Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

4. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/12860

Karar No

2023/22352

Karar Tarihi

10 Ekim 2023

MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2022/258 E., 2022/515 K.

SUÇLAR: Hakaret, kasten yaralama

KARAR: Mahkûmiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

Hakaret ve kasten yaralama suçlarından sanık ... hakkında basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle yapılan yargılama sonunda, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (e) bendi, 29 uncu maddesi ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (3 kez) 6 ay 22 gün hapis cezası; 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, 43 üncü, 129 uncu maddeleri ile 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 2 ay 13 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Küçükçekmece 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.06.2022 tarihli ve 2022/258 Esas, 2022/515 Karar sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 gün ve 2023/59043 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;

“Dosya kapsamına göre,

Mahkemesince sanık hakkında açılan kamu davasında basit yargılama usulü uygulanarak sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de, dosya içerisinde yer alan hükümlüye ait cezaevi bilgilerine dair belge incelendiğinde sanığın 25.05.2022 tarihinde tutuklanarak cezaevine girdiği ve halen tahliye edilmediği,

7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 19 uncu maddesinde yer alan "Mevkuf ve mahkûmlara ait tebliğlerin yapılmasını, bunların bulunduğu müessese müdür veya memuru temin eder" ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 28 inci maddesinde yer alan "(1) Tutuklu ve hükümlülere tebligat yapılmasını, bu kişilerin bulunduğu Kurum müdürü, müdür yoksa orayı idare eden memur temin eder. (2) Bir yıl veya daha fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkûm olup kendilerine kanuni temsilci atanmış olanlara ait tebligat, 19 uncu maddeye göre yapılır.(3) Tutuklu ve hükümlüye tebligat yapılamazsa tebliğ mazbatasına müdür veya memur tarafından belirtilen sebep şerh verilir.(4) Tutuklu veya hükümlünün hastanede bulunması halinde dahi tebligat, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre yapılır." ile,

5271 sayılı Kanun'un 251/2 nci maddesinde, "Basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği takdirde mahkemece iddianame; sanık, mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilerek, beyan ve savunmalarını on beş gün içinde yazılı olarak bildirmeleri istenir. Tebligatta duruşma yapılmaksızın hüküm verilebileceği hususu da belirtilir. Ayrıca, toplanması gereken belgeler, ilgili kurum ve kuruluşlardan talep edilir" şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, Mahkemesince sanığın savunmasının tespiti için 27.05.2022 tarihinde sanığın ablasına yapılan tebligatın usulsüz olduğu ve tebligatın usulsüz olması nedeniyle sanığa yeniden usulüne uygun şekilde tebligat yapılmaksızın yargılamaya devamla savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde,

Kabule göre de,

Sanık hakkında silahla basit yaralama ve hakaret suçlarından 5237 sayılı Kanun'un 86/2, 86/3 e, 125/1 ve 43/2 nci maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı halde, iddianamede belirtilen sevk maddeleri arasında anılan Kanun’un 125/4 ve 58 inci maddelerine yer verilmemesine rağmen, sanığa ek savunma hakkı verilmeden anılan Kanun’un 125/4 ve 58 inci maddeleri uygulanmak suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 226 ncı maddesine aykırı davranılmasında,

İsabet görülmemiştir.”

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

  1. 5271 sayılı Kanun'un "basit yargılama usulü" başlıklı 251 inci maddesinde;

"(1) Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.

(2) Basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği takdirde mahkemece iddianame; sanık, mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilerek, beyan ve savunmalarını on beş gün içinde yazılı olarak bildirmeleri istenir. Tebligatta duruşma yapılmaksızın hüküm verilebileceği hususu da belirtilir. Ayrıca, toplanması gereken belgeler, ilgili Kurum ve kuruluşlardan talep edilir.

(3) Beyan ve savunma için verilen süre dolduktan sonra mahkemece duruşma yapılmaksızın ve Cumhuriyet savcısının görüşü alınmaksızın, Türk Ceza Kanunu'nun 61 inci maddesi dikkate alınmak suretiyle, 223 üncü maddede belirtilen kararlardan birine hükmedilebilir. Mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.

(4) Mahkemece, koşulları bulunması hâlinde; kısa süreli hapis cezası seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya hapis cezası ertelenebilir ya da uygulanmasına sanık tarafından yazılı olarak karşı çıkılmaması kaydıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.

(5) Hükümde itiraz usulü ile itirazın sonuçları belirtilir.

(6) Mahkemece gerekli görülmesi hâlinde bu madde uyarınca hüküm verilinceye kadar her aşamada duruşma açmak suretiyle genel hükümler uyarınca yargılamaya devam edilebilir.

(7) Basit yargılama usulü, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik hâlleri ile soruşturma veya kovuşturma yapılması izne ya da talebe bağlı olan suçlar hakkında uygulanmaz.

(8) Basit yargılama usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.

5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrasının "Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." biçimindeki düzenlemesi göz önüne alındığında, sanık hakkında hakaret suçundan yargılama yapılarak, eylemin aleni ortamda gerçekleştirilmesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrası uygulanmış olması karşısında, hakaret suçunun yasa maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı 2 yılı aştığından, hakaret suçuyla birlikte işlenen kasten yaralama suçu yönünden de 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınaca, 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinde düzenlenen basit yargılama usulünün uygulanamayacağının gözetilmemesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

  1. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 19 uncu maddesi:

“Mevkuf ve mahkûmlara ait tebliğlerin yapılmasını, bunların bulunduğu müessese müdür veya memuru temin eder.” hükmünü içermektedir.

Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 28 inci maddesi;

" (1) Tutuklu ve hükümlülere tebligat yapılmasını, bu kişilerin bulunduğu Kurum müdürü, müdür yoksa orayı idare eden memur temin eder.

(2) Bir yıl veya daha fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkûm olup kendilerine kanuni temsilci atanmış olanlara ait tebligat, 19 uncu maddeye göre yapılır.

(3) Tutuklu ve hükümlüye tebligat yapılamazsa tebliğ mazbatasına müdür veya memur tarafından belirtilen sebep şerh verilir.

(4) Tutuklu veya hükümlünün hastanede bulunması halinde dahi tebligat, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre yapılır."

5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin ikinci fıkrası;

" Basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği takdirde mahkemece iddianame; sanık, mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilerek, beyan ve savunmalarını on beş gün içinde yazılı olarak bildirmeleri istenir. Tebligatta duruşma yapılmaksızın hüküm verilebileceği hususu da belirtilir. Ayrıca, toplanması gereken belgeler, ilgili kurum ve kuruluşlardan talep edilir." şeklinde düzenlenmiştir

Sanığın savunmasının tespiti için yapılan tebligatın, sanığın ablasına 27.05.2022 tarihinde tebliğ edildiği ancak sanığın bu tarihte ... E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümözlü olarak bulunduğu anlaşıldığından usule uygun şekilde tebligat yapılmadan yargılamaya devam etmek suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

  1. 5271 sayılı Kanun'un “Suçun niteliğinin değişmesi” başlıklı 226 ıncı maddesinde;

“1) Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez.

  1. Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır.

  2. Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir.

  3. Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, varsa müdafie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır” düzenlemelerine yer verilmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2012 gün ve 2012/13 125 Esas, 2012/236 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığın ceza yargılamasındaki en önemli haklarından biri yargılamanın her aşamasında göz önünde bulundurulması gereken savunma hakkıdır. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış olan bu hakkın, herhangi bir nedenle sınırlandırılması olanaklı değildir. Nitekim 1412 sayılı Ceza Muhkemeleri Kanunu'nun, 5320 sayılı Yasanın 8/1 inci maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 308/8 inci maddesine göre de savunma hakkının kısıtlanması mutlak bozma nedenlerindendir.

Maddenin açık düzenlemesinden de anlaşılacağı üzere, iddianamede gösterilen eylemin hukuki niteliğinin değişmesi ya da cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hallerin ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkması halinde, anılan maddenin birinci fıkrası uyarınca sanık veya müdafiine ek savunma hakkı verilmesi gerekmektedir.

Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanık hakkında düzenlenen 25.03.2022 tarihli iddianamede 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasına ve 58 inci maddesine yer verilmemesine karşın, yargılama safhasında bu hususta ek savunma hakkı tanınmadan cezasında artırım yapılması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR

  1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

  2. Küçükçekmece 19. Asliye Ceza Mahkemesinin,15.06.2022 tarihli ve 2022/258 Esas, 2022/515 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.10.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararyararınayaralamatevdiinegerekçemahkûmiyetkanunistembozulmasınakabulünekastenhakaret

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:21:41

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim