Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

4. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/12831

Karar No

2023/22997

Karar Tarihi

24 Ekim 2023

MAHKEMESİ: Sulh Ceza Hakimliği

SAYISI: 2021/5556 Değişik İş

SUÇLAR: Hakaret, kasten yaralama

KARAR: Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddi kararı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

Şüpheli hakkında hakaret ve kasten yaralama suçlarından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen mercii kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB 2023/60246 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma isteminin;

Dosya kapsamına göre; teknisyen olarak görev yapan müştekinin olay günü kendini ... olarak tanıtan şahsın evine televizyon teslimi yapmak üzere gitmesi üzerine, orada bulunan şüpheli ... ile aralarında nakliye bedelinin ödenip ödenmeyeceği hususunda çıkan tartışma sonunda, şüphelinin müştekiye hitaben "pezevenkler, adiler, şerefsizler'' şeklinde söylemlerde bulunarak müştekiyi darp ettiği şeklindeki iddia üzerine başlatılan soruşturma sonunda, fail sıfatının yokluğu nedeniyle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de,

5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,

Müştekinin ve tanık ...'ın alınan beyanlarında suç failinin ismini ... olarak verdikleri anlaşılmakla birlikte, şikayete konu olayın ikamet dışında otopark alanında gerçekleştiği, şüpheli ...'ın kollukta alınan ifadesinde şüpheli ve tanıkla bina girişinde karşılaştıklarını belirttiği, aynı ifadesinde yer alan ''Konu ile ilgili olarak şikayet edilen ... benim annem olur. Kendisinin sağlık durumu ve yaşı dolayısı ile evden çıkması mümkün olmadığı için merkezinize ben geldim'' şeklindeki beyanda bulunduğu anlaşılmakla;

Esasen müştekinin şikayeti ile şüpheli ...'ı kastettiği ancak şüphelinin ismini ... olarak düşündüğünden fail ismi olarak bu ismi beyan ettiği, müştekinin ve şüphelinin ifadelerinden müştekinin şüpheli ...'dan şikayetçi olmak istediği açıkça anlaşıldığından müştekinin süresinde şikayetçi olduğunun kabulü ile şüphelinin üzerine atılı hakaret ve basit yaralama suçlarından kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturur deliller elde edildiği ve delillerin takdir ve değerlendirmenin ise mahkemesince yapılması gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

5271 sayılı Kanun'un 160 ıncı maddesinin birinci fıkrasında, Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. İkinci fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 170 inci maddesinin ikinci fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler." 172 nci maddesinin birinci fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir." hükümleri düzenlenmiştir.

Aynı Kanun'un "6545 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten sonraki Cumhuriyet savcısının kararına itiraz" başlıklı 173 üncü maddesinde ise;

(3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, O yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.

(4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” hükümleri yer almaktadır.

Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır.

Bir fiilin işlendiği haberinin alınması üzerine, suçu takibe yetkili makamlar tarafından derhal hazırlık soruşturmasına başlanmasını ifade eden ilkeye "araştırma mecburiyeti ilkesi"; hazırlık soruşturmasının neticesinde fiilin takibini gerektirecek hususlarda fiilin ve failin belli olması, yeterli emareler teşkil edecek vakıaların bulunması, başka bir ifade ile, şüphelerin ciddi olduğunun tespit edilmesi ve dava şartlarının gerçekleşmiş olması durumunda, yetkili makam tarafından kamu davasının açılmasını ifade eden ilkeye ise "kamu davasını açma mecburiyeti ilkesi" denilmektedir.

Diğer taraftan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS)13 üncü maddesi uyarınca da, temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen kimselere etkili bir başvuru yapma hakkı tanınması zorunlu olup, anılan hükmün uygulanmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında, (Örn: Vilko E. Finlandiya kararı 2007; Sürmeli Almanya kararı 2006) etkili başvuru yolunun hem teoride, hem pratikte erişilebilir, yeterli ve etkili olması gerektiği belirtilmektedir.

İnceleme konusu somut olayda; şikayetçinin olay günü kendini P.G. olarak tanıtan şahsın evine televizyon teslimi yapmak üzere gitmesi üzerine, orada bulunan şüpheli ile aralarında nakliye bedelinin ödenip ödenmeyeceği hususunda çıkan tartışma sonunda, şüphelinin şikayetçiye hitaben p...ler, adiler, şerefsizler' şeklinde sözler söyleyip yaraladığı iddia edilen olayda; soruşturma sonunda, fail sıfatının yokluğu nedeniyle şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, şikayetçinin ve tanık M.T.'nin alınan beyanlarında suç failinin ismini ... olarak vermişler ise de; şikayete konu olayın ikamet dışında otopark alanında gerçekleştiği, şüpheli ... A.'nın kollukta alınan ifadesinde şikayetçi ve tanıkla bina girişinde karşılaştıklarını, şikayet edilen P.G.'nin annesi olduğunu, kendisinin sağlık durumu ve yaşı dolayısı ile evden çıkması mümkün olmadığı için merkezinize kendisinin geldiğini belirttiği, şikayetçinin şikayeti ile şüpheli ...'ı kastettiği ancak şüphelinin ismini ... olarak düşündüğünden fail ismi olarak bu ismi beyan ettiği açıkça anlaşılması karşısında; 5271 sayılı Kanun'un 170 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dosyadaki mevcut delillerin iddianame düzenlenebilmesi ve suçların işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu açıktır.

Şüphelinin eylemlerinin sübut bulup bulmadığı hususu, lehine ve aleyhine toplanacak tüm delillerin, mahkemece birlikte tartışılıp değerlendirilmesi sonucu belirlenmesi gerekmektedir. Yapılan açıklamalara göre, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi, Kanuna aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR

  1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

  2. Şüpheli hakkında kasten yaralama ve hakaret suçlarına ilişkin İstanbul Anadolu 8. Sulh Ceza Hâkimliğinin 29.06.2022 tarihli ve 2021/5556 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

  3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

24.10.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararyararınaitirazınyaralamakararıkanunhakarettevdiineistemyerkabulünekovuşturmayadairgerekçeolmadığınayönelikreddikararabozulmasınakasten

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:13:36

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim