Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/16129
2023/25903
19 Aralık 2023
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2014/94 E., 2015/322 K.
SUÇ: Çevrenin kasten kirletilmesi
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibariyle 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun ) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, suç tarihinin suçtan zarar gören ... Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nce yapılan denetim sonucunda düzenlenen 12.11.2012 tarihli tutanak tarihi olması nedeniyle, gerekçeli karar başlığındaki suç tarihinin mahallinde düzeltilebilecek maddi hata olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanıklar hakkında çevrenin kasten kirletilmesi suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun)181 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıklar müdafiinin temyiz isteğinin; müvekkillerinin atılı suçu işlemediğine, şikayet tarihi itibariyle sorumluluklarının ve alınan bilirkişi raporlarına göre kusurlarının bulunmadığına, hatalı ve subjektif değerlendirmeler içeren bilirkişi raporuna göre karar verildiğine, atılı suçun unsurlarının oluşmadığına ve resen tespit edilecek sebeplerle hükümlerin bozulmasına yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
-
Mağdur Ş.D.'nin 05.06.2012 tarihli şikayet dilekçesinde, sanıkların yetkilisi olduğu ... Madencilik Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.'de yürütülen madencilik faaliyetleri esnasında maden sahasından çıkan molozlar ile taş toprakların rastgele dökülmekte olduğu, bu şekilde tarım arazilerinin genel olarak zarar gördüğü, ormandaki ağaçların molozlar altında kaldığı ve çevre güzelliğini bozduğu, su kaynaklarının zarar gördüğü yönünde yapılan ihbar üzerine sanıklar hakkında çevrenin kasten kirletilmesi suçundan açılan davada, Çevre Mühendisi, Maden Mühendisi ile Kimya Mühendisi'nden alınan 01.10.2012 tarihli bilirkişi raporu ile fen bilirkişisinden alınan 08.06.2015 tarihli ve orman mühendisi, ziraat mühendisi, çevre mühendisi maden mühendisi ve jeoloji mühendisi tarafından düzenlenen 24.07.2015 tarihli raporlarda, pasa döküm sahasının 2 3 kademe ile oluşturulması gerekirken buna uyulmadığı, yollarda çok miktarda tozun olduğu, tozun çevreye yayılmış olup hava emisyonu esas ve sınır değerleri yönetmeliğine göre tesis içi yolların düzenli olarak temizlenmesi, toz oluşumuna karşı her türlü önlemin alınması gerekirken buna aykırı olarak yolların kullanıldığı, atık havuzun yönetmeliklere uygun olmayıp havuz duvarlarında su kaçağı bulunduğu, havuzun bir sebeple yıkılması durumunda ağır metallerin tarım alanlarında ve su havzalarında çevre felaketine sebebiyet vereceği, firmanın bu konuda ilgili yönetmeliklere uymadığı, maden sahasında oluşan tozlar ve yeraltı sularına geçebilecek kirlilik nedeniyle hem tesis içinde çalışan toza bağlı meslek hastalıklarına yakalanma, aynı zamanda çevredeki yaşam alanlarına, tarım arazilerine ve su havzalarına yönelik tespitlere karşı önlem alınmadan çalışmanın sürdürüldüğü yönündeki tespitlere göre sanıkların atılı suçu işledikleri Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.
-
Sanıklar atılı suçlamayı kabul etmemiştir.
-
12.11.2012 tarihli denetim tutanağı, 01.10.2012 tarihli ve 24.07.2015 tarihli bilirkişi raporları dosyada mevcuttur.
IV. GEREKÇE
A. Sanıklar Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden,
Tüm dosya kapsamına, sanıkların savunmalarına, 12.11.2012 tarihli denetim tutanağı ile 01.10.2012 tarihli ve 24.07.2015 tarihli bilirkişi raporlarına göre sanıkların atılı suçu işlediklerine ve kirliliğin ortada kaldırılmasının, suçtan meydana gelen veya meydana gelebilecek olan zararların karşılanması anlamına gelmeyeceği, çevre kirliliğine neden olan eylemlerin ekosistemler üzerinde bırakacağı etki de düşünüldüğünde, maddi olarak karşılığı tespit edilebilecek bir zarardan çok daha fazlasının meydana geldiği veya meydana gelme ihtimalinin bulunduğu değerlendirildiğinden ve sanıkların yeniden suç işlemeyecekleri yönünde olumlu kanaat oluşmaması nedeniyle, haklarında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin uygulanmaması yönünde Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
B. Sair Temyiz Sebepleri Yönünden,
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; bozma sebepleri dışındaki temyiz istemleri ile vesair nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 56 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında getirilen düzenleme ile de çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek gerek Devlete gerekse vatandaşlara ödev olarak yüklenmiştir. Anayasa'da yer alan bu ilkeler 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 3 maddesinin (a) bendinde de benzer biçimde düzenlenmiştir. Buna göre; gerçek ya da tüzel kişi olarak herkes, çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi ile görevli olup alınacak tedbirlere ve belirlenen esaslara uymakla yükümlüdür. Bu bağlamda, “kamu sağlığını ve çevreyi koruma” prensibi Türk Ceza Kanunu’nun birinci maddesinde Kanun’un amaçlarından birisi olarak öngörülmüş, ayrıca “sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı” başta bu Kanun'un 181 ilâ 184 üncü maddeleri olmak üzere, 2872 sayılı Çevre Kanunu’nda ve diğer bir kısım mevzuatta koruma altına alınmış, çevreyi kirletme eylemi farklı suç ve kabahat türleri ile yaptırıma bağlanmıştır.
Türk Ceza Kanunu'nun 181 inci maddesinin birinci fıkrasında suç olarak düzenlenen atık veya artıklarla çevrenin kasten kirletilmesi fiili, kanunlarda belirtilen teknik usullere aykırı olarak, çevreye zarar verecek şekilde atık veya artıkların alıcı ortamlar olan toprak, su ve havaya kasten verilmesidir. Buna göre suç, atık veya artıkların teknik usullere aykırı olarak bir defa alıcı ortama verilmesiyle oluşacaktır. “Çevreyi kirletmeme” prensibi ise genel olarak 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun “Kirletme Yasağı” kenar başlıklı 8 inci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; “Her türlü atık ve artığı çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır.
Kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililer kirlenmeyi önlemekle, kirlenmenin meydana geldiği hallerde ise kirleten, kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.”
Yine aynı Kanun'un “Tanımlar” kenar başlıklı 2 inci maddesine göre atık, herhangi bir faaliyet sonucunda oluşan, çevreye atılan veya bırakılan her türlü madde, alıcı ortam ise hava, su, toprak ortamları ve bu ortamlarla ilişkili ekosistemlerdir. Mevzuatımızda tanımı bulunmayan “artık” ise; öğretideki düşüncelerden de yararlanılarak, bir maddenin tüketimi, kullanımı ya da harcanmasından sonra artan, geriye kalan kısım olarak tanımlanabilir.
Türk Ceza Kanunu'nun “çevreyi kasten kirletme” suçunu düzenleyen 181 inci maddesinin birinci fıkrasında, “taksirle kirletme” suçunu düzenleyen 182 nci maddesinin birinci fıkrası ve 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun sekizinci maddesinde suçun unsuru olarak kabul edilen “çevreye zarar verecek şekilde” kavramı ise, “gerçekleşen somut bir zararı” değil, “zarar vermeye elverişliliği, zarar ihtimalini” anlatmaktadır. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere atık veya artığın; kasten su, hava ve toprak şeklinde gruplandırılan alıcı ortama ya da bu ortamlarla ilişkili ekosistemlerden birine verilmesi ile suç oluşacaktır. Çevrenin kasten kirletilmesi, kanunda tehlike suçu olarak düzenlenmiştir. Zararın gerçekleşmesi, bu suçta unsur olmadığı gibi cezalandırma şartı da değildir.
Öte yandan atık veya artıkların toprakta, suda veya havada kalıcı özellik göstermesi hali 5237 sayılı Kanun'un 181 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, bunların insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek etkilerinin olması ise aynı maddenin dördüncü fıkrasında cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli haller olarak düzenlenmiştir.
Somut olayda; sanıkların yetkilisi oldukları maden firmasının faaliyetleri nedeniyle çevrenin kirletildiğinin tespiti üzerine, sanıklar hakkında çevrenin kasten kirletilmesi suçundan açılan davanın yapılan yargılaması sonucunda sanıkların atılı suçtan cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
5237 sayılı Kanun'un 181 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca alıcı ortamda kalıcı özellik gösterip göstermediğinin ve anılan Kanun'un 181 inci maddesinin dördüncü fıkrasında bahsedilen “insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek” nitelikte olup olmadığının belirlenebilmesi için suça konu faaliyetlerin atığın nitelik, miktar ve yoğunluğunun örnekleme ve diğer bilimsel yöntemlerle tespitine ilişkin Yargıtay denetimine imkân sağlayacak nitelikte mevzuat ve düzenleyici işlemlere dayanılarak oluşturulmuş ek rapor alınarak sonucuna göre, sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
- Kabule göre de;
17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanuna 7188 sayılı Kanunla eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla "basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa'nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 7 ve 5271 sayılı Kanun'un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu belirlendiğinden,
Karar bu yönleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanıklar müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.12.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:39:00