Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/11866
2023/12935
30 Kasım 2023
I. BAŞVURU
Başvurucu vekili dilekçesinde; müvekkilinin zorunlu mali mesuliyet şirketi tarafından kanun gereğince hak sahibine ödediği maddi hasara ilişkin tazminatın rücusu için dava edildiğini, Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi kararı ile ispatlanamayan davanın reddine karar verildiğini, kararın davacı vekilince istinaf edildiğini, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2022/398 461 E K sayılı ilamı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının HMK.m.353/1 a/6 hükmü uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın gerekçede belirtilen eksiklikler giderilerek yeniden yargılama yapılması için HMK'nın 353/1 a 6 maddesi gereğince mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar verildiğini ancak Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince verilen bu kararın Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 09.12.2019 tarih 2019/610 1111 E K sayılı ilamı ve Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 22.09.2021 tarih 2019/1422 2021/1858 E K sayılı ilamı ile çeliştiğini belirterek 5235 Sayılı Kanunun 35/3. maddesi gereğince uyuşmazlığın giderilmesini talep etmiştir.
II. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARI
Konya Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunun 16.05.2022 tarihli ve 2022/3 Esas., 2022/3 Karar sayılı kararı ile; '' 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) Genel Şartlarının "zarar görenlerin haklarının saklı tutulması ve sigortacının sigortalıya rücu hakkı" başlıklı B.4/f bendinde düzenlenen "f) Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı...kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde" hükmü yer almaktadır.
Buna göre, "bedeni hasar"a neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı...kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde sigorta şirketinin zarar gören 3. kişilere ödediği tazminatı sigortalısına rücu hakkı bulunmaktadır.
Bedeni hasara neden olan bir trafik kazası sonucu sigortalı araç sürücüsü olay yerini terk etmişse olay yerini terk sebebinin tedavi veya yardım amaçlı...kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu bir hal sebebine dayanması gerektiği aşikardır.
... genel şartları B.4/f bendi kapsamında sigorta şirketinin sigortalısına rücu hakkının doğumu için iki sebebin bir arada bulunması gerekmektedir.
a) Bunlardan ilki meydana gelen trafik kaza sonucunda "bedeni hasar"ın doğmasıdır. Poliçe genel şartlarında maddenin kapsamı "bedeni hasar ile" sınırlandırılmış olup düzenleyici, yalnızca maddi hasar meydana gelen kazaları özellikle rücu kapsamına almamıştır. Kural, riskin gerçekleşmesi halinde zararın karşılanması olduğundan ve teminat dışı olan durumlar istisna olduğundan, maddi hasarlı trafik kazalarında, sigortalı sürücüsü tarafından olay yerinin terkinin genişletici yorumla rücu kapsamına alınması mümkün değildir.
Somut olayda ise bedeni hasar meydana gelmiştir. Dava dışı... plakalı araç sürücüsü ...ve yanında yolcu olan Gülhan Demiray yaralanmıştır. Dolayısıyla rücu için aranılan birinci sebep gerçekleşmiştir.
b) Rücu için gerekli olan ikinci sebep ise, sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk sebebinin ... genel şartları B.4/f bendi kapsamında "tedavi" veya "yardım amaçlı...kuruluşuna gitme", "can güvenliği nedeniyle uzaklaşma" gibi zorunlu hallerden birine dayanması gerekmektedir.
Somut olayda; sigortalı araç sürücüsü ...'un olay yerini terk sebebinin ... genel şartları B.4/f bendi kapsamında "tedavi" veya "yardım amaçlı...kuruluşuna gitme", "can güvenliği nedeniyle uzaklaşma" gibi zorunlu hallerden olmadığı anlaşılmıştır. Hattı zatında bu amaçlarla terk edildiği de davalı tarafça ileri sürülmemiştir. Bu halde B.4.f maddesi gereği rücu imkanı olduğu açık olmakla itiraz yerindedir.'' gerekçeleriyle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 02.03.2022 tarih, 2022/398 461 E K sayılı kararı ilamının hukuka uygun olduğu anlaşıldığından uyuşmazlığın bu yönde giderilmesi gerektiğine karar verilmiştir.
III. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU KARARLAR
A.Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 01.03.2022 Tarihli ve 2022/398 Esas, 2022/461 Karar Sayılı Kararı
“Sigorta Genel Şartlarından Sigortanın, sigortalıya rücu hakkı " B.4. Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortanın Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı maddesinde düzenlenmiş, ilgili madde "Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez.
Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigortalıya rücu edebilir.
Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir:
a) Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise,
b) Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ihlali sonucunda meydana gelmiş ise,
c) Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar,
ç) Tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise,
d) Sigortalının rizikonun gerçekleşmesi halinde bu genel şartların B.1. maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı zarar ve ziyan miktarında bir artış olursa,
e) Tazminatı gerektiren olayın aracın çalınması veya gasp edilmesi sonucunda olması halinde, çalınma veya gasp edilme olayında sigortalının kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğu tespit edilirse,
f) Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı...kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde,
Bu çerçevede, 01.06.2015 tarihinden önceki sigorta genel şartlarında olay yerini terk, kaza tutanağı ve alkol vb. belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması rücu şartı olarak öngörülmemişken, ilgili maddenin (f) bendinde, belirli durumların haricinde olay yerinin terk edilmiş olması, kaza tutanağı ve alkol v.b. belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması da, rücu şartı olarak düzenlemiştir. Genel Şartlar B4 f bendi kapsamında sigortanın, sigortalısına rücu edebilmesi için ilgili yükümlülüklerin yerine getirilmemesi yeterli olup, sigortacının, sigortalısına rücu için sürücünün alkollü olduğunu yahut kasti eyleminin varlığını kanıtlaması istenemez.
Sigortacı rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden talep edemez." denilerek, sigortacının sigortalıya rücu edebileceği durumlar belirlenmiştir. İlgili maddede sayılan rücu sebepleri birbirinden bağımsız sebepler olup, rücu sebeplerinden birinin bulunması halinde sigorta şirketi yapılan hasar ödemesinin rücuen tazminini sigortalısından talep edebilir.
Çözümlenmesi gereken sorun ... poliçesi bulunan dava konusu araç bakımından meydana gelen iş bu trafik kazası neticesinde olay mahallinin terk edilmesinin tek başına poliçeyi teminat kapsamından çıkarıp çıkarmadığına ilişkindir.
Sigorta hukukunda asıl olan, sigorta poliçesi kapsamında kalan rizikonun gerçekleşmesi halinde zararın sigortacı tarafından karşılanmasıdır. Ancak bazı durumlara ilişkin kanuna veya poliçe genel şartlarına hükümler konularak, zarar teminat dışına çıkarılabilmektedir. ... genel şartlarının B.4 maddesinde de teminat harici olan hususlar düzenlenmiş olup, bunlardan bir tanesi de kazadan sonra olay yerinin terk edilmesidir.
01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) Genel Şartlarının "zarar görenlerin haklarının saklı tutulması ve sigortacının sigortalıya rücu hakkı" başlıklı B.4/f bendinde düzenlenen "f) Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı...kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde" hükmü yer almaktadır.
Buna göre, "bedeni hasar"a neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı...kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde sigorta şirketinin zarar gören 3. kişilere ödediği tazminatı sigortalısına rücu hakkı bulunmaktadır.
Bedeni hasara neden olan bir trafik kazası sonucu sigortalı araç sürücüsü olay yerini terk etmişse olay yerini terk sebebinin tedavi veya yardım amaçlı...kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu bir hal sebebine dayanması gerektiği aşikardır.
... genel şartları B.4/f bendi kapsamında sigorta şirketinin sigortalısına rücu hakkının doğumu için iki sebebin bir arada bulunması gerekmektedir.
a) Bunlardan ilki meydana gelen trafik kazası sonucunda "bedeni hasar"ın doğmasıdır. Poliçe genel şartlarında maddenin kapsamı "bedeni hasar ile" sınırlandırılmış olup düzenleyici, yalnızca maddi hasar meydana gelen kazaları özellikle rücu kapsamına almamıştır. Kural, riskin gerçekleşmesi halinde zararın karşılanması olduğundan ve teminat dışı olan durumlar istisna olduğundan, maddi hasarlı trafik kazalarında, sigortalı sürücüsü tarafından olay yerinin terkinin genişletici yorumla rücu kapsamına alınması mümkün değildir.
Somut olayda ise bedeni hasar meydana gelmiştir. Dava dışı... plakalı araç sürücüsü ...ve yanında yolcu olan Gülhan Demiray yaralanmıştır. Dolayısıyla rücu için aranılan birinci sebep gerçekleşmiştir.
b) Rücu için gerekli olan ikinci sebep ise, sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk sebebinin ... genel şartları B.4/f bendi kapsamında "tedavi" veya "yardım amaçlı...kuruluşuna gitme", "can güvenliği nedeniyle uzaklaşma" gibi zorunlu hallerden birine dayanması gerekmektedir.
Somut olayda; sigortalı araç sürücüsü ...' un olay yerini terk sebebinin ... genel şartları B.4/f bendi kapsamında "tedavi" veya "yardım amaçlı...kuruluşuna gitme", "can güvenliği nedeniyle uzaklaşma" gibi zorunlu hallerden olmadığı anlaşılmıştır. Hattı zatında bu amaçlarla terk edildiği de davalı tarafça ileri sürülmemiştir. Bu halde B.4.f maddesi gereği rücu imkanı olduğu açık olmakla itiraz yerindedir.
Rücu davaları; gerçek zararın giderilmesi amacına yönelik olup, zenginleşmeye bir vesile teşkil etmemelidir. Dolayısıyla zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı da, ödediği meblağın tamamını değil, ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusu bulunanlardan isteyebilir.
Bu halde davalı, davacının ödediği miktardan değil, kaza nedeni ile ortaya çıkan gerçek zarardan kusuru oranında sorumludur. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, öncelikle meydana gelen kazada birbiriyle örtüşen ve davalı tarafın % 100 kusur durumuna göre, hasar bilirkişisinden ödeme tarihi itibari ile zarar görenin uğradığı gerçek zarar miktarının belirlenmesi yönünde tazminat raporu alınarak davalının kusuruna sorumluluğuna karar vermekten ibarettir.'' gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi kararının duruşma yapılmaksızın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye iadesine karar verilmiştir.
B.Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 09.12.2019 Tarihli, 2019/610 Esas, 2019/1111 Karar Sayılı Kararı
“Dava; ... poliçesi sebebiyle sigorta şirketinin 3. kişiye ödediği hasar bedelinin kendi sigortalısından rücuen tahsiline ilişkin ilamsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi; kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355.maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacı sigorta şirketi tarafından 97462871 poliçe nolu 13/03/2015 tanzim tarihli 13.03.2015 başlama tarihli 13.03.2016 bitiş tarihli, ... poliçesi ile davalıya ait... plakalı aracın sigortalandığı, 07.02.2016 tarihinde sigortalı araç sürücüsünün sevk ve idaresindeki aracın...Köyü yolu üzeri... Mah. mevkiinde elektrik trafosunun yanında tali yoldan anayola kontrolsüz girdiği esnada sağdan ...merkezden...Köyü yönüne seyreden ...sevk ve idaresinde... plakalı aracın sol yan kısımlarına çarpması neticesinde yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği,... plakalı aracın tamir ve onarım için...e 12.000,00 TL ödediğini, sürücünün olay yerini terk etmesi ve sigortalı araç sürücüsünün ağır kusuru neticesinde kazanın meydana gelmesi, trafik kurallarının ağır kusur ile ihlali sonunda meydana gelmesi sebebiyle sigortalının sigorta sözleşmesine aykırı davranışından dolayı hasar ödemesinin rücuen tahsili için ilamsız icra takibinde bulunulmuştur.
Davacının sürücünün olay yerini terk etmesi nedeniyle sorumlu olduğuna ilişkin istinaf talebinin incelenmesinde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 12.03.2018 tarih 2017/1533 Esas 2018/2192 Karar sayılı ilamı ile 07.06.2017 tarih 2016/10786 Esas 2017/6498 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği gibi olay yerini terkin, tek başına gerçekleşen rizikonun teminat dışı olmasını gerektirmeyeceği, 6102 sayılı TTK'nın 1409 (6762 sayılı yasanın TTK'nın 1281 1282 maddeleri) maddeleri uyarınca rizikonun teminat dışı bir sebepten meydana geldiğini sigortacının ispat etmesi gerekeceği, davacı sigortacının bunu ispat edemediği, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi tanzim tarihi ve olay tarihi itibariyle geçerli bulunan ... genel şartları uyarınca İlk Derece Mahkemesince davacı sigorta şirketi tarafından açılan davada sigortalıya rücu koşullarının bulunmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.” gerekçeleriyle davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 22.09.2021 Tarihli, 2019/1422 Esas, 2021/1858 Karar Sayılı Kararı
''Dava; ... poliçesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacının 106380080 no'lu Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan ... adına kayıtlı ... plakalı araç ile dava dışı Hakan Kozan adına kayıtlı bulunan... plakalı araç arasında 22.04.2016 tarihinde yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davalının çarpmış olduğu aracın...Sigorta A.Ş. tarafından kasko sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin kendi sigortalısının kusur oranında ve teminatı nispetinde...Sigorta A.Ş.'ye 28.09.2016 tarihinde 20.692,50 TL ödeme yaptığını, ayrıca kaza neticesinde hasarlanan Mobese panosunun hasar bedeli için de müvekkili şirketin kendi sigortalısının kusur oranında ve teminatı nispetinde Emniyet Müdürlüğüne 18.07.2016 tarihinde 5.734,20 TL ödeme yaptığını, trafik kaza tutanağı incelendiğinde hadisenin oluşumuna sebebiyet veren ... plakalı araç sürücüsünün hadise sırasında olay yerini terk ettiğini, bu nedenler ile müvekkili şirketin ... plakalı aracın ruhsat sahibi olan sigortalısı ...'e rücu hakkı bulunduğunu belirterek; 68AG 200 plakalı aracın devrinin önlenmesi için kaydına ihtiyati tedbir vaz'ına, müvekkili sigorta şirketinin ödediği miktardan davalının kusuruna göre ödemesi gereken 26.426,70TL'nin ödeme tarihi olan 28.09.2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği,
Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) (dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan) 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”; 85/1. maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işle teni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”; 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir.
Poliçenin düzenlendiği ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (KZMSS) Genel Şartlarının A.l. maddesi, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” düzenlemesini getirmiş iken; “Sigortanın Kapsamı” başlıklı A.3. maddesinde ise; “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dâhilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır... Bu sigorta, sigortalının haksız taleplere karşı savunmasını bu genel şartların B.2.4. maddesi hükmü çerçevesinde temin eder.” ibarelerine ver verilmiştir.
Yine Kanun'un 95. maddesi ile sigorlta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabileceği hüküm altına alınmıştır. Burada düzenlenen rücu hakkı kaynağını sigorta sözleşmesi ilişkisinden almaktadır. Eş söyleyişle; bu rücu hakkının kaynağını halefiyet ilkesinden almamakta, sözleşme ve Yasa gereği sigorta ettirene karşı defi hakkı bulunan sigortacının, bu hakka dayanarak kendi akidine dönmesini sağlamaktadır (Ulaş, I: Uygulamalı Zarar Sigortaları Hukuku, ... 2012, s:1010 ).
Hangi hâllerin sigortalıya rücu hakkı vereceği Genel Şartlar'ın “Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve İşletene Rücu Hakkı” başlıklı B.4. maddesinde düzenlenmiş ve bu madde ile de sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği bir kez daha vurgulanmıştır.
Somut olayda davacı sigortacı; sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu belirtmiş, kendi akidi olan sigortalısından rücuen tazminat isteminde bulunmuştur. Bir başka anlatımla davacı sigortacı, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Gene! Şartları'nın B.4.a ve b maddelerine dayanmıştır.
Bu durumda uyuşmazlığın çözümü için bu maddelerde düzenlenen “ağır kusur veya kasıt hâli” hâllerin açıklanması gerekmektedir.
Taraflar arasında akdi ilişkiyi düzenleyen sigorta poliçesinin sigortacının işletene rücu hakkını düzenleyen B.4/a maddesinde; sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş; B.4.b maddesinde tazminatı gerektiren olay, ... Veya trafik kurallarının ağır kusur ile ihlali sonucunda meydana gelmiş ise sigortacının zarar görene ödeme yaptıktan sonra kendi sigortalısına rücu edebileceği hükme bağlanmış bulunmaktadır. Görüldüğü gibi maddede tam kusurdan değil, kasıt veya ağır kusurdan söz edilmektedir.
Kast, ceza hukukunda suçun manevi unsuru olup, yasanın suç saydığı bir fiili bilerek ve isteyerek işlemek iradesi anlamına gelir. Kast, özel hukukta ise kusur çeşitlerinden olup, haksız bir sonucun elde edilmesi için bilerek ve isteyerek yapılan iradi faaliyettir. Kusur ise, tazminatı (ödenceyi) veya cezalandırılmayı gerektiren hukuka aykıtı davranış biçimidir. Kusur, ihmal veya tedbirsizlik sonucunda ortaya çıkar. Ayrıca borçlunun sözleşmenin gereklerini yerine getirmemesi akdi kusurdur. İhmal; haksız sonuca yönelmemekle birlikte, durumun ve koşulların gerektirdiği dikkat ve özeni göstermeme hâli, dikkatsizlikten ve/veya özensizlikten kaynaklanan kusur; savsama ve gerekli özeni göstermeme durumudur (Yılmaz, E: Hukuk Sözlüğü, ... 1996, s:363, 451, 490).
Öğretide ve yargısal uygulamada yerleşik şekliyle sadece kusurun "ihmal türü" kusur sözcüğü ile ifade edilmekte, "kast türü" ise yine "kast" olarak anılmaktadır.
Karayolları Trafik Kanunu'nda, Yönetmelikte ve Tüzükte, karayolundan yararlanan motorlu araç sürücüleri, yayalar ve hayvan güdücülerin hâl ve hareketleri belli kurallara bağlanmıştır. Bu kurallar kusurun belirlenmesinde önemli bir unsur olup, bunlara aykırı davranış, sorumluluk hukuku açısından kusurlu davranış olarak kabul edilir. Trafik kuralları nitelik açısından iki grupta toplanır. Bunlardan ilkinde, karayolundan yararlanacakların davranış biçimi teknik ve objektif olarak tüm kapsamıyla belirlenip tanımlanmış ve objektif hukuk normu hâline getirilmiştir. İkincisi ise; karayolundan yararlananlara belli durum ve koşullarda özen yükleyen kurallardır. Ayrıca, her kusur, sorumluluk için mutlak bir değer ifade etmez; zararın uygun sebebi olan ve zarar tehlikesi ihtimalini artıran kusurlar önemlidir. İşte bu noktada "ağır kusur" kavramı ve somut olayda ağır kusurun varlığından söz edilip edilemeyeceği irdelenmelidir.
Ağır kusur, yargısal kararlarda "aynı durum ve koşullar altında her mantıklı insanın göstereceği en ilkel (basit) dikkat ve özenin gösterilmemesi" şeklinde tanımlanmaktadır. Başka bir anlatımla ağır kusurda; hâl ve şartların yüklediği özen gösterme ve tedbir alma ödevlerine veya bir hareket tarzı emreden kurallara "tam bir aldırmazlık" söz konusudur. Ağır kusur, bağışlanması kesinlikle olanaksız olan irade eksikliği esasına dayanır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre de ağır kusur kavramı bir özel hukuk kavramı olarak; kasıt olmamakla beraber kasta yakın bir kusurun varlığını ifade etmektedir.
Yukarıda da açıklandığı gibi, trafik kurallarının büyük çoğunluğu, karayolundan yararlanan sürücü ve yayalara belli durumlarda kesin olarak belirlenmiş (objektif) nitelikte bir hareket tarzı emreder. Bu kurallar karşısında kişinin bir takdir ve değerlendirme hakkı yoktur. Ne emredilmişse ona uymak zorunluluğu vardır; özenin ölçüsü kuralın kendisidir. Ancak, kusurun derecelendirilmesinde somut olayın özelliği de gözetilmelidir; belli bir hareket tarzını emreden mutlak nitelikteki bir trafik kuralı ihlal edilmesine rağmen, ağır kusur kavramından ayrılmak gerekebilir.
Karayolları Trafik Kanunu'nun koyduğu kurallara uyulması zorunludur. Ancak bu kuralların her türlü ihlali, sürücünün, kasta yakın bir kusuru olduğunu göstermemektedir. Anılan Kanunun 47. maddesinde belirtilen kusur hâllerinin hepsinin, aynı zamanda ağır kusur olarak nitelendirilmesini gerektiren bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır. Aksine, asli kusurun varlığı teminat kapsamında kalabileceği gibi, sonucun gerçekleşme şekli ağır kusuru gösteriyorsa, tali kusur hâlinde dahi teminat dışında kalma söz konusu olabilir. İşte bu nedenle, Genel Şartların 4/a maddesindeki düzenlemede, tam kusurdan bahsedilmeyip sadece kişilerin kasti hareketleri veya ağır kusurları sonucunda meydana gelmiş olma olgusuna yer verilmiştir. Buradan çıkan sonuç, nitelikleri gereği rücu davalarında, her somut olayın kendi özelliği çerçevesinde değerlendirilmesinin gerektiği (YHGK 29.01.2019 tarih,2017/17 1083 Esas 2019/26 Karar).
İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsü Özcan Yeşilöz'ün asli ve tam kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Davalı sigortalı araç sürücüsünün salt tam kusurlu olması sigorta şirketinin sigortalısı olan davalıya rücu hakkını vermez. Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru ve trafik kurallarına ağır kusur ve ihlali sonucunda meydana gelmediği anlaşılmıştır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 07.06.2017 tarih 2016/10786 Esas 2017/6498 Karar, 12.03.2018 tarih 2017/1533 Esas 2018/2192 Karar sayılı ilamı ile 07.06.2017 tarih, 2016/10786 Esas 2017/6498 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği gibi olay yerini terk, tek başına gerçekleşen rizikonun teminat dışı olmasını gerektirmeyeceği, 6102 sayılı TTK'nın 1409 (6762 sayılı yasanın TTK'nın 1281 1282 maddeleri) maddeleri uyarınca rizikonun teminat dışı bir sebepten meydana geldiği iddiasının sigortacı tarafından ispatlanması gerektiği, mevcut dosya kapsamındaki delillerle davacı sigortacının bu iddiasını ispatlayamadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır.
Her ne kadar dosya içerisinde bulunan iki rapor arasında çelişki bulunmakta ise de; çelişkinin giderilmesi yönünden alınacak raporun da davanın sonucuna etkisinin olmayacağı'' gerekçeleriyle davalının istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye iadesine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Uyuşmazlık
Uyuşmazlık, bedensel hasarlı trafik kazası sonucu zarar gören hak sahiplerine ödemede bulunan zorunlu trafik sigortacısı tarafından ödenen tazminatın sigortalı aracın olay yerini terk nedenine dayalı olarak kendi akidinden rücuen tahsiline dair açılan içe rücu davasında olay yerini terk hususunda ispat yükünün hangi tarafta bulunduğuna ilişkindir.
B. İlgili Hukuk
-
Bölge Adliye Mahkemelerinin benzer olaylarda kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi isteminin hukuki dayanağı, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 35 inci maddesinde yer alan düzenlemedir.
-
5235 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin birinci fıkrasının (3) üncü bendinde yer alan düzenlemeye göre; "Re'sen veya bölge adliye mahkemesinin ilgili hukuk veya ceza dairesinin ya da Cumhuriyet başsavcısının, Hukuk Muhakemeleri Kanunu veya Ceza Muhakemesi Kanununa göre istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların, benzer olaylarda Bölge Adliye Mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında ya da bu mahkeme ile başka bir Bölge Adliye Mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunması hâlinde bu uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, kendi görüşlerini de ekleyerek Yargıtaydan bu konuda bir karar verilmesini istemek" Bölge Adliye Mahkemesi ceza daireleri başkanlar kurulu ve hukuk daireleri başkanlar kurulunun görevleri arasında sayılmıştır.
-
5235 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre ise "(3) numaralı bende göre yapılacak istemler, ceza davalarında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına, hukuk davalarında ise ilgili hukuk dairesine iletilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı uyuşmazlık bulunduğuna kanaat getirmesi durumunda ilgili ceza dairesinden bir karar verilmesini talep eder. Uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak dairece bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir."
-
01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4 f maddesinde ''Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı...kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde'' sigortalıya rücu edilebileceği düzenlemesi yer almaktadır.
C. Değerlendirme
01.06.2015 tarihinden önce düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçelerine ilişkin olarak meydana gelen trafik kazalarında o dönem yürürlükte bulunan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4 maddesinde sigortacının işletene rücu nedenleri arasında sigortalı aracın sürücüsünün kaza sonrası olay yerinden ayrılması sayılmamıştır. Dolayısıyla 01.06.2015 tarihinden önce düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçelerine dayalı olarak zarar gören hak sahiplerine ödemede bulunan sigorta şirketi salt olay yerini terk nedenine dayalı olarak kendi akidine rücu edemeyecektir. Ancak 01.06.2015 tarihinden sonra düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçeleri nedeniyle bedensel hasarlı trafik kazası sonucu zarar gören hak sahiplerine ödemede bulunan zorunlu trafik sigortacısı, kendi akidi olan sigortalısına karşı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4 maddesine göre olay yerini terk nedeniyle rücu davası açabilecektir. Zira bedensel hasarlı trafik kazalarında 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Genel Şartların B.4 maddesinde ifade edilen haller ile benzer zorunlu haller dışında olay yerini terkin, içe rücu sebebi olduğu kabul edilmiştir. Olay yerini terk ile içe rücu sebebi gerçekleşmiş olup olay yerini Genel Şartların B.4. maddesinde sayılan haller ile benzer zorunlu nedenlerden biri nedeniyle terk ettiğini, dolayısıyla rücu sebebinin oluşmadığını ispat yükü ise sigortalıdadır. Sigortalı kaza yerini ancak Genel Şartların B.4. maddesinde sayılan zorunlu nedenlerden biri nedeniyle terk ettiğini ispatlar ise rücu durumundan kurtulacaktır. Uyuşmazlığın giderilmesi istenen Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin yukarıda belirtilen ilamına konu poliçe 01.06.2015 tarihinden sonra düzenlenmiş, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin yukarıda belirtilen ilamlarına konu poliçeler ise 01.06.2015 tarihinden önce düzenlenmiştir. Dolayısıyla poliçelerin düzenlendiği dönemlere ilişkin olarak anılan uyuşmazlıklara uygulanacak genel şartlar ve düzenlemeler de farklı olduğundan, Konya Bölge Adliye Mahkemesinin 3. ve 6. Hukuk Dairelerince benzer olaylarda verilmiş kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunduğundan bahsedilemeyeceğinden, uyuşmazlığın giderilmesi isteminin reddine karar vermek gerekir.
V. KARAR
-
Değerlendirme bölümünde açıklanan nedenlerle Konya Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu'nun Konya Bölge Adliye Mahkemesinin 3. ve 6. Hukuk Dairelerinin adı geçen kararları arasındaki UYUŞMAZLIKLARIN GİDERİLMESİ İSTEMİNİN REDDİNE,
-
Dosyanın Konya Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmesine,
30.11.2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:50:20