Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/5317
2023/17729
2 Mayıs 2023
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Çevrenin kasten kirletilmesi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
... Asliye Ceza Mahkemesinin 07.05.2015 tarih 2014/1398 Esas, 2015/472 Karar sayılı kararı ile sanığın beraatine karar verilerek hakkında 6831 sayılı Kanun'un 93 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmiştir.
-
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararın katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 01.06.2020 tarih 2019/16497 Esas, 2020/6159 Karar sayılı ilamı ile bilirkişi heyetinden rapor alınması ve suç duyurusunda bulunulması neticesinde dava açılmış ise davaların birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle bozma kararı verilmiştir.
-
Bozma üzerine Yerel Mahkemece bilirkişi heyetinden rapor alınmış ancak sanığın şirketin yetkilisi olmadığının anlaşılması nedeniyle sanığın beraatine ve şirket yetkilileri hakkında çevrenin kasten kirletilmesi suçu ile 6831 sayılı Kanun'un 93 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
-
Katılan ... vekilinin temyiz isteğinin, usul ve yasaya aykırı kararın bozulması talebine,
-
Katılan ... Valiliği ... vekilinin temyiz isteğinin ise, sanığın atılı suçu sabit olmasına karşın cezalandırılması yerine beraatine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna,
Ve resen görülecek nedenlerle hükmün bozulması talebine yönelik olduğu anlaşılmıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
-
Sanık tarafından işletilmekte olan, ... Tavukçuluk tesislerine ait atık suların döşenen su boruları vasıtasıyla orman alanına akıtıldığı, orman içerisinde geçen dere yatağına pis suyun döküldüğü ve dere yatağından akan temiz suyun kirlendiği tespit edilerek, sanığın bu suretle çevreyi kasten kirlettiği iddiasıyla açılan davada sanığın şirketin yetkilisi olmadığının anlaşılması nedeniyle sanığın beraatine ve yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmiştir.
-
Sanığın atılı suçu kabul etmediği anlaşılmıştır.
-
... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 13.08.2021 tarihli yazısı, tutanak tanıkları ..., ile ...'nin beyanları ile dosyada bilirkişi heyetinden alınan 02.08.2021 tarihli rapor örneği dosya içinde mevcuttur.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; bozma sebepleri dışındaki temyiz istemleri ile vesair nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 56 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında getirilen düzenleme ile de çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek gerek Devlete gerekse vatandaşlara ödev olarak yüklenmiştir. Anayasa'da yer alan bu ilkeler 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 3 maddesinin (a) bendinde de benzer biçimde düzenlenmiştir. Buna göre; gerçek ya da tüzel kişi olarak herkes, çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi ile görevli olup, alınacak tedbirlere ve belirlenen esaslara uymakla yükümlüdür. Bu bağlamda, “kamu sağlığını ve çevreyi koruma” prensibi Türk Ceza Kanunu’nun birinci maddesinde Kanun’un amaçlarından birisi olarak öngörülmüş, ayrıca “sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı” başta bu Kanun'un 181 ilâ 184 üncü maddeleri olmak üzere, 2872 sayılı Çevre Kanunu’nda ve diğer bir kısım mevzuatta koruma altına alınmış, çevreyi kirletme eylemi farklı suç ve kabahat türleri ile yaptırıma bağlanmıştır.
Türk Ceza Kanunu'nun 181 inci maddesinin birinci fıkrasında suç olarak düzenlenen atık veya artıklarla çevrenin kasten kirletilmesi fiili, kanunlarda belirtilen teknik usullere aykırı olarak, çevreye zarar verecek şekilde atık veya artıkların alıcı ortamlar olan toprak, su ve havaya kasten verilmesidir. Buna göre suç, atık veya artıkların teknik usullere aykırı olarak bir defa alıcı ortama verilmesiyle oluşacaktır.
“Çevreyi kirletmeme” prensibi ise genel olarak 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun “Kirletme Yasağı” kenar başlıklı 8 inci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; “Her türlü atık ve artığı çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır.
Kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililer kirlenmeyi önlemekle, kirlenmenin meydana geldiği hallerde ise kirleten, kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.”
Yine aynı Kanun'un “Tanımlar” kenar başlıklı 2 inci maddesine göre atık, herhangi bir faaliyet sonucunda oluşan, çevreye atılan veya bırakılan her türlü madde, alıcı ortam ise hava, su, toprak ortamları ve bu ortamlarla ilişkili ekosistemlerdir. Mevzuatımızda tanımı bulunmayan “artık” ise; öğretideki düşüncelerden de yararlanılarak, bir maddenin tüketimi, kullanımı ya da harcanmasından sonra artan, geriye kalan kısım olarak tanımlanabilir.
Türk Ceza Kanunu'nun “çevreyi kasten kirletme” suçunu düzenleyen 181 inci maddesinin birinci fıkrasında, “taksirle kirletme” suçunu düzenleyen 182 nci maddesinin birinci fıkrası ve 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun sekizinci maddesinde suçun unsuru olarak kabul edilen “çevreye zarar verecek şekilde” kavramı ise, “gerçekleşen somut bir zararı” değil, “zarar vermeye elverişliliği, zarar ihtimalini” anlatmaktadır. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere atık veya artığın; kasten su, hava ve toprak şeklinde gruplandırılan alıcı ortama ya da bu ortamlarla ilişkili ekosistemlerden birine verilmesi ile suç oluşacaktır. Çevrenin kasten kirletilmesi, kanunda tehlike suçu olarak düzenlenmiştir. Zararın gerçekleşmesi, bu suçta unsur olmadığı gibi cezalandırma şartı da değildir.
Öte yandan atık veya artıkların toprakta, suda veya havada kalıcı özellik göstermesi hali 5237 sayılı Kanun'un 181 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, bunların insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek etkilerinin olması ise aynı maddenin dördüncü fıkrasında cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli haller olarak düzenlenmiştir.
Sanık tarafından işletilmekte olan, ... Tavukçuluk tesislerine ait atık suların döşenen su boruları vasıtasıyla orman alanına akıtıldığı, orman içerisinde geçen dere yatağına bu pis suyun döküldüğü ve dere yatağından akan temiz suyun kirlendiğinin tespit edilmesi üzerine sanık hakkında çevrenin kasten kirletilmesi suçundan kamu davası açılmıştır.
Sanık aşamalarda, eylemlere ilişkin sorumluluğunun bulunmadığını beyanla atılı suçlamayı kabul etmemiştir.
Bilirkişi heyetinden alınan 02.08.2021 tarihli raporda çevrenin kasten kirletildiği tespit edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, sanığın şirketin yetkilisi olmadığının anlaşılması nedeniyle beraatine ve yetkili ... hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği ayrıca sanık hakkında bozma öncesi verilen hükümde 6831 sayılı Kanun'un 93 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca yapılan suç duyurusu üzerine açılan dava neticesinde verilen beraat hükmünün ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 05.04.2022 tarih ve 2021/1319 Esas, 2022/763 Karar sayılı kararı ile dosyanın sanık hakkında temyiz incelemesine konu bu dava ile birleştirilerek sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekçesiyle bozulduğu anlaşıldığından, şirket yetkilisi hakkında suç duyurusunda bulunulup sonucuna göre dava açılması halinde hukuki ve fiili irtibat nedeniyle bu dava ile ayrıca sanık hakkında 6831 sayılı Kanun'un 93 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca açılan ve bölge adliye mahkemesince bozulan davanın bu dava ile birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Yerel Mahkeme kararına yönelik katılanlar vekillerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.05.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:12:07