Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2010/5809 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
4. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2010/5809
2011/5696
23 Mayıs 2011
4. Hukuk Dairesi 2010/5809 E. , 2011/5696 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 26/02/2008 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin reddine dair verilen 03/03/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili taraflarından istenilmekle davalının süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-İlam, temyiz eden tarafa 26/04/2010 gününde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi ise 14/05/2010'da verilmiştir. HUMK’nun 432/1. maddesi uyarınca temyiz süresi onbeş gündür. Kararın tebliğ tarihi ile temyiz edildiği gün gözetildiğinde onbeş günlük yasal süresinin geçtiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacının temyiz dilekçesinin reddi gerekir. 2-Davalının temyizine gelince: Davacı, davalının kendisi hakkında haksız yere manevi tazminat davası açtığını, o davada aleyhine manevi tazminata karar verildiğini, davalının bu kararın kesinleşmesini beklemeden ilamlı icra takibi başlattığını, kendisinin icra takibine konu edilen mahkeme kararını tehir-i icra talepli olarak temyiz ettiğini, kararının icrasının ertelenmesi için 27.5.2005 günlü 12.714 TL bedelli banka teminat mektubunu verdiğini ve tehir-i icra kararı verildiğini, Dairemizce yerel mahkeme kararının bozulduğunu, mahkemece bozma kararına uyularak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiğini ve ret kararının onanarak kesinleştiğini, davalının mahkeme kararının kesinleşmesini beklemeden ilamlı icra takibi başlatması nedeniyle kusurlu olduğunu belirterek bankadan teminat mektubu alabilmek için yapmış olduğu (banka teminat mektubu açılış masrafı, komisyon masrafı) masrafların ödetilmesini istemiş, ayrıca davalının kendisi hakkında haksız yere manevi tazminat davası açması ve dava dilekçesindeki açıklamaları nedeniyle de manevi tazminat istemiştir. Yerel mahkemece, davacının manevi tazminat istemi reddedilmiş, maddi tazminat istemi ise kabul edilmiştir. Tüm dosya kapsamından; taraflar arasındaki bir davada, mahkemece davalı lehine karar verildiği, davacının o kararı temyiz ettiği ve banka teminat mektubu verdiği, mehil belgesi alarak Yargıtay tehir-i icra kararıyla icra takibini ertelettiği, Yargıtay’ca bozma kararı verildiği ve sonuçta davalının isteminin reddedildiği ve ret kararının da onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davacı, davalının haksız dava açtığını ve mahkeme kararının kesinleşmesini beklemeden hemen icra takibi yapmasının kusur oluşturduğunu ileri sürmüştür. Yerel mahkemece, davacının maddi tazminat istemi kabul edilmiş ve banka teminat mektubu masraflarının davalıdan alınmasına karar verilmiştir. Dava açılması, kanuni hak kullanılması niteliğini taşır. Açılan bir davanın sonuçta reddine karar verilmiş olması, o davanın başlangıçta haksız açıldığını göstermez. Davacının, kendisi hakkında haksız yere dava açıldığı iddiasını somutlaştırmadığı gibi ispatlayamadığı da anlaşıldığından davalı tarafından açılan davanın kanuni hak arama sınırları içerisinde kaldığı, davalının haksız bir dava açmadığı sonucuna varılmıştır. Taraflardan biri lehine verilen mahkeme kararının İcra İflas Yasası hükümleri gereğince ilamlı takibe konu yapılmasında da davalının haksız bir davranışı bulunmadığı belirgindir. Mahkeme kararının kesinleşmesi beklenmeden ilamlı takip yapılması kanuni olarak olanaklıdır. Kararı temyiz eden ve tehir-i icra isteyen davacının kanuni bir koşul olarak takibe konu tazminat miktarını (teminat olarak) icra dosyasına depo etmesi veya banka teminat mektubu vermesi gerekmektedir. Bu zorunluluğa ve davacının banka teminat mektubu alabilmek için masraf yapmasına davalı sebebiyet vermemiştir. Davacıdan banka teminat mektubunun alınması kanuni düzenlemeye uygun olup, davalıya bu yönden de bir kusur yüklenemez. Davacı sonuçta banka teminat mektubunu geri almıştır. Açıklanan bu nedenler karşısında, davalının sorumluluğuna karar verilebilmesi için hukuki bir neden ve davalının kusurlu bir davranışının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yerel mahkemece yukarıda açıklanan yönler gözetilerek maddi tazminat isteminin de reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun olmadığından kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenle davalı yararına BOZULMASINA; davacının temyiz dilekçesinin ilk bentte açıklanan nedenlerle süre yönünden reddine ve temyiz eden taraflardan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 23/05/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.