Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/33177
2024/14898
20 Kasım 2024
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SUÇ: Hakaret
HÜKÜM: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde yapıldığı, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği ve temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında hakaret suçundan, İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılıp, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm kaldırılarak sanığın mahkûmiyetine hükmolunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri özetle, kararın gerekçesiz olduğuna, suçun unsurlarının oluşmadığına, ifadelerin iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında kaldığına, eksik araştırma yapılıp delillerin yöntemince tartışılmadığına, aynı dilekçeye istinaden hakkında birden fazla ceza verilip, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmadığına ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
Sanığın belirttiği hukuka aykırılık nedenleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri de gözetilerek maddi ceza hukukuna ilişkin sair yönlerden yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
- 5237 sayılı Kanun'un 128. maddesinde düzenlenen ve Anayasa'nın 36. maddesiyle de güvence altına alınan iddia ve savunma dokunulmazlığı; şahısların yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde, serbestçe ve hiçbir endişenin etkisi altında kalmaksızın haklarını özgürce iddia edebilmeleri veya kendilerini savunabilmeleri imkanının sağlanmasını ifade eder. Eğer böyle bir hak olmazsa, iddia ve savunma serbestçe yapılamayacak ve söylenmesi gereken, cezai yaptırıma maruz kalma korkusuyla ifade edilemeyeceğinden, yapılan yargılama sonucunda hedeflenen, “gerçeğe ulaşma” ve “adaletin gerçekleşmesi” de söz konusu olamayacaktır.
Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere; iddia ve savunma hakkının kullanılması bağlamında, kişiler açısından somut isnat ifade eder nitelikte maddi vakıaların ortaya konulması ya da kişilerle ilgili olumsuz değerlendirmelerde bulunulması mümkündür. Bu somut isnatlar veya olumsuz değerlendirmeler, iddia ve savunma hakkının kullanılmasıyla ilişkilendirilememesi durumunda, hakaret ve hatta iftira suçu oluşturur.
İddia ve savunma kapsamında, kişilerle ilgili olarak bulunulan somut isnatların yapılan olumsuz değerlendirmelerin uyuşmazlıkla ilişkili olması lazımdır ancak uyuşmazlığın çözümü açısından faydalı olması aranmamalıdır.
Maddi uyuşmazlıkla bağlantılı olmayan isnatlar gerçek olsa bile iddia ve savunma dokunulmazlığının varlığından bahsedilemez. Keza, somut vakıalara dayansa dahi uyuşmazlıkla alakası olmayan olumsuz değerlendirmeler açısından iddia ve savunma hakkının kullanılması söz konusu değildir.
Somut olayda; sanığın, Aile Mahkemesi'ne davacı taraf sıfatıyla sunduğu dilekçesinde nafakanın kaldırılması veya değiştirilmesi talebinin yanı sıra davalı vekilleri olan Avukat .... ve .... hakkında suç duyurusunda bulunmaya yönelik isteminin bulunması, anılan avukatların, daha önce boşanma ve mal paylaşımı davalarında kendisinin vekili olan katılan ile işbirliği içerisinde olup kendisine kumpas kurduklarına dair iddialarını açıklama kapsamında dilekçesinde yer verdiği davaya konu ifadelerin, söylendiği bağlam çerçevesinde ve bir bütün halinde değerlendirilmesi sonucunda, 5237 sayılı Kanun'un 128. maddesinde düzenlenen iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında kaldığı ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı düşünülmeden, yerinde görülmeyen gerekçeyle mahkûmiyet kararı verilmesi,
- Kabule göre de;
Sanık hakkında davaya konu dilekçe içeriğine dayanılarak Avukat .... ile ....'ya karşı da hakaret suçunu işlediğinden bahisle Kütahya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/2 Esas ve 2018/564 esas sayılı dosyaları kapsamında yargılama yapıldığı anlaşılmakla, ilgili dava dosyalarının akıbetleri araştırılarak, mümkün olması halinde davaların birleştirilmesi, mümkün olmaması halinde ise, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20/04/1999 tarih ve 1999/61 74 sayılı kararında açıklandığı üzere, aynı suç işleme kararının icrası kapsamında birden fazla kişiye yönelik gerçekleştirilen eylemlere ilişkin 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin de tatbik edilmesi suretiyle tek hüküm kurulup, önceki hüküm veya hükümler ile tayin edilen ceza veya cezaların mahsubuna karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.11.2024 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:11:44