Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

4. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/12412

Karar No

2023/19986

Karar Tarihi

15 Haziran 2023

MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2015/645 E., 2016/167 K.

SUÇ: Hakaret

HÜKÜM: Mahkûmiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanığın hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 ve 51 inci maddeleri uyarınca erteli 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiinin temyiz istemi, kararın usul ve Kanun'a aykırı olduğuna, hakaret suçunun ima yoluyla işlenemeyeceğine, basın hürriyetinin korunması gerektiği, sanık tarafından tarafsız haber yapıldığına, haberinde kamuyu ilgilendiren gerçek ve güncel bir haber olduğuna ve resen tespit edilecek hususlarda dikkate alınarak sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Sanığın sahibi ve ve sorumlu yazı işleri müdürü olduğu günlük gazetenin 29 ve 30 Temmuz 2015 tarihli basımlarında İskenderun Belediye Başkanı ile yardımcısına yönelik sarf ettiği sözlerinden dolayı hakaret suçunu işlediği iddiasıyla açılan davada Mahkeme, sanık savunması, katılanların beyanları gazete nüshaları ile tüm dosya kapsamına göre sanığın hakaret suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

1."Basın özgürlüğü" kavramının içeriği ve hukuka uygunluk nedenlerine dair Dairemiz tarafından da benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 13.02.2007 tarihli, 2007/7 28 E. 2007/34 K. sayılı kararında; "Demokratik toplumlar, temel hak ve özgürlüklere dayanan toplumlardır. Bu tür toplumlarda Devletin görevi, temel hak ve özgürlükleri korumak ve geliştirmektir. Temel hak ve özgürlükler arasında düşünce ve kanaati açıklama özgürlüğünün önemli bir yeri bulunmaktadır. Bu özgürlüğün kullanılabilmesinin en önemli yollarından birisi de basındır. Geneli ilgilendiren ya da ilgilendirmesi gereken tüm olaylar hakkında, halkı objektif ve gerçekleri yansıtacak biçimde aydınlatmak, çeşitli sorunlar üzerinde kamuoyunu düşünmeye çağıracak tarzda tartışmalar açmak, onu toplumsal ve siyasal oluşumlar üzerinde doğru ve gerçeğe uygun bilgilerle donatmak, yöneticileri eleştirmek, uyarmak ve bu yöntemlerle denetlemek, ayrıca içinde yaşadığı toplumun ve tüm insanlığın sorunları konusunda bireyi bilinçlendirmek durumunda olan basına, bu ödevlerini yerine getirirken ihtiyaç duyacağı bir kısım haklar da tanınmıştır. Bunlar; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarıdır. Temelini Anayasa'nın 28 inci vd. maddelerinden alan ve 5187 Sayılı Basın Kanunu'nun 3 üncü maddesinde düzenlenen bu haklar, basın yoluyla işlenen suçlarda, hukuka uygunluk nedenlerini oluşturur. Bilgiyi yayma, eleştirme ve yorumlama haklarının kabulü için, açıklama, eleştiri veya değer yargısı biçimindeki bilginin gerçek ve güncel olması, açıklanmasında kamunun ilgi ve yararının bulunması, açıklanış şekli ile konusu arasında düşünsel bir bağ bulunması, açıklamada “küçültücü” sözlerin kullanılmaması gerekir.

Kişilerin şeref ve haysiyetini ihlal eden deyiminden; haberde, üstü örtülü de olsa toplumun geneli tarafından açıkça anlaşılabilen bir muhatabı olan bir kişi hakkında, hakaret, sövme gibi bir ifade, habere konu olan kişiden beklenmeyen ve toplumun değerleri karşısında kınanan bir eylem isnadı veya kişinin toplum içinde sahip olduğu şöhreti sarsacak, kişiyi açıkça küçük düşürücü ifadeler kullanılması, gerçeğe aykırı yayım deyiminden ise; okunduğu anda toplumun geneli tarafından bilinen, maddi gerçeklerle ilgisi olmadığı açıkça anlaşılabilen olgu ve eylemlerin habere konu olan kişi tarafından gerçekleştirildiğine dair haberler anlaşılmalıdır. Haberin gerçekliği, sadece haberin yapıldığı anda bilinen ve görünen maddi gerçekliğe göre değil, toplumun bilgi birikimi, duyarlılık düzeyi ve ilgi alanlarına, toplum hafızasındaki yanılgılı veya yönlendirilmiş algıya göre de değişir. Toplumun genelinin hafızasında, haberin yapıldığı sırada dünya ve ülke genelinde gerçek olduğu bilinen, yaşandığı varsayılan maddi olgulara ve konjonktüre bağlı olarak haberin gerçekliği de değişebilir. Basın özgürlüğü, kişilerin zaten bildiği gerçeklerle değil, henüz öğrenmediği, öğrenilmesinde kamu yararı olan gerçekleri kişilere sunmakla eşdeğer bir görev görür.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; suça konu edilen 29.07.2015 tarihli yazıda geçen "...Kaşıkla verip kepçeyle aldılar, iş bilir yardımcı rant kokusu aldı ve imar hırsızlığına yasal kılıf bulmak için kolları sıvadı, Başkan Çulha'nın yardımcısının faaliyetlerinden gerçekten haberi yok mu? Rekor ceza diye halkı uyutmaya yönelik hamle, asıl büyük rant ilişkilerini örtmeyi hedeflemektedir. Kaşıkla verip kepçeyle aldılar, Arsuz'da Reza Zarraf yöntemi..." , 30.07.2015 tarihli yazıda geçen "...Ranta ve kaçak inşaata yasal kılıf, halk susunca güç odakları ve rantçılar arsızlaşıyor, Reza Zarraf'a benzediniz, Arsuz Belediye Meclisinin Arsuz ilçesinin plan notlarının güncellenmesiyle yapılan bu değişiklikle imar hırsızlığı ödüllendirildi, rekor ceza diye halka yutturulmaya çalışılan ise haksız elde edilen ve edilecek milyon dolarların kalem oynatılarak cebe indirilmesidir..." biçimindeki ifadelerle kaçak yapıldığı bilinen Diamond Consept isimli sitenin yasal hale getirilmesine yönelik ilçe ve büyükşehir belediyelerinin faaliyetlerinden söz edilmektedir.

Siyasetçilerin, basında kendileri hakkında çıkan haberler karşısında; normal insanlardan ve tek işi kamu görevini yerine getirmek olup görevine dair yorum yapma hakkını bile elinde bulundurmayan kamu görevlilerinden farklı olarak, daha üst düzeyde bir anlayışa ve tahammül seviyesine sahip olmalarının bekleneceği, nitekim ellerinde diğer kitlelere nazaran daha etkili ve çeşitli cevap verme imkanlarının bulunduğu gözetilmelidir.

Netice itibariyle ilçe belediye başkanı ile yardımcısı olan katılanlar hakkında kaçak yapıldığı kamuoyu tarafından bilinen çok sayıda apartmandan ibaret sitenin, bir takım prosedürler uygulanarak imara uygun hale getirilmesi çabası içine girilmesine yönelik eylemlerinden duyulan endişenin toplumla paylaşılmasının, ülkemizde sıklıkla yaşanan depremlerin özellikle imara aykırı inşa edilen binalarda oluşturduğu sonuçlarda dikkate alındığında, yerel yönetimler tarafından gerçekleştirilen ve kaçak yapılaşmanın önünü açabilecek bu tür uygulamalara yönelik haberlerin kamunun ilgi ve yararına olduğu ve güncelliğini koruduğu anlaşılmakla, bundan duyulan endişeyi dile getirirken sanık tarafından sarf edilen sözlerin sırf kişiliğe hakaret niteliğinde olmadığı, genel anlamda yaşanan olaylara dair dikkat çekici yorum ve değerlendirmelerden ibaret olduğu, bu yönüyle de söz konusu yazıların basın özgürlüğü çerçevesinde kaldığı anlaşılmakla yerinde olmayan gerekçeyle sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi,

  1. Kabule göre de,

a.Sanığın, katılanlara yönelik hakaret suçunu değişik zamanlarda birden fazla kez işlemesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının da uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

b.Hapis cezasının kanuni sonucu olarak 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki hak yoksunluklarına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık ... müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanunun 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca cezayı aleyhe değiştirme yasağının dikkate alınmasına,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

15.06.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararhukukîtemyiztevdiinev.süreçolgularsebeplerigerekçebozulmasınahakaret

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:49:35

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim