Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/1565
2023/18918
24 Mayıs 2023
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2022/261 E., 2023/22 K.
SUÇ: İnsan ticareti
HÜKÜM: Esastan ret
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
İlk Derece Mahkemesinin kararıyla sanık hakkında insan ticareti suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 80 inci maddesinin birinci fıkrası ile 62, 53 ve 55 inci maddeleri uyarınca ayrı ayrı 33 kez 6 yıl 8 ay hapis, 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve müsadereye karar verilmiştir.
-
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı sanık müdafii tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği,
-
Bir kişinin, yanında bir silah veya benzeri alet olmadan otuz üç kişiyi zorla tutmasının, pasaportlarını ve eşyalarını almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, sanığın araç hareketleri gerçekleştirmediği, bu haliyle insan ticareti suçunun unsurlarının oluşmadığı,
-
Mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere bir grup şahsın bahçede toplandığı ve bir kısım delilleri yok etmek maksadıyla evrak yaktığının sabit olduğu, bu husus gözetildiğinde şikâyetçilerin zorla tutulmalarının söz konusu olmadığı, zira şikâyetçilerin zorla tutulduğu bir durumda şikâyetçilerin jandarmayı görünce panikle kaçışmaması, tam tersine jandarmaya sığınmalarının gerektiği,
-
Sanığın yabancı olması ve muhtemel cezanın miktarı gözetildiğinde sanığın soruşturma aşamasındaki beyanlarına dayanılmasının usul açısından doğru olmadığı, zira sanığın kendisini tam ifade edememesi veya bir çeviri hatasının söz konusu olabileceği, nitekim sanığın Mahkemede beyanını düzelttiği, ayrıca sanığın soruşturma aşamasındaki beyanlarında da kendisinin diğer otuz üç kişiden bir farkı olmadığını beyan ettiği, buna rağmen bu beyanlar arasındaki çelişki giderilmeden soruşturma beyanına itibar edildiği,
-
Şikâyetçilerin kovuşturma aşamasında beyanlarının alınması gerektiği, beyanlarını daha sonra değiştiren şikâyetçilerin, ... Büyükelçiliği Konsolosluk Şubesi vasıtasıyla gönderdikleri sanığın suçsuz olduğuna dair anlatımlarının dahi dikkate alınmadığı, yüzyüzelik ilkesinin ihlal edildiği,
-
Mahkemenin kabulü ve şikâyetçi beyanlarının aksine, içlerinde sanığın pasaportunun da bulunduğu 34 adet pasaportun herhangi bir şekilde kilitli olmayan, tamamen herkes tarafından açılabilecek ve ulaşılabilecek bir komodinin çekmecesinde, bir kısım şikâyetçinin kaldığı 2 numaralı odada bulunduğu, sanığın ikamet ettiği odada dahi bulunmadığı, bu şekilde pasaportların sanığın hakimiyet alanında olduğundan bahsedilemeyeceği,
-
Şikâyetçilerin pasaportlarıyla evden ayrılabildikleri, nitekim bir kısım şikâyetçinin ... ilçesinde ... Hotel'de konakladıkları ve ... Emlak isimli işletmeden araba kiraladıkları, bu hususun kayıtlardan sorulması gerektiği,
-
Tanık A. E.'nin de belirttiği üzere evi kiralayan kişinin sanık ... olmadığı, bu hususun sanığın planlayıcı olmadığını gösterdiği,
-
Sanığın da, diğer şikâyetçiler gibi internette gördüğü iş ilanına istinaden 11 12 Nisan 2021 tarihlerinde Türkiye'ye geldiği, bir kısım şikâyetçinin bu tarihten önce Türkiye'ye giriş yaptıkları, bu sebeple şikâyetçilerin, sanığın kendilerini karşıladığı şeklindeki anlatımlarına itibar edilmemesi gerektiği, ayrıca şikâyetçi beyanlarının kendi içlerinde de çelişki içerdiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
- İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık ... ile haklarında yakalama kararı bulunması sebebiyle haklarındaki dosya tefrik edilen inceleme dışı iki şüphelinin, ... uyruklu 33 şikâyetçiyi zorla çalıştırmak amacıyla ülkelerinden Türkiye'ye iş vaadi ile kandırmak sureti ile getirdikleri, burada şikâyetçileri ... ilçesinde bulunan ... Yaylası'ndaki bir eve yerleştirdikleri, şikâyetçileri bilmedikleri bir ülkede etrafta fazlaca ev ve ulaşım imkanı bulunmayan yayla evine yerleştirerek pasaport ve telefonlarına el koydukları, denetim olanaklarını ellerinden alarak ve iradelerini etkileyerek zorla çalıştırdıkları, şikâyetçilerin beyanlarından da anlaşılacağı üzere ülkelerine dönmek istedikleri ancak sanığın pasaportlarına ve telefonlarına el koyması sebebi ile şikâyetçilerin ülkelerine dönemedikleri, bu sebeple de zorunlu olarak sanığın talimatlarına uydukları, buna göre sanığın aynı fikir ve eylem birliği içerisinde haklarında yakalama kararı bulunan diğer iki şüpheli birlikte, şikâyetçileri zorla çalıştırmak ve hizmet ettirmek amacıyla iş bulma vaadiyle kandırıp ülkemize sokarak ve ülkemizde üzerlerinde baskı kurup, pasaportlarına ve telefonlarına el koymak suretiyle çaresizliklerinden yararlanarak zorla çalıştırdığı ve bu şekilde sanığın üzerine atılı insan ticareti yapma suçunu işlediği İlk Derece Mahkemesince kabul edilmiştir.
- Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen dava konusunda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden
- Yüzyüzelik İlkesine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Kolluk birimleri tarafından düzenlenen 17.08.2021 ve 07.09.2021 tarihli bilgi ve belge taleplerine ilişkin müzekkere cevaplarında, şikâyetçi şahısların yurt dışı ikamet adreslerine ulaşılamadığının bildirilmesi ve yurt içinde son beyan ettikleri adreste de bulunamadıklarının anlaşılması, mağdur beyanlarının duruşmada sanığın huzurunda okunması karşısında, 5271 sayılı Kanun'un 211 inci maddesi uyarınca mağdurların dinlenilmelerinden vazgeçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
- Sübuta Yönelik Temyiz Sebepleri Yönünden
... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Yaylası, ... Mevkinde jandarma görevlilerince devriyeye çıkıldığı, S. S. isimli şahsa ait evin önüne gelindiğinde bahçede bir grup yetişkin şahsın toplandıklarının, jandarma ekiplerini görünce sağa sola panik içinde kaçmaya başladıklarının, bahçe ortasında bulunan daha önce ateş yakılmış alanda dumanların yükseldiğinin, orada bulunan şahısların panik halinde odalara girip çıktıklarının görüldüğü, akabinde kolluk kuvvetlerince alınan arama kararına istinaden ikamete gidildiği, ikametin üç adet giriş kapısının bulunduğu ve kapıların zincirle kilitlenmiş olduğunun tespit edildiği, usulüne uygun olarak yapılan aramada, adreste bulunan ve kamelya olarak kullanılan yer ile 7 numaralı iki ayrı odanın çağrı merkezi görünümü verildiği, toplam 25 adet kabin şeklinde alanın oluşturulduğu, kabin içlerinde tablet ve telefonların bulunduğunun tespit edildiği, arama sonucunda ele geçirilen dijital materyallere el konulduğu, yine belirtilen ikamette şikâyetçilerin bulunduklarının tespit olunduğu, yapılan arama sonucunda 86 adet cep telefonu, 23 adet tablet, 8 adet laptop, 4 adet wi fi güçlendirici, 2 adet renkli yazıcı, 68 adet hat, 39.700 TL, 520 Amerikan Doları ve 31.000 Tayvan parası, 262 sayfa dökümanın ele geçirildiği, yine yapılan aramalarda narkotik test kiti ile yapılan testinde herhangi bir uyuşturucu madde uyarısı vermediği yönünde ekspertiz raporu düzenlenen 70 adet sarı renkli hap, 60 adet açık koyu yeşil renkli kampüs hap, 129 adet şefaf renkli plastik poşet içerisinde turuncu kırmızı, 129 adet sarı renkli kapsül hap ve 25 adet ... marka hapın ele geçirildiği,
Arama sonucunda ele geçirilen dijital materyaller üzerinde yapılan incelemelere göre; el konulan bilgisayar içeriğinde masaüstü klasöründe iki kişi arasında geçen telefon konuşmasının bulunduğu, konuşmanın içeriği incelendiğinde, bir şahsın kendisini karşı tarafa polis memuru olarak tanıttığı ve şahsa dolandırıcılık olayından dolayı hakkında tutuklama kararı çıkarıldığını söylediği, banka kartına dolandırıcılık yoluyla para giriş çıkışı olduğunu belirttiği, yine ... isimli uygulamadan ... numaralı telefonu ekleyerek kendisi hakkında çıkartılan tutuklama kararının gönderildiği, bu görüşmeden kimseye bahsetmemesi ve en kısa zamanda polis merkezine başvurması gerektiğinin söylendiği, bundan sonra aranan şahsın belirtilen numaradan tekrar aranmasının beklendiği, ancak görüşülen şahısla bir para alışverişi olmadığı, şahsın para yatırmadığı, zarara uğramadığı, herhangi bir banka ve kart numarası verilmediği ve bundan sonra tekrar görüşme yaptıklarına dair bir görüşme kaydı, belge vb. bulguya rastlanılmadığı,
1F公安祥QA 1F Kamu Güvenliği Cheung QA isimli dosya içinde karşı tarafla telefonla konuşurken sorulacak sorular ve verilecek cevaplara ilişkin eğitim amaçlı metin belgesi hazırlandığı,
工作规定 Çalışma düzenlemeleri isimli dosyada; çalışma düzenlemesi adı altında, çalışanların bulundukları yerde uyacağı kurallar, yatma, kaltma, yeme içme, çalışırken uyacağı kurallar, temizlik vb. ile kurallara uymadıkları zaman verilecek para cezalarına ilişkin metin hazırlandığı,
越秀110 Yuexiu 110 isimli dosyada; Guangzhou Kamu Güvenliği Bürosu'nda görevli olduğunu, bu birim tarafından mali dolandırıcılık suçundan dava açıldığını, hesabına para yatırlıdığını, kimlik kartı bilgileri ile banka kartı açtığı, başka birine kimlik kartı gönderip gönderilmediği, bu birimle iki saat içinde iletişime geçmesi gerektiğini, cezai sorumlulukları vaka olay adı, dava numarası, telefon ve kimlik bilgeleri gibi karşı tarafı ikna etmek amacıyla hazırlanmış bir metin olduğu, burada herhangi bir kişi, alınacak para tutarı, banka hesap numarası vb. bilgilerin olmadığı, zarar uğrayan kişi tespit edilemediği yine söz konusu metnin çalışanlara karşı tarafla telefonla konuşmalarda dikkat edeceği hususlara ilişkin eğitim amaçlı metin hazırlandığı,
菜(tabak) 潍坊(Weifang) isimli klasör içinde toplam 30 adet Excel dosyasının hazırlandığı ve çizelgelerde toplamda 29.597 kişinin ismi, kimlik numarası ve telefon numarasının yazılı olduğu,
Telefonlar üzerinde yapılan incelemelerde: “cep telefonları” klasöründe yer alan Skype uygulaması ile tabletlere yüklenen uygulamada tekli veya birden fazla grup oluşturulduğu, tabletlerden farklı olarak incelenen cep telefonlarında 1T奥利给反攻人民币】[1T Ollie kontra atağı RMB] ile 打單群】米其林 【Tek grup oynayın】isimli gruplar üzerinden görüşme ve bilgi paylaşımı yaptıkları, kullanıcıların profillerinde sembolik isimler konulduğu, kişi fotoğrafı bulunmadığının anlaşıldığı,
Şikâyetçilerin soruşturma aşamasında Kemer Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan beyanlarında özetle, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... mevkisinde bulunan eve getirildiklerini, bu evde kendilerini sanığın karşıladığını, sanık tarafından bilgisayar, telefon ve internet üzerinden iş yapacaklarının, bu işin kumar işi olduğunun, bundan dolayı telefon üzerinden müşteri bulmaları gerektiğinin, insanları kandırarak kendilerinden para talep edilerek dolandıracaklarının söylendiğini ve nasıl yapılacağına dair bazı metinleri okumalarının ve iyice ezberlemelerinin istendiğini, pasaportlarının alınarak çalışmadıkları takdirde kendilerine verilmeyeceğinin söylendiğini, zorla çalıştırıldıklarını, sanık tarafından kandırılarak Türkiye’ye getirildiklerini, bulundukları sürede herhangi bir işlem yapmadıklarını, işi öğrenme aşamasında olduklarını, kendilerinin pasaportu ve telefonuna el koyan, zorla bulundukları evde alıkoyan, kumar oynatarak dolandırıcılık yaptırmaya çalışan sanıktan şikâyetçi olduklarını beyan ettikleri,
Sanığın soruşturma aşamasında tercüman vasıtasıyla müdafi huzurunda alınan savunmalarında, Tayvan ülkesinden ... lakaplı bir arkadaşının yurt dışından internet üzerinden kumar oynatarak daha çok para kazanabileceğini söylediğini ve kendisinin Türkiye’ye devamlı gelip gittiği bir tanıdığının olduğunu, adının ... olan bu şahsın sonradan ismini ... olduğunu öğrendiği bir şahısla irtibatını Tayvan'daki arkadaşı ile görüntülü görüşme üzerinden sağladığını, bu şahısla buluşmak maksadıyla 11.04.2021 tarihinde Tayvan’dan uçağa binerek 12.04.2021 tarihinde ... iline geldiğini, aynı gün 6 kişi ile birlikte ... iline geldiğini ve ... isimli şahısla burada buluştuklarını, havalimanından siyah renkli plakasını bilmediği bir minibüs ile ... mahallesine yerleştiklerini, şahısları Türkiye‘ye geldiğinde tanıdığını, daha öncesinden tanımadığını, ülkesinde arkadaşı olan ... isimli şahsın internetten iş başvurusu yayınladığını ve diğer şahısların da bu iş ilanına istinaden Türkiye’ye geldiklerini, ... isimli şahsın masraflarını kendisine borç olarak verdiğini ve kendisinin sonra ödeyeceğini, yine ... mahallesinde yerleştikleri yerdeki yeme içme ve giderleri kendisine ait olan kredi kartı ile ödediğini, firari şahıslar ... isimli şahsı tanıdığını ancak ... isimli şahsı tanımadığını ve hiç görmediğini, arama yapılan yerdeki kurulan sistemin kendisi gelmeden önce hazır edildiğini, kendisinin kurmadığını, dokümanları ise ... isimli şahsın kendisine diğer gelen şahıslara ezberletmesi için verdiğini ve öğrendikten sonra yapacaklarını söyleyeceğini beyan ettiğini, aramada bulunan ilaçları kendisinin getirmediğini, bu grup içinde kendisinin yönetici konumunda olduğunu, kod adının ... olduğunu ve bu şekilde tanındığını, yine aramada bulunan bilgisayar, tablet, telefon vb. materyallerin kime ait olduğunu bilmediğini, geldiğinde malzemelerin hazır olduğunu, yine ele geçen telefon hatları hakkında bilgisinin olmadığını, ... isimli şahsın getirdiğini düşündüğünü, para, pasaport ve telefonların bulunduğu 2 numaralı odanın sorumluluğunun kendisine ait olduğunu, diğer 33 Tayvan vatandaşına ait pasaport ve telefonları güvenlik amaçlı kendisinin toplayarak bu odada kilitli olarak muhafaza ettiğini, yine odada bulunan 39.700 TL, 520 Amerikan Doları ve 31.000 Tayvan parasının da kendisine ait olduğunu ve bu paraları ile burada bulunan kişilerin yiyecek ihtiyaçlarını karşıladığını, burada bulunanlardan birkaç kişinin yanına gelerek telefon ve pasaportlarını isteyerek buradan gitmek istediklerini beyan ettiklerini, ancak kendisinin de yapılan tüm masrafları karşılamaları durumunda gidebileceklerini savunmuş, sanık sorgu hakimliğince tercüman vasıtasıyla alınan savunmasında, ...'nın kendisinin kod adı olduğunu, bu defa 33 kişi getirdiğini, ismi geçen bir çok şahsı ... aracılığı ile Tayvan'da tanıdığını ifade etmiş, sanık Mahkeme huzurunda tercüman vasıtasıyla alınan savunmalarında, soruşturma aşamasında ifadesi alınırken tercümanın kendisinin söylediklerini çeviremediğini, yanlış çevirdiğini, iddianamede geçen 33 kişiyle kendisi yakalandığında bir arada bulunmadıklarını, şikâyetçilerin işbirliği yapıp üstüne suç atmaya çalıştıklarını, Tayvan'da bir iş ilanı gördüğünü, bu iş ilanının kumar oynanması için Türkiye'de bir internet sitesi kurma üzerine olduğunu, bu iş ilanı nedeniyle Türkiye'ye çalışmak için geldiğini, geldikten iki hafta sonra yakalandığını, Tayvan'da gördüğü iş ilanında yeme, içme, barınma, konaklama gibi ihtiyaçların işveren tarafından karşılanacağını yazdığını, şikâyetçilerle ilk defa Türkiye'de karşılaştığını, şikâyetçilerin de kendisi gibi iş ilanı nedeniyle Türkiye'ye geldiklerini öğrendiğini, şikâyetçilerin pasaportlarını toplamadığını, şikâyetçilerden sonra Türkiye'ye geldiğini, kendisinin pasaportunu ...'nin aldığını, bu kişinin Türkiye'ye gelip havaalanından inince kendisini karşılayıp kaldığı yere götürdüğünü, Türkiye'de kaldığı sürede işlerin çoğunu ...'nin organize ettiğini, kendisi tutuklanınca bu kişinin kaçtığını, şikâyetçilerin telefonlarını ve tablet bilgisayarlarını kendisinin dağıtmadığını, şikâyetçilerin uçak biletlerini kendisinin almadığını, şikâyetçilerden sonra Türkiye'ye geldiğini, şikâyetçilerle birlikte kaldığı yerin açık bir alan olduğunu, şikâyetçilerin zorla bir yerde tutulduğu iddiasının doğru olmadığını, internet üzerinden verilen iş ilanıyla ilgili tüm işleri ...'nın organize ettiğini, ... ile internet üzerinden tanıştığını, şikâyetçilere kumar oynanması için nasıl müşteri bulabileceklerini öğretmediğini, 39.700 TL, 520 ABD doları ve 31.000 Tayvan parasının kendisine ait olmadığını, ...'nın, kendisine kesinlikle yöneticilik yapma gibi bir teklifi olmadığını, hiç bir zaman işleri yönetmediğini savunduğu anlaşılmakla;
Mağdurların soruşturma aşamasındaki birbirleriyle, dosya kapsamındaki delillerle ve sanığın soruşturma aşamasındaki savunmasıyla örtüşen beyanları, sanığın soruşturma aşamasındaki dosya kapsamındaki delillerle örtüşen savunmaları, kolluk tarafından tanzim edilen tutanaklar ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmeyerek sanığın üzerine atılı insan ticaretini suçunu işlediği yönündeki Mahkemenin takdir ve gerekçesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5271 Sayılı Kanun'un 289 uncu Maddesinde Sayılan Kesin Hukuka Aykırılık Halleri de Gözetilerek Maddi Ceza Hukukuna İlişkin Sair Sebepler Yönünden
-
Sanığa yükletilen insan ticareti eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
-
Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı belirlenerek yapılan incelemede sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sair nedenler yönünden yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanunun 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.05.2023 tarihinde karar verildi.
(Muhalif) (Muhalif)
KARŞI OY
Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık; sanığın eyleminin TCK 80. maddede düzenlenen insan ticareti suçunu oluşturup oluşturmayacağı noktasındadır.
Öncelikle 80. maddede düzenlenen insan ticareti suçuna baktığımızda; Türk Ceza Kanunu’nun “İnsan ticareti” başlığını taşıyan 80. maddesinde; (1) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/3 md.) Zorla çalıştırmak, hizmet ettirmek, fuhuş yaptırmak veya esarete tâbi kılmak ya da vücut organlarının verilmesini sağlamak maksadıyla tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak veya kişiler üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliklerinden yararlanarak rızalarını elde etmek suretiyle kişileri ülkeye sokan, ülke dışına çıkaran, tedarik eden, kaçıran, bir yerden başka bir yere götüren veya sevk eden ya da barındıran kimseye sekiz yıldan oniki yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası verilir. (2) Birinci fıkrada belirtilen amaçlarla girişilen ve suçu oluşturan fiiller var olduğu takdirde, mağdurun rızası geçersizdir. (3) Onsekiz yaşını doldurmamış olanların birinci fıkrada belirtilen maksatlarla tedarik edilmeleri, kaçırılmaları, bir yerden diğer bir yere götürülmeleri veya sevk edilmeleri veya barındırılmaları hallerinde suça ait araç fiillerden hiçbirine başvurulmuş olmasa da faile birinci fıkrada belirtilen cezalar verilir. (4) Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirine hükmolunur. Şeklinde düzenlenmiştir.
Türkiye tarafından da onaylanan ‘Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’ ve ‘Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi Ek İnsan Ticaretinin, Öncelikle Kadın ve Çocuk Ticaretinin Önlenmesine, Durdurulmasına ve Cezalandırılmasına İlişkin Protokol’ hükümlerinin gereğini yerine getirmek üzere Tasarıda yer verilmiştir. 1990’lı yıllardan itibaren suç örgütlerinin, etkinliklerini sınırlar ötesi alana genişleterek, özellikle kadın, çocuk ve insan ticaretini örgütledikleri ve insanları bu uygar dünyada âdeta esarete tâbi kıldıkları görülmektedir. İşte bu nedenle, söz konusu Sözleşme ve Protokolün öngördüğü suçlara hukuk sistemimizde de yer verilmesi uygun görülmüştür. Maddenin öngördüğü maddî unsurlar, kadın, çocuk veya diğer insanların tedarik edilmeleri, kaçırılmaları, bir yerden diğer bir yere götürülmeleri veya sevk edilmeleri veya barındırılmalarıdır. Ancak bu hareketler kişileri zorla çalıştırmak, bazı hizmetleri vermeye mecbur kılmak, adı geçenleri esaret veya benzeri uygulamalara tâbi kılmak yahut beden organlarından bazılarının verilmesine razı etmek maksadıyla icra edilecektir. Maddenin birinci fıkrası, söz konusu maksatlarla gerçekleştirilecek maddî unsurların belirli araç fiillere başvurulması suretiyle gerçekleştirilmesini suçun oluşması bakımından gerekli koşullar olarak saptamıştır. Bu fiiller tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulama, nüfuzu kötüye kullanma, kandırma, mağdurların çaresizliklerinden yararlanma veya mağdurlar üzerinde sahip olunan denetim olanaklarından yararlanarak rızalarını elde etmek suretiyle gerçekleştirilecektir.” Madde metninden de anlaşılacağı üzere insan ticareti suçu, iki grup hareketin birleşiminden meydana gelmektedir. Mağdurun iradesinin ortadan kaldırılması noktasında tehdit, baskı, cebir veya şiddet, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak, kişiler üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliklerinden yararlanmak şeklinde araç hareketler; kişileri ülkeye sokmak, ülke dışına çıkarmak, tedarik etmek, kaçırmak, bir yerden başka bir yere götürmek (nakletmek), sevk etmek ve barındırmak ise amaç hareketler olarak düzenlenmiştir. İnsan ticareti suçu, maddede belirtilen amaç hareketlerden herhangi birinin, araç fiillerle birlikte yerine getirilmesiyle oluştuğundan birden fazla hareketli bir suçtur. Gerek araç hareketler gerekse amaç hareketler maddede sınırlı olarak sayılmış olup bu hareketlerden herhangi birinin yapılması suçun maddi unsurunun bu alt bölümlerinden her birini oluşturma açısından yeterli olacaktır. İnsan ticareti, maddede sayılanlar dışında bir hareketle işlenemeyeceği gibi, seçimlik hareketlerden hepsinin birden yapılması halinde dahi tek suçtan söz edileceği için bağlı ve seçimlik hareketli bir suçtur. Bu suçun oluşabilmesi için hem araç hareketlerden, hem de amaç hareketlerden en az birisi bir arada bulunmalıdır. Araç hareketler, asıl veya amaç hareketlerden önce veya en geç bu hareketlerle eş zamanlı olarak yapılmalıdır. Böylece öncelikle araç hareketler ile mağdurun iradesi kırılmalı ve görünüşte rızası elde edilmeli daha sonra da bu husustan yararlanarak suçu oluşturan asıl amaç hareketler gerçekleştirilmelidir.
Görüldüğü gibi insan ticareti suçunun oluşması için öncelikle mağdurun iradesini etkileyen araç fiillerin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Maddede öngörülen araç hareketler; tehdit, baskı, cebir veya şiddet, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak, kişiler üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliklerinden yararlanmaktır. İnsan ticareti suçunun asıl (amaç) hareketleri; kişileri ülkeye sokmak, ülke dışına çıkarmak, tedarik etmek, kaçırmak, bir yerden başka bir yere götürmek, sevk etmek ve barındırmaktır. Bu hareketlerden bir yerden başka bir yere götürmeyi nakletmek şeklinde anlamak gerekir. O hâlde bir yerden başka bir yere götürmek mağdurun yurtiçinde bir yere ya da yurtdışında faille veya onun adına hareket eden bir kimseyle birlikte taşınmasını, naklini ifade etmektedir.
Bileşik suç olarak kabul edilen insan ticareti suçunun, örneğin fuhuş yaptırmak maksadıyla, cebir veya tehdit ya da baskı uygulamak suretiyle işlenmesi hâlinde faile yalnızca insan ticareti suçundan ceza verilecek, bu suçun unsurunu teşkil eden cebir (TCK m. 108) veya tehdit (TCK m. 106) suçlarından ayrıca ceza verilmeyecektir. Ancak insan ticareti kapsamında uygulanan cebir sonucu daha ağır bir netice meydana gelmiş ise, artık kasten yaralama suçundan da ceza verilmesi gerekecektir. Yine insan ticareti suçunun unsuru olan “Kaçırmak” hareketi aynı zamanda TCK'nın 109. maddesinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunu oluşturmakla birlikte, bu durumda hürriyetten yoksun kılma suçunun haksızlık içeriği, insan ticareti suçunun haksızlık içeriğinde eriyeceğinden bileşik suç ilişkisi gereği fail ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan cezalandırılmayacaktır.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; insan ticareti suçuna bakacak olursak suçun oluşması için öncelikle faili suç işlemeye iten kastın ön aşaması olan saikin önemli olduğu failin saik yani amacının zorla çalıştırmak, hizmet ettirmek, fuhuş yaptırmak veya esarete tabi kılmak ya da vücut ve organlarının verilmesini sağlamak olduğu görülecektir. Faili suça iten bu hedefleri yerine getirmek için Yasada düzenlenen araç fiillere başvurmalıdır. Bu araç fiiller tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak veya kişiler üzerinde denetim olanaklarından veya çaresizliklerin yararlanmak olmalıdır. Fail hedeflediği fiilleri gerçekleştirmek için bu araç fiillere başvurduktan sonra bazı amaç fiilleri de gerçekleştirmelidir. Bunlar kişiyi ülkeye sokma, ülke dışına çıkarma, tedarik etme, kaçırma, bir yerden başka bir yere götürme veya sevk veya barındırma şeklinde gerçekleşmelidir. Bu üç koşulun bir arada bulunması halinde insan ticareti suçu oluşacaktır.
Somut olayda sanığın zorla çalıştırmak amacıyla 33 Tayvan uyruklu kişiyi Türkiye’de bir evde zorla alıkoyduğu kabul edilerek cezalandırılması yoluna gidilmiştir. Sayın çoğunluk ile aramızda temel uyuşmazlık 33 mağdurun evde zorla çalıştırılmak amacıyla alıkonduklarının şüpheli kaldığı noktasındadır. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği sanığın bu kişileri zorla alıkoyduğuna dair her tür şüpheden uzak mahkûmiyetine yeterli kesin deliller elde edilemediğinden mahkumiyet kararının yerinde olmadığı, atılı suçtan beraat etmesi düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne karşıyız.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:00:47