Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/277
2023/2850
1 Ocak 2023
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2021/337 E., 2021/407 K.
HÜKÜM/KARAR: Davanın Görevsizlik Nedeniyle Reddi
Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın görevsizlik nedeniyle reddine ve dosyanın görevli Malatya İş Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'nun müvekkili kuruma 13.06.2014 tarihi itibariyle 817.000,00 TL borcu bulunduğunu, yürütülen icra işlemleri neticesinde kurum alacağının davalı ...'dan tahsil edilemediğini, tespit edilen mallara tatbik edilen hacizler neticesinde kurum alacaklarını karşılayacak değerde mal varlığına haciz konulamadığını, ancak dava konusu taşınmazlarını diğer davalılara devrettiğini, 6183 sayılı Yasa'nın anılan maddeleri uyarınca; davalılar arasında kurum alacağını karşılıksız bırakmak maksadıyla yapılan tasarrufların iptale tabi olduğunu belirterek ilgili taşınmaz ve teferruatlara ilişkin satışların iptaline, söz konusu taşınmazlar üzerinde taraflarına cebri icra yapabilme yetkisi tanınmasına, ancak iptale konu taşınmazlardan borçlu ile işlemde bulunan davalı kişiler tarafından başkasına devredilmiş olan taşınmazların bedellerinin müvekkili tahsil dairesine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı müvekkilinin tapu kaydına güvenle diğer davalı ...'dan dava konusu taşınmazları bedelini ödeyerek satın aldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
3.Davalı ... cevap dilekçesinde; borca yeter miktarda verilmiş gayrimenkul ve menkul teminatı mevcut olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 06.02.2018 tarihli ve 2015/657 Esas, 2018/79 Karar sayılı kararı ile; davalılardan ...'a karşı açılan davanın sübut bulmaması nedeniyle reddine, davalılar Beydağı Süt ve Süt Ürünleri Tic. Ltd. Şti. ile davalı ...'e karşı açılan davanın kısmen kabulüne, davalı Beydağı Süt ve Süt Ürünleri Ltd. Şti. adına kayıtlı Malatya İli ... İlçesi ... Mahallesi 28 ada 45 parsel sayılı taşınmaz üzerinde, tasarruf tarihi olan 09.05.2011 tarihi itibariyle davacının alacağının ulaştığı miktar olan 120.185,15 TL ve ferileri ile sınırlı olmak üzere alacaklıya haciz ve satış yetkisi tanınmasına (bu hükümle haciz ve satış yetkisi verilen diğer taşınmazlardan tahsil yapılması halinde tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) davalı ... adına kayıtlı Malatya İli ... İlçesi ... Mahallesi 253 ada 4 parsel sayılı taşınmaz üzerinde, tasarruf tarihi olan 28.12.2010 tarihi itibariyle davacının alacağının ulaştığı miktar olan 116.873,25 TL ve ferileri ile sınırlı olmak üzere alacaklıya haciz ve satış yetkisi tanınmasına (bu hükümle haciz ve satış yetkisi verilen diğer taşınmazlardan tahsil yapılması halinde tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) davalı ... adına kayıtlı olan Malatya İli ... İlçesi ... Mahallesi 253 ada 40, 41, 42, 43 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde, tasarruf tarihi olan 17.12.2010 tarihi itibariyle davacının alacağının ulaştığı miktar olan 116.613,39 TL ve ferileri ile sınırlı olmak üzere alacaklıya haciz ve satış yetkisi tanınmasına (bu hükümle haciz ve satış yetkisi verilen diğer taşınmazlardan tahsil yapılması halinde tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
-
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 22.02.2021 tarihli ve 2019/842 Esas, 2021/1702 Karar sayılı ilamı ile; "... 6183 sayılı AATUHK.nun 24 ve devamı maddeleri uyarınca SSK Genel Müdürlüğü tarafından prim alacakları nedeniyle açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkin davalarda görevli mahkeme, yürürlükten kalkan 506 SSK.nun 80.maddesi 4.fıkrası ve bu maddeyi kaldıran 5510 sayılı Kanun ile getirilen aynı Yasanın 88/19. maddesi ile açıkça iş mahkemesi olduğu belirtilmiş, anılan Yasa maddesinde “Kurumun prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanunun uygulamasından doğacak uyuşmazlıkların çözümlenmesinde Kurumun alacaklı biriminin bulunduğu yer iş mahkemesi yetkilidir….” denilmek suretiyle yoruma yer bırakılmamıştır. Bu nedenle, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 16/06/2015 tarih ve 2015/9476 2015/11968 sayılı onama kararı maddi hataya dayalı olup, maddi hataya dayalı onamadan dolayı usuli kazanılmış hak doğmaz. Bilindiği üzere usul kuralları (görev konusu, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hata) kamu düzeni ile doğrudan bağlantılı olup, taraflar yararına usulü kazanılmış hak oluşturmamaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.03.1972 gün ve 1968/1 277 176, 01.03.1995 gün ve 1995/7 641 117, 23.01.2002 gün ve 2001/1 1010 2002/1, 12.07.2006 gün ve 2006/4 519 527 sayılı kararları; Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü 2001 Baskı, cilt 5, sayfa 4771 vd). 6183 sayılı AATUK 24. maddesi ihdası sırasında 506 sayılı Kanun mevcut olmayıp sonradan yürürlüğe giren ve prim alacakları ile ilgili uyuşmazlıkta görevli mahkemeyi belirleyen 506 sayılı Yasa ve sonrasında da 5510 sayılı Yasanın 88/19. maddesi uyarınca mahkemece; davada İş Mahkemesinin görevli olduğu dikkate alınmak suretiyle, mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, işin esası hakkında hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ... tarafından davalılar Beydağı Süt ve Süt Ürünleri ..., ... ve ... aleyhine açılan tasarrufun iptali davasında mahkemenin görevsizliğine, Malatya İş Mahkemeleri'nin görevli ve yetkili olduğuna, karar kesinleştiğinde ve talep edildiğinde dosyanın görevli ve yetkili Malatya İş Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; yargıtay bozma ilamına uyan yerel mahkemenin bozma ilamı doğrultusunda davada iş mahkemesinin görevli olduğu dikkate alınmak suretiyle mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar vermesi gerekirken görevsizlik kararı vermesinin yanlış olduğunu, usulden reddin sonucu olarak da vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini ileri sürerek Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6183 sayılı Yasa’nın 24 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 24 ve devamı maddeleri.
- Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
- Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı ...'e yükletilmesine,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
KARŞI OY GEREKÇESİ
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 23/2. maddesi “Bölge adliye mahkemesince veya Yargıtay’ca verilen yargı yeri belirlenmesi ile kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşen göreve ve yetkiye ilişkin kararlar davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlar.” hükmünü amirdir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ve pek çok özel Dairenin içtihatlarında belirtildiği üzere bağlayıcılık etkisi sadece derece mahkemeleri yönünden değil Yargıtay daireleri ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu açısından da geçerlidir. Nitekim Yargıtay HGK, 05.11.2008 tarih, 9 667/679; 22.02.2012 tarih, 1 768/96 sayılı kararlarında temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği halde yeniden görevsizlik sebebiyle mahkeme kararını bozan özel daire kararlarının yerinde olmadığını, temyiz incelemesi sonucu kesinleşen göreve ilişkin kararların davaya ondan sonra bakacak mahkemeleri olduğu kadar Yargıtay dairelerini de bağlayacağını belirtmiştir. Somut uyuşmazlığa ilişkin olarak iş mahkemesince verilen genel mahkemenin (Asliye Hukuk Mahkemesi) görevli olduğuna, bu sebeple dava dilekçesinin usulden reddine ilişkin karar Yargıtay 10. Hukuk Dairesi tarafından onanmış, bu suretle eldeki dava yönünden asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu hususu HMK 23/2 maddesi uyarınca kesinleşmiştir. Anılan madde uyarınca Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin onaması ile kesinleşen görevli mahkemeye ilişkin belirleme, davaya ondan sonra bakacak Asliye Hukuk Mahkemesini de Asliye Hukuk Mahkemesince verilen esasa ilişkin kararı temyizen inceleyecek Yargıtay özel dairesini de bağlayacaktır. Hal böyle iken Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Asliye Hukuk Mahkemesince esastan verilen kararın bu kez de iş mahkemesinin görevli olduğundan bahisle bozulması HMK’nın 23/2 maddesindeki düzenlemeye açıkça aykırı olmuştur. Öte yandan (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin iş mahkemesinin görevsizliğine yönelik onama kararının maddi hataya dayalı olduğuna ilişkin saptaması da yerinde değildir. Maddi hata saptaması mahkemenin (dairelerin) kendi kararları açısından veya alt dereceli mahkemelerin kararları açısından benimseyebileceği bir husustur. Bir mahkemenin (dairenin) eşiti veya üstü mahkeme (daire) kararları açısından maddi hata saptaması yapması hukuken geçerli sayılamaz. Aksi halin kabulü eşit veya üst dereceli mahkeme kararının denetlenmesi anlamına gelir ki, hiçbir şekilde kabulü mümkün olmamak gerekir.
Dairemiz çoğunluğunun kararı ile asliye hukuk mahkemesince verilen ve iş mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin görevsizlik kararı onanmıştır. Gelinen aşama itibariyle ikisi de Yargıtay özel dairesince verilmiş (10. Hukuk Dairesi ve 17. Hukuk Dairesi) birisi asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğuna, diğeri iş mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin iki adet onama kararı vardır. Kanun koyucu kesinleşen ilk kararın davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlaması şeklinde bir çözümü benimsediğinden somut olay bakımından sorunun çözümü ile ilgili herhangi bir hukuki olanak kalmamıştır.
Açıklanan bu sebeplerle (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin iş mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin bozma kararının HMK 23/2 maddesi hükmü karşısında maddi hataya dayalı olduğunun kabulü (kendi dairemizin kararı olduğu için böyle bir saptama önünde herhangi bir engel de bulunmadığından) ile işin esasına girilmesi için Asliye Hukuk Mahkemesi kararının bozulması gerekirken, hangi mahkemenin görevli olduğu hususunda davayı çözümsüzlüğe sürükleyecek şekilde karar verilmesini doğru bulmadığımdan Dairemiz çoğunluğunun onama yönünde tezahür eden görüşüne iştirak edemiyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:47:50