Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/5977
2023/20260
3 Temmuz 2023
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hakaret
Hakaret suçundan sanık ...'nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125/2 delaletiyle, 125/3 a, 125/4, 62/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 251/3 üncü maddeleri gereğince 8 ay 22 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair ... Asliye Ceza Mahkemesinin 23.06.2021 tarihli ve 2021/439 Esas, 2021/1087 Karar sayılı kararı ile sanığın aynı suçtan 5237 sayılı Kanun’un 125/3 a delaleti ile 125/1, 125/4, 62/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 251/3 üncü maddeleri uyarınca 8 ay 22 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair ... 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/03/2021 tarihli ve 2020/799 esas, 2021/318 sayılı kararlarının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.04.2023 gün ve 2023/34596 sayılı Tebliğname'si ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
“Dosyalar kapsamına göre, ... Asliye Ceza Mahkemesinin 23.06.2021 tarihli ve 2021/439 Esas sayılı dosyasındaki şüphelinin kamu görevlisi olan şikâyetçi ...'e yönelik olarak ''senin yerinde olmak istemem i tar et daha iyi Şerefsiz'' şeklindeki sosyal medya üzerinden yapılan hakaret eylemi ile ilgili suç tarihinin 06.05.2019, iddianame düzenleme tarihinin ise 10.03.2011 olduğu, ... 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.03.2021 tarihli ve 2020/799 Esas sayılı dosyasındaki şüphelinin anılan şikâyetçiye yönelik olarak ''eğer benden önce ölürsen mezarının üstüne s... pislik'' şeklindeki hakaret suçuna ilişkin suç tarihinin 07/05/2019, iddianame düzenleme tarihinin 15.11.2020 olduğu, her iki suçun da ilk iddianamenin düzenlenme tarihinden önce işlendiği ve hukuki kesinti olmadığı, anılan iki dosyada da sanığın üzerine atılı eylemlerin aynı mahiyette olduğu dikkate alınarak, bu eylemlerin bir suç işleme kararı icrası kapsamında işlendiği anlaşıldığından, dosyaların birleştirilmesi ve 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, her bir eylem için ayrı ayrı ceza verilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde,
Kabule göre de;
5271 sayılı Kanun'un 251/1 inci maddesinde yer alan, “(1) Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir” şeklindeki düzenleme ile,
5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinde yer alan, "(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir. (2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur. (3) Hakaret suçunun; a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı, b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı, c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. (4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır. (5) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme birlikte nazara alındığında,
Sanığın üzerine atılı kamu görevlisine alenen hakaret suçuna ilişkin cezanın üst sınırının 2 yıldan fazla hapis cezasını gerektirmesi nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 251/1 inci maddesi uyarınca bu suç yönünden basit yargılama usulü uygulanamayacağının gözetilmemesinde,
İsabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
İlk istem yönünden;
5237 sayılı Kanun'un “Zincirleme Suç” başlıklı 43 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır” şeklinde zincirleme suç tanımlanmış, ikinci fıkrasında ise; “Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.” denilmek suretiyle zincirleme suçtan farklı bir müessese olan, aynı nev’iden fikri içtima kuralı düzenlenmiştir.
5237 sayılı Kanun'un sistematiğinde, kural olarak yasadaki suç tanımına uygun her bir netice ayrı bir suç oluşturmasına karşın, bu kuralın istisnalarına, 5237 sayılı Kanun'un “Suçların içtimaı” bölümünde, 42, 43 ve 44 üncü maddelerine yer verilmiştir. Aynı nev’iden fikri içtima halinde, fiil yani hareket hukuksal anlamda tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Bu durumda hareket tek olduğu için, fail hakkında tek bir ceza verilecek, ancak bu ceza mağdur sayısı fazla olduğu için, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre artırılacaktır. (Ceza Genel Kurulunun 05.06.2012 tarih ve 15/491 219 sayılı ilamı da bu doğrultudadır.)
Ceza Genel Kurulunun 14.01.2014 gün ve 384 2, 03.12.2013 gün ve 1475 577, 30.05.2006 gün ve 173 145, 08.07.2003 gün ve 189 207, 13.10.1998 gün ve 205 304, 20.03.1995 gün ve 48 68 ile 02.03.1987 gün ve 341 84 sayılı kararlarında "Aynı suç işleme kararı" kavramından, Kanunun aynı hükmünü birçok kez ihlal etme hususunda önceden kurulan bir plan, genel bir niyetin anlaşılması gerektiği, bu bağlamda failin suçu işlemeden önce bir plan yapmasının veya bu suça niyet etmesinin, fakat fiili bir defada yapmak yerine, kısımlara bölmeyi ve o surette gerçekleştirmeyi daha uygun görmesinin, hareketinin önceki hareketinin devamı olmasının ve tüm hareketleri arasında sübjektif bir bağlantı bulunmasının anlaşılması gerektiği kabul edilmiş, ilk eylemle ikinci eylem arasında makul sayılamayacak uzunca bir sürenin geçmesinin, sanığın aynı suç işleme kararıyla değil, çıkan fırsatlardan yararlanmak suretiyle suçu işlediğini gösterdiği belirtilmiştir.
Ceza Genel Kurulu'nun 15.03.2016 tarihli ve 2014/10 847 Esas, 2016/128 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, suç kastından daha geniş bir anlamı içeren suç işleme kararı, suç kastından daha önce gelen genel bir karar ve niyeti ifade etmektedir. Önce suç işleme kararı verilmekte ve bundan sonra bu genel kararın icrası farklı zamanlardaki suçlarla gerçekleştirilmektedir. Kararın gerçekleştirilmesi için gerekli suçların her birinde ayrı suç kastları, bir başka deyişle bir suç için gerekli olan maddi ve manevi unsurlar ayrı ayrı yer almaktadır. Böylece suç işleme kararı denilen genel plân, niyet veya karar, zinciri oluşturan ve her biri birbirinden bağımsız olan suçları birbirine bağlayan ortak bir zemini oluşturur. Suç işleme kararının yenilenip yenilenmediği, birden çok suçun aynı karara dayanıp dayanmadığı, aynı zamanda suçlar arasındaki süre ile de ilgilidir. İşlenen suçların arasında kısa zaman aralıklarının olması suç işleme kararında birlik olduğuna; uzun zaman aralıklarının olması ise suç işleme kararında birlik olmadığına karine teşkil edebilecektir. Yine de çeşitli suçlar arasında az veya çok uzun zaman aralığının var olması, bu suçların aynı suç işleme kararının etkisi altında işlendiğini ya da işlenmediğini her zaman göstermeyecektir. Diğer bir anlatımla, sürenin uzunluğu kararın yenilendiğini düşündürebileceği gibi, kısalığı da her zaman kararın yürürlükte olduğunu göstermeyebilecektir. Diğer taraftan, hukuki veya fiili kesintiler olduğunda farklı değerlendirmeler yapılması mümkündür. Ancak bu değerlendirme her olayda ayrı ayrı ve diğer şartlar da dikkate alınarak yapılmalıdır. Bu nedenle, başlangıçta belirli bir süre geçince suç işleme kararı yenilenmiş ya da değişmiş olur demek, soyut ve delillerden kopuk bir değerlendirme olacaktır. Failin iç dünyasını ilgilendiren bu kararın varlığının her olayın özelliğine göre suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işlendikleri yer ve işlenme zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluşum ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler değerlendirilerek belirlenmesi gerekecektir. Görüldüğü üzere, zincirleme suçun oluşumu için işlenen suçlar arasında ne kadar zaman geçmesi gerektiği konusunda genel ve mutlak bir kural koymak mümkün olmadığından, hangi süre içerisinde işlenirse işlensin, işlenen suç başlangıçtaki genel niyete veya suç işleme konusundaki tek karara dayanıyor ise zincirleme suç hükümleri uygulanacak, ancak işlenen suç failin yeni bir suç işleme kararına dayanıyorsa artık zincirleme suç söz konusu olmayacaktır.
Zincirleme suçla bağlantılı olması nedeniyle "Hukuki kesinti" kavramı üzerinde durulması gerekmektedir. Yapılmakta olan soruşturma sonucunda toplanan delillerin failin suçu işlediği yönünde yeterli şüphe oluşturması üzerine Cumhuriyet savcısınca şüpheli hakkında 5271 sayılı Kanun'un 170 inci maddesi uyarınca iddianamenin düzenlenmesiyle hukuki kesinti oluşmaktadır. İddianamenin düzenlenmesiyle olaylar arasında hukuki kesinti oluştuğundan iddianamenin düzenlenmesinden sonra devam eden eylemler ise başka bir ceza soruşturmasının konusunu oluşturacaktır. Başka bir anlatımla sanık hakkında iddianame düzenlendikten sonra, sanık tarafından aynı suçun tekrar işlenmesi durumda, yeni ve ayrı bir suç söz konusu olacaktır. Buna karşın işlemiş olduğu suçtan dolayı henüz hakkında iddianame düzenlenmeden, sanığın aynı suç işleme kararıyla ve aynı mağdura karşı yeniden suç işlemesi durumunda, hukuki kesinti gerçekleşmeden aynı suçun işlenmesi söz konusu olduğundan sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanacaktır. Bu ahvalde sanığın her suçtan ayrı ayrı cezalandırılması yoluna gidilmeyecek, sanığa bir suçtan ceza verildikten sonra hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle cezasında artırım yapılacaktır. Buna göre, soruşturma aşamasında sanığın aynı suç işleme kararıyla, aynı mağdura karşı değişik zamanlarda aynı suçu işlediğinin tespit edilmesi durumda, soruşturma dosyalarının birleştirilerek kamu davası açılması, bu hususa riayet edilmeden kamu davalarının açılması halinde ise hukuki kesintinin oluşmasından önce sanığın aynı mağdura karşı bir suç işleme kararıyla aynı suçu değişik zamanlarda işlediğinin anlaşılması durumunda dava dosyalarının birleştirilerek sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi isabetli bir uygulama olacaktır.
Yine sanığın, birden fazla mağdura yönelik, birden fazla ve farklı zamanlarda eylemlerini gerçekleştirmesi durumunda, sanığın bu eylemleri, aynı kast altında tek bir suç olarak kabul edilerek, 5237 sayılı Kanun'un ilgili maddesi uyarınca belirlenecek temel ceza, zincirleme suç hükümleri gereği aynı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre artırıldıktan sonra, yine temel ceza üzerinden anılan maddenin birinci fıkrası uyarınca artırım yapılarak bulunacak miktarın, önceki cezaya ilavesiyle sonuç cezanın saptanması gerekecektir.
Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;
Sanığın incelemeye konu ... Asliye Ceza Mahkemesi’nin 23.06.2021 tarihli 2021/439 Esas, 2021/1087 Karar sayılı hükmüne konu olan eyleminin 06.05.2019 tarihinde gerçekleştiği ve 10.03.2021 tarihli iddianamenin düzenlendiği, ... 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 08.03.2021 tarihli 2020/799 Esas, 2021/318 Karar sayılı dosyasına konu eyleminin ise 07/05/2019 tarihinde, 10.03.2021 tarihli iddianameden önce gerçekleştiği ve her iki eylem arasında hukuki kesintinin bulunmadığı, bu nedenle her iki dosya arasında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının gerektiği, bu nedenle sanık hakkında ... Asliye Ceza Mahkemesi’nin 23.06.2021 tarihli 2021/439 Esas, 2021/1087 Karar sayılı hükmüne konu eyleminden hüküm kurulurken sanığın aynı eylemini aynı mağdura karşı hukuki kesinti olmaksızın birden fazla kez gerçekleştiği gözetilerek 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesi uyarınca hükmolunan temel ceza, zincirleme suç hükümleri gereği Aynı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince artırıldıktan sonra, belirlenecek cezadan, ... 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 08.03.2021 tarihli 2020/799 Esas, 2021/318 Karar sayılı hükmüne konu cezanın mahsup edilmesi gerektiği nazara alınmayarak ceza tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
İkinci istem yönünden;
5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrasında "Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir” şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.
5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinde yer alan; "(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir. (2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur. (3) Hakaret suçunun; a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı, b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı, c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. (4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır. (5) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır." şeklindeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, sanığın üzerine atılı kamu görevlisine alenen hakaret suçuna ilişkin cezanın üst sınırının 2 yıldan fazla hapis cezasını gerektirmesi nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu suç yönünden basit yargılama usulü uygulanamayacağının gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
-
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
-
... Asliye Ceza Mahkemesi’nin 23.06.2021 tarihli 2021/439 Esas, 2021/1087 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
-
Karardaki hukuka aykırılık 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin 4 d fıkrasına göre, hükmün Yargıtay tarafından düzeltilmesini gerektirmekle; hüküm fıkrasında yer alan ceza tayinine ilişkin 5237 sayılı Kanun'un 62 nci ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkralarının yer aldığı kısımlar çıkarılarak, yerine "5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında verilen cezada 1/4 oranında artırım yapılarak 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın izlenen olumlu kişiliği nedeni le cezasının 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi uyarınca 1/6 oranında indirilerek 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkında duruşma yapılmaksızın basit yargılama usulüyle dosya üzerinden karar verilmesi sebebiyle 5271 sayılı Kanun'un 251 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca sonuç cezada 1/4 oranında indirim yapılarak 10 ay 27 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkında ... 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.03.2021 tarihli ve 2020/799 Esas, 2021/318 Karar sayılı kararında verilen 8 ay 22 gün hapis cezasının mahsubuna" ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hüküm fıkrasının DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
-
Kararda yer alan diğer hususların olduğu gibi bırakılmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.07.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:45:29