Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/17029
2024/2865
6 Mart 2024
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2022/778 E., 2022/1693 K.
SUÇLAR: Tehdit, hakaret
İNCELEME KONUSU
KARAR: Mahkumiyet
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararı ile sanık hakkında;
-
Tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasının delaletiyle birinci fıkrası, 62 ve 52 nci maddeleri uyarınca 600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına.
-
Hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 52 nci maddeleri uyarınca 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
Karar verilmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 06.11.2023 tarih ve 94660652 105 59 23689 2023 Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13.12.2023 tarihli ve KYB 2023/121344 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
" ...1 ) Katılanlar ... ve ...'ya karşı basit tehdit suçu yönünden yapılan incelemede;
1982 Anayasasının 141. maddesinde “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34/1. maddesinde “Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230. uncu madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir.” şeklinde yer alan düzenlemeler ile,
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 19/12/2022 tarihli ve 2022/11598 esas, 2022/10098 karar sayılı ilâmında yer alan "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Hadjianastassiou/Yunanistan, 16.12.1992; Van de Hurk/Hollanda, 19.04.1994; Hiro Balani/İspanya 09.12.1994; Ruiz Torija/İspanya, 09.12.1994) kararlarında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141/3, 5271 sayılı CMK'nin 34. ve 230. maddeleri ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.05.2015 tarih ve 2014/145 Esas, 2015/145 Karar sayılı kararı gereğince mahkemenin gerekçeli kararında iddia, savunma, tanık beyanları ve diğer deliller somut olarak açıklanarak suçun öğeleri, kanıtlandığı kabul edilen olaylar denetime elverişli şekilde gösterilerek ve deliller tartışılarak mahkemenin ulaştığı sonuç sanık, mağdur, Cumhuriyet savcısı ve diğer okuyan herkesi tatmin edici olması gerekirken, eksik ve yetersiz gerekçe ile 5271 sayılı CMK'nin 34. ve 230. maddelerine aykırı karar verilmesi" şeklindeki açıklamalar nazara alındığında;
Dosya kapsamına göre, sanığın, kiracısı olan ve aralarında kira meselesi nedeniyle husumet bulunan katılan ...'nın işlettiği düğün salonuna gidip, bu işyerinde çalışan katılan ...'e hitaben "Niye burada oturuyorsun, neden açtın burayı, zaten borcunuz var, size düğün sattırmam, düğün yaptırmam, yıkarım burayı, birkaç kişi getiririm yıkarım, dağıtırım burayı, ...'in anasını si..eyim, .... a..na koyayım, sen s..tir git buradan, o gelsin, o otursun." şeklinde sözler söylemek suretiyle katılan ...'in yokluğunda katılanları tehdit ettiğinin iddia ve kabul edildiği olayda, her ne kadar Mahkemece yapılan yargılama sonunda, atılı suçtan sanığın mahkumiyetine hükmedilmiş ise de;
Olay esnasında tarafların yanlarında bulunan ve tanık sıfatıyla ifadeleri alınan ... ve ...'ın 07/09/2022 ve 10/11/2022 tarihli beyanlarında katılan ...'ın şikâyetine konu iddiaları doğruladıkları, söz konusu düğün salonu çalışanı olan tanık ...'in ise soruşturma aşamasında alınan 15/07/2021 tarihli bilgi alma tutanağında bahse konu iddiaları doğrularken, 22/09/2022 tarihli ifadesinde sanığın katılan ...'a katılan ...'i kastederek "Onun a..na koyacağım." şeklinde sözler sarfettiğini duyduğunu belirterek başkaca hakaret ve tehdit içerikli herhangi bir söz söylendiğini duymadığına yönelik beyanda bulunduğu, olaya ilişkin görüntü inceleme tutanağı içeriğinde sanık ile katılan ...'ın hararetli bir şekilde konuştuklarının tespit edildiği, ancak ses kaydı olmadığından konuşma içeriğinin tespit edilemediği, katılan ... ile sanık arasında kira uyuşmazlığı nedeniyle husumetin de mevcut olduğu anlaşılmakla, katılan ...'ın ifadesi dışında suçun işlendiğini gösteren bir delil bulunmadığı gibi tanık Abdullah'ın kısmen doğruladığı söz konusu tehdit içerikli ifadelerin iletme kastıyla söylendiğine dair herhangi bir tespitin de yapılamadığı, bu itibarla aksine tanık beyanları olmasına karşın, katılan ...'ın ifadesine neden itibar edildiği açıklanmadan yetersiz bir gerekçeyle hüküm kurulmak suretiyle sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde,
2 ) Katılan ...'e karşı hakaret suçu yönünden yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre, sanık hakkında, olay tarihinde katılanları tehdit edip, katılan ...'a karşı ise hakaret eyleminde bulunduğundan bahisle, Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığının 23/05/2022 tarihli iddianamesi ile kamu davası açılmasını müteakip, mahkemesince yapılan yargılama sonunda, sanığın basit tehdit suçunun yanı sıra hakaret suçundan da mahkumiyetine karar verilmiş ise de;
İddianame anlatımı ve tüm dosya kapsamına göre, katılan ...'ın ifadesi dışında atılı suçun sanık tarafından işlendiğini gösteren bir delil bulunmamakla birlikte, sanığın, katılan ...'a hitaben söylediği kabul edilen sözlerin, katılana hakaret etmekten ziyade katılanı korkutma amaçlı olduğu ve eylemin kül halinde basit tehdit suçu kapsamında kalabilecek sözler olduğunun ve basit tehdit suçundan sanık hakkında ayrıca bir hüküm kurulduğunun anlaşılması karşısında, hakaret suçundan karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde; İsabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu ve 310 uncu maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay'ca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3 2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23.03.2010 tarih ve 2/29 56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
Ceza Genel Kurulunun 25.10.1993 gün ve 260/281 Karar sayılı kararında ise olaya ilişkin tüm deliller toplanıp değerlendirilip suçun oluştuğu kabul edilerek mahkûmiyet hükmü kurulduğuna göre, delil takdiri yapılarak verilen karar aleyhine, takdirde yanılgıya düşüldüğünden ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle, kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağı belirtilmiştir.
Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanık hakkında hakaret ve tehdit suçlarından kamu davası açıldığı, mahkemece deliller değerlendirilip takdir edilmesi sonucu eylemlerin hakaret ve tehdit suçlarını oluşturduğundan bahisle mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmıştır. Delil takdiri yapılarak verilen bu karar aleyhine, takdirde yanılgıya düşüldüğünden bahisle kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağından, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğname'deki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.03.2024 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:21:20