Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

4. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/17073

Karar No

2023/4990

Karar Tarihi

5 Nisan 2023

MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2018/534 2021/365

HÜKÜM/KARAR: Kısmen kabul/Bozma

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 14.06.2022 tarihli ve 2022/4084 Esas, 2022/8782 Karar sayılı ilamıyla hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Kararın düzeltilmesi davacı vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, karar düzeltme şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Daire kararında yer alan açıklamalara göre, 6217 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440 ıncı maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteminin REDDİNE,

Aynı Kanunun 442/3 ve 4421 sayılı Kanunun 4/b 1 maddeleri gereğince takdiren 1.470,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyen davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine,

Aşağıda dökümü yazılı red harcının karar düzeltme isteyen davacıya yükletilmesine,

05.04.2023 tarihinde üye ... ve ...'ün karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Davacı vekili 17.04.2013 tarihli dava dilekçesinde; davacı şirketin davalılardan...'den 326.715,41 TL alacaklı olduğunu, bu alacaklar için İstanbul 13. ve 20. İcra Müdürlüğünde icra takibi başlatıldığını ve takiplerin kesinleştiğini, davalı ... Candemir'in borcun doğumdan sonra Kocaeli ili Darıca ilçesi Darıca Mahallesi 128 ada 1 parsel de kayıtlı 2 nolu bağımsız bölümü ve anlaşmalı olarak boşandığı eski eşi diğer davalı ...'e İstanbul ili Pendik ilçesi Kurtköy Mahallesi 3983 ada ve 18 parsel sayılı 3 nolu bağımsız bölümü devrettiğini belirterek, İİK. 278 maddesi uyarınca İstanbul 13. İcra Müdürlüğü'nün 2012/22395 ve İstanbul 20. İcra Müdürlüğü'nün 2012/18455 sayılı dosyaları kapak hesabı olan 326.715,41 TL bedel yönünden tasarrufun iptaline ve icra dosyaları üzerinden dava konusu her iki taşınmazın haczi ve cebri satış yetkisi verilmesine karar verilmesin talep ve dava etmiştir.

Üçüncü kişi davalı ... ise cevap dilekçesinde taşınmazı 120.000,00 TL aldığını ve delil olarak da 25.05.2012 tarihli Gayrimenkul Satışının Koşullarının Belirlenmesine Yönelik Ön Sözleşmeye dayandığını ve davanın reddini talep etmiştir.

Yapılan yargılama neticesinde mahkemece 2013/198 Esas 2015/120 Karar sayılı ilamı ile davanın reddine karar verilmiştir. Davanın reddine dair verilen hükmün süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 06.06.2017 tarihli 2015/9903 Esas 2017/6416 Karar ilamı ile "... dava konusu 2 nolu bağımsız bölüm 01.06.2012 tarihinde borçlu tarafından davalı ...'a satıldığı anlaşılmaktadır. Taşınmazın akit tablosundaki satış değeri 16.000,00 TL olup bilirkişi satış tarihindeki değerini 80.000,00 TL olarak tesbit etmiştir. Davalı ... vekili taşınmazın müvekkili tarafından 120.000,00 TL alındığını idda etmiş ise de bu miktar ödemenin yapıldığına ilişkin belge sunulmamış sadece emlakçı ile yapılan ön sözleşme metni sunulmuştur. Emlakçı ve davalı ... vekilinin imzasını içeren bu belge her zaman düzenlenmesi mümkün olup satışın 120.000,00 TL üzerinden yapıldığını ispatlayıcı nitelikte değildir. Bu halde İİK'nun 278/3 2. maddesine göre ivazlar arasında fahiş fark bulunduğundan bu taşınmaz ile ilgili davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. .... 2. Dava konusu 1 nolu bağımsız bölüm tapuda 26.07.2011 tarihinde borçlu tarafından davalı ...'e devredilmiş, devre ilişkin boşanma davası 06.06.2011 tarihinde açılmıştır. Takiplere konu alacak ise 29.03.2012 tarihinde doğmuştur. Tasarrufun iptali davasının görülebilmesi için gerekli olan tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılmış olması koşulu gerçekleşmemiş olması nedeni ile bu taşınmaz yönünden davanın ön koşul yokluğundan reddine karar verilerek anılan davalı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, esastan red kararı verilerek nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi de hatalı olmuştur." gerekçesi ile bozulmuştur.

Mahkemece; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 06.06.2017 tarihli 2015/9903 Esas 2017/6416 Karar sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verilerek, dava konusu 2 no'lu bağımsız bölüm 01.06.2012 tarihinde borçlu tarafından davalı ...'a satılmış, taşınmazın akit tablosundaki satış değeri 16.000,00 TL olup bilirkişi satış tarihindeki değerini 80.000,00 TL olarak tespit etmiştir. Davalı ... vekili taşınmazın müvekkili tarafından 120.000,00 TL alındığını iddia etmiş ise de, bu miktar ödemenin yapıldığına ilişkin belge sunulmamış sadece emlakçı ile yapılan ön sözleşme metni sunulmuştur. Davalı vekili bozma sonrasında ise makbuz ve birtakım mesaj içerikleri sunmuş olup, emlakçı ve davalı ... vekilinin imzasını içeren bu belgeler her zaman düzenlenmesi mümkün olup satışın 120.000,00 TL üzerinden yapıldığını ispatlayıcı nitelikte olmadığını, bozma sonrası sunulan hesap ekstreleri ise açıklamalı olmayıp ispatlayıcı niteliği bulunmadığını, bu halde İİK'nun 278/3 2. maddesine göre ivazlar arasında fahiş fark bulunduğundan bu taşınmaz ile ilgili davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dava konusu 1 no'lu bağımsız bölüm tapuda 26.07.2011 tarihinde borçlu tarafından davalı ...'e devredilmiş, devre ilişkin boşanma davası 06.06.2011 tarihinde açılmıştır. Takiplere konu alacak ise 29.03.2012 tarihinde doğmuştur. Tasarrufun iptali davasının görülebilmesi için gerekli olan tasarrufun borcun doğmundan sonra yapılmış olması koşulu gerçekleşmemiş olması nedeni ile bu taşınmaz yönünden davanın ön koşul yokluğundan reddine karar verilmiştir.

Bu karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiş olup Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 14.06.2022 Tarih, Esas No: 2022/4084 , Karar No: 2022/8782 ilamı ile:

“Mahkemece bilirkişi raporu ile belirlendiği üzere taşınmazın gerçek rayiç değerinin 80.000,00 TL olmasına rağmen tapuda düşük gösterilmesi, davalı tarafın ödemelerini belgelendirememesi gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Tapudaki satış bedeli dışında yapılan ödemelerin davalı 3.kişi tarafından devir tarihi veya devir tarihine yakın tarihli banka hesap hareketleri, banka ödemesi, kredi kullanımı gibi delillerle ispatlanması mümkün olup bu belgelerdeki meblağların tapudaki bedele eklenerek bedel farkının varlığının buna göre değerlendirilmesi gerekir.

Somut olayda; dava konusu taşınmaz tapuda 01.06.2012 tarihinde 16.000,00 bedelle davalı borçlu tarafından davalı 3. kişi ...’a satılmış, satış işlemi ...’a vekaleten kardeşi ...tarafından gerçekleşmiştir. Bilirkişi tarafından bu taşınmazın rayiç bedeli 80.000,00 TL olarak belirlenmiştir. Davalı 3. kişi vekili bozmadan sonra, satış günü yani 01.06.2012 tarihinde satışı vekaleten gerçekleştiren üçüncü kişinin kardeşi Ünal Kırlar’ın hesabından 120.000,00 TL çekildiğine ilişkin dekont örneklerini dosyaya sunmuştur. Dairemiz uygulamasına göre de bankadan çekilen bu paranın borçluya ödenen para olduğu kabul edilerek bu durumda taşınmazın bilirkişi tarafından belirlenen rayiç değer olan 80.000,00 TL ile davalı 3. kişi tarafından ödendiği ispat edilen 120.000,00 TL arasında bedel farkı bulunmadığı anlaşıldığından, bu davalı yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.” Gerekçesi ile mahkeme kararını bozmuştur.

Davacı vekili süresi içinde verdiği karar düzeltme dilekçesinde bozma kararından sonra verilen banka dekontunun dikkate alınamayacağını hesaptan çekilen paranın borçluya ödenip ödenmediğinin araştırılmadığı bu nedenle Dairenin kararının kaldırılarak mahkemenin kabul kararının onanmasına karar verilmesini talep edilmiştir.

Sayın Çoğunluk “Daire kararında yer alan açıklamalara göre, 6217 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440 ıncı maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteminin REDDİNE” Karar vermiş ise de verilen bu karara katılmıyoruz. Şöyle ki:

Dava Hukuk Muhakemeleri Kanununun yürürlük tarihi olan 01.10.2011 tarihinden sonra açılmış olup davaya Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uygulanacaktır.

HMK’da dava ve cevap dilekçesinde bulunması gereken hususlar, delillerin nasıl ve hangi süre içinde gösterileceği ve sunulacağı hususları ayrıntılı ve açıkça düzenlenmiştir.

HMK 194. maddesine göre, “Taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.” Bu maddeye göre taraflar dayandıkları vakıaları anlaşılır bir şekilde somutlaştırmalı aynı zamanda hangi vakıayı hangi deliller ile ispat edeceğini açıkça belirtmek zorundadır.

HMK 129. maddesinin birinci fıkrası (e) bendine göre “Savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği” cevap dilekçesinde yer alması gereken hususlardandır. Maddenin ikinci fıkrasına göre, “121 inci madde hükmü cevap dilekçesi hakkında da uygulanır.”

HMK 121. maddesine göre, “Dava dilekçesinde gösterilen ve davacının elinde bulunan belgelerin asıllarıyla birlikte harç ve vergiye tabi olmaksızın davalı sayısından bir fazla düzenlenmiş örneklerinin veya sadece örneklerinin dilekçeye eklenerek, mahkemeye verilmesi ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yer alması zorunludur.”

HMK’nın 194, 129/e ve 129/2 yollaması ile 121. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde davalı cevap dilekçesinde savunmasını dayandırdığı vakıaları hangi deliller ile ispat edeceğini göstermek ve cevap dilekçesi ile birlikte sunmak zorundadır. (Yargıtay HGK 16.11.2016 Tarih, 2014/1226 Esas 2016/1057 Karar aynı yöndedir.)

Somut davada davalı cevap dilekçesinde taşınmazın 120.000,00 TL bedelle alındığını savunarak delil olarak 25.05.2012 tarihli Gayrimenkul Satışının Koşullarının Belirlenmesine Yönelik Ön Sözleşmesine dayanmıştır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin bozmasından sonra satış günü yani 01.06.2012 tarihinde satışı vekaleten gerçekleştiren davalı üçüncü kişinin kardeşi Ünal Kırlar’ın hesabından 120.000,00 TL çekildiğine ilişkin dekont örnekleri sunulmuştur. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi her ne kadar karar düzeltmeye esas bozma kararında bu dekontun dikkate alındığında taşınmazın rayiç değeri ile borçluya ödenen miktar arasında fark olmadığı bu nedenle davanın reddi gerektiği belirtilmiş ise de öncelikle bozma kararından sonra sunulan dekont HMK 194, 129/e ve 129/2 ile 121. maddelerine göre süresinde sunulmadığı için savunmaya esas alınamaz. Dolayısıyla, bu delil davanın en başından beri var olduğu hâlde yargılama aşamasında ileri sürmeyen davalının, kararın temyizi aşamasında yeni delil dosyaya sunarak bu delil doğrultusunda değerlendirme yapılmasını talep etmesi mümkün değildir. Aksinin kabulü hukuk yargılamasının temel ilke ve esasları ile bağdaşmaz. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.02.2022 Tarih, 2021/518 Esas, 2022/153 Karar sayılı ilamı aynı yöndedir.)

Diğer taraftan borçlu tarafından üçüncü kişi davalıya satılan taşınmazın gerçek satış bedeli ile borçluya ödenen miktar arasında fahiş fark olup olmadığını tapu satış bedeli ve üçüncü kişinin borçluya tapu satış bedeli üstünde yaptığı ödemeleri yazılı belge ile ispatı ile değerlendirilir. Somut davada tapuda satış bedeli 16.000,00 TL olarak gösterilmiş bilirkişi ise satış tarihinde ki taşınmazın rayiç değerinin 80.000,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Üçüncü kişi davalı taşınmazı 120.000,00 TL satın aldığını cevap dilekçesinde ifade etmiştir. Delil olarak da 25.05.2012 tarihli Gayrimenkul Satışının Koşullarının Belirlenmesine Yönelik Ön Sözleşmeye dayanmıştır. Bu belge her zaman düzenlenebileceği gibi üçüncü kişi davalının borçluya ödeme yaptığını gösteren bir belge niteliğinde değildir. Keza temyiz aşamasında sunulan dekont her ne kadar esas alınmaması gerekir ise de; biran için esas alınmış olsa dahi bu dekont taşınmazı alan üçüncü kişinin kardeşinin hesabından satış tarihinde 120.000,00 TL çekildiğini göstermekte olup bu belge davalı üçüncü kişinin borçluya bu parayı ödediğini hiçbir zaman göstermez. Görüldüğü gibi bu para çekme işlemi borçludan taşınmazı satın alan üçüncü kişinin hesabından çekilen bir para olmadığı gibi kardeşinin hesabından çekilen bu paranın borçluya davaya konusu taşınmaz için ödendiği hususunda da bir belge sunulmadığına göre mahkemenin temyiz aşamasında sunulan dekontun dikkate alınmayacağı ve tapu satış bedeli ile satış tarihinde ki gerçek rayiç değeri arasında ki fahiş fark bulunduğu gerekçe ile tasarrufun iptali talebini kabul kararı doğru olup davacının karar düzeltme talebinin bu gerekçeler ile kabul edilerek mahkeme kararının onanması gerekirken karar düzeltme talebinin reddine ilişkin çoğunluk görüşüne katılmamaktayız.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kısmenkarşıreddinekabul/bozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:18:39

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim