Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

4. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/1236

Karar No

2023/11130

Karar Tarihi

23 Ekim 2023

MAHKEMESİ: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/2310 Esas 2022/2418 Karar

HÜKÜM/KARAR: Davanın kısmen kabulüne

Davacı ve Davalı ...'ın istinaf başvurusunun

esastan reddine

İLK DERECE MAHKEMESİ: Çay Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2021/427 Esas 2022/223 Karar

Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi zararın giderilmesi istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ve davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; 15.10.2013 tarihinde davacının yolcu olduğu motosiklet ile davalılardan ...'ın kullandığı ve davalı ... tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası yapılan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu davacının yaralandığını, malul kaldığını iddia ederek, fazlaya ilişkin talepleri saklı kalmak kaydı ile 5.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek müteselsil tahsiline, 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, sürücülerin kusur durumu, davacının sakat kalıp kalmadığı ve sakatlık oranı hakkında Adli Tıp Kurumu (ATK) 3. İhtisas Dairesinden rapor alınmasını talep ettiklerini, davacının sakatlıktan dolayı her hangi bir sosyal kurumdan tazminat alıp almadığının araştırılması gerektiğini, davacıya sosyal kurumdan tazminat veya aylık bağlanması halinde bu ödemelerin sakatlık tazminat hesabından düşülmesi gerektiğini, sakatlık tazminat hesabı uzmanlık gerektirmekle hesaplamanın hazine müsteşarlığınca kabul görülen aktüer uzmanı tarafından yaptırılmasını, davacının gelirinin tespitinde Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtları, vergi kayıtlarının esas alınması gerektiğini, gelirin resmi kayıtlarla ispatlanamaması halinde asgari ücretin tazminat hesabına esas alınması gerektiğini, müvekkil şirketin temerrüde düşmediğini, savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; öncelikle dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, davacının üzerinde yolcu olarak bulunduğu motosikletin sürücüsünün kusurlu bulunduğunu zira yeterli sürücü belgesinin olmadığını, davacının motosiklete bu durumu bilerek bindiğine göre kendi kusurundan kaynaklanan sonuçtan faydalanmasının mümkün olmadığını, davacının kask takması gerektiğini, yaralanmanın kaza anında kask takmamasından kaynaklandığını, davacının müterafik kusurunun tazminatta indirim sebebi olması gerekeceğini, dava dışı motosiklet sürücüsünün kusurlu bulunduğunun sabit olduğunu, mahkemece yapılacak bir kusur incelemesinde tüm bu hususlar tartışıldığında kusur durumunun doğru bir şekilde ortaya çıkacağını, davalının kazadan sonra davacının ailesi ile irtibat kurmaya çalıştığını, ancak ailesinin olumsuz yaklaşımından dolayı daha fazla ilgilenmesinin mümkün olmadığını, aldırılacak raporlarla ortaya çıkacağı üzere davacının her hangi bir maluliyetinin, sürekli iş göremezliğinin, yüzünde sabit eserin söz konusu olmadığının görüleceğini, dava dilekçesinde talep edilen manevi tazminat miktarının da son derece fahiş ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacak nitelikte olduğunu, savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 30.12.2020 tarih ve 2014/402 E., 2020/560 K. sayılı kararı ile tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 9.600,00 TL tedavi gideri, 21.960,00 TL bakıcı gideri, 183.531,88 TL sürekli iş göremezlik tazminatı talebi olmak üzere toplam 215.091,88 TL maddi tazminatın davalılardan, davalı ... için 15.10.2013 tarihinden, davalı ... için 20.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek müteselsil tahsiline, 18.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde; Yerel Mahkemece her ne kadar müvekkilinin koruyucu ekipman takmadığı gerekçesiyle müterafik kusur indirimi yapılarak maddi tazminat taleplerinin kısmen reddine karar verilmişse de müterafik kusur indirimi oranının çok yüksek olduğunu, ayrıca Adli Tıp Kurumu raporunda kask ve dizlik takılmamasının maluliyetin ve kazanın oluşumuna etki ettiğine dair bir ibarenin bulunmadığını, söz konusu davada davacının yaşı, davacının yaralanmasının ağırlığı ve bu durumun hayatını önemli ölçüde etkilemiş olduğu, tedavi süreci, davalının kusur durumu göz önünde tutulduğunda hükmedilen manevi tazminat miktarının hakkaniyete aykırı olduğunun açık olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde; Yerel Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı ...'ün dava konusu kazanın oluşumundaki %80 kusur oranının çok yüksek olduğunu, müvekkilinin kaza esnasında alkollü olmadığını ancak davacı ...'ın kaza esnasında alkollü olduğunun Tıbbi Biyokimya Laboratuvarının 15.10.2013 tarihinde sabit olduğunu, davacının motosiklette yolcu olarak yer almasına rağmen hiçbir koruyucu ekipman kullanmadığını, bu hususa göre % 20'den daha yüksek bir kusur oranının doğuracağının sabit olduğunu, kabulü anlamına gelmemek üzere hükme esas alınan raporda yapılan hesaplamada müvekkilinin Adli Tıp Kurumundan tespit edilen kusur oranının % 80 olmasına rağmen hesaba esas kusur oranının %100 oranında hesaplanması ve çıkan sonucun gerekenden çok daha yüksek olmasına sebebiyet verdiğini, ayrıca SGK ödemelerinin yapılan hesaptan düşülmediğini, bilirkişi raporunun kendi içinde çelişkiler barındırdığını, raporun yorum ve sonuç kısmında davacının toplamda 8 aylık sürede bir başkasının bakım ve yardımına ihtiyaç duyacağının yer aldığını ancak bu tespit doğrultusunda bakıcı gideri hesaplanması gereken sürenin olay tarihinden itibaren 8 aylık süre olacağını, buna rağmen olay tarihinden itibaren 2 yıllık süre içinde bakıcı giderinin hesaplandığını, ayrıca dosya kapsamında fatura edilen SGK tarafından karşılanmayan tedavi masraflarının olmadığı tespitine yer verilirken faturalandırılmış bu yönde hiçbir harcama bulunmamasına rağmen faturalandırılmamış tedavi giderleri yönünden alacak kalemi olarak hesaplama yapılmasının yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda "bu tür giderler" adı altında oluşturulan hesap kaleminin 12.000,00 TL'sinden 8.000,00 TL'sinin refakatçi giderinin oluşturduğunu, bu konuda mükerrer hesap yapıldığını, aynı konuda 2 defa hesaba esas alınarak bu rakamın bulunduğunu, raporda bakıcı gideri hesaplanmışken aynı hususta refakatçi giderinin hesaplanması hususunda hataya düşüldüğünü beyan ederek ilk derece mahkemesi kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı Groupama Sigorta A.Ş. vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde; Yerel Mahkemece verilen tazminat tutarının hatalı olduğunu, davaya konu kazanın 15.10.2013 tarihinde gerçekleştiğini, bu kaza tarihi itibariyle 30.03.2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiğini ancak davacı tarafın maluliyetinin hatalı tespit edilerek Meslekte Kazanma Gücü Oranının tazminat hesabına esas alındığını, sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusur oranının da hatalı olduğunu, davacının ehliyetsiz ve alkollü sürücünün aracına bindiğini, Karayolları Trafik Kanunu gereği motosiklette kullanılması gereken ekipmanları takmadan binmesi nedeniyle müterafik kusurlu olduğunu düşünülerek indirim yapıldığını ancak davacı tarafın yolcu olduğu araç sürücüsünün kusurunun olması gerekenden çok az olduğunu, müvekkili şirketin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında poliçe limiti dahilinde sorumlu tutulması gerektiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 06.09.2021 tarih ve 2021/1011 E., 2021/1109 K. sayısı belirtilen kararı ile tarafların kusura yönelik taleplerinin "...İDM'ce aldırılan Adli Tıp Kurumu trafik İhtisas Dairesinin 30.06.2015 tarihli raporunda özetle; davalı sürücü ...'ın %80 oranında, sürücü Şenol Çokşen'in %20 oranında kusurlu olduğu bildirilmekte hukuk ve ceza mahkemesi raporlarının örtüştüğü anlaşılmakla itiraz yersizdir." gerekçesi ile yerinde olmadığını; davalıların sürücünün kusuru oranında zarardan sorumlu olmaları gerektiğine yönelik istinaf nedeninin "...Davacı vekili gerek dava gerekse artırım dilekçesinde, açıkça davalıların kusuru oranında sorumlu tutulmasını istemediğine, yaralanan davacının araçta yolcu olmasına göre KTK 88 ve TBK 61. maddesine göre davalıların müteselsilen sorumlu tutulmaları doğru olup" gerekçesi ile yerinde olmadığını; davalı ... şirketinin maluliyet oranının hatalı yönetmeliğe göre belirlendiğine ilişkin istinaf başvurusunun Yargıtayın yerleşik içtihatları gereğince kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan maluliyet yönetmeliğinin uygulanması gerektiğinden ve kaza tarihi 15.10.2013 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ekinde maluliyet cetvelleri bulunmadığından Meslekte Kazanma Gücü ve Çalışma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre maluliyet oranının belirlenmesi gerektiği ve raporun da bu doğrultuda olması sebebi ile davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun da yerinde olmadığını; müterafik kusur indirimine yönelik tarafların istinaf başvurularının "...davacının kaskın ve koruyucu ekipman takılı olmadığının trafik kaza tespit tutanağından anlaşıldığı,ayrıca davacının ehliyetsiz sürücünün aracına bile bile binmesi nedeniyle birden fazla müterafik kusuru sebebi olsa bile müterafik kusur nedenlerinin hepsinin veya birisinin bulunması halinde dahi müterafik kusur olarak bir tek % 20 oranında indirim yapılarak karar verilmesi doğru olup" gerekçesi ile yerinde olmadığını, davalı vekilinin faturalandırılamayan tedavi giderlerinin istenemeyeceğine ilişkin istinaf başvurusunun "...Davaya konu kazadaki yaralanması nedeniyle, davacının % 19 oranında kalıcı maluliyetinin bulunduğu, iyileşme süresinin 24 ay olduğu; saptanmış olup, bu tedavi sürecinde yapılan tüm giderlerin belgeye bağlanması mümkün olmadığı gibi, hayatın olağan akışına göre de davacı taraftan bu yönde bir belgelemenin beklenmesi hakkaniyetle bağdaşmayacaktır. Tedavi sürecinde yapılması muhtemel yol ve ulaşım giderleri, belgeye bağlanamamış tıbbi malzeme, ilaç vs. giderleri olması kaçınılmazdır." gerekçesi ile yerinde olmadığını; davalı ...'ün davacı tarafa SGK tarafından gelir bağlanıp bağlanmadığı ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmadığı yönündeki istinaf nedeninin "...trafik kazası nedeni ile geçici veya sürekli iş göremezlik ödeneği ödenip ödenmediği, ödenmiş ise toplam tutarının bidirilmesi, ayrıca sürekli iş göremezlik geliri bağlanıp bağlandığı, ödenen geçici işgörmezlik ödeneğinin veya bağlanmış ise peşin gelirin rücua tabi olup olmadığı, rücua tabi ise rücu edilecek ilk peşin sermaye değerinin öğrenilmesi veya miktarının SGK dan sorularak tespiti ile bu duruma göre yapılan ödemenin hesaplanan tazminattan mahsubunun gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi gerekmekte olup" gerekçesi ile yerinde olduğunu, bakıcı giderine yönelik davalının istinaf başvurularının, "...Bu halde raporlar arası çelişkinin giderilerek ne kadar süreyle bakıcıya ihtiyaç halinde olduğununun net şekilde belirlenerek yeniden karar vermek olmalıdır" gerekçesi ile yerinde olduğunu, Adli Tıp raporları arasındaki geçici bakıcı süresine ilişkin çelişkilerin giderilmesi gerektiğini; tarafların manevi tazminata yönelik istinaf başvurularının ise "Yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri, davacının tespit edilen sosyal ve ekonomik durumuna, davacının kaza nedeniyle % 19 oranında meslekten kazanma gücünü kaybettiği ve iyileşmesinin 24 ay olduğu gözetilip olayın oluş şekli dikkate alındığında, takdir olunan manevi tazminatın az olduğu, daha üst düzeyde manevi tazminat taktirinin dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olacağı" gerekçesi ile davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olduğunu, davalı vekilinin ise manevi tazminata yönelik istinaf itirazlarının yerinde olmadığını belirterek davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

V. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı ile belirtilen kararı ile Bölge Adliye Mahkemesi'nin gönderme kararı sonrası geçici bakıcı süresinin belirlenmesi için Adli Tıp raporu almış, SGK'ya davacıya rücuya tabi bir ödeme yapılıp yapılmadığı sorulmuş, bu kapsamda dosya aktüer bilirkişiye verilerek yeniden hesaplama yapılmış ve alınan bu bilirkişi raporları ve toplanan deliller değerlendirilerek, davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulüne, 9.600,00 TL tedavi gideri, 5.041,80 TL bakıcı gideri, 322.294,49 TL sürekli maluliyetinden kaynaklı tazminatı olmak üzere toplam 336.936,29 TL'nin davalı ... yönünden 15.10.2013 kaza tarihinden itibaren, davalı ... yönünden 20.10.2014 dava tarihinden itibaren (sigorta şirketi için teminat limiti ile sınırlı olmak üzere) işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne 24.000,00 TL'nin 15.10.2013 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine, karar verilmiştir.

VI. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Yerel Mahkemece verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, maddi tazminat hesaplamasında kullanılan yaşam tablosunun PMF 1931 olduğunu ancak TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre hesap yapılması gerektiğini, askerlik döneminin dışlanarak hesap yapılmasının hatalı olduğunu, müvekkilinin yaralanma derecesinin büyük olması karşısında maluliyet oranının raporda hatalı belirlendiğini, hesaplanan maddi tazminattan % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, müterafik kusur indiriminin varsayımlar üzerine yapılmasının mümkün olmadığını, SGK tarafından yapılan 849,07 TL ödemenin tazminattan indirilmesinin de açıkça hatalı olduğunu, müvekkili lehine hükmedilen manevi tazminatın da az olduğunu, yargılama sırasında aldırılan son bilirkişi raporunda hesaplamanın 2022 Ocak ayındaki asgari ücret artışına göre yapıldığını ancak Temmuz ayında asgari ücrete tekrar zam yapılması beklenildiğinden ve dosyaların uzun süre bitmemesinin de göz önüne alındığında alacak kalemlerinin güncel asgari ücret üzerinden hesap edilmesi gerektiğini, belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunda kusur oranının yanlış belirlendiğini, davacının motosiklette yolcu olarak yer almasına rağmen hiçbir koruyucu kullanmadığını, kask takmadığını ve bu nedenle kafasından ve yüzünden yaralandığını, bu hususun %20'den daha yüksek bir kusur oranı doğuracağını, SGK ödemelerinin yapılan hesaptan düşülmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun kendi içinde çelişkiler barındırdığını, raporun yorum ve sonuç kısmında davacının toplamda 8 aylık sürede bir başkasının bakım ve yardımına ihtiyaç duyacağının yer aldığını ancak buna rağmen olay tarihinden itibaren 2 yıllık süre içinde bakıcı gideri hesaplandığını, bakıcı giderinin hesaba esas alınmışken refakatçi gideri olarak ayrıca 8.000,00 TL eklenmesinin kabul edilemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Bu halde, dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak

" gerekçesi ile davacı vekili ve davalı ...' ın istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

VII. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; PMF 1931 Yaşam Tablosu yerine TRH 2010 Yaşam Tablosu ile tazminat hesabı yapılması gerektiğini, askerlik dönemi dışlanarak hesap yapılmasının hatalı olduğunu, müterafik kusur indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, kask takmadığı ve ehliyetsiz sürücünün aracına bindiği gerekçesi ile müterafik kusur indirimi yapıldığını, varsayımlar ile müterafik kusur indirimi yapılamayacağını, indirim oranının çok yüksek olduğunu, asgari ücretteki artışların tazminat hesabında dikkate alınması gerektiğini, manevi tazminatın az olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararında tazminatın az olduğu belirlenmiş iken Bölge Adliye Mahkemesi tarafından daha yüksek bir manevi tazminat belirlenmemesinin hatalı olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi düzenlenen aracın karıştığı kazada yaralanan ve malul kalan yolcunun, bu aracın sürücüsü ve sigorta şirketine karşı maddi tazminat ile sürücüden manevi tazminat talebine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu' nun 51 inci, 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 inci, 89 uncu, 90 ıncı, 91 inci maddeleri.

  1. Değerlendirme

  2. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

  3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve Sulh Protokolü İbraname başlıklı belgenin sunulmuş olmasına ancak Bölge Adliye Mahkemesi kararı ve davacının temyiz dilekçesi davalılara usulünce tebliğ edilmiş olmasına rağmen davalıların kararı temyiz etmemiş olmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafcevaptemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:14:56

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim