Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/14257
2023/24565
22 Kasım 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2018/157 E., 2020/303 K.
SUÇ: Hakaret
İNCELEME KONUSU
KARAR: Mahkûmiyet
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasının delaletiyle birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesi uyarınca 7.600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 26.07.2023 tarih ve 94660652 105 64 6036 2023 Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.09.2023 tarihli ve KYB 2023/90886 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
"...1 1982 Anayasasının 141. maddesinde “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34/1. maddesinde “Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230. uncu madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir.” şeklinde yer alan düzenlemeler ile
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 19/12/2022 tarihli ve 2022/11598 esas, 2022/10098 karar sayılı ilamında yer alan "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Hadjianastassiou/Yunanistan, 16.12.1992; Van de Hurk/Hollanda, 19.04.1994; Hiro Balani/İspanya 09.12.1994; Ruiz Torija/İspanya, 09.12.1994) kararlarında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141/3, 5271 sayılı CMK'nin 34. ve 230. maddeleri ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.05.2015 tarih ve 2014/145 Esas, 2015/145 Karar sayılı kararı gereğince mahkemenin gerekçeli kararında iddia, savunma, tanık beyanları ve diğer deliller somut olarak açıklanarak suçun öğeleri, kanıtlandığı kabul edilen olaylar denetime elverişli şekilde gösterilerek ve deliller tartışılarak mahkemenin ulaştığı sonuç sanık, mağdur, Cumhuriyet savcısı ve diğer okuyan herkesi tatmin edici olması gerekirken, eksik ve yetersiz gerekçe ile 5271 sayılı CMK'nin 34. ve 230. maddelerine aykırı karar verilmesi" şeklindeki açıklamalara yer verildiği,
Somut incelemeye konu dosyada, sanığın, kamu görevlisi olan müştekilere hakaret etmesi eylemi nedeniyle Uşak 2. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, sanığın suç oluşturduğu kabul edilen fiili, bunun nitelendirilmesi ve maddi olayın oluş şekli ile elde edilen kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçlar ortaya konularak denetime ve incelemeye esas bir karar verilmesi gerekirken, "sanığın suçunu işlediği sabit olduğu" şeklindeki yetersiz gerekçeyle hüküm kurulmak suretiyle karar verilmesinde,
2 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 49/2. maddesinde “ Hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, kısa süreli hapis cezasıdır.” şeklindeki ve aynı Kanun’un 50/1. maddesine göre “Kısa süreli hapis cezası, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre; a) Adlî para cezasına, ... çevrilebilir” şeklindeki düzenlemeler karşısında, kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilebileceği ancak somut olayda sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 125/1, 125/3 a, 43/2 ve 62/1. maddeleri gereğince belirlenen 1 yıl 15 gün hapis cezasının kısa süreli olmadığı ve dolayısıyla adli para cezasına çevrilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. (1) Numaralı İstem Yönünden
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması" başlıklı 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası; "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır" şeklinde düzenlenmiştir.
Anayasanın 141, 5271 sayılı Kanun’un 34 üncü ve 230 uncu maddelerindeki düzenlemeler uyarınca mahkeme kararlarının sanıkları, mağdurları, Cumhuriyet savcısını ve herkesi inandıracak ve Yargıtay denetimine imkan verecek biçimde olması gerektiği kuşkusuzdur.
5271 sayılı Kanun’un "Kararların gerekçeli olması" başlıklı 34 üncü maddesinin birinci fıkrasında; "Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230. madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir" denilmiştir.
Aynı Kanun'un 289 uncu maddesinin (g) fıkrasında da hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi, hukuka kesin aykırılık halleri arasında sayılmıştır.
Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; Anayasa'nın 141, 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin birinci fıkrasıyla 230 uncu maddesi ve 1412 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca mahkeme kararlarının, Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve Yargıtayın bu işlevini yerine getirmesi için gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilinin ve bunların nitelendirilmesinin belirtilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden; hükme esas alınan deliller tartışılıp hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığı yargılama sonucunda açık olarak gerekçeye yansıtılmadan, olayın oluşumundan bahsedilerek sanığın şikâyetçiye yönelik eylemlerinde hakaret suçunun unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilmeden gerekçesiz hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
B. (2) Numaralı İstem Yönünden
5237 sayılı Kanun’un 49 uncu maddesinde;
“1) Süreli hapis cezası, kanunda aksi belirtilmeyen hallerde bir aydan az, yirmi yıldan fazla olamaz.
(2) Hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, kısa süreli hapis cezasıdır.”
Aynı Kanun’un 50 inci maddesinde;
“(1) Kısa süreli hapis cezası, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre;
a) Adlî para cezasına,
b) Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle, tamamen giderilmesine,
c) En az iki yıl süreyle, bir meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkânı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmeye,
d) Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmaya,
e) Sağladığı hak ve yetkiler kötüye kullanılmak suretiyle veya gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılarak suç işlenmiş olması durumunda; mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, ilgili ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınmasına, belli bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanmaya,
f) Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle ve gönüllü olmak koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalıştırılmaya, çevrilebilir.
(2) Suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hâllerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adlî para cezasına çevrilmez.”
Şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir.
Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; seçenekli ceza içeren hakaret suçunda, hapis cezası tercih edildikten sonra 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bu cezanın adli para cezasına çevrilemeyeceği ve birinci fıkrasının (a) bendi gereğince yalnızca kısa süreli hapis cezalarının seçenek yaptırımlara çevrilebileceği gözetilmeden sanık hakkında hükmedilen uzun süreli hapis cezasının para cezasına çevrilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
-
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
-
Yerel Mahkeme kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, aleyhe sonuç doğurmamak üzere oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
-
Aynı Kanun maddesinin 4 (a) fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.11.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:57:29