Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

4. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/3711

Karar No

2023/18803

Karar Tarihi

23 Mayıs 2023

MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇLAR: Kasten yaralama, hakaret

Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 62 ve 52 inci maddeleri uyarınca iki kez 2.000,00 TL adli para cezası, hakaret suçundan 125 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, 62 ile 52 inci maddeleri uyarınca da 1.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına kesin olarak karar verilmiştir

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 06.03.2023 tarih ve 94660652 105 34 24997 2022 Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30.03.2023 tarihli ve KYB 2023/28721 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;

" ...Dosya kapsamına göre, sanığın eylemine uyan kasten yaralama ve hakaret suçları için kanunda öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre olağan dava zamanaşımının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 66/1 e maddesi gereğince 8 yıl olduğu, suç tarihinin 19/04/2008 olduğu, sanığın savunmasının en son 14/04/2011 tarihinde alındığı ve sanık hakkında verilen 26/12/2011 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 18/04/2012 tarihinde kesinleştiği, sanığın denetim süresi içerisinde 29/07/2014 tarihinde yeniden suç işlediği, 5271 sayılı Kanun'un 231/8 son cümlesi gereğince 18/04/2012 ile 29/07/2014 tarihleri arasında (2 yıl 3 ay 11 gün) dava zamanaşımı süresinin duracağı, denetim süresinde işlenen suçun tarihi olan 29/07/2014 tarihinden itibaren zamanaşımının yeniden işlemeye başlayacağı, sanığın savunmasının alındığı 14/04/2011 tarihinden, söz konusu hükmün açıklanmasına ilişkin kararın verildiği 06/07/2022 tarihine kadar geçen süreden (11 yıl 2 ay 22 gün) dava zamanaşımı süresinin durduğu süre çıkarıldığında 8 yıl 9 ay 11 gün geçtiği ve 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu dikkate alındığında, dava zamanaşımının dolması nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

Suç tarihinde yürürlükte bulunan ve zamanaşımı açısından sanık hakkında uygulanması gereken 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesi;

"(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan hâller dışında kamu davası;

a)Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,

b)Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,

c)Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl,

d)Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl,

e)Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl geçmesiyle düşer.

(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer.

(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur.

(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.

(5) (Değişik fıkra: 29.06.2005 5377 S.K./8.mad) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı süresi yeni baştan işlemeye başlar.

(6) Zamanaşımı tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs hâlinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar.

(7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların yurt dışında işlenmesi hâlinde dava zamanaşımı uygulanmaz." şeklinde,

Anılan Kanun'un 67 nci maddesi;

"(1) Soruşturma ve kovuşturma yapılmasının, izin veya karar alınması veya diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı bulunduğu hâllerde; izin veya kararın alınmasına veya meselenin çözümüne veya kanun gereğince hakkında kaçak olduğu hususunda karar verilmiş olan suç faili hakkında bu karar kaldırılıncaya kadar dava zamanaşımı durur.

(2) Bir suçla ilgili olarak;

a) Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi,

b) Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi,

c) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi,

d) Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi, halinde, davazamanaşımı kesilir.

(3) Dava zamanaşımı kesildiğinde, zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması halinde, zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar.

(4) Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar." biçiminde düzenlenmiştir.

Görüleceği gibi 5237 sayılı Kanun’da bütün suçlar bakımından kesme nedenleri ortak olarak düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasında, suçla ilgili olarak şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi, iddianame düzenlenmesi, sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi halinde dava zamanaşımının kesileceği kabul edilmiştir.

Dava zamanaşımının durması ise, Kanunda açıkça sayılan bazı hallerde soruşturma veya kamu davasının yürütülememesinden dolayı, bu halin ortaya çıkmasından, kalkması anına kadar geçen sürede zamanaşımının işlememesini ifade etmektedir. Zamanaşımını durduran nedenlerin varlığı halinde, zamanaşımı süresi en son kesen işlemden itibaren, durdurucu nedenin ortaya çıktığı ana kadar işleyecek, bu engelin kalkmasıyla duran zamanaşımı süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Zamanaşımı süresinin hesaplanmasında ise önceden işleyen süre ile sonradan işleyen süreler birbirine eklenmek suretiyle zamanaşımı süresi belirlenecektir.

Anayasının 38 inci maddesinde dava zamanaşımının kanunilik ilkesi kapsamında olduğu benimsenmiş olup dava zamanaşımını durduran veya kesen nedenlerin kanunda açıkça gösterilmesi gerekir, bu nedenlerin yorum veya kıyas yoluyla genişletilmesi mümkün değildir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 07.03.2017 tarihli ve 2015/8 268 esas ve 2017/124 sayılı, 17.01.2017 tarihli ve 2015/15 536 esas ve 2017/14 sayılı, 01.03.2016 tarihli ve 2015/3 599 esas ve 2016/99 sayılı kararlarında ayrıntıları açıklandığı üzere; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi durumunda dava zamanaşımı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği tarihte durmaya başlayıp, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde yeni suç işlendiği veya denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine aykırı davranıldığı tarihte yeniden işlemeye başlayacaktır.

İnceleme konusu somut olayda; sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde düzenlenen hakaret ve 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (c) bendinde düzenlenen kasten yaralama suçlarından 17.12.2008 tarihli iddianame ile dava açılıp, yapılan yargılama sonunda 5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinde düzenlenen görevi yaptırmamak için direnme, 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (c) bendinde düzenlenen kasten yaralama, 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi ve dördüncü fıkrası uyarınca hakaret suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi uyarınca 18.04.2012 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlemesi nedeniyle açıklanması geri bırakılan kararın 24.10.2017 tarihinde aynen açıklandığı, sanık tarafından açıklanan kararın istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesince bozulduğu, bozma sonrası yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu İlk derece Mahkemesi kararı ile sanık hakkında, kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 62 ve 52 inci maddeleri uyarınca iki kez kesin nitelikte 2.000,00 TL adli para cezası, hakaret suçundan ise 125 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, 62 ile 52 inci maddeleri uyarınca da 1.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır.

Sanığa atılı suçlara ilişkin kanun maddelerinde öngörülen cezaların üst sınırları uyarınca, Tebliğname de olağan dava zamanaşımının karar tarihinden önce dolduğu gerekçesiyle sanığın mahkumiyeti yerine düşme kararı verilmesi gerektiği yönünde görüş bildirilmişse de, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmeden önce zamanaşımını son kesen neden olan sanığın savunmasının alındığı tarihin 14.04.2011 ve hükmün açıklandığı tarihin ise 24.10.2017 olduğu, incelemeye konu 06.07.2022 tarihli kararın ise Bölge Adliye Mahkemesinin sanık hakkında kurulan hükümleri bozmasından sonra kurulduğu, karar tarihinden önce olağan ve olağanüstü zamanaşımı sürelerinin dolmadığı anlaşılmakla, Yerel Mahkemenin kararında bir isabetsizlik bulunmadığından kanun yararına bozma talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

23.05.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararisteminintevdiineyaralamayararınagerekçekanunreddineistemkastenhakaretbozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:01:28

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim