Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

4. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/17324

Karar No

2023/15793

Karar Tarihi

7 Mart 2023

MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ: Tehdit

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin, 08.11.2022 tarihli ve 2022/8061 Esas, 2022/22003 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.12.2022 tarihli ve KD 2022/38288 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun'un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İTİRAZ SEBEPLERİ

İtirazın konusunu oluşturan uyuşmazlık; hükmün kesinleşmesinden sonra gerçekleşen yasa değişikliği nedeniyle kesin hükümde değişiklik oluşturan yeni hüküm aleyhine kanun yararına bozma yoluna başvurulması halinde, verilen kanun yararına bozma kararının hükümlü aleyhine sonuç doğurup doğurmayacağının belirlenmesine, buna bağlı olarak da somut olayda hükümlü hakkında 5271 sayılı Kanun'un 309/4 c maddesinin uygulanma olanağı bulunup bulunmadığının saptanmasına ilişkindir.

Uyuşmazlığın çözümünde sağlıklı bir hukuki çözüme ulaşılabilmesi için öncelikle, kesinleşmiş hükümlerde lehe yasanın uygulanmasına ilişkin yapılan yargılamanın niteliğini belirlemekte yarar bulunmaktadır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun “Zaman bakımından uygulama” başlıklı 7nci maddesinde, ceza hukukunun en önemli ilkesi olan, ceza hukuku kurallarının yürürlüğe girdikleri andan itibaren işlenen suçlara uygulanacağına ilişkin, ileriye etkili olma prensibi ile bu ilkenin istisnasını oluşturan, failin lehine olan yasanın geçmişe etkili olması, “geçmişe etkili uygulama” veya “geçmişe yürürlük” ilkesine yer verilmiştir. Bu ilke uyarınca, suçtan sonra yürürlüğe giren ve fail lehine hükümler içeren yasa, hükümde ve infaz aşamasında dikkate alınmalıdır.

Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu’nun 27.12.2005 gün ve 162 173 sayılı kararında belirtildiği üzere, sonradan yürürlüğe giren yasanın suçun unsurlarını değiştirmesi, suça etkili halleri yeniden düzenlemesi, ceza miktarlarını öncekinden farklı alt ve üst sınırlar arasında belirlemesi gibi nedenlerle, önceki suç bakımından doğurduğu sonucun bir mahkeme kararı ile saptanması gerekir. Bu durumda “mahkumiyet hükmünde değişiklik yargılaması” veya kısaca “uyarlama yargılaması” denilebilecek bir yargılama faaliyetine ihtiyaç vardır. Her yargılama faaliyeti gibi bu da bir davanın varlığını gerektirir. “uyarlama yargılaması” infaz yeteneği bulunan bir hükmün, sonradan yürürlüğe giren lehe yasanın hükümlü lehine uygulanmasından ibarettir.

Bu belirlemeler ışığında, infaza ilişkin olan bu kararların kazanılmış hak kavramına konu olup olamayacağı sorununa gelince;

Ceza Genel Kurulunun yerleşmiş uygulamalarında, hükümlerde yer alan infaza yönelik uygulamalar ya da infaz aşamasında bu konuda verilen kararlar, kazanılmış hak ilkesinin dışında tutulmuştur. Bu husus 23.09.2003 gün ve 160 216 ve 08.10.2002 gün ve 179 354 sayılı kararlarda vurgulandığı gibi;

24.4.1950 gün ve 324 124 sayılı kararda; “Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'muzun 403 üncü maddesine göre verilen içtima kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağı“,

21.3.1977 gün ve 103 126 sayılı kararda; “infaza ilişkin bulunan hususların kazanılmış hakka konu olamayacağı” belirtilmekte, 28.3.1988 gün ve 40 137 sayılı kararda da: “Yerel Mahkemenin 11.6.1980 gün ve 9 103 sayılı kararında, iki ayrı adam öldürme suçuna ilişkin olarak sanığa verilen cezalardan Türk Ceza Kanununun 59 uncu maddesi ile indirim yapılmış ve re’sen temyiz incelemesine tabi olan bu hüküm yalnız sanık tarafından temyiz edilmiştir. Sanığa bu eylemlerinden dolayı tayin olunan müebbet ağır hapis cezaları Türk Ceza Kanunu'nun “Birinci Kitap”ının “Suç ve Cezaların İçtimaı” başlıklı “Yedinci Bap”ında yer alan 70 inci maddesiyle içtima ettirilmesi sonucu sanığa “idam” cezası verilmişse de; infaza ilişkin olması nedeniyle, bu maddenin uygulanması suretiyle verilen kararlar, CMUK’nun 326/son maddesi kapsamında mütalaa edilemez. Başka bir deyişle, kazanılmış hakka (aleyhe bozma yasağı) konu olamaz.” denilmektedir.

Görüldüğü gibi yerleşmiş yargısal kararlarda, infaza ilişkin verilen kararların, “aleyhe sonucu değiştirmeme” ya da “kazanılmış hak” ilkesine konu olamayacağı kabul edilmektedir.

Öte yandan aleyhe sonucu değiştirmeme ilkesinin yer aldığı yasal düzenleme incelenirse; Aleyhe sonucu değiştirmeme ilkesi, CYUY.'nın 326 ncı maddesinin 4 üncü fıkrasında, “Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 291 inci maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmişse yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tâyin edilmiş olan cezadan daha ağır olamaz” şeklinde düzenlenmiştir. Anılan maddede aleyhe sonucu değiştirmeme ilkesi görüldüğü üzere “sanıklar” yönünden kabul edilmiştir. Sanık ise, hakkında henüz kesinleşmiş bir hüküm bulunmayan kişidir. Halbuki uyarlama yargılaması, hakkında kesinleşmiş ve infaz yeteneği bulunan bir hüküm verilmiş kişiler için söz konusudur. Bu nedenle hükümlüler hakkında aleyhe sonucu değiştirmeme ya da uygulamadaki adıyla kazanılmış hak ilkesinin uygulanması yasal düzenlemeler yönünden de söz konusu olamaz.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.06.2006 gün ve 2006/10 124 165, 04.07.2006 gün ve 2006/10 128 177 sayılı kararlarında, kesin hükümde değişiklik yargılaması (uyarlama yargılaması) sonucu verilen hükümler ile tayin olunan cezaların kazanılmış hak oluşturmayacağı, bu hükümler yönünden cezanın aleyhe değiştirme ilkesinin uygulanamayacağı kabul edilmiştir. ...kesin hükümde değişiklik yargılaması sonucu verilen yeni hükümler, infaz aşamasında ve infaza ilişkin hükümlerden olması nedeniyle "aleyhe sonuç doğurmama ilkesi" bu hükümler yönünden geçerli değildir. Bu itibarla, uyarlama kararlarına karşı hükümlü aleyhine kanun yararına bozma yoluna başvurulması halinde verilen kanun yararına bozma kararı hükümlüler açısından aleyhe sonuç doğurur. Bu durumda, ilgili dairece hükmün kanun yararına bozulmasına karar verilmesi ile yetinilmesi, bozma sonrasında ilk kesinleşmiş hükümdeki cezayı aşmamak koşuluyla daha ağır cezanın hükmü veren ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilmesi gerekmektedir. Bozma sonrası Yargıtay ilgili dairesinin işin esasına hükmetme hak ve yetkisinin kaldırılması veya daha hafif bir ceza verilmesi ile sınırlı olmasından dolayı, Yargıtay Özel Dairesinin daha ağır bir cezayı hükmetme yetkisi bulunmamaktadır. (Ceza Yargılaması Hukukunda Kanun Yararına Bozma, A. Aydın Kuyucu, Sayfa 198 199 200)

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.01.2007 gün ve 2006/4 348 Esas 2007/16 Karar sayılı kararında:

"Mahkûmiyet hükmünde değişiklik yargılaması sonucunda verilen yeni hükümlerin, infaz aşamasında verilen ve infaza ilişkin hükümlerden olması nedeniyle, “aleyhe sonuç doğurmama ilkesi”nin bu hükümler bakımından geçerli olamayacağı gözetilmeden, Özel Dairece, hükmün aleyhe sonuç doğurmamak üzere yasa yararına bozulmasına karar verilmesi de isabetsiz bulunmuştur." şeklinde tespitte bulunulmuştur.

Yine,

Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 03.10.2022 gün ve 2022/5284 Esas, 2022/15962 Karar sayılı kararında:

"Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.06.2006 gün ve 2006/10 124 Esas 2006/165 Karar, 30.01.2007 gün ve 2006/4 348 Esas 2007/16 Karar, 25/12/2007 gün ve 2007/3 272 Esas 2007/279 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, mahkûmiyet hükmünde değişiklik yargılaması sonucunda verilen yeni hükümlerin, infaz aşamasında verilen ve infaza ilişkin hükümlerden olması nedeniyle, “aleyhe sonuç doğurmama ilkesi” bu hükümler bakımından geçerli olamayacağı" şeklinde belirlemede bulunulmuştur.

Yine,

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 21.11.2022 gün ve 2022/11252 Esas, 2022/9082 Karar sayılı kararında:

"Yargıtay CGK’nin 20.06.2016 tarih, 2006/124 Esas ve 2006/165 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, infaza ilişkin bir yargılama faaliyeti niteliğinde bulunan uyarlama yargılamasında “cezayı aleyhe değiştirme yasağı” ilkesinin uygulama olanağı olmadığından olağanüstü yasa yolunda da “aleyhe sonuç doğurmama” ilkesinin uygulanamayacağı da gözetilmelidir." gerekçesine yer verilmiştir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Tehdit suçundan sanık ...'nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un 106/1 1 inci cümle ve 62/1 inci maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, anılan Kanun'un 51inci maddesi uyarınca cezasının ertelenmesine dair ... Asliye Ceza Mahkemesinin 07.04.2016 tarihli ve 2015/534 Esas, 2016/548 Karar sayılı kararının temyiz edilmeksizin kesinleşmesini müteakip, 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'u ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 34 üncü maddesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253 üncü maddesinde yapılan değişiklikler ile uzlaşma hükümlerinde yapılan değişiklik nedeniyle Mahkemesince hükümlünün hukuki durumunun yeniden değerlendirilerek dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesini takiben, taraflar arasında edimli uzlaşma sağlandığından bahisle ... Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2020 tarihli ve 2015/534 Esas, 2016/548 Karar sayılı ek kararı ile davanın düşürülmesine karar verilmiştir.

Mahkemece; tarafların edimlerinin ileri tarihe bırakılması nedeniyle CMK’nın 253/2 nci maddesi gereğince sanık hakkında CMK’nın 231 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi ve süreç takip edilerek edimin yerine getirilip getirilmediğine ilişkin araştırma yapılması gerekirken; sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmeksizin ve herhangi bir araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde uzlaşmanın sağlandığından bahisle düşme kararı verilmesi hukuka aykırı bulunarak kanun yararına bozma istemi yerinde görülüp ... Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2020 tarihli ve 2015/534 Esas, 2016/548 Karar sayılı ek kararının, aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere (5271 sayılı CMK’nın 309 uncu maddesinin 4 üncu fıkrasının (c) bendi) bozulmasına karar verilmiş ise de,

Kanun yararına bozma istemine konu karar, gerçekleşen yasa değişikliği nedeniyle kesin hükümde değişiklik oluşturan yeni hüküm, bir başka deyişle uyarlama sonucu verilen "düşme" kararıdır. İnfaz aşamasında verilen bu hüküm yönünden “aleyhe sonuç doğurmama ilkesi” geçerli olmayacaktır. Bu nedenle, Özel Dairece, hükmün "aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere" yasa yararına bozulmasına karar verilmesinin isabetli olmadığı değerlendirilerek, 5271 sayılı CMK'nın 308 inci maddesi uyarınca olağanüstü itiraz kanun yoluna başvurulmuştur.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

  1. Yüksek Dairenizin, 08.11.2022 tarih ve 2022/8061 Esas, 2022/22003 Karar sayılı İLAMININ KALDIRILMASI,

  2. ... Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2020 tarihli ve 2015/534 Esas, 2016/548 Karar sayılı ek kararının, mahkûmiyet hükmünde değişiklik yargılaması (uyarlama) sonucunda verilen yeni hüküm olduğu, infaz aşamasında verilen ve infaza ilişkin hükümlerden olması nedeniyle, “aleyhe sonuç doğurmama ilkesi"nin uygulanamayacağı gözetilerek, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309/4 maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasına karar verilmesi,

  3. Yüksek Daireniz aksi kanaatte ise dosyanın Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi, 5271 sayılı CMK'nin 308 inci maddesi uyarınca itirazen arz ve talep olunur." talep edilmiştir.

II. GEREKÇE

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.06.2006 gün ve 2006/10 124 Esas, 2006/165 Karar, 30.01.2007 gün ve 2006/4 348 Esas, 2007/16 Karar, 25.12.2007 gün ve 2007/3 272 Esas, 2007/279 Karar sayılı kararlarında belirtildiği üzere mahkûmiyet hükmünde değişiklik yargılaması sonucunda verilen yeni hükümlerin, infaz aşamasında verilen ve infaza ilişkin hükümlerden olması nedeniyle, “aleyhe sonuç doğurmama ilkesi” bu hükümler bakımından geçerli olamayacağından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.

III. KARAR

  1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle; 6352 sayılı Kanun'un 99 uncu maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İTİRAZININ KABULÜNE,

  2. Dairemizce verilen 08.11.2022 tarihli ve 2022/8061 Esas, 2022/22003 Karar sayılı kararının sonuç ve karar bölümündeki "... Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2020 tarihli ve 2015/534 Esas, 2016/548 Karar sayılı ek kararının aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere 5271 sayılı CMK’nın 309 uncu maddesi uyarınca BOZULMASINA" ifadesinden "aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere" ibaresinin çıkartılmasına,

  3. Karardaki diğer kısımların aynı şekilde bırakılması suretiyle DÜZELTİLMESİNE,

Dava dosyasının, Yerel Mahkemece 5275 sayılı Kanun’un 98 inci maddesine uygun olarak uyarlama yargılaması yapılmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

karartehditkaldırılmasıitirazınındüzeltilmesinetevdiineitirazgerekçebozulmasına"sebeplerikabulüneilamının

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:27:58

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim