Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

4. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/9831

Karar No

2023/3916

Karar Tarihi

16 Mart 2023

MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2017/1985 E., 2020/687 K.

HÜKÜM/KARAR: Davanın Reddine / İstinaf Başvurusunun Kabulüne

İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2016/436 E., 2017/209 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili, 23.06.2010 tarihinde davacının zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın karıştığı tek taraflı trafik kazasında sigortalı araçta yolcu olan davalının malul kaldığı iddiasıyla araç işleten ve sürücüsünün mirasçıları ile davacı aleyhine İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/540 Esas sayılı dosyası ile iş göremezlik tazminatı ve manevi tazminat istemli dava açtığını, yargılama sırasında o aşamada ibraz edilen raporlara istinaden davacı tarafından 231.046,00 TL maluliyet tazminatı ödendiğini, yargılamanın devamında Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu raporu ile davalının maluliyete uğramadığını ve 9 aylık iyileşme süresi olduğunun ortaya çıktığını, mahkemece ödeme yapılmış olduğundan maddi tazminat talebi bakımından davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedildiğini, davalının hak etmediği sigorta tazminatını alarak sebepsiz zenginleştiğini, davalıya yapılan ödemenin mahkeme önünde yapılan bir kabul beyanı veya mahkeme önünde yapılan sulhe ilişkin olmadığını, davalı vekilince imzalanmış harici bir ibraname ile ödemenin kabul edildiğini, davacının ödeme yapmasını gerektiren dayanak ortadan kalktığı için yapılan ödemenin iadesi gerektiğini, bu amaçla başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili, zamanaşımı def'inde bulunarak ibranamenin ilam hükmünde olduğunu, yapılan tahsilat sonrası maddi tazminat talebi yönünden davanın konusuz kaldığını, sözleşme gereğince ödenen tazminatın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri istenemeyeceğini, sözleşmede "gayrı kabil rücu" şartı ile taraflar birbirlerini ibra ettikleri için davacının rücu hakkı bulunmadığını, maddi ve manevi tazminat istemli davanın 26.01.2015 tarihli celsesinde ek gider avansının yatırılmadığını, buna rağmen dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderildiğini, dosyanın geri istenmesi gerektiğini, maddi tazminat istemi konusuz kaldığından rapor alınmasına gerek bulunmadığını belirttiklerini, mahkemece de rapor düzenlenmeden yazının geri gönderilmesine dair ara karar verdiğini, bu aşamadan sonra düzenlenen 05.02.2015 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunun yok hükmünde olduğunu, maddi tazminat davası konusuz kaldığından rapora itiraz haklarının kullanılamadığını, talepleri gibi karar verildiği için kararı da temyiz etmediklerini, sigorta şirketinin delillere muttali olduğu için ödemenin hataen yapıldığının kabul edilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında düzenlenen ibraname doğrultusunda ödemenin gerçekleştirildiğini, sözleşme ve ödeme ile icra takibi tarihi arasındaki iki yıllık hak düşürücü süre geçtiği gerekçesiyle davacının açtığı itirazın iptali davasının ve kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK)'nın 111 inci maddesinin 2 nci cümlesinde anlaşma ve uzlaşmanın yetersiz veya fahiş olduğunun açıkça belli olmasından bahsedildiğini, uzlaşma metninin düzenlendiği 22.04.2014 tarihinde maluliyet raporlarının davalının % 44 oranında iş gücü kaybına uğradığına işaret ettiğini, bu tarihteki dosya durumuna göre uzlaşmanın fahiş ya da yetersiz olmasının söz konusu olmadığını, sonradan alınan raporlar ile iş gücü kaybının mevcut olmama ihtimalinin belirlendiğini ve nihayetinde 16.06.2015 tarihinde kesinlemiş mahkeme kararı ile taraflar arasındaki maluliyet oranına ilişkin uzlaşmanın gerçek durumunu yansıtmadığının ortaya çıktığını, eğer ortada işletilmesi gereken 2 yıllık bir süre kabul edilecek ise mahkeme karar tarihinden sonra bu sürenin işletilmesi gerektiğini, fahiş ve gerçek dışı olanın tazminat tutarı değil maluliyet oranı olduğunu, bu nedenle KTK'nın 111/2 nci maddesinde bahsedilen uzlaşmalarla ilgisi bulunmadığını, taraflar arasında düzenlenen protokolde, müvekkili şirketin karşı tarafı ibra etmediğini, protokolün müvekkili bakımından gayrı kabili rücu şeklinde düzenlenmediğini, bu nedenle müvekkilinin istirdat hakkının ortadan kalkmadığını, maddi tazminat talebi konusuz kaldığından kesin hüküm bulunmadığını, ödemenin gerekçesi olan maluliyet halinin mevcut olmadığı tespit edildiğine göre buna bağlı tazminat tediyesinin de sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iade edilmesi gerektiğini, KTK hükümlerine göre değil 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) genel hükümlerine göre müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının kesinleştiği 16.06.2015 tarihli mahkeme kararı üzerinden genel zamanaşımı süresi olan iki yıl içinde davalı aleyhine yasal yollara müracaat edilip edilmediğine göre karar verilmesi gerektiğini belirterek Mahkemece verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; talebin ödemenin fahişliği iddiasından kaynaklanmadığı, maluliyetin bulunmadığı iddiasından dolayı sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı olduğu, KTK'nın 111 inci maddesinin uygulama alanı bulunmadığı, haksız yapılan ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince talep edilebileceği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İzmir 7.Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.04.2017 tarih 2016/436 Esas 2017/209 Karar sayılı kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1 b 2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın kabulü ile İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün 2016/7834 sayılı takip dosyasıyla ilgili olarak itirazın iptaline, takibin aynı şartlarda devamına, alacağın özünde haksız fiilden kaynaklanıp likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; KTK'nın 111/2 hükmü uyarınca iki yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, sözleşmenin geçersizliğine ilişkin iddialar bakımından da zamanaşımı süresinin dolduğunu, davalının maluliyetinin bulunmadığından bahsetmenin mümkün olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine ilişkin gerekçesinin yerinde olmadığını, yine sözleşme uyarınca ödenen tazminatın sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca istenmesinin mümkün olmadığını, taraflar arasında imzalanan ibra sözleşmesiyle borcun tamamen sona erdiğini, tasarruf işlemi olan ibra sözleşmesinin şarta bağlanmadığını, gayri kabili rücu olarak düzenlendiğini ve ilam hükmünde olduğunu, ibranın temeline esas hukuki işlemin ortadan kalksa dahi işlemin geçerliliğini koruyacağını, davacı tarafın tüm iş ve işlemlerinde basiretli tacir gibi davranması gerektiğini, yine taraflar arasındaki ihtilafın mahkeme kararı sonucu konusuz kalma ile sona erdiğini, maluliyete uğramadığına ilişkin mahkeme kararının bulunmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında sigortalıya ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesi amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 78 incı maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

  1. Değerlendirme

  2. Somut olayda; davalı tarafından davacı ile birlikte sürücü ve işleten aleyhine sürekli iş göremezlik tazminatı istemli açılan davada alınan kaza tarihinde yürürlükte olmayan mevzuata göre düzenlenen adli tıp uzmanı raporuna göre davacının kazadan kaynaklı % 44 oranında malul kaldığı belirlenmiş, Mahkemece söz konusu raporun gerekçesiz olduğu gerekçesiyle alınan Adli Tıp Kurumu (ATK) 3. İhtisas Kurulu raporunda ise; davacının kaza tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre yapılan değerlendirmede; davacının maluliyet bırakmadan iyileşmiş olduğu belirlenmiştir.

Yargılamada sunulan 22.04.2014 tarihli "Uzlaşma Protokolü ve Koşullu İbraname" başlıklı belge ile yargılama devam ederken yapılan hesaplama neticesinde 175.000,00 TL asıl alacak ve ferileri mukabilinde gayri kabili rücu ibralaştıkları hususu akdedilmiş, davacı vekilinin talebi üzerine de yapılan ödeme neticesinde karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve şeklen kesinleşmiştir.

Bu itibarla, davacı ... şirketi taraflar arasındaki tazminat davasında ibraname imzalayıp yapılan ödeme nedeniyle mahkemece karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, söz konusu hükmü temyiz etmemesi üzerine kesin hüküm teşkil etmesine sebebiyet verdiği, bu sebeple davalıdan ödemeyi talep hakkı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

  1. Bozma neden ve şekline göre; davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

KARAR

1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

  1. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.03.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapkararistinaftemyizdavanınkararımahkemesibaşvurusununreddinederecebozulmasınakabulüne/

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:24:44

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim