Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/14606
2023/2431
27 Şubat 2023
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2019/1294 E., 2020/4015 K.
HÜKÜM/KARAR: Kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden ret/
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2014/2060 E., 2017/1044 K.
Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 05.06.2013 tarihinde davalı ... nezdinde zorunlu trafik sigortalı aracın asli kusuruyla davacı yayaya çarpması sonucu sol alt bacağında kırık tespit edildiğini, Ağrı Devlet Hastanesinin düzenlediği raporda tüm vücut fonksiyon kaybı oranının kalıcı ve %24 olarak belirlendiğini, davalıya sürekli iş göremezlik tazminatı ödenmesi için yapılan başvuru üzerine 15.000,00 TL ödenmesine karar verildiğini, ekonomik şartların verdiği zorunluluktan dolayı iradesi bu yönde olmamasına karşın davacının bu ödemeyi kabul ettiğini, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 111 inci maddesi uyarınca sigorta şirketinin sorumluluğunun devam ettiğini, eksik olarak yapılan ödeme düşüldükten sonra bakiye iş göremezlik tazminatının ödenmesi amacıyla eldeki davayı açtıklarını belirterek açılan belirsiz alacak davasında 3.000,00 TL bakiye sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 05.06.2013 tarihli kaza nedeniyle davacının Şanlıurfa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/444 Esas sayılı dosyasında müvekkiline karşı açtığı dava devam ederken davacıyla maluliyet zararının 15.000,00 TL olduğu hususunda mutabık kalınarak sulh olunduğunu ve bu davanın sulhen sona erdirildiğini, 15.000,00 TL tazminat ve 2.267,00 TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 17.267,00 TL'nin 28.05.2014 tarihinde davacı vekilinin banka hesabına ödenerek poliçeden kaynaklı sorumluluğun yerine getirildiğini, davacı tarafından poliçe sebebiyle gayrikabili rücu olmak üzere ve kesin şekilde müvekkili sigorta şirketinin ibra edildiğini, davacının kaza nedeniyle açmış olduğu ve açacağı davalardan da feragat ettiğini, 02.06.2014 tarihinde sulh ile sonuçlanan davanın konusuz kalması sebebiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, aynı olay sebebiyle yeniden aynı talebin dava konusu yapılmasının mümkün olmadığını savunarak davanın kesin hüküm sebebiyle usulden reddini, aksi kanaat halinde esastan reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Şanlıurfa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/444 E. 2014/361 K. sayılı dosyasında tarafların ve dava konusunun eldeki davayla aynı olduğu, tarafların sulh olması nedeniyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği ve kararın kesinleştiği, sulh kesin hükmün sonuçlarını doğuran, karar kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilen ve davaya son veren taraf işlemlerinden olup, mahkemece bu doğrultuda verilen ve kesinleşen kararın kesin hüküm niteliğinde bulunduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı HMK) 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde aynı davanın daha önceden kesin hükme bağlanmamış olmasının dava şartı olduğu" gerekçesiyle davanın 6100 sayılı Kanun'un 114/1 i bendi delaleti ile aynı Kanun'un 115 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ilk açılan dava devam ederken davalı tarafından davacıya ödenmesi gereken rakamın çok altında ödeme yapıldığını, müvekkilinin ekonomik şartların verdiği zorluklardan dolayı iradesi bu yönde olmamasına rağmen ödemeyi kabul ettiğini, davalının dosyaya sunduğu ibranamenin 2918 sayılı Kanun'un 111 inci maddesine göre geçersiz ve makbuz hükmünde olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Dava konusu uyuşmazlığın daha önce kesin bir hükümle çözümlenmemiş olmasının olumsuz dava şartlarından olup, aynı konuda aynı taraflar arasında aynı dava sebebine dayanarak daha önce dava açılmış ve verilen hüküm kesinleşmiş ise, artık o dava konusu hakkında kesin hükmün varlığı nedeniyle aynı uyuşmazlığın yeni bir dava konusu yapılamayacağı, mahkemenin kesin hükmün varlığını kendiliğinden gözeterek davayı esasa girmeden usulden reddetmesi gerektiği, Şanlıurfa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/444 Esas sayılı dosyasında davacı vekili tarafından davalı ...Ş aleyhine 05.06.2013 tarihinde 5.000,00 TL maddi tazminat istemiyle dava açıldığı, davacı vekilinin UYAP üzerinden sunduğu dilekçe ile davalıyla sulh oldukları ve karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini talep ettiği gerekçesiyle dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, hükmün taraflarca temyiz edilmemesi nedeniyle 09.09.2014 tarihinde kesinleşmesinin ardından bu kez davacı vekilinin tarafları ve konusu aynı olan eldeki ikinci davayı açtığı, aynı dava sebebine dayanılarak daha önce açılan davada verilen hükmün kesinleştiğinin anlaşılması karşısında kesin hüküm bulunmamasına ilişkin dava şartının oluştuğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci altı bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusuna konu ettiği nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın davacı yayaya çarpması sonucu yaralanan davacı tarafından açılan ve yargılama sırasında varılan mutabakat sonucu imzalanan ibraname ile yapılan ödeme sonucu sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair kesinleşmiş ilk kararın, eksik ödeme iddiasıyla açılan ikinci davada kesin hüküm oluşturup oluşturmadığı ve buradan varılacak sonuçla davacının bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı alacağının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile birinci fıkrası ile 370, 371, 303, 313, 315 114 ve 115 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91, 92 ve 111 inci maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
- Değerlendirme
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
6100 sayılı HMK'nın 313 ve 315 inci maddeleri uyarınca sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir. Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse karar verilmesine yer olmadığına karar verir. İrade bozukluğu ya da aşırı yararlanma hâllerinde sulhun iptali istenebilir.
Sulh, genel kavram itibari ile dava sonucunda çıkacak tazminatın birebir ve aynı miktarlarda ödenmesini içermeyip, tarafların karşılıklı özgür iradeleri ile anlaşmalarıdır. Mahkeme içi sulh sözleşmesi, ilgili bulunduğu davaya son veren taraf işlemlerindendir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Sulhun temel işlevi, hükmün tamamlayıcısı olma değil hüküm yerine geçmektir. Mahkemenin vereceği esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı, davanın sulh nedeniyle konusuz kaldığını tespit ve tevsikten öte bir anlam taşımayacaktır. Sulh bir sözleşme olduğundan taraflardan birinin tek taraflı olarak bu anlaşmadan vazgeçebilmesi mümkün değildir. Sulhu bozma isteği, şartlı veya şartsız olduğu veya oluştuğu sırada iradeyi kaldıran sebepler bulunduğu iddiası ayrı bir dava konusu olabilir. Sözleşmeyi ortadan kaldırmak isteyen tarafın borçlar hukukundaki kurallar çerçevesinde sulhun iptali için dava açması mümkündür.
Somut olayda, davacının 22.05.2014 tarihinde sürekli iş göremezlik tazminatı talebiyle açtığı ilk davada vekili tarafından UYAP bilişim sistemi üzerinden mahkemeye gönderilen dilekçede davalı ile yapılan sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi talep edilmiş; davalı ... şirketince sulh nedeniyle davacıya 28.05.2014 tarihinde ödeme yapılmış; davalı vekili taraflar arasında düzenlenip davacı vekilinin imzasını taşıyan ve "davacının tüm maddi zararlarına karşılık olmak üzere davalı ile mutabık kalınan meslekte kazanma gücü kaybı oranı üzerinden karşılıklı ve sulhen vardıkları mutabakat uyarınca yapılan ödeme ile ilk açtıkları davadan dolayı hiçbir hak ve alacakları kalmadığı, açtığı ve açacağı tüm davalardan feragat edildiği, davalı ... yanında sigortalı ile sigortalı araç sürücüsünün sadece maddi tazminatlar bakımından mutlak ve kesin şekilde ibra edildiğine" ilişkin İbraname, Mutabakatname, Feragatname ve Makbuz başlıklı 22.05.2014 tarihli belgeyi mahkeme dosyasına sunmuş, Şanlıurfa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/444 Esas sayılı dosyasında sulh nedeniyle dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve işbu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Mahkemenin, davacı vekilince yapılan ödemenin eksik olduğu iddiasıyla 2918 sayılı Kanun'un 111 inci maddesine dayalı olarak açılan ikinci davanın, aynı dava sebebine dayalı olarak tarafları ve konusu aynı olan ilk davada verilen hükmün kesin hüküm oluşturduğu kabul edilerek dava şartı yokluğundan usulden ret kararı verilmesine yönelik kabulü dosya kapsamına uygun düşmektedir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:30:43