Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

4. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/10079

Karar No

2023/154

Karar Tarihi

10 Ocak 2023

MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2022/166 E., 2022/234 K.

HÜKÜM/KARAR: Ret

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının MHP Kars İl Başkanlığı'nın düzenlediği iftar programına katılarak yaptığı konuşmada müvekkilini hedef alarak "ABD, İngiltere ve AB'nin bölgedeki planlarını yerine getirebilmek için Türk askeri dahil devletin bütün imkanlarını kullanabildiği gibi, Türk Devlet geleneklerini ayaklar altına alan birtakım uygulamalar yapıyor, dün ...'den ödül alabilmek için çadırının kapısında bekleyen Sayın ... onun verdiği ödül ile şereflendiğini söyleyen Sayın Başbakan bugün ...'nin muhaliflerini desteklemek üzere Amerika'nın posta beygiri gibi habire dışişleri bakanını gönderiyor, emekli bir asker olarak diyor ki, Türkiye Cumhuriyeti, NATO'nun, ABD'nin, AB'nin emrinde değildir, Türkiye Cumhuriyeti, dört tane soytarının, dört tane soysuzun, on onbeş tane köksüzün birilerine altın tepside sunacağı bir ülke değildir, Türkiye Cumhuriyeti, şehitlerin emanetidir bize" şeklindeki ifadelerle ağır hakaretlerde bulunduğunu, müvekkilini Amerika'nın posta beygiri gibi gösterdiğini belirterek 10.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin MHP Genel Başkanı ...'nin başdanışmanı ve MYK üyesi olduğunu, Kars MHP il ve ilçe yöneticileri ile ve partililerin bulunduğu bir toplantıda konuşma yaptığını, konuşmada davacıyı hedef almadığını, ismini dahi zikretmediğini, hükümetin uyguladığı politikalardaki tutarsızlıkları dile getirdiğini, muhalefet partisi olarak siyasi eleştiride bulunduğunu, kullanılan ifadenin hükümetin Libya ve Suriye ile olan iyi ilişkilerin bir anda tersine çevrilmesi, bunun altında ABD'nin diktesi olduğunu ve bunun için de Amerika'nın posta beygiri gibi yani ABD'nin dikte ettiği şeylerin sonuç vermeyecek şekilde Libya'da uygulamak üzere Dış İşleri Bakanını gönderdiğine ilişkin olarak söylediğini, davacıyı aşağılama ya da küçük düşürme kastı olmadan hükümetin Libya politikasına eleştiri maksadıyla söylendiğini, ifadenin sonu boş olan bir iş

uğruna gidilmek maksadıyla kullanıldığını, dava dilekçesinde belirtilen soytarılar, soysuzlar, köksüzler ifadelerinin davacıya ve hükümete yönelik olmadığını, hedef alınanların NATO, ABD ve AB ülkeleri ile onların taşeronu PKK terör örgütü bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 11.03.2013 tarihli ve 2011/387 Esas, 2013/189 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile 2.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

  1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

  2. Dairenin 12.06.2014 tarihli ve 2013/15076 E. 2014/9794 K. sayılı ilamıyla "...davacı Dışişleri bakanı, davalı ise MHP Genel Başkanı ...'nin baş danışmanı ve MYK üyesi olup siyasi hüviyete sahip kişilerdir. Tarafların siyasi kimlikleri de göz önünde bulundurulduğunda, konuşma bütünü itibari ile sert siyasi eleştiri mahiyetindedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararlarında da belirtildiği üzere siyasi hüviyete sahip şahısların kendilerine yönelik sert, ağır ve hatta incitici eleştirilere de katlanmaları gerekir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan ifade özgürlüğünün sadece "zararsız ve ilgilenmeye değmez olarak görülen bilgi ve fikirler değil aynı zamanda rahatsız eden, şaşırtan ve gücendiren ifadelerin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği" belirtilmiş ve bu ifadeler var olmadan "demokratik bir toplum"dan söz edilemeyeceği vurgulanmıştır. Mahkemece bu yönler gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir." denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

  3. İlk Derece Mahkemesince Daire bozma ilamına direnilmesine karar verilmiş; karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

  4. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.11.2018 tarihli ve 2017/4 1351 E. 2018/1623 K. sayılı ilamıyla; "...davacının dava tarihi itibariyle Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı, davalının ise Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanının baş danışmanı ve Merkez Yönetim Kurulu üyesi olduğu, davalının MHP Kars İl Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programında yaptığı konuşma içeriğinde davacı hakkında ''Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve Avrupa Birliği'nin bölgedeki planlarını yerine getirebilmek için Türk askeri dâhil Devletin bütün imkânları kullanılabildiği gibi, Türk Devlet geleneğini ayaklar altına alan bir takım uygulamalar yapıyor. Dün ...'den ödül alabilmek için çadırının kapısında bekleyen Sayın ..., onun verdiği ödül ile şereflendiğini söyleyen Sayın Başbakan, bugün ...'nin muhaliflerini desteklemek üzere 'Amerika'nın posta beygiri gibi' habire Dışişleri Bakanını gönderiyor." şeklinde sözler söylediği, bu konuşmanın yazılı ve görsel basın yayın organlarında yer aldığı hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu durumda dava konusu konuşmanın içeriği bir bütün olarak ele alındığında, davalı tarafından kullanılan sözlerin davacının siyasetçi kimliği taşıyan bir kişi olarak katlanması gereken eleştiri sınırlarını aştığı, özellikle "Amerika'nın posta beygiri gibi" ifadesinin çağrıştırdığı anlam itibariyle küçük düşürücü olduğu, yukarıda vurgulanan AİHM içtihatları karşısında, ifade özgürlüğü kapsamında kalmadığı, davacının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği kabul edilmelidir. Hâl böyle olunca, davalının yaptığı konuşmada kullandığı ifadelerin, küçük düşürücü olduğunu ve eleştiri sınırları aşılarak söylendiğini, davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunduğunu kabul eden direnme kararı yerindedir. Ne var ki, Özel Dairece tazminat miktarı yönünden bir inceleme yapılmadığından bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerektiği" gerekçesiyle direnme kararı yerinde görülerek tazminat miktarı yönünden inceleme yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmiştir.

  5. Dairece, kararın usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek hükmün onanmasına karar verilmiştir.

  6. Davalı vekili, müvekkili aleyhine tazminata hükmedilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunmuştur.

  7. Anayasa Mahkemesinin 22.02.2022 tarihli ve 2019/19608 başvuru numaralı kararıyla; "...Başvuru konusu olay, bir siyasetçi olan başvurucunun mensubu olduğu siyasi parti teşkilatının düzenlediği bir iftar yemeğinde yapmış olduğu konuşmada Hükûmete yönelik eleştirilerde bulunduğu sırada o tarihte görevde olan dışişleri bakanı hakkında kullanmış olduğu "Amerika'nın posta beygiri gibi" ifadesi nedeniyle manevi tazminat ödemesine ilişkindir. Öncelikle Mahkemenin konuşma sırasında kullanılan anılan ifadeyi tırnaklama yaparak bütün konuşmanın tamamından ayrı bir şekilde değerlendirdiği görülmektedir. Oysa derece mahkemelerinin bir kısıtlamanın ifade özgürlüğü ile bağdaşıp bağdaşmadığı hususuna karar verirken kullanılan ifadeleri bağlamından kopartmaksızın olayın bütünselliği içinde değerlendirmesi gerekmektedir (Nilgün Halloran, § 52; Önder Balıkçı, § 45). Yapmış olduğu konuşmanın tamamına bakıldığında başvurucu, Hükûmetin hedef aldığı dış politikasının tutarlı ve öngörülebilir olmadığını iddia etmiştir. Nitekim başvuru dilekçesinde başvurucu; Başbakan'ın daha önce

NATO'nun Libya'ya asker göndermesine karşı çıkmasına rağmen daha sonraki tarihlerde bunu desteklediğini, dışişleri bakanı olan davacının ise Libya'daki siyasi otoriteye muhalif olanlara maddi destekte bulunacağına dair açıklamalarda bulunduğunu ifade etmiştir. Başvurucu, bu süreçte Hükûmetin önceki tutum ve açıklamalarının aksine Libya konusunda Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte hareket edilmesini sert bir dille eleştirmiş, davacının Amerika Birleşik Devletleri adına sıklıkla Libya'ya gittiğini ima ederek "Amerika'nın posta beygiri gibi" ifadesini kullanmıştır. Başvurucu konuşmasında Suriye politikasından da örnekler vererek kısa zaman öncesinde dost ve müttefik olunmasına karşın daha sonra siyasi ilişkilerin bozulduğuna dair hatırlatmalarda bulunmuş ve Hükûmetin dış politikada bağımsız hareket edemediğini ileri sürmüştür. Görüldüğü üzere başvurucu, muhalefet partisinde görev alan aktif bir siyasetçi olarak Hükûmetin ve dışişleri bakanı olan davacının yürütmekte oldukları dış politikadaki tutarsızlıkları hedef almıştır. Bu nedenle başvurucunun sözlerini sebepsiz, kişisel bir saldırı amacıyla sarf ettiği de değerlendirilmemiştir. Söz konusu konuşmanın muhalefet partisine mensup bir siyasetçi tarafından partisine mensup davetlilerin olduğu bir akşam yemeği sırasında sınırlı sayıda bir topluluğa hitaben yapıldığı da gözardı edilmemelidir. Başvurucu, iktidar partisini ve iktidar partisinin bir üyesi olan davacıyı hedef alarak siyasi arenada avantaj elde etme ve aynı zamanda parti teşkilatındaki kişileri motive etme gayesindedir. Bu noktada siyaset adamlarının birbirlerine karşı kullandıkları sözlerin açıkça polemik çıkarmaya, şiddetli tepkiler yaratmaya ve taraftarlarını konsolide etmeye yönelik siyaset üsluplarının bir parçası olduğu kabul edilmelidir (..., § 65). Bununla birlikte toplumun tamamını ilgilendiren ve kamusal bir tartışmaya katkı sunduğu konusunda şüphe bulunmayan konularda oluşan rahatsızlıkların yüksek sesle dillendirilmesinin ancak düşüncelerin herhangi bir engelle karşılaşmadan açıklanabildiği demokratik rejimlerde mümkün olduğu da unutulmamalıdır (Deniz Karadeniz ve diğerleri, B. No: 2014/18001, 6/2/2020, § 129). İletişim aracı anlamıyla kullanıldığı anlaşılsa da "posta beygiri" ifadesinin kullanılan dil ve üslubun muhatabı açısından rahatsız edici olduğu kabul edilebilir. Ancak Anayasa Mahkemesinin pek çok kararında benimsediği gibi demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olan ve toplumun ilerlemesi, bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade özgürlüğü, sadece kabul gören veya zararsız yahut kayıtsızlık içeren bilgiler ya da fikirler için değil aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerlidir (Emin Aydın (2), B. No: 2013/3178, 25/6/2015, § 35; ... , § 52). Anayasa Mahkemesi yine pek çok kararında ifade özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini kabul etmiştir (... ... Ertosun, B. No: 2013/1047, 15/4/2015, § 66; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 102). Bu sebeplerle başvuruya konu konuşmada geçen ve tazminat ödenmesine neden olan bu gibi ifadelerin bazı kontekstlerde kullanımının toplumca kaba ve rahatsız edici bulunması hukuk sisteminde ceza veya tazminat şeklinde bir müeyyide bağlanmasının tek başına haklı gerekçesi olamaz. Seçmenlerini temsil eden, onların taleplerini, endişelerini ve düşüncelerini politik alana aktaran ve çıkarlarını savunan, seçilmiş kimseler için ifade özgürlüğünün özellikle değerli olduğu açıktır. Bu sebeple müdahale eğer bir siyasetçinin ve özellikle muhalefet partisinin bir üyesinin ifade özgürlüğüne yönelik ise başvuruların çok daha sıkı bir denetimden geçirilmesi gerekmektedir. Buna ilave olarak mevcut başvuru konusu olaylar halka mal olmuş kişiler olarak hareket eden siyasetçiler arasında geçtiği için kabul edilebilir eleştiri sınırları sıradan bir kimse ile karşılaştırıldığında daha geniştir (..., § 61; ... , B. No: 2015/5633, 8/5/2019, § 38). Bu sebeple davacının kendisine yönelik eleştirilere sıradan insanlara göre daha fazla hoşgörü göstermesi gerekir. Yukarıdaki tespitlere karşın Mahkeme, başvurucunun ifade özgürlüğü ile davacının şeref ve itibarın korunması hakkı arasında bir denge kurmaya çalışmamıştır. Mahkemenin başvurucunun tazminat ödemesine karar verilmesine ilişkin ileri sürdüğü gerekçeler, başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan müdahale için ilgili ve yeterli bir gerekçe olarak kabul edilemez. Başvurucunun tazminat ödemeye mahkûm edilmesinin zorunlu toplumsal bir ihtiyaca karşılık gelmediği sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir." denilerek ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...davalı beyanlarının ifade özgürlüğü kapsamında ve eleştiri niteliğinde olduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının sarf ettiği sözlerle müvekkilinin kişilik haklarının ihlal edildiğini, eleştiri sınırının aşıldığını, müvekkilinin siyasi ve akademik kişiliğinin kasten küçük düşürüldüğünü belirtmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık; davalının MHP Kars İl Başkanlığı'nın düzenlediği iftar programında yaptığı konuşmada davacı hakkındaki ifadelerinin, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu iddiasına dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 427 vd maddeleri, Türk Borçlar Kanunu'nun 58 inci maddesi

  1. Değerlendirme

  2. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

  3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağı yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

10.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürecibozmadankararcevaptemyizyargılamavı.kararımahkemesionanmasınaderecesonrakibozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:46:06

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim