Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/8390

Karar No

2024/91

Karar Tarihi

9 Ocak 2024

MAHKEMESİ: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/1729 E., 2022/1680 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ: Antalya 8. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2019/127 E., 2021/115 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; davacının annesinin gasp amaçlı olarak Türkiye'de öldürülmesi ile birlikte, kendisine annesinden miras olarak kalan bir takım menkul ve gayrımenkul malların kendisi adına intikallerinin yapılabilmesi için önce Antalya Barosu'na kayıtlı Av. ...'ı vekil olarak tayin etmiş ise de söz konusu avukatın vekillik görevini suistimal ettiğini, bu sebeple davacının ismi geçen avukatı azlederek bu kez davalıyı vekil tayin ettiğini, ancak davalının da davacıyı yanlış bilgilendirerek iki adet ücret sözleşmesi ve daha henüz işleri bitmeden kendisini garantiye almak için bir adet ibraname imzalattığını, bu sebeple davacının davalı avukatı da haklı olarak azlettiğini, ayrıca davalının davacıdan fazladan para talep ettiğini, görevinin gereklerini yerine getirmekte ihmal gösterdiğini, davacı ile davalı arasında avukat müvekkil ilişkisinin başlamasından sonra duygusal bir yakınlaşma da meydana geldiğini, davacının bu ilişkiyi bitirmek istemesinden sonra da davalının rahatsız etmeye başladığını, bu nedenlerle vekalet ilişkisinin devamının imkansız hale geldiğini ileri sürerek, taraflar arasında imzalanmış olan ceza dosyası yönünden 25.000 Euro tutarındaki sözleşme ve diğer işler için imzalanan 100.000 Euro tutarındaki sözleşmenin haklı sebepler nedeniyle feshedilmesine, davalının azil tarihine kadar gerçekleştirmiş olduğu davacının faydasına olan hizmetleri karşılığında uygun bir ücretin mahkemenin taktiri ile davalı uhtesinde bırakılarak, davacıdan fazladan tahsil etmiş olduğu miktarın davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili; yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davacının kardeşi ile mecburi dava arkadaşlığı bulunduğu halde bu davada tek başına hareket ettiğini, bu eksikliğin giderilmesi gerektiğini, davalının davacıya vekil olarak gerekli bilgilendirmeleri yapıp, gerekli belgeleri teslim ettiğini, vekil olarak üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, taraflar arasında anlaşılarak ve akit serbestisine uygun olarak ibraname imzalandığını, sözleşmenin feshi talebinin haksız olduğunu, davalı ile davacının bir süre birlikte olduklarının doğru olduğunu ancak davalının davacıya karşı güven ve sadakati zedeleyecek hiç bir davranışta bulunmadığını, bütün bunların davacının bakiye vekalet ücretini ödememek için kurguladığı bir komplo olduğunu belirterek, dosyada yetkisizlik kararı verilmesini, akabinde davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafından 02.01.2013 tarih ve 60 nolu Antalya 15.Noterliğinin azilnamesi ile vekalet ilişkisinin güven sarsıcı sebepler nedeniyle azledildiğinin davalıya bildirildiği, Avukatlık Kanununun 174 üncü maddesi uyarınca avukatın azli halinde ücretin tamamına hak kazanacağı ancak azlin avukatın kusur ve ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücret ödenmesinin gerekmediği, azil tarihinde azlin haklı olmasında dahi bu tarihe kadar sonuçlandırılıp bitirilen işlerden dolayı vekalet ücreti alabileceği, dosya kapsamında davacı ile davalı arasında duygusal bir ilişkinin bulunduğu davalının bizzat kendi beyanları ile de sabit olduğu, daha sonra bu ilişkinin sona ermesi sebebiyle müvekkil ve vekil arasında güven ilişkisinin sarsılacağı bu nedenle davacının davalıyı azletmesinin haklı olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, taraflar arasında imzalanan 23.09.2010 tarihli Avukatlık Ücret Sözleşmesinin haklı nedenlerle fesh edildiğinin tespiti ile davalının uhdesinde kalan 50.190 Euro'nun karşılığı olan 120.792,27 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece 50.190 Euro'nun karşılığı olan 120.792,22 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verildiğini, taleple bağlılık ilkesi gereğince alacak Euro cinsinden talep edildiğinden davalının uhdesinde olan 50.190 Euro'nun tahsiline karar verilmesi gerektiğini, bu yönüyle Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde; yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, azlin haklı olduğunun davacı tarafından ispat edilmesinin gerektiğini, buna rağmen davacının iddiasının gerçeği yansıtmadığının ve davanın haksız olduğunun taraflarınca ispat edildiğini, Mahkemece savunmalarının hiçbirine değinilmediğini, delillerin değerlendirilmediğini, taraflar arasında düzenlenen ibranamenin geçerli olduğunu ve ortadan kaldırılan bir hukuki durumun tekrar ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığını, azlin haklı nedene dayanmadığını, ceza dosyası yönünden verilen görevin müdahillik işlemlerinin yapılmasından ibaret olduğunu, bu işlemin yapıldığını, daha sonra dosyanın özel yetkili İzmir Mahkemelerine gönderildiğini, diğer sözleşmedeki işlemlerin de tamamlanıp yerine getirildiğini, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 23.09.2010 tarihli ücret sözleşmesinde; " üzerine aldığı işten ötürü 100.000 Euro'dan az olmamak üzere işin konusunda belirtilen murisin intikal eden taşınmazların piyasa değerinin ve banka hesaplarını ve avukata çıkarılan zimmetin toplamının %10'u vekalet ücreti olarak belirlenmiştir" şeklindeki ibarelerin Avukatlık Kanunu'nun 164/4 üncü maddesi gereğince belirgin olmadığı, tartışmalı olduğu ve bu nedenle ücrete ilişkin hükmün geçersiz olduğu, yine buna bağlı olarak düzenlenen ibranamede belirlenen 125.965 Euro vekalet ücreti ödeneceğine ilişkin hükmün de geçersiz olduğu, Mahkeme kararında da belirtildiği gibi davacı ile davalı arasında duygusal bir ilişki başladığı, daha sonra bu ilişkinin sona erdiği, vekalet ilişkisinin güvene dayandığı, tarafların ayrılmasından sonra davacının davalıyı azletmesinin haklı olduğu, azil haklı olduğundan davalının ancak azil tarihine kadar bitip kesinleşen işlerin ücretini talep edebileceği, 23.09.2010 tarihli ücret sözleşmesine konu Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/326 Esas sayılı dosyasının azil tarihinde henüz sonuçlanmadığı ve bitmiş iş kabul edilemeyeceği, bu iş için verilen 25.000 Euro'nun davacıya iade edilmesi gerektiği, 23.09.2010 tarihli ikinci ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmü geçersiz olup konu işler nedeniyle davalı avukatın hizmet verdiğini ispat etmesi gerektiği, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere bu işler için davacı tarafından davalıya toplam 70.667 Euro ödeme yapıldığı, davalının ... ilçesinde bulunan 329 ada, 10 parsel ve Konyaaltı İlçesi, Arapsuyu Mahallesinde bulunan 4150 ada, 6 parselde bulunan taşınmazların satışını sağladığı, sözleşme gereği bu işlerden dolayı hak ettiği vekalet ücretinin 45.477 Euro olduğu, diğer gayrimenkullerin satışının davacının azlettiği önceki avukatı Av.... tarafından yapıldığı, davalının söz konusu sözleşmede öngörülen diğer işleri yaptığını ispat edemediği, bu durumda davacı tarafından ödenen 70.667 Euro'dan 45.477 Euro düşüldüğünde 25.190 Euro'nun davacıya iade edilmesi gerektiği, iki sözleşme nedeniyle davalının iade etmesi gereken toplam paranın 50.190 Euro olduğu; davacının ödemeleri Euro cinsinden yaptığı, talebinin de bu yönde olduğu, Mahkemece 50.190 Euro'nun dava tarihinden itibaren devlet bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden belirlenecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın kabulü ile, 50.190 Euro'nun dava tarihinden itibaren devlet bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden belirlenecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekileri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili; dava tarihinden itibaren devlet bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden belirlenecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilen 50.190 Euro asıl alacağın karar tarihinde kadar işlemiş olan faizinin 14.221,42 Euro olduğu ve toplamda 64.411,42 Euro tutarında tahsiline karar verilen yabancı para cinsinden alacağın karar tarihindeki efektif satış kuru olan 18.0642 ile çarpılması ile elde edilen Türk Lirası karşılığının 1.163.540,77 TL olduğunu, bu tutar üzerinden hükmedilmesi gereken nispi vekalet ücreti yaklaşık 141.083,26 TL tutarında olması gerekirken, 18.587,33 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının uhdesinde kalan fazla vekalet ücretine ilişkin tespit ve bu meblağın davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunda 2 adet gayrimenkul satışında hak edilecek vekalet ücretinin 45.477 Euro olmasının hayatın olağan akışına aykırı derecede fahiş olduğunu, bütün bu fahiş fiyat farkıyla beraber, davalının satış bedelinin %10'u kadar vekalet ücretine hak kazanacağı düşünülse dahi, Arapsuyu mahallesinde bulunan taşınmazın satış bedeli 160.000,00 TL olup davalının hak edeceği değer 16.000,00 TL olması gerekirken bilirkişi raporunda bu miktar satış tarihindeki kur üzerinden Euro'ya çevrilerek 6.477 Euro vekalet ücreti ödenmesi gerektiğinin bildirildiğini, bedelin satış tarihindeki kur üzerinden Euro'ya çevrilmesinin hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, sözleşmede satış bedelinin %10'u olarak belirlenen vekalet ücretinin, satış Türk Lirası ile gerçekleştiğinden Türk Lirası üzerinden belirlenmesi gerektiğini, davacı alacağının 50.190 Euro'un çok üzerinde olduğunu, hükmedilen 50.190 Euro harici, fazladan ödenmiş olan vekalet ücreti belirlenmeksizin karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, avukatlık vekalet ücretinden kaynaklanan haklı azil iddiasına dayalı menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

  2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 502 inci ve devamı maddeleri.

  3. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 Sayılı Kanun) 163 üncü ve devamı maddeleri.

  4. Değerlendirme

Taraflar arasındaki ilişki vekalet sözleşmesinden kaynaklanmakta olup dosyanın incelenmesinde; taraflar arasında düzenlenen 16.01.2012 tarihli ibranamede "...Avukat imza tarihi itibari ile tüm verilen işlerden görevlerden ve talimatlardan men edilmiştir ve bugüne kadar yapılan tüm işlerden aklanmıştır..." ifadesi bulunmakla, bu ibraname sadece taraflar arasında alacak borç tasfiyesine yönelik irade içermeyip davalı avukat işlerden men edildiği için vekalet ilişkisini sona erdirir nitelik taşımaktadır. Söz konusu ibraname geçerli olmakla bundan sonraki azlin sonuca etkisi bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle,

1 Davacının temyiz itirazlarının REDDİNE,

2 Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı yararına BOZULMASINA,

Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafcevaptemyizvı.kararımahkemesireddinederecebozulmasına

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:31:20

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim