Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/1592
2023/4907
5 Nisan 2023
MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2019/10 E 2019/1787 K
HÜKÜM/KARAR: Kabulüne/Esastan Reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ: Tire 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2016/8 E., 2018/297 K
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'tan alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine Tire İcra Müdürlüğü'nün 2015/2033 sayılı dosya ile icra takibi yapıldığını, takibin kesinleştiğini, borçlunun adına kayıtlı "İzmir İli, Tire İlçesi, Karateke Mahallesi, Taştepe mevkii, 459 parsel de kayıtlı tarlasını" mal kaçırma gayesi ile diğer davalıya devrettiğini beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili davanın haksız yere açıldığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 19.07.2018 tarihli ve 2016/8 esas ve 2018/297 karar sayılı kararıyla; ... tanık beyanlarına göre davalı ...'in davalı borçlunun ekonomik anlamda kötü durumda olduğundan ve borçlarının bulunduğundan haberdar olması ve taşınmazın asıl devir amacının davalı ...'ın ekonomik durumunun kötü olması olduğu hususları göz önünde bulundurulduğunda artık davalı 3. kişinin iyi niyetli olduğunun ya da borçlunun alacaklısından mal kaçırmak kastıyla hareket ettiği konusunu bilip bilmediğinin somut olay bakımından önem arz etmeyeceği, bununla birlikte davalı ...'in taşınmazı iddia ettiği değeri ödeyerek satın aldığını ve de tapuda gösterilen bedelinden ayrı ödemelerde bulunduğunu kanuni delillerle ispatlayamadığı, davalı ... tarafından çekilen kredilerin taşınmazın satışından çok önce ya da sonra olduğu anlaşılmakla davanın kabulü ile İzmir İli Tire İlçesi Karateke Mahallesi Taştepe mevkiinde kain tapuda cilt no:5 sayfa no:453'de kayıtlı 459 parsel sayılı taşınmazın davalı ... tarafından diğer davalı ...'a yapılan 5189 yevmiye nolu 29.05.2015 satış tarihli tasarrufun iptaline, davacı tarafa Tire İcra Müdürlüğü'nün 2015/2033 Esas sayılı dosyasında mevcut alacağı ile sınırlı olmak üzere taşınmazın ve teferruatlarının cebri icra yolu ile satışını isteme yetkisi verilmesine, " karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; aciz vesikasına ilişkin mahkemece bir değerlendirme yapılmadığını, mahkeme tarafından taşınmazın gerçek satış değeri ile tapudaki satış değerinin arasında fahiş fark bulunduğu ve bu durumun iptal sebebi olması nedeniyle müvekkilin, ...’ın mal kaçırma arzusunda olup olmadığını bilip bilmemesinin bir önemi olmadığının belirtildiğini, yargılama aşamasında dinlenen tanıkların müvekkilin muvazaalı bir satışın parçası olmadığını kanıtladığını, yerel mahkemenin “davalı 3. Kişinin iyiniyetli olduğunun ya da borçlunun alacaklısından mal kaçırmak kastıyla hareketi konusunun bilip bilmediğinin önemsiz olduğu” kanaatinin kabul edilemeyeceğini, mahkemenin gerekçeli kararında müvekkilin iyiniyetli üçüncü kişi olmasının ve diğer davalı ...’ın mal kaçırma arzusunu bilip bilmemesinin önemsiz olduğunun belirtildiğini, müvekkilin iyiniyetli alıcı olduğunun diğer bir kanıtı ise alım satım tarihinden sonra taşınmaza yüksek maliyetli faydalı masraflar yaptığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..istinaf taleplerinin 6100 sayılı HMK.nun 353/1 b 1 bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE", karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi
-
2004 sayılı İcra ve İflas Kanun'un 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali hükümleri.
-
Değerlendirme
Dava, İİK.nın 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun aciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir. Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
Bu davanın ön koşulu, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunmasıdır. Ön koşulun bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddede akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fahiş fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
Somut olayda ilk derece mahkemesinde davalı borçlunun acz halinin değerlendirilmediği, Bölge Adliye Mahkemesinin karar gerekçesinde davalı borçlunun acz hali, "davalı borçluya yapılan tebligatların, mernis adresine TK'nun 21/2 maddesine uygun olarak tebliğe çıkartılarak tebliğ aşamasının tamamlandığı, borçluya ait başkaca bilinen adresin bulunmadığı, bu hali ile kaçak durumda olup Yargıtay içtihatlarına göre aciz halinin gerçekleştiğinin kabulünün gerektiği, icra dosyasında tapu, araç, posta çeki, bankalar ve maaş durumu için araştırmaların yapıldığı, verilen cevapların tamamının olumsuz olup borçluya ait hiçbir malvarlığına ulaşılamadığı, dolayısıyla icra dosyasında yapılan malvarlığı araştırması sonucu itibariyle de aciz halinin gerçekleşmiş olduğu" gerekçesi ile davalı borçlunun acz hali kabul edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
Dosyadaki bilgilere göre takip dayanağının, 25.02.2014 tanzim tarihli senet olduğu, senetlerin Tire İcra Müdürlüğünün 2015/2033 sayılı dosyası ile takibe konu edildiği, takibin kesinleştiği anlaşılmış ancak dosyadan kesin aciz vesikası alınmadığı gibi, İİK 105 kapsamında düzenlenmiş geçici aciz vesikası niteliğinde haciz tutanağının da bulunmadığı görülmüştür. Her ne kadar bölge adliye mahkemesince davalı borçluya ödeme emri ve eklerinin davalı borçlunun mernis adresine Tebligat Kanunu madde 21 e göre yapıldığı bu sebeple bilinen adresine hacze gidilmesine gerek olmadığı, dosya kapsamından da davaı borçlunun acz halinde olduğunun da anlaşıldığı belirtilmişse de; davalı borçlunun başkaca adresleri olup olmadığı araştırılmaksızın (dava konusu tapu işleminde tapu müdürlüğüne bildirdiği adres, başkaca resmi kuruma verilmiş adresler) ve bilinen adresine (mernis adresi, ödeme emrindeki adres, dava dilekçesinde beyan edilen adres veya tapu resmi senedindeki adres) hacze gidilmeksizin davalı borçlunun aciz hali kabul edilerek esasa ilişkin hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
- Bozma neden ve şekline göre davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
-
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
-
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
-
Bozma neden ve şekline göre davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ...'a iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.04.2023 tarihinde oybirlliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:18:39