Yargıtay 4. HD 2021/21371 E. 2023/1628 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/21371
2023/1628
13 Şubat 2023
MAHKEMESİ: Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/636 Esas 2021/934 Karar
HÜKÜM/KARAR: Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Kahramanmaraş 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2019/74 Esas 2019/389 Karar
Taraflar arasındaki kurum zararından kaynaklanan alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Sağlık Uygulama Tebliğinin EK 2 C tablosunda Tanıya Dayalı İşlem Listesinin 999. sırasında yer alan 609872 işlem kodu ve obezite sleeve işlem adı ile ilgili olarak; BMI> 40 kg/m2 olan kişilerde tıbbi endikasyonun endokrinoloji uzman hekiminin de yer aldığı sağlık kurulu raporu ile belgelenmesi halinde faturalandırılacağının hükme bağlandığını, SGK Teftiş Kurulu Başkanlığının incelemeleri sonucu hazırlanan 12.02.2016 tarihli raporda endokrinoloji uzman hekiminin imzası olmadan ya da sağlık kurulu raporu bulunmadan obezite ameliyatlarının gerçekleştirildiğinin anlaşıldığını, bu hususun Sağlık Uygulama Tebliğine aykırılık teşkil etmesi nedeniyle SGK tarafından bu ameliyatların bedelinin ödenmediğini ve böylece kamu zararı oluştuğunu, yapılan incelemede bu ameliyatların üniversitede görev yapan davalılar tarafından gerçekleştirildiğinin anlaşıldığını belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 1.000 TL tazminatın teftiş raporu tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı asıllar ayrı ayrı verdikleri cevap dilekçelerinde; hastaneye müracaat eden tüm hastaların hasta kabul işleminden taburcu olana kadar tüm işlemlerinin kurumun elektronik sistemi olan EHBYS de kayıt altına alındığını, Obezite Sleeve olarak tanımlanan ve ölümcül şişmanlık olarak tabir edilen ameliyatların estetik amaçlı olmayıp tamamen sağlık amacıyla yapıldığını, bu ameliyat için kliniğe başvuran hastaların SGK ödemeleri kapsamında önceleri endokrinoloji kliniğine sevk edildiğini, endokrenen EHBYS kayıtlı verilerinin ıslak imzaya geçmemesi üzerine hastane yönetiminin çaresiz kaldığını ve idare tarafından Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) nin tekrar incelendiğini ve diğer sağlık hizmetleri sunucularından endokrin raporu alınmak suretiyle ameliyatlara devam edildiğini, bu durumda SGK ödemlerinde de herhangi bir sıkıntı olmadığını, somut olaya kadar herhangi bir tebliğin yapılmadığını, öte yandan ameliyat olacak hastaların ilk muayenesinin endokrin kliniğinde yapıldığını ve lüzum halinde ilgili birimlere sevk edilerek ve tüm birimlerden onay alındıktan sonra aksi bir rapor yoksa ameliyat günü verildiğini, bu sürecin 2 3 aylık bir zaman dilimini kapsadığını ve endokrinoloji uzmanınca imzalanması için yeterli bir süre olduğunu, dolayısıyla meydana gelen kamu zararından endokrinoloji uzmanlarının sorumlu tutulabileceğini, yapılan tüm ameliyatların uluslararası tıbbi standartlara uygun olarak yapıldığını, SGK tarafından ödeme yapılmamasının nedeni ise endokrin uzmanı tarafından imzalanmış ıslak imzalı belgenin bulunmamasından kaynaklandığını, buradaki kusurun da geri ödeme kriterini hazırlayıp EHBYS tabir edilen sisteme yükleyip ıslak imza atmayı reddeden kişiye ait olduğunu, netice olarak teftiş raporunda ameliyatların kurallara aykırı yapıldığına dair herhangi bir tespit bulunmadığını, bunun yanı sıra hastalardan da bu yönde herhangi bir şikayet bulunmadığını, uzman hekimden rapor almadan herhangi bir ameliyat yapılmadığını ve kamu zararından sorumlu tutulamayacaklarını belirterek davanın reddini istemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...obezite ile ilgili operasyon yapılacak olması halinde Sağlık Uygulama Tebliği'ne göre aralarında endokronoloji uzmanının da bulunduğu 3 hekimli heyet raporunun çıkarılmasının şart olduğu, bu rapor olmadığı takdirde obezite ile ilgili yapılan ameliyatların bedelinin SGK tarafından ödenmeyeceği, davaya konu ameliyatlarda ise endokronoloji muayenelerinin yapıldığı ancak Sağlık Uygulama Tebliğine göre 3 hekimli heyet raporunun düzenlenmediği, şekli açıdan rapor eksikliği var ise de uygulama yönünden endokronoloji muayenelerinin yapıldığı ve davalıların SGK'nın yapmadığı ödemelerden sorumlu olmadıkları" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, Sağlık Uygulama Tebliği'nin EK 2 C tablosunda Tanıya Dayalı İşlem Listesinin 999.sırasında yer alan 609872 işlem kodu ve obezite sleeve işlem adı ile ilgili olarak; BMI> 40 kg/m2 olan kişilerde Tıbbi endikasyonun endokrinoloji uzman hekiminin de yer aldığı sağlık kurulu raporu ile belgelenmesi halinde faturalandırılacağının hükme bağlandığını, ancak üniversitede yapılan ameliyatlarda sadece ıslak imzası eksik olan değil bu raporun hiç olmadığı ameliyatlar da söz konusu olduğunu, bilirkişi raporunun kabulünün mümkün olmadığını, hastaların endokrinolojik muayeneden geçmesinin ameliyat olabilir kararı verileceğine karine olmadığını, raporun olmadığının hastane yönetimi tarafından kontrol edilmesinin mümkün olmadığını, hastane idaresinin faturalandırma aşamasına kadar dahili olmadığını, ameliyatların doktorların inisiyatifinde olduğunu ve belgelerin olup olmadığının kontrol yükümlülüğünün doktorlara ait olduğunu, haksız bilirkişi rapıruna dayalı olarak verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...alınan bilirkişi raporlarının önceki raporla ve dosya kapsamına göre uyumlu ve yerinde olduğu, davalı doktorların kurum zararının oluşmasında bir kusurlarının tespit edilmediği, ilk derece mahkemesi kararının usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olduğu" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerle usul ve yasaya aykırı olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kurum zararından kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 ve 371 inci maddeleri ile 266 ncı maddesi.
-
Değerlendirme
-
Dosyanın incelenmesinde, dava konusu kurum zararının meydana gelmesinde davalı hekimlerin kusuruna ilişkin alınan bilirkişi heyet raporunda; Sosyal Güvenlik Kurumunca Sağlık Uygulama Tebliğinde yapılan değişiklik ile obezite ameliyatlarının ödenebilmesi için aralarında endokrinoloji uzmanının da bulunduğu üç kişilik heyetten rapor alınması koşulunun getirildiği, sağlık kurulu raporlarının önceden düzenlenmesi yükümlülüğünün hastaların primer tedavisini üstlenen hekimlere ait olduğu, ancak bu yükümlülüğü yerine getirip getirmedikleri denetlenmeksizin kurum zararından sorumlu tutulmalarının mümkün olmadığı, hastane yönetiminin obezite ameliyatı olan hastaların işlemlerinde yapılması gerekenleri denetlemediği, sağlık kurulu raporlarının usule uygun olmadan onaylandığı, denetim yapılmış olsa idi bu kesintinin olmayacağı, kurum zararının oluşmasında tek başına davalı hekimlerin kusurlu olmadığı, oluşan zararın hekimlere rücu ettirilemeyeceği yönünde görüş bildirilmiş olup raporun kendi içerisinde çelişkili olduğu anlaşılmaktadır. Zira rapor içeriğinden meydana gelen kurum zararının oluşmasında davalı hekimlerin kusurunun olduğu, ancak tüm kusurun hekimlere yüklenemeyeceği, denetim görevini yerine getirmeyen hastane idaresinin de sorumlulukları olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bilirkişi heyeti sonuç olarak zararın davalılara rücu ettirilemeyeceğini bildirilmiştir.
Mahkemece anılan bilirkişi heyeti raporu hükme esas alınarak karar verilmiş ise de açıklanan nedenlerle rapor denetime elverişli olmayıp hükme esas alınamaz. Şu durumda mahkemece, davaya konu kurum zararının meydana gelmesinde davalıların kusurlu olup olmadığı, kusurlu iseler hangi oranda kusurlu oldukları hususlarında Adli Tıp Kurumundan ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
- Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir.
VI. KARAR
-
Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
-
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
-
Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.02.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:34:27