Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/17037
2024/1602
13 Şubat 2024
MAHKEMESİ: Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI: 2022/5462 Değişik İş
SUÇLAR: İmar kirliliğine neden olma, tehdit
İNCELEME KONUSU
KARAR: İtirazın reddi
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
Sanık hakkında 06.10.2022 tarihli ve 2022/9337 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına suç adlarının kişilerin huzur ve sükununu bozma, tehdit ve hakkı olmayan yere tecavüz suçları olarak yazıldığı ancak içeriğine göre aynı zamanda imar kirliliğine neden olma suçundan da kovuşturma yer olmadığı kararı verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.12.2023 tarihli kanun yararına bozma isteminin sanık hakkında tehdit ve imar kirliliğine neden olma suçlarından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara ilişkin olduğu belirlenerek Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.12.2023 tarihli ve 2023/17184 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma isteminin;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun
işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre, müştekinin şikayet dilekçesinde ve alınan ifadesinde özetle şüpheli...’ın “hepinizi doğrayacağım” şeklinde tehditte bulunduğu, sürekli olarak kapıları sert çarptıkları, tavana vurarak şüphelilerin huzurlarını bozduğu, apartmanın ortak alanına 2018 yılında garaj, 2019 yılında balkon yaptıkları, bu suretle imar kirliliğine ve hakkı olmayan yere tecavüz suçlarını işledikleri iddia ettiği, yapılan soruşturma sonunda olayla ilgili tarafsız tanığın bulunmadığı, atılı suçlardan kamu davası açılmasını gerektirecek yeterlilikte şüpheye ulaşılamadığı gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmişse de,
Somut olayda, müşteki ile şüphelilerin komşu oldukları, tehdit iddiası ile ilgili tanık bulunup bulunmadığının araştırılması, olayın varlığını doğrulayan tanık bulunması halinde tarafsızlığının mahkemece değerlendirilmesi gerektiği, imar kirliliğine neden olma suçu yönünden her ne kadar söz konusu yapıya ilişkin olarak 25/01/2019 tarihli yapı kayıt belgesi örneği dosyaya sunulmuş ise de, keşif yapılarak soruşturma konusu yerde yapı kayıt belgesinden sonra herhangi bir yapı yapılıp yapılmadığının araştırılması ile sonucuna göre şüphelilerin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
İsabet görülmemiştir.
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Tehdit Suçundan Verilen Karara İlişkin İncelemede;
Soruşturma dosyası kapsamında, şikayetçinin kendisini şüphelilerin tehdit ettiğine ilişkin iddiasının olduğu, şüphelilerin bu suçlamayı kabul etmediği, şikayetçinin beyanında iddiayı destekler başkaca delilden de bahsedilmediği, şüphelilerin tehdit suçunu işlediğine dair iddianame düzenlenmesi için yeterli şüpheye ulaşılamaması ve bu bağlamda Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile bu karara yapılan itiraz üzerine Sulh Ceza Hakimliğince verilen itirazın reddine yönelik kararda bir isabetsizlik görülmediğinden kanun yararına bozma talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
B. İmar kirliliğine Neden Olma Suçundan Verilen Karara İlişkin İncelemede;
5271 Sayılı Kanun'un 160 ıncı maddesinin birinci fıkrasında, Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." ikinci fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 170 inci maddesinin ikinci fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı,
bir iddianame düzenler." 172 nci maddesinin birinci fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. hükümleri düzenlenmiştir.
Aynı Kanun'un 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonraki Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinde ise;
(3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, O Yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” hükümleri yer almaktadır.
Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır.
Bir fiilin işlendiği haberinin alınması üzerine, suçu takibe yetkili makamlar tarafından derhal hazırlık soruşturmasına başlanmasını ifade eden ilkeye "araştırma mecburiyeti ilkesi"; hazırlık soruşturmasının neticesinde fiilin takibini gerektirecek hususlarda fiilin ve failin belli olması, yeterli emareler teşkil edecek vakıaların bulunması, başka bir ifade ile, şüphelerin ciddi olduğunun tespit edilmesi ve dava şartlarının gerçekleşmiş olması durumunda, yetkili makam tarafından kamu davasının açılmasını ifade eden ilkeye ise "kamu davasını açma mecburiyeti ilkesi" denilmektedir.
Diğer taraftan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 13 üncü maddesi uyarınca da, temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen kimselere etkili bir başvuru yapma hakkı tanınması zorunlu olup, anılan hükmün uygulanmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında, (Örn: Vilko E. Finlandiya kararı 2007; Sürmeli Almanya kararı 2006) etkili başvuru yolunun hem teoride, hem pratikte erişilebilir, yeterli ve etkili olması gerektiği belirtilmektedir.
İnceleme konusu somut olayda; şüpheliler hakkında şikayetçinin imara aykırı balkon ve garaj yaptırdığı iddiasıyla şikayetçi olduğu, şüphelilerin yapı kayıt belgesi aldığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ve karara yönelik itirazın reddine karar verilmiş ise de; şikayet konusu yerde keşif yapılıp suça konu yerlerin yapı kayıt belgesi alındıktan sonra yapılıp yapılmadığı hususunun araştırılması, yapı kayıt belgesi alındıktan sonra yapıldığının tespit edilmesi halinde imalatların bina vasfında olup olmadığı, taşıyıcı unsuru etkileyen ve/veya inşaat alanını ve ruhsat eki projelerini değiştiren işlemler olup olmadığının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik soruşturma ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği görülmektedir.
Bu nedenle itiraz merciince etkin soruşturma yapılmadığı dikkate alınarak, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi, Kanuna aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
-
Tehdit suçuna ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
-
İmar kirliliğine neden olma suçuna ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
-
İmar kirliliğine neden olma suçundan şüpheliler hakkındaki Karaman Sulh Ceza Hakimliğinin 03.01.2023 tarihli ve 2022/5462 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
4.5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.02.2024 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:24:23