Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/6209
2023/2429
23 Şubat 2023
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2021/512 E., 2022/629 K.
HÜKÜM/KARAR: Davanın Kısmen Kabulü / İstinaf Başvurusunun Kabulü ile Davanın Reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2018/690 E., 2020/398 K.
Taraflar arasındaki basın yoluyla kişilik haklarının ihlali nedeniyle manevi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ile davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalıların istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; gerçekleştirilen Umre seyahatinden yaklaşık 3 yıl sonra, davalı medya kuruluşunun gazete ve haber sitelerinde müvekkili tarafından bizzat paylaşılan fotoğraflar da kullanılarak müvekkiline iftira atıldığını, müvekkilinin FETÖ imamları olarak bahsedilen kişilerle hiçbir şekilde iletişim kurmadığını, dava dışı ... ...'nın daveti üzerine dini vecibelerini yerine getirmek amacıyla gittiği Umre seyahatinin sözde darbe toplantısı olduğuna yönelik iddiaların davacının FETÖ'ye karşı bugüne kadar verdiği mücadelenin görmezden gelinmesi niteliğinde olduğunu, söz konusu haberlerin müvekkilinin kişilik haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle erişimin engellenmesi kararı verildiğini, müvekkili hakkında yapılan haberin iftira niteliğinde olduğunu, yapılan haberin tek amacının müvekkilinin mesleki ünvanını kullanarak ticari saygınlığını sekteye uğratmak, müvekkilini toplum içinde hedef göstererek itibarsızlaştırmaya, algı oluşturmaya, kamuoyu nezdinde hedef haline getirmeye çalışmak olduğunu belirterek 250.000,00 TL manevi tazminatın haber tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu haberlerin yapıldığı tarihten tam 1 yıl sonra eldeki davanın açıldığını, müvekkili gazete ve internet sitelerinde yer alan dava konusu haberlerin kamu yararı ve basın özgürlüğü kapsamında yapıldığını, haberlerin görünür gerçekliğe uygun olduğunu, davacının dava dilekçesinde Umre ziyaretinde ismi FETÖ soruşturmasında geçen kişilerle birlikte olduğunu, aynı kafilede olduğunu ikrar ettiğini, haberlerin güncel olduğunu, kamu yararı içerdiğini, haberler verilirken öz ile biçim arasındaki dengenin korunduğunu, dava konusu haberlerin toplumsal ilgiye haiz bir konuda basının yorumlama ve eleştirme hakkı kapsamında yapıldığını, kullanılan başlık ve dilin güncel ve görünen gerçekliğe uygun olan bir süreci yansıtan nitelikte olduğunu, öz ve biçim dengesinin korunduğunu, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını ve her halükarda talep edilen manevi tazminat bedelinin fahiş olduğunu, hem manevi tazminatın ödenmesine hem de saldırıyı kınayan bir karar verilip yayınlanmasına karar verilemeyeceğini, mahkeme hükmünün yerine getirileceği tarih itibariyle haberin güncelliğini kaybetmiş olacağını, hiçbir hukuki yararın sağlanamayacağı gerekçesi ile davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı yayın kuruluşunun 09.01.2018 tarihli "Umre Seyahatinde Kripto Toplantı" "Kripto Avukat ...'ın maskesi düştü", 10.01.2018 tarihli "Kripto Seyahatlerin Karanlık Avukatı", 12.01.2018 tarihli "Karanlık Avukat Fetö İmamlarıyla", 14.01.2018 tarihli "... ile Karanlık Avukatın Twitter kardeşliği" ve 15.01.2018 tarihli "Karanlık Avukatın Fetöcü arkadaşları" başlıklı haberleriyle yapılan yayınlarda davacının 2015 yılında gerçekleştirdiği ve sosyal medya hesaplarında paylaştığı fotoğraflar üzerinden davacıyla FETÖ terör örgütü arasında bağlantı kurulduğu, davacının örgütün mensubu gibi gösterilmeye çalışıldığı, halbuki davacı hakkında FETÖ terör örgütü ile ilgili bir soruşturma veya kovuşturma olmadığı, yapılan yayınlarla davacının FETÖ terör örgütü mensubu gibi gösterilmesinin davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu gerekçesi ile 4.000,00 TL manevi tazminatın 09.01.2018, 4.000,00 TL manevi tazminatın 10.01.2018, 4.000,00 TL manevi tazminatın 12.01.2018, 4.000,00 TL manevi tazminatın 14.01.2018 ve 4.000,00 TL manevi tazminatın 15.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde mahkeme tarafından hükmedilen tazminat miktarının müvekkilinin maruz kaldığı saldırının manevi zararını tatmin edebilecek ve yeni bir saldırının oluşmasını önleyebilecek nitelikte olmadığını, hukuka aykırılığa ilişkin tespitin tirajı en yüksek iki ulusal gazetede saldırının gerçekleştiği şekliyle yayımlanması talebinin reddinin hukuken hatalı olduğunu belirtmiştir.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu haberin hukuka uygunluk kriterlerine haiz olduğunu, haberlerin görünür gerçekliğe uygun olduğunu, güncel olduğunu, kamu yararı içerdiğini, haber verilirken öz ve biçim arasındaki dengenin korunduğunu, dava konusu haberin toplumsal ilgiyi haiz bir konuda, basının yorumlama ve eleştirme hakkı kapsamında yapılmış bir haber olduğunu, davada manevi tazminat şartlarının oluşmadığını ve her halükarda hükmedilen tazminat bedelinin fahiş olduğunu belirtmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu edilen 09.01.2018 tarihli "Umre seyahatinde kripto toplantı" "Kripto avukat ...'ın maskesi düştü", 10.01.2018 tarihli "Kripto Seyahatlerin Karanlık Avukatı", 12.01.2018 tarihli "Karanlık Avukat Fetö İmamlarıyla", 14.01.2018 tarihli "... ile karanlık avukatın Twitter kardeşliği" ve 15.01.2018 tarihli "Karanlık Avukatın Fetöcü arkadaşları" başlıklı haberler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacı avukatın bu haberler öncesinde tanımadığını beyan ettiği kişilerle 2015 yılında Umre ziyaretine gitmiş olması, bu şahıslardan bazılarının FETÖ imamı olduğu iddiasıyla aranan firari şahıslar ya da FETÖ üyesi olmak suçlamasıyla tutuklu şahıslar oldukları, seyahat masraflarının Bank Asya hesabına toplu ödendiği yönündeki tespit, bilgi ve iddialar etrafında hazırlandığı, haber içeriğinde davacının Twitter hesabında yayınladığı sohbet fotoğrafına yer verildiği, davaya konu haberlerin yapıldığı tarih FETÖ terör örgütünün darbe girişimi sonrası olduğu, o tarihlerde Türkiye’deki her kurumda terör örgütüyle irtibatı ve iltisakı bulunan kişilerin tespit edilerek ayıklanması konusundaki toplumsal ve kurumsal hassasiyet üst seviyede olduğu, davaya konu haberlerin bütünü nazara alındığında, genel olarak bu hassasiyet kapsamında yazıldığı ve davacının özel hayatına ve şahsiyetine doğrudan bir ithamın bulunmadığı, söz konusu haberlerin başlığı çarpıcı ve yazıdaki eleştirel ifadeler sert ve kışkırtıcı mahiyette ise de, davacının kendi sayfasında bu seyahati ve ilgili fotoğrafı daha önce paylaştığı, seyahat ve katılımcılarla ilgili bilginin görünür gerçekliğe uygun olduğunun anlaşıldığı, davaya konu haberlerin her birinin ayrı ayrı yayımlanma tarzının basın özgürlüğü sınırlarında, kamu yararı ve görünür gerçeklik kapsamında kaldığı, haberlerin çarpıcı bir başlıkla verilmekle beraber, davacının kişilik haklarını zedeleyici ifadeler içermediği, dava konusu yazılardan dolayı ifade ve basın özgürlüğünün sınırlandırılması için demokratik bir toplumda gereklilik, bir başka anlatımla sosyal bir ihtiyaç bulunmadığı, bu nedenle manevi tazminatın şartları oluşmadığından davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve düzeltilerek yeniden esas hakkında davanın reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu haberlerde müvekkiline "Fetöcü, Karanlık Avukat" şeklinde ithamda bulunulmasının, kamuoyu nezdinde müvekkilinin belli bir kesime hitap eden avukat olarak düşünülmesine sebebiyet verdiğini, müvekkilin itibarını son derece zedelediğini, tanınmış bir avukat olarak mesleki faaliyetlerini sürdüren müvekkilini "Fetöcü" şeklinde suçlayarak kamuoyunun kışkırtıldığını, müvekkilinin kişilik haklarını ve mesleki itibarını alenen hedef alan işbu haberlerin ülke çapında yayımlandığı göz önünde bulundurulduğunda müvekkilinin uğramış olduğu zararın salt manevi tazminatla giderilemeyeceğini, ayrıca yapılan hukuksuz saldırının, saldırının gerçekleştirildiği şekliyle ülke çapında yayımlanması gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin kabul edilemeyeceğini, haberlerde kamu yararının bulunmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, basın yoluyla 09.01.2018, 10.01.2018, 12.01.2018, 14.01.2018 ve 15.01.2018 tarihlerinde yapılan haberin veriliş şekli, içeriğinde yer alan ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı teşkil edip etmediği, buradan varılacak sonuca göre davalıların manevi tazminatla sorumlu tutulup tutulamayacağı noktasında toplanmaktadır.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Türk Medeni Kanunu’nun 24 üncü maddesi ile Türk Borçlar Kanunu’nun 58 inci maddesi, 5187 sayılı Basın Kanunu.
- Değerlendirme
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Değerlendirme bölümününde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.02.2023 tarihinde üye ... 'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde açıklanan sebeplerle dava konusu yayınlarda davacının kişilik haklarına saldırının gerçekleştiğinin, olayda hukuka uygunluk sebeplerinin bulunmadığının kabulü ile hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan davanın reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması yönünde tezahür eden çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:31:11