Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

4. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/273

Karar No

2023/2

Karar Tarihi

9 Ocak 2023

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2018/2322 E., 2020/2052 K.

HÜKÜM/KARAR: Davalılar ... ve ...'ın İstinaf Başvurularının

Esastan Reddine/ Davacının İstinaf Başvurusunun Kabulü ile

İlk Derece Mahkemesi Hükmü Kaldırılarak Yeniden Esas

Hakkında Hüküm Kurulmak Suretiyle Davanın Kısmen Kabulüne

İLK DERECE MAHKEMESİ: Gölbaşı (Ankara) 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2016/412 E., 2018/50 K.

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili, davalı ... vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... ile davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; 16.06.2011 tarihinde Erzincan Emniyet Müdürlüğünde görevli davalı polis memurlarının asayiş olayına müdahale sonrası yerden alınan silahı elden ele dolaştırmaları sırasında silahın ateş aldığını ve ekip otosunda direksiyon başında bulunan polis memurunun hayatını kaybettiğini, ölen polis memurunun mirasçılarına İdare Mahkemesince hüküm altına alınan tazminatın ödendiğini, ceza davasında davalıların taksirle ölüme sebebiyet verme suçunu işlediklerinin sabit görüldüğünü, davalıların kusurlu davranışları sonucu davacının tazminat ödemek zorunda kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ödenen 769.530,79 TL'nin 18.11.2015 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte rücuen davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

  1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; silahın patlama anında amiri olan diğer davalı ...'in elinde olduğunu, müvekkilinin amirini silahın dolu olma ihtimali konusunda uyardığını belirterek davanın reddini istemiştir.

  2. Davalı ... davaya cevap vermemiş; vekilince bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde atfedilen kusur oranının kabul edilmediğini belirtilerek davanın reddine karar verilmesi istenilmiştir.

  3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; silahın tam olarak belirlenemeyen nedenle ateş aldığını, ceza yargılamasında müvekkilinin tanık sıfatıyla yer aldığını, ancak vicdani olarak silah ateş aldığı esnada elinin silaha çarpmış olabileceğini düşünerek kendisinin de kusurlu olabileceğini ifade ederek yargılamaya kendi isteğiyle dahil olduğunu, müvekkilinin kusuru olmadığını, toplumsal olaylara müdahale konusunda yeterli eğitimin alınmadığını, asıl kusurlunun davacı İdare olduğunu, olaya sistematik şekilde müdahale edilmediği gibi müdahalenin yönetilemediğini belirterek davanın reddini, aksi kanaat halinde kabul anlamına gelmemek kaydıyla en az 3/4 oranında tazminattan indirim yapılmasına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan 02.01.2018 tarihli bilirkişi raporuna göre operasyonun emniyetli biçimde kontrol altına alınarak sürdürülememesi, telaş ve panik oluşması, silah ele geçirildikten sonra nasıl davranılması gerektiği hususunda sistematik hale getirilmiş emniyetli bir prosedürün uygulanmaması, mermisi namlu yatağında olan tabancanın gerekli ve yeterli tedbir alınmadan elden ele dolaştırılmış olması sebebiyle davacı İdarenin %90 oranında hizmet kusuru bulunduğu, olaya müdahale eden polis memurlarının sakin davranmamaları, dolu ve ateşe hazır durumda olan tabancayı dikkatsiz ve tedbirsiz biçimde elden ele vermeleri nedeniyle davalı ... ... ve davalı ...'ın %4'er ve davalı ...'in %2 oranında kusurlu bulunduğu, böylece davalıların meydana gelen zararın toplam %10'undan müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 76.953,07 TL'nin 18.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... vekili ve davalı ... ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

  1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunda bilimsel ve teknik yönden görüş bildirilmediği, davalıların karşılaştıkları dava konusu olayda ne yapmaları gerektiğini bilebilecek durumda oldukları, silahı emniyetli hale getirmeden elden ele dolaştırmaları sonucu olayın meydana geldiğini, müvekkili İdareye atfedilen %90 kusur oranını kabul etmediklerini, silahın normal bir vatandaşın elinde değil kendilerine görevleri sebebiyle teslim edilmiş kişilerin elinde patladığını, davalıların birçok eğitimden geçtiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

  2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin kusurlu olmadığını, davacı İdarenin gerekli eğitimleri vermediğini ve ağır kusurlu olduğunu belirtmiştir.

  3. Davalı ... ... vekili istinaf dilekçesinde; olayın meydana gelmesinde idarenin sistematik hale getirilmiş emniyetli bir prosedürü bulunmadığını, bütün kusurun davacı İdarede olduğunu, diğer davalılarla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarının hukuka aykırı olduğunu, ayrıca hakkaniyet indirimi yapılması hususunun göz ardı edildiğini belirtmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ilk derece mahkemesince alınan iki ayrı bilirkişi raporundan ikinci raporun hükme esas alındığı, ancak her iki bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmediği gibi hükme esas alınan ikinci raporun güvenlik konusunda uzman bilirkişiler tarafından tanzim edilmediği, duruşma açılarak istinaf yargılamasında alınan ve hüküm kurmaya elverişli bulunan 19.10.2020 tarihli rapora göre olayın meydana gelmesine tamamen davalıların kusurlarının neden olduğu, davalıların yaptıkları mesleğin özelliği gereği aldıkları eğitim de gözetildiğinde ele geçirilen silahın emniyetli şekilde teslim edilmemesinin eğitim ya da bilgi eksikliğinden kaynaklandığına ilişkin savunmalarının kabul edilmediği, benzer vakalarda bir uygulama prosedürünün mevcut olmadığı savunmasının somut olayla illiyet bağı olmadığı, bilirkişi raporunda kusur oranları konusunda takdirin mahkemeye bırakıldığı, davalıların görev ve sorumlulukları, olayın meydana geliş şekli ve raporda açıklanan hususlar gözetilerek olayın meydana gelmesinde davalı ...'in %40, davalı ...'in %40 ve davalı ...'in %20 oranında kusurlu oldukları kanaatine varıldığı, rücu davasında sorumlular arasında teselsül hükümleri değil kusur oranında sorumluluğun geçerli olduğu, bu nedenle hükmedilen tazminattan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarının doğru görülmediği ve kararın bu yönüyle de düzeltildiği, somut olayda olayın meydana geldiği yerin pasaj olması, kalabalık insan grubunun olay yerinde bulunması, failin etrafa çok sayıda ateş etmesi nedeniyle infial ortamının oluşması, mevcut olumsuz şartlar nedeniyle bir an önce silahın yerden alınarak olay yerinden uzaklaştırılması çabası gösterilirken dava konusu olayın meydana gelmesi ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde rücuya esas tazminat miktarından takdiren %80 oranında hakkaniyet indirimi yapılmasına karar verildiği gerekçesiyle davalılar ... ve ... vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi uyarınca esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) nci alt bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile 153.906,16 TL tazminatın 18.11.2015 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan kusurları (davalı ... %40, davalı ... %40 ve davalı ... ... %20) oranında alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin hakkaniyet indirimi (%80) nedeniyle reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

  1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalıların her birinin belirtilen oranlarda toplamda %100 kusurlu kabul edilip hakkaniyet nedeniyle %80 oranında indirim yapılmasının yerinde olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının lehe kısımlarının onanması, aleyhe olan kısımlar yönünden bozulmasını istemiştir.

  2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin ilk derece mahkemesinde %2 olarak belirlenen kusurunun istinaf yargılamasında %20 olarak belirlendiğini, bilirkişi raporlarında yer almayan ve hiçbir gerekçeye dayanmayan kusur oranının usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

  3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; kusur tespiti için alınan dört bilirkişi raporundan ilk üçünde davacı İdareye kusur verilmesine karşın istinaf yargılamasında davacıya kusur atfedilmeyen raporun esas alındığını, müvekkili kusursuz olup İdarenin kusurlu olduğunu, müvekkili ve diğer davalıların olay nedeniyle tazminatla sorumlu tutulmalarının hakkaniyete aykırı olduğunu, kastın olmayışı dikkate alınarak hakkaniyet indiriminin en yüksek orandan yapılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

  4. Davalı ... vekili; dosya kapsamındaki ilk üç raporda davacı yana kusur atfedildiğini, müvekkilinin polis akademisi mezunu değil polis okulu mezunu olduğunu, bilirkişi heyeti raporunda olaylara müdahale konusunda geliştirilmiş sistematik bir prosedürün gösterilmediğini, ani gelişen olaylara müdahale konusunda prosedürlerin personele öğretilmiş olması gerektiğini, hükme esas alınan raporun hüküm kurmaya yeterli olmadığını, %80 oranındaki hakkaniyet indiriminin az olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Taraflar arasında uyuşmazlık; emniyet mensubu olan davalıların asayiş olayına müdahaleleri sırasında yerden alınıp elden ele dolaştırılan silahın ateş alması sonucu vefat eden polis memurunun mirasçılarına ödenen tazminatın rücuen tazmini istemiyle açılan davada, davalıların kusurlu olup olmadıkları, kusurlu olduklarının kabulü halinde hüküm altına alınan tazminattan hakkaniyet indirimi uygulanıp uygulanmayacağı ve uygulanan hakkaniyet indirimi oranının yerinde olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 277 inci maddesinin ikinci fıkrası ile 359 uncu maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 51, 52, 61, 62 ve 73 üncü maddeleri.

  1. Değerlendirme

  2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle dava rücuya ilişkin olup teselsül hükümlerinin uygulanamamasına göre davacı vekilinin tüm, davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

  3. Hukukumuzda hakkaniyet, 6098 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinde düzenlenmiştir. Hakkaniyet; bazı şartların ve çözümlerin önceden saptanmasının doğuracağı düşünülen sakıncaları ortadan kaldırmak için hukuk kurallarının esnek veya eksik bırakıldığı hâllerde etkisini gösteren ve belli somut olayların özelliklerine uygun karar verilmesini emreden kurallar bütünü olarak tanımlanmaktadır. Buna göre Hâkimin, tazminatı belirlerken durumun gereğini ve belirtilen maddede örnek olarak sayılan özel indirim sebeplerini göz önünde tutması gerekmektedir.

Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davaya konu olayın meydana gelmesine davalıların kusurlarıyla sebebiyet verdiği kabul edilerek, rücuya esas olan tazminattan %80 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki somut olayın özelliği, eylemin oluş şekli ve gelişimi, yaşanan telaş ve panik, davalıların sıfat ve görevleri, yapılan işin niteliği, çalışma koşulları, pasajın kalabalık olması ve dosya kapsamındaki diğer olgular da gözetildiğinde yapılan hakkaniyet indirim oranı azdır. Şu hâlde mahkemece daha yüksek oranda hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken yazılı biçimde indirim oranının az takdir edilmiş olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

  1. 6100 sayılı Kanun'un "Hükmün kapsamı" kenar başlıklı 297 nci maddesinin ikinci fıkrası şöyledir: "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." Bu yön, kamu düzenine ilişkindir. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hâl, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir.

Yine istinaf incelemesi sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi kararının neleri içereceği ve hükmün nasıl oluşturulacağı (6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesine koşut şekilde) 359 uncu maddede düzenlenmiştir.

Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince, davanın 153.906,16 TL’lik kısmının kabulüne karar verilmiş olmakla birlikte davalıların kusur oranlarına atıf yapılmak suretiyle karar verildiği, infazı kabil olabilecek şekilde taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların net olarak belirlenmediği, her bir davalının sorumlu olduğu miktarların açıkça kararda gösterilmediği anlaşılmaktadır.

Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince yapılacak iş, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler gözetilerek infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde açık ve net bir karar vermek olmalıdır.

VI. KARAR

  1. Değerlendirme bölümünün (1) nolu bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

  2. Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) nolu bentlerinde açıklanan nedenlerle davalı ..., davalı ... ve davalı ... vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

492 Sayılı Harçlar Yasasının 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına

Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek hâlinde davalılara iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafcevaptemyizvı.kararımahkemesireddinederecebozulmasına

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:46:37

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim