Yargıtay 4. CD 2024/10190 E. 2024/17718 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

4. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2024/10190

Karar No

2024/17718

Karar Tarihi

24 Aralık 2024

MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇLAR: 2872 sayılı Kanun'a muhalefet, çevrenin kasten kirletilmesi

HÜKÜMLER: Beraat, mahkûmiyet

TEMYİZ EDENLER: Sanık müdafii, katılan Kurum vekili, katılanlar vekili

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düşme, onama

Katılan ...'ın Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden (UYAP) alınan güncel nüfus kaydına göre hükmün temyizinden sonra 30.11.2018 tarihinde öldüğü, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 243. maddesi gereğince katılma kararının hükümsüz kaldığı ve vekalet ilişkisinin sona erdiği, katılanın mirasçılarının da gerekçeli kararın tebliğine rağmen kararı temyiz etmedikleri anlaşılmıştır.

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyizlerin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, sanık ... hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun'un 181/3. maddesinin uygulanması halinde zamanaşımı süresinin dolmayacağı ve sanığın mahkumiyetine karar verilen 181/1. maddesine göre basit yargılama usulünün uygulanması gerekmekte ise de 5237 sayılı Kanun'un 181/1. maddesine göre zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle basit yargılama usulünün uygulanmayacağı tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Sanıklar hakkında yukarıda tarih ve sayısı belirtilen Yerel Mahkemenin kararı ile sanık ... hakkında 2872 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan beraat, sanık ... hakkında çevrenin kasten kirletilmesi suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

1.Katılan Kurum vekilinin temyiz isteği, suçun oluş şekli ve sanıkların kasta dayalı kusurları sebebiyle sanıklar hakkında verilen hükümlerin usul ve yasaya aykırı olduğuna, bu ve resen görülecek nedenlerle hükümlerin bozulması talebine yöneliktir.

2.Katılanlar ..., ..., ... ile ... vekilinin temyiz isteği; sanıklar hakkında verilen hükümlerin usul ve yasaya aykırı olduğuna, çevre ... ile ilgili yasal mevzuat çerçevesinde sanıkların işledikleri suçun yarattığı etki ve yol açtığı zararların boyutlarının, hukuksal çerçeve içinde değerlendirilmesi gerektiğine, sanık ... hakkında verilen beraat kararının hukuka aykırı olduğuna, sanık ... hakkında verilen ceza ve miktarının somut maddi fiillerine karşılık gelmediğine daha ağır bir ceza verilmesi gerektiğine, özellikle sanığın işlediği suç değerlendirilirken kalıcı kirliliğe yol açıldığı hususunun dikkate alınmadığına, bu ve resen görülecek nedenlerle hükümlerin bozulması talebine yöneliktir.

3.Sanık ... müdafiinin temyiz isteğinin; müvekkilinin atılı suçu işlemediğine, inşaata ilişkin proje çalışmalarının yüklenici firma ... İnşaat Taahhüt Turizm Danışmanlık Hizmetleri ve Enerj Üretim Dağıtım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından yapıldığına, firma tarafından işin üstlenilmesine dair ... 13. Noterliğince 28.04.2011 tarihinde onaylanan anahtar teslim ana yapım sözleşmesinin yüklenicinin yükümlülüğünü taşıyan 9. maddesinin 12. bendinde, her türlü idari, cezai ve hukuki yaptırımlardan yüklenicinin sorumlu olduğuna, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının kabulünün mümkün olmadığına usul ve yasaya aykırı olduğuna, atılı suçun unsurlarının oluşmadığına, hafriyat dökümüne dair işlemlerin yüklenici firma tarafından yerine getirildiğine, ayrıca hafriyatların izin alınan bölgelere bırakıldığına, alınan raporların hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, bu ve resen görülecek nedenlerle hükmün bozulması talebine yönelik olduğu anlaşılmıştır.

III. GEREKÇE

A. Sanık ... Hakkında Verilen Beraat Hükmü Yönünden

  1. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun'un 2872 sayılı Kanun'un 26/1. maddesi uyarınca belirlenecek cezasının türü ve üst sınırlarına göre aynı Kanun'un 66/1 e maddesi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresi öngörülmüştür.

  2. 5237 sayılı Kanun'un 67/2 a maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin sanığın 12.03.2014 tarihli savunma tarihi olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak,

1.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 56/1. maddesine göre herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında getirilen düzenleme ile de çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek gerek Devlete gerekse vatandaşlara ödev olarak yüklenmiştir. Anayasada yer alan bu ilkeler 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 3. maddesinin (a) bendinde de benzer biçimde düzenlenmiştir. Buna göre; gerçek ya da tüzel kişi olarak herkes, çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi ile görevli olup, alınacak tedbirlere ve belirlenen esaslara uymakla yükümlüdür. Bu bağlamda, “kamu sağlığını ve çevreyi koruma” prensibi Türk Ceza Kanunu’nun birinci maddesinde Kanun’un amaçlarından birisi olarak öngörülmüş, ayrıca “sağlıklı bir çevrede yaşama ...” başta bu Kanun'un 181 ilâ 184. maddeleri olmak üzere, 2872 sayılı Çevre Kanunu’nda ve diğer bir kısım mevzuatta koruma altına alınmış, çevreyi kirletme eylemi farklı suç ve kabahat türleri ile yaptırıma bağlanmıştır.

Türk Ceza Kanunu'nun 181/1. maddesinde suç olarak düzenlenen atık veya artıklarla çevrenin kasten kirletilmesi fiili, kanunlarda belirtilen teknik usullere aykırı olarak, çevreye zarar verecek şekilde atık veya artıkların alıcı ortamlar olan toprak, su ve havaya kasten verilmesidir. Buna göre suç, atık veya artıkların teknik usullere aykırı olarak bir defa alıcı ortama verilmesiyle oluşacaktır.

“Çevreyi kirletmeme” prensibi ise genel olarak 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun “Kirletme Yasağı” kenar başlıklı 8. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;

“Her türlü atık ve artığı çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır.

Kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililer kirlenmeyi önlemekle, kirlenmenin meydana geldiği hallerde ise kirleten, kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.”

Yine aynı Kanun'un “Tanımlar” kenar başlıklı 2. maddesine göre atık, herhangi bir faaliyet sonucunda oluşan, çevreye atılan veya bırakılan her türlü madde, alıcı ortam ise hava, su, toprak ortamları ve bu ortamlarla ilişkili ekosistemlerdir. Mevzuatımızda tanımı bulunmayan “artık” ise; öğretideki düşüncelerden de yararlanılarak, bir maddenin tüketimi, kullanımı ya da harcanmasından sonra artan, geriye kalan kısım olarak tanımlanabilir.

Türk Ceza Kanunu'nun “çevreyi kasten kirletme” suçunu düzenleyen 181. maddesinin birinci fıkrasında, “taksirle kirletme” suçunu düzenleyen 182. maddesinin birinci fıkrası ve 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun sekizinci maddesinde suçun unsuru olarak kabul edilen “çevreye zarar verecek şekilde” kavramı ise, “gerçekleşen somut bir zararı” değil, “zarar vermeye elverişliliği, zarar ihtimalini” anlatmaktadır. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere atık veya artığın; kasten su, hava ve toprak şeklinde gruplandırılan alıcı ortama ya da bu ortamlarla ilişkili ekosistemlerden birine verilmesi ile suç oluşacaktır. Çevrenin kasten kirletilmesi, kanunda tehlike suçu olarak düzenlenmiştir. Zararın gerçekleşmesi, bu suçta unsur olmadığı gibi cezalandırma şartı da değildir.

Öte yandan atık veya artıkların toprakta, suda veya havada kalıcı özellik göstermesi hali 5237 sayılı Kanun'un 181. maddesinin üçüncü fıkrasında, bunların insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek etkilerinin olması ise aynı maddenin dördüncü fıkrasında cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli haller olarak düzenlenmiştir.

Dosya kapsamında alınan 12.03.2015 tarihli heyet raporunda 5237 sayılı Kanun'un 181/3. maddesinde kastedildiği şekilde toprakta, suda kalıcı özellik gösterebilecek nitelikte olduğunun tespitine karşın dosya kapsamında alınan diğer raporlarda bu yönde bir tespitin olmaması nedeniyle bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu anlaşılmıştır.

Sanık müdafiinin aşamalardaki beyanlarında, projenin inşaat işlerinin yüklenici firma ... İnşaat Taahhüt Turizm Danışmanlık Hizmetleri ve Enerj Üretim Dağıtım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından yapıldığı, firma tarafından işin üstlenilmesine dair ... 13. Noterliğince 28.04.2011 tarihinde onaylanan anahtar teslim ana yapım sözleşmesinin yüklenicinin yükümlülüğünü taşıyan 9. maddesinin 12. bendinde, her türlü idari, cezai ve hukuki yaptırımlardan yüklenicinin sorumlu olduğu yönündeki savunmada bulunması, sanığın hükümden sonra sunduğu 22.02.2024 tarihli dilekçesinde...firmasının her hususta temsil ve ilzam etmeye yetkili kişinin kendisi olmadığına dair beyanı, 12.03.2015 tarihli bilirkişi raporunda 5237 sayılı Kanun'un 181/3. maddesinde kastedildiği şekilde toprakta, suda kalıcı özellik gösterebilecek nitelikte olduğunun tespitine karşın dosya kapsamında alınan diğer raporlarda bu yönde bir tespitin olmaması nedeniyle bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğundan, öncelikle sanık müdafiinin ve sanığın savunmalarına ve iddialarına konu hususlarla ilgili eksik bilgi ve belgelerin dosyaya temini sonrasında, sanığa yüklenen suçun oluşup oluşmadığının tespiti ve suça konu atık veya artıkların, toprakta, suda veya havada kalıcı etki bırakıp bırakmadığı, insanlar ve hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına ve üreme yeteneğinin körelmesine yönelik, 5237 sayılı Kanun'un 181. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları uyarınca değerlendirme yapılması bakımından, dosyanın üniversitelerin ziraat fakültesi toprak bilimi ve bitki besleme, su ürünleri, çevre ve kimya mühendisliği bölümlerinde çalışan öğretim üyesi bilirkişilerden oluşacak heyete tevdii edilerek, suç tarihi itibarıyla yürürlükte olan yönetmelikler ve ekleri ile birebir ilişki kurmak suretiyle ve Yargıtay denetimine imkân sağlayacak nitelikte bilirkişi raporu alındıktan sonra rapor içeriğine göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken yetersiz gerekçe ve eksik kovuşturma ile mahkûmiyet kararı verilmesi,

Hukuka aykırı görülmüştür.

IV. KARAR

A. Katılan ... Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden

Katılan ...'ın Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden (UYAP) alınan güncel nüfus kaydına göre hükmün temyizinden sonra 30.11.2018 tarihinde öldüğü, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 243 üncü maddesi gereğince katılma kararının hükümsüz kaldığı ve vekalet ilişkisinin sona erdiği, katılanın mirasçılarının da gerekçeli kararın tebliğine rağmen kararı temyiz etmedikleri, hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesinin birinci fıkrası gereği resen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, katılan vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle, Yerel Mahkemenin kararına yönelik katılan Kurum vekili ile katılanlar ..., ...,... ile ... vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321/1. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 1. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

C. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafii, katılan Kurum vekili ile katılanlar ..., ..., ... ile ... vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

24.12.2024 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararhukukîtemyizdüşmesineıv.tevdiinemuhalefetsüreç2872gerekçesebepleriçevreninreddinesayılıbozulmasınakastenkanun'akirletilmesi

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:10:21

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim