Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

4. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/12990

Karar No

2023/220

Karar Tarihi

11 Ocak 2023

MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2017/68 2019/174

HÜKÜM/KARAR: Kısmen Kabul

Taraflar arasındaki haksız fiil nedeni ile uğranılan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının haksız yere aleyhine kambiyo senetlerine mahsus icra yoluyla takipler başlattığını, takiplere dayanak senetlerdeki imzaların kendisine ait olmadığını, bu hususun icra mahkemelerinde açtığı davalarla sabit olduğunu, konu ile ilgili ceza davasında da imzaların kendisine ait olmadığının tespit edildiğini, davalının haksız yere icra takiplerinde bulunması nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek zararın giderilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili maddi tazminat istemleri yönünden 07.12.2017 tarihli sunmuş olduğu dilekçe ile maddi tazminat isteminin yol ve yemek giderleri olarak 4.000,00 TL, yoksun kalınan maaş yönünden 6.000,00 TL olduğu yönünde açıklamada bulunmuştur.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının bir takım faturalara ve ticari alım satıma dayalı olarak mağdur edildiğini iddia ettiğini, taraflar arasında sözleşmeye dayalı bir ticari ilişki bulunduğunu, bu nedenle görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olduğunu, ayrıca yetki itirazında bulunarak davalı şirketin merkezinin de Çerkezköy’de olduğunu belirtmiş ve davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 25.05.2016 gün, 2015/380 2016/141 Karar sayılı kararıyla; yetkili mahkemenin Çerkezköy Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

  1. Yerel mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili süresi içinde temyiz isteminde bulunmuştur.

  2. Dairece, dosya içeriğinden, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklanmış olmasına göre zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olduğu, HMK'nın 16. maddesi kapsamında zarar gören davacının seçimlik hakkını kullanarak yerleşim yeri olan Şarköy'de dava açtığı, Mahkemece işin esasına girilerek toplanacak delillere göre karar verilmesi gerekirken yetkisizlik kararı verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı görüldüğü gerektiğine değinilerek bozma kararı verildiği anlaşılmıştır.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak, aktüer bilirkişi tarafından sunulan 12.02.2019 tarihli raporla davacının maddi zararının hesabı yaptırılmış, davalı şirketin Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/568 Esas sayılı dosyası ile görülen ceza davasında senetlerin davacıya ait olmadığını bilmesine rağmen icra takibine giriştiği, davacının dava takibi için İstanbul'a gidiş geliş yapmış olması nedeni ile davalının bu eylemi nedeni ile oluşan zarardan sorumlu olacağı bu hali ile bilirkişi tarafından yapılan hesaplama neticesinde yol ve yemek masrafı olarak belirlenen 634,46 TL tutar yönünden davalının zararı tazmin etmesi gerektiği, davacının iş akdinin sonlanması ve neticesi kazanç kaybının oluştuğu iddia olunmuş ise de davacı bu maddi zarar istemi yönünden davalının açmış olduğu davalar ve davacının bu davaları takip etmesi nedeni ile davacının iş vereni tarafından iş akdinin fesih edildiğini ispatlayamamış olduğu, davacının manevi tazminat istemi yönünden yapılan değerlendirmede; sadece haksız eylem manevi tazminat için yeterli olmayıp, kişilik haklarının hukuka aykırı bir biçimde saldırıya uğraması sonucu manevi bir zararın doğması gerektiği, haksız dava veya icra takibinin kişisel hakları ihlal eden bir eylem niteliğinde olmadığı gerekçeleriyle maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 634,46 TL maddi tazminatın işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili:

Yerel mahkemenin kararı usul ve yasaya aykırı olup, eksik inceleme neticesi verildiği, davalı şirket, Bakırköy 7 İcra Müdürlüğünün 2011/7020 ve 2011/5355 sayılı dosyaları ile haksız olarak, davacı müvekkil aleyhine kambiyo senetlerine mahsus icra yolu ile takip başlatmış ise de hiç bir zaman ticaret yapmamış ve davalı şirketle de hiçbir ticari ilişkisi bulunmayan davacı hakkında Bakırköy İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/170 E. 2015/597 K. Ve 201 1/575 1424 E.K. sayılı ilamları ile senetlerdeki imzaların davacıya ait olmadığının anlaşılması üzerine haksız icra takiplerinin iptaline karar verildiğini, davacının şikayeti üzerine, kendi adına sahte senet düzenleyen kişi hakkında başlatılan soruşturma neticesinde Bakırköy 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/825 E sayılı dosyası ile dava görüldüğünü, davalı şirket, basiretli bir tacir gibi davranması halinde icra takibine konu senetlerdeki imzaların davacı müvekkile ait olmadığını bilebilecek durumda olmasına, gerek itiraz davaları sırasında gerekse ceza davası sürecinde icra takibine konu senetlerdeki imzaların davacıya ait olmadığını öğrenmesine rağmen icra takiplerinden vazgeçmediğini ve itiraz davalarını kabul etmediğini, ısrarla ve kötü niyetle devam eden icra takipleri ve davalar yüzünden davacının, işinden gücünden olduğu, iş akdi feshedildiği, maddi kayıp yaşadığı ve manevi olarak yıprandığını bir kişinin haksız bir icra tehdidi altında, haklılığını ispatlamak için yıllarca mücadele vermek zorunda olduğu bir döneminin geçmesi ve karşı tarafın da bu haksızlığa bilerek devam etmesi karşısında, manevi olarak yıpranmadığının ve başka bir şehirdeki takip ve davalar için zaman ve para harcamadığının, bu nedenle rutin hayatının iş ve gücünün sekteye uğramadığının kabulünün, hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek eksik inceleme neticesi verilen kararın resen dikkate alınacak nedenlerle bozulması talebinde bulunmuştur.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, haksız icra takipleri ve bu takiplere karşı açılan davalar nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların tazmini istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesi,

Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 58. maddesi

  1. Değerlendirme

  2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

  3. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Dosya kapsamından, davalı şirket tarafından davacıya yönelik olarak Bakırköy 7. İcra Müdürlüğünün 2011/7020 sayılı takip dosyası ve Bakırköy 7. İcra Müdürlüğünün 2011/5355 sayılı dosyaları ile kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığı, davacının süresi içerisinde bono altındaki imzanın kendisine ait olmadığı, karşı yana böyle bir borcunun bulunmadığını belirterek imzaya itirazı üzerine Bakırköy 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/170 sayılı dosyası ile takibe konu bonodaki imzanın davacı eli mahsulü olup olmadığı yönünde bilirkişiden alınan 06.04.2015 havale tarihli raporla; inceleme konusu bononun ... adına atfen atılmış iki adet imza ile adı ...'e ait mukayese imzaları arasında; gerek şeklen ve bilirkişi raporunda işaret edilen hususlar, gerekse grafolojik tanı unsurlarından işleklik derecesi, alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptanmadığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'in eli ürünü olmadığı yönünde kanaat bildirlidiği, mahkemece, düzenlenmiş bononun muhatabı olan alacaklının, keşidecinin imzasının keşideciye ait olup, olmadığı hususunu basiretli bir tacirden beklenen özeni göstererek bilebilecek durumda olduğu, bu durumda dayanak senedi takibe koymada ağır kusurlu bulunduğu kabulü ile davacının imza itirazına ilişkin davasının kabulüne, davacı yönünden takibin bu nedenle durdurulmasına karar verildiği ve tarafların kararı temyiz etmemesi üzerine kararın 11.08.2015 tarihinde kesinleştiği, yine Bakırköy 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2011/575 sayılı dosyası ile de Bakırköy 7. İcra Müdürlüğünün 2011/5355 sayılı dosya ile kambiyo senetlerine mahsus icra takibine konu bono altındaki imzanın kendisine ait olmadığını belirterek imzaya itiraz istemi hakkında, davalı yana dayanak bono aslını mahkeme kasasına sunması için kesin önel tebliğ edildiği, bir haftalık kesin süre içerisinde herhangi bir beyanda bulunmadığı anlaşılmakla; davacı yanın imzaya itirazını kabul etmiş sayılacağı kanaatine varılarak; davacının imza itirazına ilişkin davasının kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.

Davacı tarafından senetleri düzenleyen kişi hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, Bakırköy 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/568 Esas sayılı dosyası ile sanık Faruk Gülsem hakkında “Resmi Belgede Sahtecilik, Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma” eyleminden ceza yargılaması yapıldığı, yapılan yargılamada sanık Faruk Gülsem'in şikayetçi Oktav Gıda Firmasında satış temsilcisi olarak çalıştığı, işi gereği firmaya ait malların satımını yaptığı aldığı bedeli firmaya teslim etmesinin gerektiği, bu süreçte sanığın borçlusu ... olan iki adet senedi getirerek firmaya teslim ettiği, senedin ödenmemesi üzerine katılan şirket tarafından müşteki ... aleyhine icra takibine geçildiği, senet borçlusu Arda Türkerin itirazı üzerine senedin sahte olduğunun anlaşıldığı, senet üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde senetteki yazı ve imzanın müştekinin el ürünü olmadığının tespit edildiği, bu senedin sanık tarafından müştekiden alınıp katılan şirkete verildiğinin sanık tarafından kabul edildiği ve katılan şirket temsilcisinin beyanına göre şikayetçiye aslında herhangi bir malın teslim edilmediği, buna göre sanığın şirket adına sattığı malların bedelini tahsil ettiği halde bu bedeli şirkete ödemeyip menfaatine geçirdiği, şirketin olayı fark etmemesi için suça konu senetleri şirkete verdiği, daha sonra olayın ortaya çıktığı, bu suretle sanığın aynı anda igfal kabiliyeti olan iki adet kambiyo senedinin sahte olduğunu bilerek katılan şirkete verdiği ve şirket adına tahsil ettiği parayı uhdesinde tuttuğu gerekçesiyle üzerine atılı subüt bulan Resmi Belgede Sahtecilik suçundan cezalandırılmasına karar verildiği ve bu kararın da kesinleştiği anlaşılmıştır.

Mahkemece, davacının manevi tazminat istemi yönünden yapılan değerlendirmede sadece haksız eylem manevi tazminat için yeterli olmayıp, kişilik haklarının hukuka aykırı bir biçimde saldırıya uğraması sonucu manevi bir zararın doğması gerektiği, dosyada bulunan belge ve kayıtlara göre davacının uğramış olduğunu iddia ettiği haksız eylem nedeniyle kişilik haklarının manevi zarar gördüğünün kanıtlanamamış ve aynı zamanada haksız dava veya icra takibi nedeni ile mal varlığına yönelen eylemin Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesi anlamında kişisel hakları ihlal eden bir eylem niteliğinde de olmadığı gerekçesiyle manevi tazminat isteminin reddi yönünde karar verildiği anlaşılmıştır.

Olay nedeni ile oluşan bir maddi zarar bulunmadığından maddi tazminat isteminin reddi doğru ise de davalı şirketin takibe koyduğu bonoların davalı şirketin kendi çalışanı tarafından düzenlendiği icra hukuk dosyaları ve ceza dosyası kapsamı ile sabittir. Bakırköy 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/170 sayılı dosyası ile yapılan yargılamada, takibe konu bonodaki imzanın davacı ...'in eli ürünü olmadığının belirlendiği, düzenlenmiş bononun muhatabı olan alacaklının, keşidecinin imzasının keşideciye ait olup olmadığı hususunu basiretli bir tacirden beklenen özeni göstererek bilebilecek durumda olduğu, bu durumda dayanak senedi takibe koymada ağır kusurlu bulunduğu kabulü ile davacının imza itirazına ilişkin davasının kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Bu durumda davalının haksız eylemleri nedeniyle davacının manen zarar gördüğü sabittir. Davacı yararına uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde istemin tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

1 Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2 Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının davacı yararına temyiz olunan kararın BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,

Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,

11.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

bozmadansürecikararcevapyargılamatemyizvı.kararımahkemereddinebozulmasınasonrakibozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:45:36

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim