Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/2389
2024/17086
17 Aralık 2024
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SUÇ: Hakaret
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında hakaret suçundan verilen hüküm temyiz edilebilir olduğundan bu suçla ilgili sınırlı olarak inceleme yapıldığı, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde sunulduğu ve temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, sanığın duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Kanun'un 299. maddesi uyarınca reddine karar verilerek gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında hakaret suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik yapılan başvuru üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi; çarşı ve mahalle bekçilerinin kimlik sorma yetkisinin bulunmadığı, görev sınırlarını aştıkları, bu hususun haksız fiil olarak değerlendirilmemesinin hukuka aykırı olduğu, talimatla beyanı alınan sanık görülmediği halde kişilik özellikleri ve yeniden suç işleyeceği yönünde kanaat getirilmesinin kabul edilemez olduğu, hükmün bozulması gerektiğine yöneliktir.
III. GEREKÇE
Üç aydan fazla kasıtlı suçtan mahkum olan sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231. ve 5237 sayılı Kanun'un 51. maddelerinin uygulanmamasına dair Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmayıp sanık müdafiinin bozma sebepleri dışındaki temyiz isteği ile başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
-
5237 sayılı Kanun'un 125/3 a maddesinde düzenlenen hakaret suçunda mağdur kamu görevlisi olup kamu görevlisinin, anılan Kanun'un 6/1 c maddesinde “kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi” olarak tanımlanması, dolayısıyla her olayda, mağdurun kamu görevlisi olup olmadığının anılan maddedeki tanım çerçevesinde belirlenmesi, ayrıca hakaretin yerine getirilen kamu görevi nedeniyle yapılması, kamu görevi ile hakaret eylemi arasında nedensellik bağının bulunması gerekir. Bu kapsamda, mağdurların sanığa kimlik sorulması üzerine çıkan tartışmada sanığın mağdurlara hakaret ettiği, 11.06.2020 tarihinde kabul edilen, 18.06.2020 tarihli ve 31159 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğü giren 7245 sayılı Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu uyarınca çarşı ve mahalle bekçilerine durdurma, kimlik sorma ve benzer yetkilerin tanınması, suç tarihi olan 07.11.2019 tarihinde çarşı ve mahalle bekçilerinin kimlik sorma yetkilerinin bulunmadığı, bu haliyle sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 125/1. maddesi kapsamında kaldığının gözetilmemesi,
-
Sanığın, suç tarihinde kimlik sorma yetkileri bulunmayan müştekilere bu nedenle çıkan tartışmada hakaret ettiği olayda; olayın çıkış sebebi ve gelişimi üzerinde durularak 5237 sayılı Kanun'un 129. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesi uyarınc Bakırköy 11. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.12.2024 tarihinde karar verildi.
Karşı Oy
Sanık ... hakkında şikayetçiler ... A. ve ... A. yönelik 07/11/2019 tarihinde işlediği hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından Bakırköy 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/09/2020 tarihli ve 2020/193 272 E. K. sayılı Kararıyla;
A) Hakaret suçundan;
• Şikâyetçilerin kamu görevlisi olması sebebiyle 125/3 (a) maddesi gereğince 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
• Suçun aleni yerde işlenmesi sebebiyle Türk Ceza Kanununun 125/4 maddesi gereğince 1/6 oranında artırım yapılarak 1 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
• Suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi sebebiyle Türk Ceza Kanununun 43/2 maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 43/1 maddesi gereğince 1/4 oranında artırım yapılarak 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
• Türk Ceza Kanununun 62.maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına,
• Türk Ceza Kanununun 53.maddesi gereğince hak yoksunluğuna,
• Yargılama sürecinde pişmanlık göstermemeleri sebebiyle Türk Ceza Kanununun 51. maddesinin ve Ceza Muhakemesi Kanununun 231.maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,
B) Görevi yaptırmamak için direnme suçundan;
• Türk Ceza Kanununun 265/1 maddesi gereğince 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
•Türk Ceza Kanununun 62.maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak 5 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına,
• Türk Ceza Kanununun 53.maddesi gereğince hak yoksunluğuna,
•Sabıkalı kişiliği, yargılama sürecinde pişmanlık göstermemeleri sebebiyle Türk Ceza Kanununun 50, 51. maddesinin ve Ceza Muhakemesi Kanununun 231.maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,
• Yargılama giderlerine,
Hükmedilmiştir.
Kararın süresi içinde sanık tarafından süresinde istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 01/03/2021 tarihli ve 2020/2507 Esas, 2021/460 sayılı Kararıyla her iki suç yönünden “İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine”; görevi yaptırmamak için direnme suçundan kesin, hakaret suçundan ise temyizi kabil olmak üzere karar verilmiştir.
Yüksek Dairenin hakaret suçuyla sınırlı olarak yaptığı temyiz inceleme neticesinde, 17/12/2024 tarihli ve 2022/2389 Esas, 2024/17086 sayılı Kararıyla; suç tarihinin 7245 sayılı Kanundan önce olması ve bu tarih itibarıyla çarşı ve mahalle bekçilerinin kimlik sorma yetkisi bulunmadığından eylemin Türk Ceza Kanununun 125/1 maddesi kapsamında kaldığı, kimlik sorma tartışması sırasında hakaretin gerçekleştiği nazara alınarak olayın çıkış sebebi ve gelişimi gözetilerek Türk Ceza Kanunun 129. Maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Yüksek Dairenin haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasına yönelik değerlendirmesine iştirak edilmekte ise de, çarşı ve mahalle bekçilerinin kimlik sorma yetkilerinin bulunmaması sebebiyle gerçekleşen hakaret eyleminin Türk Ceza Kanununun 125/1. maddesi kapsamında kalacağına dair çoğunluk görüşüne iştirak edilememiştir.
Konunun daha iyi anlaşılması bakımından öncelikle 125/3 (a) maddesinde düzenlenen kamu görevlisi kavramına daha sonra da bu suç tarihi itibarıyla çarşı ve mahalle bekçilerinin bu kavram içinde değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini gözden geçirmek gerekir.
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 12.04.2011 tarihli ve 2010/9–258 Esas, 2011/46 sayılı Kararında belirtildiği üzere, Türk Ceza Kanununun 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde; "kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi" denilmek suretiyle de "kamu görevlisi”nin tanımı yapılmıştır. Yapılan tanıma göre, kişinin kamu görevlisi sayılması için aranacak yegâne ölçüt, gördüğü işin bir kamusal faaliyet olmasıdır. Kamusal faaliyet de, anılan madde gerekçesinde; "Anayasa ve kanunlarda belirlenmiş olan usullere göre verilmiş olan bir siyasal kararla, bir hizmetin kamu adına yürütülmesidir" şeklinde tanımlanmıştır. Ayrıca; kamuya ait yetki ve gücü kullanacak organların, bu kamusal faaliyetlerine "genel idare esaslarına" göre katılan ve yardım edenlerin de "kamu görevi" yaptıklarının kabulünde zorunluluk vardır. Bu nedenle; 5237 sayılı Türk Ceza Yasasının 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki "kamu görevlisi" tanımında yer alan "katılan kişi" ibaresi ile, madde gerekçesinde yer alan "kamusal faaliyet" açılımından hareketle, bir kimsenin Ceza Kanunları uygulamasında "kamu görevlisi", yapılan faaliyetin de "kamusal faaliyet" sayılabilmesi için, kamu adına yürütülen bir hizmetin bulunması, bunun da Anayasa ve yasalarda belirlenmiş usullere göre verilmiş bir siyasal karara dayalı olması ve ayrıca faaliyetin kamuya ait güç ve yetkilerin kullanılması suretiyle gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Bu açıklamalar çerçevesinde suç tarihi itibarıyla çarşı ve mahalle bekçilerinin hukuki statülerinin ele alınması uygun olacaktır.
11/06/2020 tarihli ve 7245 sayılı Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanununun 16. Maddesiyle yürürlükten kaldırılan, ancak suç tarihinde yürürlükte bulunan 14/07/1966 tarihli ve 772 sayılı Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanununun 2. maddesinde çarşı ve mahalle bekçi teşkilâtı, en büyük mülkiye âmirinin emrinde, genel zabıtaya yardımcı, silâhlı bir kuruluş olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, Kanunun 5. maddesiyle Polis Vazife ve Salahiyet Kanununun 16. maddesindeki şartlar çerçevesinde silâh kullanma yetkisi bulunmaktadır.
Öte yandan, belirtilen Kanunun 17. maddesinde “Çarşı ve mahalle bekçileri işten birlikte veya kamu hizmetlerini aksatacak şekilde münferiden çekilemeyecekleri gibi, sendika kuramaz, kurulmuş sendikalara iştirak edemez, siyasi parti ve teşekküllere giremez, siyasi faaliyette bulunamaz ve grev yapamazlar.” hükümlerine yer verilerek ifa edilen görevin kamu hizmeti olduğuna açıkça vurgu yapılmıştır.
772 sayılı Kanunun 42.maddesinde ise “Görevini ifa sırasında bekçilere karşı suç işleyenler, genel zabıta mensuplarına karşı suç işleyenler gibi ceza görürler.” hükmü yer almaktadır.
Bununla birlikte, 772 sayılı Kanunda çarşı ve mahalle bekçilerinin durdurma ve kimlik sorma yetkisinin olduğuna dair açık yasal bir düzenleme bulunmamakta, 7245 sayılı Kanunun kabulünün da bu ihtiyaçların karşılanmasına matuf olduğu izahtan varestedir.
Şu halde kamu görevlisi olup, kamu hizmeti ifa eden bekçilerin görevde yetkiyi aşacak şekilde durdurma ve kimlik sorma işlemi yapması sebebiyle kendisine karşı hakaret suçunun işlenmesi hâlinde bu yetki aşımı, ilgilinin kamu görevlisi sıfatını hiçbir surette ortadan kaldırmayacaktır. Bu husus olsa olsa Türk Ceza Kanununun 129.maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin tartışılmasını gündeme getirecektir ki, bizim de iştirak ettiğimiz Yüksek Dairenin mezkur kararında bu husus bozmanın bir diğer konusunu teşkil etmektedir.
Somut olayda, şikayetçiler ... A. ve ... A.’nın suç tarihinde saat 20.30 sıralarında İstanbul ili Zeytinburnu ilçesi 58. ... Caddesi üzerinde şüphe üzerine sanık ...’ı durdurup kimlik sormaları üzerine sanığın “kimliğimi vermiyorum, beni polis merkezine götürün, altı üstü bekçisiniz, sizin a… korum, T.C.nin paralı köpekleri, alın beni alın”, devamında da “sizinle görüşeceğiz, başınız belaya girecek, hepiniz öldünüz, hepinizin a…. piçler” şeklinde hakaret edip, etkin direnmesi sebebiyle şikayetçi ... A.’nın parmağından yaralandığı anlaşılmıştır. Sanığın eylemleri irdelendiğinde cebir ve tehdit suçları İstinaf kanun yolunda kesinleşen görevli memura direnme suçunun unsurları olup temyiz kanun yolunun konusunu teşkil etmemektedir. Sanığın şikâyetçilere söylediği sözler bakımından ise Türk Ceza Kanununun 125.maddesinde düzenlenen hakaret suçunu teşkil ettiğine dair tereddüt bulanmamaktadır.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde sanık ... eyleminde Türk Ceza Kanununun 125/3 (a) maddesi uygulanması gerektiği düşünüldüğünden, aynı Kanunun 125/1 maddesi kapsamında kaldığı gerekçesiyle verilen bozma düşüncesi içeren çoğunluk görüşüne iştirak edilememiştir.
Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle sayın çoğunluğun eylemin sanıklara yükletilen görevi yaptırmamak için direnme ve sanık ... Üstün’e yükletilen hakaret suçundan verilen cezaların onanması yönündeki görüşüne iştirak edilememiştir.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:10:33