Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/21415
2023/2761
16 Ekim 2024
MAHKEMESİ: Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2019/303 Esas 2021/457 Karar
HÜKÜM/KARAR: Davanın kabulü
Taraflar arasındakinda tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelenmesi sonucunda, mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, 04.09.20211 tarihinde davalıya trafik sigortalı araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile gerçekleşen kazada davacı sürücünün yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 300.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 31.03.2021 tarihli dilekçesiyle talebini toplam 36.289,49 TL'ye artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; sigortalının kusuru oranında ve teminat limiti ile sınırlı sorumlu olduklarını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemenin 16.10.2024 tarihli ve 2014/603 esas, 2014/614 karar sayılı kararı ile kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen karara karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
- Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi 14.02.2019 tarih ve 2016/6294 Esas 2019/1466 Karar sayılı ilamında; " kesin süreye rağmen davacı maluliyet raporu alınması için hazır edilemediğinden, bu konuda davacı tarafa yeniden süre verilemez ise de; yaralanmalara ilişkin tedavi gördüğü hastanede tüm evraklarının celbi ile bu evraklar üzerinden inceleme yapılmak üzere adli tıp kurumu 3 ihtisas Dairesinden veya en yakın üniversitenin Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından veya Adli Tıp Şube Müdürlüğünden davacının iş gücü kaybının tespiti yönünden rapor alınıp sonucuna göre hüküm kurulması" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk derece mahkemesi, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararda; davanın kabulü ile 26.289,49 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 10.08.2012 tarihinden itibaren yasal faizle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde, ıslah edilen kısım yönünden zamanaşımının dolduğunu, ıslah edilen kısmın faiz başlangıcı olması gerektiğini, hesaplamada PMF tablosunun kullanılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk sigortası (...) poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanıp, malul kalan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 428 maddesi, 438 maddesinin 7,8 ve 9 uncu fıkraları ile 439 uncu maddesini 2 nci fıkrası 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107 inci, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 60 ıncı ve 46 ınca maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları,
-
Değerlendirme
-
TBK'nın 49 uncu maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72 nci maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararın tazmini istemi ile açacağı davaların, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir.
Buna karşılık, 2918 sayılı KTK'nın 109 uncu maddesinin birinci fıkrasında "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." hükmüne, ikinci fıkrasında ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesi ile 3.000,00 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 31.03.2021 tarihli dilekçe ile HMK'nın 107 nci maddesi uyarınca talebini artırdığını bildirmiş, anılan dilekçenin davalıya tebliği üzerine davalı tarafça ıslah edilen kısım yönünden zamanaşımının dolduğu savunulmuş, mahkemece; anılan dilekçenin HMK'nın 107 inci maddesi uyarınca talep artırım dilekçesi olduğu, HMK'nın 107 nci maddesinin ikinci fakrası maddesi uyarınca zamanaşımının söz konusu olmadığı gerekçesi ile davalının savunmasının reddine karar verilmiştir. Eksik inceleme ile karar verilemez.
Öncelikle, eldeki davada HMK'nın 107/2 hükmünün uygulanması ve bu dilekçenin talep artırım dilekçesi olarak kabul edilebilmesi için davanın belirsiz alacak davası olarak açılması gereklidir.
Eldeki davanın açılış tarihi 10.08.2012 olup, davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107 nci maddesiyle; mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak davası kabul edilmiştir.
6100 sayılı Kanunun 107 nci maddesine göre, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir, ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir.
6100 sayılı Kanun ile birlikte, yukarıda belirtilen çerçevede belirsiz alacak davası açma imkanı tanınarak, belirsiz alacaklar bakımından hak arama özgürlüğü genişletilmiş; bununla bağlantılı olarak da hukuki yarar bulunmadan kısmi dava açma imkanı sınırlandırılmakla birlikte, tamamen kaldırılmamıştır.
Zaman zaman, 6100 sayılı Kanun ile birlikte kabul edilen belirsiz alacak davası ile kısmi davaya ilişkin yeni düzenlemedeki sınırın tam olarak tespit edilemediği, birinin diğeri yerine kullanıldığı görülmektedir. Oysa bu iki davanın amacı ve niteliği ayrıdır. Alacak, belirli veya belirlenebilir ise, belirsiz alacak davası açılamaz; ancak şartları varsa kısmi dava açılması mümkündür.
Kanunun kısmi dava açma imkânını sınırlamakla birlikte tamamen ortadan kaldırmadığı da gözetildiğinde, belirli alacaklar için, belirsiz alacak davası açılamasa da, şartları oluştuğunda ve hukuki yarar bulunduğunda kısmi dava açılması mümkündür. Aksi halde, sadece ya belirsiz alacak davası açma veya belirli tam alacak davası açma şeklinde iki imkandan söz edilebilir ki, o zaman da kısmi davaya ilişkin 6100 sayılı Kanunun 109 uncu maddesindeki hükmün fiilen uygulanması söz konusu olamayacaktır. Çünkü, belirsiz alacak davasında zaten belirsiz alacak davasının sağladığı imkanlardan yararlanarak dava açılabilecek; şayet alacak belirli ise de, o zaman sadece tam eda davası açılabilecektir. Oysa kanun koyucunun abesle iştigal etmeyeceği prensibi gereği, anılan maddeyle kısmi davaya ilişkin düzenleme yapıldığı düşünülerek ve Kanundaki sınırlamalara dikkat edilerek kısmi dava açılabilecektir.
Somut olayda, dava dilekçesinde, davanın açıkça, belirsiz alacak davası türünde açıldığı belirtilmediğinden eldeki davanın, belirsiz alacak davası değil kısmi dava olduğunun kabulü gerekir. Buna göre mahkemece, davanın kısmi dava türünde olduğu kabul edilerek sonuca gidilmesi gerekirken, ıslaha ilişkin sunulan 31.03.2021 tarihli dilekçenin talep artırım dilekçesi olarak kabulü doğru değildir.
Açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelenecek olursa; eldeki dava belirsiz alacak davası olmayıp kısmi dava olduğuna göre 31.03.2021 tarihli dilekçe, belirsiz alacak davalarında söz konusu olan talep artırım dilekçesi olmayıp ıslah dilekçe mahiyetindedir. Buna göre de; davaya konu kaza 04.09.2011 tarihinde gerçekleşmiş, ıslah dilekçesi ise 31.03.2021 tarihinde verilmiştir. Davaya konu trafik kazası sonucunda eylem, kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 Sayılı TCK'nın 89/1. maddesi kapsamında kalmakta olup, aynı yasanın 66/1 5 maddesinde öngörülen ceza zamanaşımı süresi 8 yıldır. Buna göre eldeki davada ıslah tarihi itibariyle ceza zamanaşımı süresi dolmuştur. Hal böyle iken, mahkemece ıslah ile artırılan miktarın reddine karar verilmesi gerekirken, talebin kabulü yönünde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
- Bozma ilamının neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
-
Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
-
Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
02.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:13:09