Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/11352
2023/399
16 Ocak 2023
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2020/181 E., 2022/145 K.
HÜKÜM/KARAR: Kısmen kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen haksız eylem nedeniyle maddi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; dava dışı ...'ın maliki bulunduğu taşınmazın sahte vekaletname ile satıldığı ve tapu sicilinin tutulması sırasında memurun hatalı işlemleri sonucu zarara uğradığından dolayı tazminat davası açıldığı, Kartal 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/150 Esas sayılı davası ile görülmekte olan davanın kısmen kabulüne karar verildiği ve 120.000,00 TL 'nin yasal faizi ile birlikte anılan davanın davacısı ...'a ödenmesine karar verildiği, karar sonucunda ... vekili tarafından iki ayrı icra takibi başlatıldığını ve ödeme yapıldığını, taşınmazın tamamının ... adına kayıtlı iken Kartal 4. Noterliğince tanzim edilen 20.09.1991 tarih ve 67833 sayılı vekaletname ile vekili ... vekaleten 11.11.1991 tarih ve 5383 yevmiye no ile Maksut Kazancı'ya satışını yaparak Hazine zararına sebebiyet vermiş bulunan işlemi yapan Tapu Sicil Müdürü davalı ... ve memur ... mirasçısı ... aleyhine dava açma zorunluluğunun doğduğu belirterek dava dışı üçüncü kişiye ödenen 450.505,56 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; davanın zamanaşımına uğradığı, davalıların kusurlarının bulunmadığı, belgenin iğfal kabiliyetinin bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece, 30.11.2010 tarihli, 2007/392 Esas 2010/542 Karar sayılı kararı ile yapılan yargılama, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
-
Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Anılan kararın temyizi üzerine; Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 14.03.2012 tarihli, 2011/906 Esas 2012/4088 Karar sayılı kararıyla; "...Dosya kapsamından, sahte vekaletnamedeki nufus cüzdanı seri numarası ile ibraz edilen nüfus cüzdanındaki seri numarasının farklı olduğu anlaşılmaktadır. Bu farklılık belgenin iğfal kabiliyetini ortadan kaldırır. Ayrıca, kararın gerekçesinde belirtilen hususlar ise, Borçlar Kanununun 43 ve 44. maddeleri uyarınca indirim nedeni sayılabilir. Davalıların kusur ve ihmallerinin bulunmadığı şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiş; davalılar vekilinin karar düzeltme istemi Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 29.11.2012 tarihli, 2012/8826 Esas 2012/18218 Karar sayılı kararıyla reddedilmiştir.
-
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek 06.10.2015 tarihli, 2012/834 Esas 2015/308 Karar sayılı kararı ile "Takip dosyalarının celb edilip incelenmesinde, 2006/5933 Esas sayılı takip dosyasında 17.07.2007 tarihinde 9.320,70 TL, 5934 Esas sayılı takip dosyasında ise 17.07.2007 tarihinde 379,694,62 TL ödendiği tespit edilmiştir. Bu miktarlardan davalı ... % 60 oranında davalı ...'nın ise % 40 oranında kusurları nispetinde sorumlu oldukları, buna göre davalıların kusurlarına göre ödenmesi gereken miktarlar mahkememizce resen tespit edilmiştir. Dava konusu olayda satışın yapıldığı tapu dairesi iş yoğunluğu, çalışma ortamının koşullarıda gözetildiğinde BK.43 maddesi uyarınca davalılar yararına mahkememizce takdiren % 40 oranında hakkaniyet indirimi yapılması uygun görülmüştür. Toplanan deliller, Yargıtay bozma ilamından sonra oluşturulan bilirkişi raporu, celb edilen icra dosyalarına göre ödeme miktarları birlikte değerlendirildiğinde sahte vekaletnamedeki nüfus cüzdanı seri numarası ile ibraz edilen nüfus cüzdanındaki seri numarasının farklı olduğu, bu farklılığın belgenin iğfal kabiliyetini ortadan kaldıracağı anlaşılmakla, hazinenin açtığı rücu davasının kabulüne, ancak BK.43 ve 44 maddeleri gereğince hakkaniyet indirimi yapılması sonucu tespit edilen miktarların davalılardan tahsiline, fazlaya dair talebin reddine karar verilmesi gerekmiş" gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne 140.045,00 TL'nin davalı ...'dan, 62.987,00 TL'nin ... mirasçılarından ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
-
Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Anılan kararın temyizi üzerine; Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 12.04.2016 tarihli, 2016/513 Esas 2016/4837 Karar sayılı kararıyla; "...Yerel mahkemece bozma ilamına uyulmuş ve davalıların kusur oranlarının belirlenmesi amacıyla bilirkişi raporu alınarak karar verilmiş ise de bilirkişiler davaya konu uyuşmazlık hakkında uzman değildirler. Mahkemece Tapu Müdürlüklerinde yapılan alım satım işlerinden ve Tapu Sicil Müdürlüklerindeki işleyişten anlayan (emekli tapu sicil müdürü, tapu kadastro müfettişi, hukukçu bilirkişiden oluşan heyetten rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun bulunmamış, kararın bozulması gerekmiştir..." "...Davalıların savunmalarında da belirttikleri üzere, Tapu Sicil Müdürlüklerine adliye ve diğer kurumlardan her gün çok sayıda ve ivedi nitelikte evrak gelmektedir. Gerek kurumlardan gelen evrak, gerekse Tapu Sicil Müdürlüklerinin günlük rutin tapu işlemleri düşünüldüğünde, tapu memurları her gün çok sayıda belgeyi hazırlama ve işleme koyma durumundadırlar. Yoğun dikkat ve özen gerektiren bu iş karşısında, Tapu Sicil Müdürlüklerinde yeteri kadar personel istihdam edilmediği de bilinmektedir. Bu durum da görevli personelin hata yapma riskini arttırmaktadır. Bu nedenle % 40 oranındaki hakkaniyet indirimi az olup somut olayın özelliğine uygun düşmemiştir. Daha üst seviyede indirim yapılması gerekir. Temyiz edilen karar açıklanan nedenle de bozulmalıdır..." ve "...Davacı, müteselsil sorumlu sıfatı ile üçüncü kişiye ödediği paranın halefiyet esasına göre rücuen tahsilini istediğine ve davalılar önceki davada davalı olarak yer almadığına göre iadenin kapsamı, davacının mahkum olup ödediği para, bu paranın kendisi hakkındaki davada verilen hükmün kesinleşmesine kadar işleyecek faizi, önceki davada hükmedilen avukatlık ücreti ve yargılama giderleri toplamından davalıların payına düşen kısımdır. Kendi kusurlu davranışı ile işin icraya düşmesine yol açan davacı, bu ihmali nedeniyle yapılmış olan icra giderlerini ve hükmün kesinleşmesinden sonra geçen sürede işleyecek faizi isteyemez. Çünkü sözü edilen giderlerle davalının eylemi arasında uygun sebep sonuç bağı yoktur. Mahkemece yapılacak iş, icra giderleri ile hükmün kesinleşmesinden sonra işlemiş olan faize ilişkin istek bölümünün hesaplanıp reddine karar vermekten ibarettir. Bu ilkelere aykırı gerekçeyle hükmün kesinleşmesinden sonra işlemiş olan faize ilişkin istemin hüküm altına alınmış olması doğru görülmemiş kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiş; davacı vekilinin karar düzeltme istemi Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 31.05.2017 tarihli, 2016/12950 Esas 2017/3524 Karar sayılı kararıyla reddedilmiştir.
-
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek 11.04.2019 tarihli, 2017/311 Esas 2019/148 Karar sayılı kararıyla; "Davacı hazinenin rücu davasında teselsül hükümleri uygulanamayacağından davacı hazinenin sahte vekaletle yapılan tapu işlemleri nedeniyle yapılan Kartal 4. İcra Müdürlüğünün 2006/5933 ve 2006/5934 esas sayılı takip dosyalarına ödenen bedellerin kusurları nispetinde davalılardan ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte sorumlu tutulmaları gerekmektedir. Tapuda sahte vekalet ile yapılan satış işleminde; dairesinde görevli memuru denetleme görevi bulunan davalı Tapu müdürü ...'ın bu satış işleminden % 60 oranında,memur ...'nın ise % 40 oranında kusurlu oldukları yine bozmadan sonra yapılan bilirkişi incelemesinde tespit edilmiştir. Takip dosyalarının celb edilip incelenmesinde, 2006/5933 Esas sayılı takip dosyasında 9.458,53 TL, 5934 Esas sayılı takip dosyasında ise 389.153,15 TL ödendiği tespit edilmiştir. Bu miktarlardan davalı ... % 60 oranında davalı ...'nın ise % 40 oranında kusurları nispetinde sorumlu oldukları, buna göre davalıların kusurlarına göre ödenmesi gereken miktarlar mahkememizce resen tespit edilmiştir. Tapu Sicil Müdürlüklerine, adliye ve diğer kurumlardan her gün çok sayıda ve ivedi nitelikte evrak geldiği, gerek kurumlardan gelen evrak, gerekse Tapu Sicil Müdürlüklerinin günlük rutin tapu işlemleri düşünüldüğünde, tapu memurlarının her gün çok sayıda belgeyi hazırlama ve işleme koyma durumunda olmaları, yoğun dikkat ve özen gerektiren bu iş karşısında, Tapu Sicil Müdürlüklerinde yeteri kadar personel istihdam edilmediğinin de bilindiği, bu durum da görevli personelin hata yapma riskini de arttırması koşulları da gözetildiğinde BK.43 maddesi uyarınca davalılar yararına mahkememizce takdiren % 50 oranında hakkaniyet indirimi yapılması uygun görülmüştür." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 194.576,57 TL rücu tazminatının 116.745,94 TL’sinin davalı ...’dan, 77.830,63 TL’sinin ise ... mirasçılarından ödeme tarihlerinden itibaren yasal faizi ile birlikte alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
-
Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Anılan kararın temyizi üzerine; Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 04.12.2019 tarihli, 2019/73 Esas 2019/5797 Karar sayılı kararıyla; "A Davalıların kusur durumuna ilişkin olarak 12.04.2016 tarihli bozma ilamı doğrultusunda tapu kadastro başmüfettişi, emekli tapu müdürü ve hukukçu bilirkişiden alınan rapor ile esasen davalıların kusurunun bulunmadığı mütalaa edilmişse de, mahkemece daha evvel bozmaya konu edilen uzman olmayan bilirkişilerce düzenlendiği tespit edilen 09.05.2013 tarihli kusur raporuna itibar edilerek hüküm verilmiştir. Dairemizce verilen 14.03.2012 tarihli bozma ilamı kapsamına göre davalıların kusurlu olduklarının kabul edilerek mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle kesinleşmiş olması ve 12.04.2016 tarihli bozma ilamıyla ehil olmayan bilirkişilerce düzenlenen rapora itibar edilmemesi yönündeki bozma kararları karşısında davalıların kusur durumunun 09.05.2013 tarihli rapora dayanarak belirlenmesi hatalı olmuştur. B Dairemizce verilen 14.03.2012 tarihli bozma ilamı kapsamına göre davalıların az da olsa kusurlu oldukları kabul edilmiş ve bu husus mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle kesinleşmiştir. Davalıların da savunmalarında belirttikleri üzere, Tapu Sicil Müdürlüklerine her gün çok sayıda evrakın gelmesi, tapu memurlarının rutin işlemleri ile çok sayıda belge hazırlayarak işleme koyması, işin niteliğinin yoğun dikkat ve özen gerektirmesi, buna karşın yeteri kadar personel istihdam edilmemesi durumları göz önünde bulundurulduğunda % 50 oranında yapılan hakkaniyet indirimi çok az olmuştur. Davalıların az kusurlu oldukları da dikkate alınarak çalışma koşulları, işyeri imkanları gözetilerek daha üst seviyede hakkaniyet indirimi yapılması gerekir. C Bozmaya uyulmuş olmasına rağmen, mahkemece bozmanın gereğinin tam olarak yapılmadığı, bilirkişilerce yapılan hesaplamanın hatalı olduğu anlaşılmaktadır. Davacı müteselsil sorumlu sıfatı ile üçüncü kişiye ödediği paraların tahsilini istemektedir. Davalıların önceki davada taraf sıfatının olmaması, mahkemece belirlenen alacağın ilamlı icraya konu edilerek ödenmesi karşısında, davacı kendi kusurlu davranışı ile icra takibi yapılmasına yol açtığından bu ihmali nedeni ile yapılmış olan icra giderlerini ve hükmün kesinleşmesinden sonra işlemiş olan faizi talep edemeyecektir. Mahkemece yapılacak iş, icra giderleri ile hükmün kesinleşmesinden sonra işlemiş olan faize ilişkin istek bölümünün hesaplanıp, davacı tarafından üçüncü kişiye ödenen miktardan düşülerek kalan kısım için yukarıdaki maddeler gözetilerek kabulüne karar vermek olmalıdır. Mahkemece bozmaya rağmen yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiş; davacı vekilinin karar düzeltme istemi Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 06.07.2020 tarihli, 2020/2018 Esas 2020/2535 Karar sayılı kararıyla reddedilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla: "...Mahkememiz dosyası Yargıtay bozma ilamın gereği, yeniden hesaplama yapılarak icra giderleri ile faiz düşüldükten sonraki tazminat tutarının hesaplandığı görülmüş, Yargıtay ilamı uyarınca % 75 oranında hakkaniyet indirimi yapılmış olup, bilirkişi raporu, celb edilen icra dosyalarına göre ödeme miktarları birlikte değerlendirildiğinde sahte vekaletnamedeki nüfus cüzdanı seri numarası ile ibraz edilen nüfus cüzdanındaki seri numarasının farklı olduğu, bu farklılığın belgenin iğfal kabiliyetini ortadan kaldıracağı anlaşılmakla, hazinenin açtığı rücu davasının kabulüne, ancak BK. 43 ve 44 maddeleri gereğince hakkaniyet indirimi yapılması sonucu tespit edilen miktarların davalılardan tahsiline, fazlaya dair talebin reddine karar verilmesi gerekmiştir. " gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 96.048,44 TL rücu tazminatının 57.629,06 TL’sinin davalı ...’dan, 38.419,37 TL’sinin ise ... mirasçılarından ödeme tarihlerinden itibaren yasal faizi ile birlikte alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
-
Davacı vekili; hakkaniyet indiriminin yüksek olduğu, tazminat hesabının hatalı olduğunu ve re'sen belirlenecek nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
-
Davalılar vekili; sahteciliğin ilk bakışta fark edilemeyeceği, davalıların kusurunun bulunmadığı, kusur durumunun hatalı belirlendiği, davacının ilk davayı ihbar etmeyerek eldeki davanın açılmasına sebebiyet verdiği bu nedenle zararın artmasına neden olduğu, davanın zamanaşımından reddi gerektiği ve re'sen belirlenecek nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı kurumun çalışanları olan davalıların kusurlu eylemleri neticesinde sahte vekaletname ile taşınmaz satışı sonucu dava dışı üçüncü kişiye ödenen tazminatın davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 vd maddeleri, olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun 41, 42, 43 ve 44 üncü maddeleri
-
Değerlendirme
-
Dairemizden sâdır olan 04.12.2019 tarihli ve 2019/73 Esas 2019/5797 Karar sayılı bozma ilamında ve önceki bozma ilamlarında, 09.05.2013 tarihli kusur raporunun hükme esas alınamayacağı belirtilerek davalıların kusur oranlarının belirlenmesi için yeniden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozma kararı verildiği ve mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozmanın gereğinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Davalıların kusur durumunun tespiti için, 12.04.2016 tarihli bozma ilamında belirtildiği üzere, Tapu Müdürlüklerinde yapılan alım satım işlerinden ve Tapu Sicil Müdürlüklerindeki işleyiş hakkında bilgi sahibi emekli tapu sicil müdürü, tapu kadastro müfettişi, hukukçu bilirkişiden oluşan heyetten kusur dağılımına ilişkin rapor alınması gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
-
Dairemizce verilen 14.03.2012 tarihli bozma ilamı kapsamına göre davalıların az da olsa kusurlu oldukları kabul edilmiş ve bu husus mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle kesinleşmiştir. Davalıların da savunmalarında belirttikleri üzere, Tapu Sicil Müdürlüklerine her gün çok sayıda evrakın gelmesi, tapu memurlarının rutin işlemleri ile çok sayıda belge hazırlayarak işleme koyması, işin niteliğinin yoğun dikkat ve özen gerektirmesi, buna karşın yeteri kadar personel istihdam edilmemesi durumları göz önünde bulundurulduğunda % 75 oranında yapılan hakkaniyet indirimi az olmuştur. Davalıların kusur oranları belirlendikten sonra, az kusurlu oldukları da dikkate alınarak çalışma koşulları, iş yeri imkanları gözetilerek daha üst seviyede hakkaniyet indirimi yapılması gerekir.
-
Bozma neden ve şekline göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
-
Değerlendirme bölümünün (1) ve (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
-
Değerlendirme bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozma neden ve şekline göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalılara iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
16.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:45:11