Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/14244
2023/26324
26 Aralık 2023
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2022/15716 E.,
SUÇLAR: Hakaret, kasten yaralama
KARAR: Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
Kasten yaralama ve hakaret suçlarından sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 125 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin dördüncü fıkrası , 62 nci maddesi (iki kez) ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince 3.000,00 TL ve 1.750,00 TL adlî para cezaları ile cezalandırılmasına dair Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.05.2016 tarihli ve 2015/203 Esas, 2016/105 Karar sayılı kararının Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.09.2023 gün ve 2023/90966 sayılı Tebliğname'si ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
"Dosya kapsamına göre,
-
Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesince, kararın gerekçe kısmında "Olayın hangi tarafın haksız eylemi ile başladığının tespit edilememesi durumunda sanıklar lehine değerlendirilmesinin gerekli olduğu" belirtilerek sanık hakkında verilen kararda haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması suretiyle gerekçe ve hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulmasında,
-
Sanık hakkında kasten yaralamaya teşebbüs ettiği iddiasıyla, 5237 sayılı Kanun'un 86/2, 86/3 e ve 35. maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı hâlde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 226. maddesi uyarınca sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, 5237 sayılı Kanun'un 86/2. maddesi gereğince "kasten yaralama" suçundan mahkûmiyetine karar verilmesinde,
-
Somut olayda, mağdur ...'ün Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 01.03.2016 tarihli duruşmasında şikâyetçi olmadığını beyan etmesi ve sanığın şikâyetten vazgeçmeyi kabul etmediğine dair bir beyanın da bulunmaması karşısında, sanık hakkında soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı hakaret suçundan anılan Kanun'un 73/4 ncü maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8 nci maddeleri gereğince, şikâyet yokluğu nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde ceza tayin olunmasında, isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Bir numaralı istem yönünden yapılan değerlendirmede
Sanık hakkında Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.05.2016 tarihli ve 2015/203 Esas, 2016/105 Karar sayılı kararının gerekçe kısmında "Olayın hangi tarafın haksız eylemi ile başladığının tespit edilememesi durumunda sanıklar lehine değerlendirilmesinin gerekli olduğu" tespitinin yapılmasından sonra sanık hakkında kurulan hükümlerde haksız tahrik hükümleri uygulanmayarak, hüküm ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulması Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
İki numaralı istem yönünden yapılan değerlendirmede
-
Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez.
-
Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır.
-
Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir.
-
Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, varsa müdafie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2012 gün ve 13/125 236 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığın ceza yargılamasındaki en önemli haklarından biri yargılamanın her aşamasında göz önünde bulundurulması gereken savunma hakkıdır. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış olan bu hakkın, herhangi bir nedenle sınırlandırılması olanaklı değildir.1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 5320 sayılı Yasanın 8 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca halen yürürlükte bulunan 308 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre de savunma hakkının kısıtlanması mutlak bozma nedenlerindendir.
Maddenin açık düzenlemesinden de anlaşılacağı üzere, iddianamede gösterilen eylemin hukuki niteliğinin değişmesi ya da cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hallerin ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkması halinde, anılan maddenin birinci fıkrası uyarınca sanık veya müdafiine ek savunma hakkı verilmesi gerekmektedir.
İnceleme konusu somut olayda; sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (e) bendi ile 35 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince "kasten yaralamaya teşebbüs" suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı halde ek savunma hakkı tanınmadan 5237 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin ikinci fıkrası uygulanmayarak sanık hakkında "kasten yaralama" suçundan hüküm kurularak 5271 sayılı Kanun'un 226 ncı maddesine aykırı davranılması, hukuka aykırı bulunmuştur.
Üç numaralı istem yönünden yapılan değerlendirmede
5237 sayılı Kanun'un 131 nci maddesinin birinci fıkrasında “Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikâyetine bağlıdır." hükmüne yer verildiği,
Aynı Kanun'un 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında ise, “Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür." hükümleri düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasında da, “Türk Ceza Kanun'un da öngörülen düşme sebeplerinin varlığı yada soruşturma ya da kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir." hükmü yer almaktadır.
İnceleme konusu hükümde, mağdur ...'ün 01.03.2016 tarihli duruşmada şikâyetten vazgeçtiği, sanığa ise şikâyetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorulmadan 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin birinci fıkrası ve dördüncü fıkrası, 62 inci maddesi uyarınca sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğu anlaşılmıştır.
Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.10.2020 tarih ve 2018/18 589 Esas 2020/421 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, TCK’nın 73 üncü maddesinin altıncı fıkrasına göre kanunda aksi yazılı olmadıkça şikâyetten vazgeçmenin bunu kabul etmeyen sanığı etkilemeyeceğinin düzenlenmiş olması ve anılan Kanun hükmünün amacının yargılama sonucunda beraat etme ihtimali bulunan sanık hakkında yargılamaya devam olunarak suçun sabit olmaması hâlinde sanığın beraatine, sabit olduğunun anlaşılması durumunda ise cezalandırma zorunluluğu ortadan kalktığı için davanın düşmesine karar verilmesini gerektirmesi karşısında, her ne kadar sanığın şikâyetten vazgeçmeyi kabul edip etmediğine ilişkin bir beyanı yok ise de yargılama sonucu sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olması nedeniyle mahkûmiyetine karar verildiği ve bu kararın kesinleşerek kanun yararına bozma talebiyle incelendiği dolayısıyla beraat etme ihtimalinin bulunmadığı, ancak 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin dördüncü ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkraları uyarınca, kovuşturma şartının ortadan kalkması ve bir düşme sebebi bulunduğundan davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Kanun yararına bozma talebi bu kapsamda yerinde görülmüştür.
III. KARAR
-
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
-
Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.05.2016 tarihli ve 2015/203 Esas, 2016/105 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
-
Hakaret Suçu Yönünden
Bozma nedenine göre karardaki hukuka aykırılığın, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca Yargıtay tarafından giderilmesi gerektiğinden;
"Sanık hakkında hakaret suçundan açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca DÜŞMESİNE, sanık hakkında açılan kamu davasının düşmesi nedeniyle bu suç yönünden yapılan yargılama giderlerinin Hazine üzerinde bırakılmasına."
- Kasten Yaralama Suçu Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Oy birliğiyle, 26.12.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:33:39