Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/13153
2023/24781
28 Kasım 2023
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2020/405 Değişik İş
SUÇ: Cumhurbaşkanına hakaret
KARAR: İtirazın reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
Şüpheli hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan verilen iddianamenin iadesi kararına yönelik itirazın reddine ilişkin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen mercii kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.07.2023 tarihli ve KYB 2023/62094 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma isteminin;
Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 31.10.2016 tarihli ve 2016/15416 Esas, 2016/16813 Karar sayılı ilamında yer alan, "... 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 170/2. maddesine göre soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı bir iddianame düzenleyerek kamu davası açar. Aynı yasa maddesinin 3. fıkrasında ise iddianamede gösterilmesi ve bulunması gereken unsurlar sayılmıştır. Şüphelinin ifadesinin veya savunmasının alınmasında belirtilen madde açısından bir zorunluluk bulunmamaktadır.
Bu itibarla, Ceza Muhakemesi Hukukunun temel amacı olan maddi gerçeğe ulaşılmasıdır. İddianamede belirtilen suç vasfı değerlendirildiğinde, suçun takibinin şikayete bağlı olmadığı ve uzlaşma ile önödeme hükümlerinin uygulanma imkanının bulunmadığı, dosya kapsamında müşteki beyanlarını doğrular nitelikte iki tanığın ifadesine yer verildiği, bu kanıtların kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturduğu tartışmasızdır. Şüphelinin ifadesi veya savunması dosya içerisindeki bu deliller karşısında suçun sübutuna mutlak etki eden bir kanıt niteliği de taşımamaktadır. Dolayısıyla şüphelinin ifadesinin alınmasında bu fıkra açısından da bir zorunluluk bulunmamaktadır.
Sonuç olarak, şüphelinin ifadesinin alınmaması sebebiyle iddianamenin iadesine karar verildiği, bu hususun ikmali amacıyla yapıldığı anlaşılan iddianamenin iadesi ve bu karara yapılan itiraz üzerine verilen kabul kararı yerinde görülmekle, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir..." şeklinde açıklanmalar nazara alındığında,
Somut olayda, Bursa 7. Asliye Ceza Mahkemesince şüphelinin ifadesi alınmadığından bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Kanun’un 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, 174/1. maddesinde ise iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” şeklindeki düzenleme uyarınca da Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin Cumhuriyet savcısına ait olduğu; bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği, Bursa 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 13.02.2020 tarihli ve 2020/672 Değişik İş sayılı kararı ile şüpheli hakkında yakalama emri düzenlenmesine rağmen şüphelinin halen bulunamadığı ve iddianamenin iadesi sebepleri arasında sanığın savunmasının alınmamış olmasının sayılmadığı cihetle, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) birinci maddesinde, kanun koyucu, kanunun kapsamını; ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki kurallar ile bu sürece katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenlemek şeklinde belirtmiştir. Ceza yargılaması içerisinde iddia faaliyetini yürüten savcılık makamını ülkemizde Cumhuriyet Başsavcılıkları temsil etmektedir. Cumhuriyet savcısının soruşturma aşamasındaki bazı görev ve yetkileri de 5271 sayılı Kanun'un 160 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Yürüttüğü soruşturmadan bir sonuç çıkartmak görevi olan savcı, aynı Kanun'un 170 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı bir iddianame düzenler şeklindeki düzenlemeden Cumhuriyet savcısının yaptığı soruşturma neticesinde çıkardığı sonuçlardan birinin iddianame düzenlemek olduğu anlaşılmaktadır.
5271 sayılı Kanun'un tanımlar başlıklı ikinci maddesinden; soruşturma aşamasının, Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi, kovuşturma aşamasının ise iddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi kapsadığı anlaşılmaktadır. O halde iddianamenin düzenlenip mahkemeye verilmesinden mahkemece iddianamenin kabulüne kadar geçen süre de soruşturma aşaması içerisinde kabul edilmelidir.
5271 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinde iddianamenin iadesi müessesesi düzenlenmiştir. Bu kurumla, kamu davasının açılmasından evvel kanuni şartları taşımayan, yeterli bilgileri içermeyen ve hatalı düzenlenen iddianamelerin bir nevi süzgeçten geçirilip filtrelenerek yargının faaliyetinin hızlandırılması, makul sürede yargılamanın gerçekleştirilmesi, gereksiz davaların önüne geçilmesi, lekelenmeme hakkının korunması amaçlanmaktadır.
5271 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin ikinci fıkrasında ise açıkça; suçun hukuki nitelendirmesi nedeniyle iddianamenin iade edilemeyeceği belirtilmektedir. Ceza muhakemesinde yaptığı soruşturmadan sonuç çıkarma görevi olan Cumhuriyet savcısının, sonuç çıkarma aşamasında suçun hukuki niteliğini takdir etme hakkı da bulunmaktadır. Buna göre yapılan soruşturma sonucunda, tipik fiilin, Kanun’un hangi maddesindeki suçu oluşturduğunu Cumhuriyet savcısı gösterecek, ancak hakim, bu gösterim ile bağlı olmayacaktır. Hakim, hükmünü, aynı Kanun'un 225 inci maddesinin birinci fıkrasına göre; iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verecektir. Hakimin, Cumhuriyet savcısının yaptığı nitelendirme ile bağlı olmadığı için iddianameyi bu yönde de iade edemeyeceği 5271 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin ikinci fıkrasında hüküm altına alınmıştır.
5271 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinde iddianamenin iadesi sebepleri sınırlı sayıda gösterilmiştir. Bu sebepler dışında iddianamenin iade edilmesi ceza adalet sistemimizde kabul edilmemiştir. Aynı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen iddianamenin de iade edileceği kuralı getirilmiştir. Bu düzenlemeden hareket ederek şüpheli ifadesinin suçun sübutuna etki edecek mutlak bir delil olup olmadığı ve bu eksikliğin anılan bu madde kapsamında iade nedeni olup olmadığı hem uygulamada hem de doktrinde tartışma konusudur. Toplanması gereken mevcut bir delil, delil yasaklarıyla mahdut, hukukun izin verdiği sınır içerisinde, fiilen ele geçirilmesi de mümkün olan delil manasındadır. Cumhuriyet savcısının tüm çabalarına rağmen toplanamayan delilden dolayı iade de mümkün olmayacaktır.
İnceleme konusu somut olayda; şüpheli hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçu nedeniyle yürütülen soruşturmada şüpheliye ulaşılamaması nedeni ile ifadesinin alınamadığının anlaşıldığı, soruşturma savcısının mevcut bilgilere göre şüphelinin ifadesinin alınması amacı ile yakalama kararı verilmesini teminen Sulh Ceza Hakimliğine başvurduğu ve bu başvuru neticesinde, Bursa Sulh Ceza Hakimliğince, şüpheli hakkında 12.02.2020 tarihinde ifade alınmasına yönelik yakalama kararı verildiği ancak sonuç alınamadığının anlaşılması karşısında Cumhuriyet savcısının soruşturma dosyası içerisinde şüpheli ifadesinin temini için gerekli araştırma ve soruşturma faaliyetlerine başvurmasına rağmen şüpheli ifadesinin temin edilemediği, Sulh Ceza Hakimliğinden bu konuda yakalama kararı aldığı ve bu kararın infazının da makul bir süre beklendiği buna rağmen şüphelinin yakalanamadığından dolayı ifadesinin alınamadığı, bu nedenle iddianamenin iadesi kararının ve bu karara yapılan itirazın reddi kararı Kanuna aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
-
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
-
Şüpheli hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçuna ilişkin Bursa 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.07.2020 tarihli ve 2020/405 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
-
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.11.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:53:57