ...'e ait alkol ölçümü bulunmadığı, bu nedenle dava dışı sürücü adına düzenlenmiş tıbbi belgelerin ve yapılmış ise alkol ölçüm sonuçlarının gönderilmesi istenilmiş olup mahkemece Adli Tıp Kurumu tarafından istenilen belgelerin sunulması için kesin süre verilmiştir. Dava dışı sürücüye ait tıbbi belgelerin sunulmamasından dolayı davacı tarafından, araç sürücüsünün alkollü araç kullandığı kanıtlanamadığından davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafından istinaf başvurusu sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davacının istinaf nedenlerinin esastan reddine karar verilmiştir. Davalıya ait aracın sürücüsünün olay yerini terk ettiği ve bu nedenle alkol ölçümünün yapılmadığı dikkate alınmadan, sürücüye ait tıbbi belgelerin ve alkol ölçümü sonuçlarının sunulmamasından dolayı rücu sebebinin kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddedilmesi hatalı olmuştur. Her ne kadar alkol ölçümü yapılmamış olsa da ceza yargılamasında tanık beyanları doğrultusunda sürücünün alkollü olduğu kabul edilmiş olup akside ispatlanamamıştır.

Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında, sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından ve somut olayda alkol oranı (ölçüm yapılmayış nedeniyle) da belli olmadığından; kazanın meydana geliş biçimi, hava ve yol ile trafik özellikleri gibi başkaca unsurların kazada etkili olup olmadığı; belirtilen bu dış unsurların kazadaki etkisinin derecesi ile sürücünün alkollü olmaması halinde de kazanın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği (kazanın münhasıran alkolden meydana gelip gelmediği) üzerinde duran, bu konularda net tespitler içeren rapor alınarak karar verilmesi gereklidir. Bu itibarla; rapor alınmadan verilen karar eksik incelemeye dayalıdır.

Açıklanan vakıalar karşısında mahkemece; ceza yargılamasındaki deliller de değerlendirilmek üzere, kazanın münhasıran alkol etkisi ile gerçekleşip gerçekleşmediği konularında İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü gibi kuruluşlardan seçilecek iki trafik uzmanı ve bir nörolog bilirkişiden oluşan bilirkişi kurulundan, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediği, alkol dışındaki başka etkenlerin de rol oynayıp oynamadığı hususlarında tereddüte yer vermeyecek, ayrıntılı, gerekçeli rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR

Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının hükmün BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine,

06.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapkararistinaftemyizvı.kararımahkemesiderecebozulmasına

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:18:13

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim