Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/3035
2024/611
14 Şubat 2024
MAHKEMES: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/1440 E., 2023/122 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Konya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2020/74 E., 2022/198 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince; davanın davalı ... yönünden kabulüne, davalı şirket yönünden feragat nedeniyle reddine, davalı ... yönünden pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davalı ... yönünden davanın zamanaşımından reddine, davalı şirket yönünden feragat nedeniyle reddine, davalı ... yönünden pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,14.02.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir
Belli edilen günde gelen davacı ... Turz. ve İnş. Tic. Ltd. Şti. temsilcisi ... ve vekili Avukat ... ile davalı ... vekili Avukat ... 'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; Antalya İli, ......., İlçesi, Pazarcı Mah. 22 ada 35 parsel sayılı taşınmaz üzerine tatil kenti, otel ve sosyal tesisler yapmak için malik olan davalı ... ile davacı şirket arasında bir ön protokol yapıldığını, bu protokol ile projenin Belediye ile ortak yapılması, arsa bedeli karşılığında davacı şirketin Belediyeye ödeme yapması ve 35 parsel sayılı arsanın tapusunun davacı şirkete devir edilmesinin taahhüt altına alındığını, anlaşma gereği davacı şirket tarafından arsa bedeline mahsuben davalı Belediyeye değişik tarihlerde ödeme yapıldığını, daha sonra davacı şirket ile yeni bir sözleşme yapan davalı Belediyenin, sözleşme konusu arsa tapusunu 15 gün içerisinde davacı şirkete vereceğini taahhüt edip, arsa bedeline mahsuben tahsilat yapmaya devam ettiğini, yapılan protokol ve sözleşmeler gereği Belediyenin yaptığı ihalede encümen kararı ile mülkiyeti Belediyeye ait olan 35 parsel sayılı taşınmazın davacı şirkete ihale edildiğini ve tapu kaydının devredildiğini, 13.02.1996 tarihli protokol gereği davacı şirket tarafından 420 daireden oluşan tatil kentinin 1. etabının sosyal tesisleri ile birlikte yapıldığını, tamamlanan dairelerin alıcılarına teslim edildiğini ve tatil kentinin 2011 yılına kadar kullanıldığını, protokol ve ihale gereğince davacı şirket tarafından davalı Belediyeye 150.000.000 TL'nin üzerinde ödeme yapıldığını ancak davalı Belediyenin arsa satışından yıllar sonra tek yanlı olarak aldığı encümen kararı ile 129.000.000 TL'ye ihale ettiği arsa bedelini 250.000.000 TL'ye çıkardığını, bu duruma davacı şirketin karşı çıkması üzerine davalı Belediyenin İdari Yargıda kendi avukatına açtırdığı davayı kabul ettiğini, İdare Mahkemesinin de Belediyenin kabulü nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verdiğini, bu kararı gerekçe yapan Asliye Hukuk Mahkemesinin de tapunun iptaline ve davacı şirketin haklarının saklı tutulmasına karar verdiğini, sonuç olarak bedelini ödeyip satın aldıkları arsanın tapusunun davalı ... adına tescil edildiğini, saklı tutulan haklarına ilişkin açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, Belediye Başkanı aleyhine açtıkları davanın da pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiğini, davacı şirket tarafından bina değeri daha yüksek olduğu için açtıkları ifrazen tescil davasının da reddine karar verildiğini, davacı şirketin arsa bedeli karşılığında ödediği paranın geri iadesinin gerektiğini, davalı .......,Mak. Tic. Ltd. Şti. nin alacağına karşılık davalı Belediyeden davacı şirketin çeklerini alan şirket olduğunu ve davalı ... ile işbirliği içerisinde hareket ettiğini, diğer davalı ...'ün ise davalı Belediyenin arsa bedeli karşılığında davacı şirketten aldığı senetlerden 20.04.1997 vade tarihli senedi ciro ederek verdiği şahıs olduğunu ileri sürerek; dava konusu taşınmazın rayiç değeri üzerinden alacaklarının hüküm altına alınmasını, bu taleplerinin kabul görmemesi halinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla arsa bedeli olarak ödenen bedelin tespit edilerek, denkleştirici adalet kuralları gereğince hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
-
Davalı ... vekili; davada yetkili mahkemenin Gazipaşa Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafça yapılan yanlış işlemlerden dolayı davalı Belediyenin 50.000.000 TL'nin üstünde bir maddi zararının söz konusu olduğunu, davacı tarafça tamamen kötü niyetle eldeki davanın açıldığını, benzer konularda davalar açıldığı için derdestlik itirazında bulunduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
-
Davalı ... vekili; müvekkilinin davalı Belediyeye oto lastik teklifi verdiğini, teklifin uygun görülmesi üzerine davalı ... tarafından müvekkiline borçlusu davacı şirket olarak düzenlenmiş ve davalı ... tarafından ciro edilmiş olan 719.440.000 TL bedelli senet verildiğini, senet tahsil edildikten sonra müvekkilinin davalı Belediyeye lastikleri teslim ettiğini, davalı ... yetkililerinin ve davacı şirketin daha sonra müvekkiline Gazipaşa'da birlikte yaptıkları tatil kentinden bir daire sattıklarını, müvekkilinin burada 2012 yılına kadar tatil yaptığını ancak dairenin tapusunu alamadığını, tapuyu alamayınca açtığı dava ile daire için ödediği parayı 2015 yılında geri aldığını, müvekkilinin dava ile ilgisinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
-
Davalı şirket, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı şirket yetkilisinin 04.09.2020 tarihli dilekçesi ile davalı şirket hakkında açtıkları davadan feragat ettiklerini bildirdiği, her ne kadar davalı Belediyece dava konusu alacağa ilişkin zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de, davalı Belediyenin cevap dilekçesini süresi dışında verdiği, zamanaşımı def'inin ilk itirazlardan olup cevap dilekçesi ile verilmesi gerektiği ancak bahsedildiği üzere davalı Belediyenin cevap dilekçesini süresinde vermemesi nedeniyle zamanaşımı itirazında bulunamayacağı anlaşıldığından, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi talebinin kabul görmediği, ayrıca davacının bu dava tarihine kadar davalı Belediyeden dava konusu taşınmazın davalı ... adına tescilinden sonra zamanaşımını kesecek bir çok kez zararının karşılanması için talepte bulunmuş olması karşısında bu alacağından vazgeçmiş sayılmayacağı, bu nedenle de davacının alacağının zamanaşımına uğramadığı, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, dava açıldığı tarihte zamanaşımının kesildiği, bu nedenle davalı ... vekilinin bedel arttırım dilekçesi ile arttırılan miktara yönelik zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, alacak miktarının güncellenmesi yönünden alınan 27.02.2022 tarihli ek bilirkişi raporunda hesaplanan 11.355.274,55 TL'lik güncellenmiş bedelin yerinde görüldüğü, bu miktar kadar davacının davalı Belediyeden alacaklı olduğu, davalı şirket yönünden feragat nedeniyle davanın reddi gerektiği, davalı ... yönünden ise borç alacak ilişkisinin davacı ile davalı ... arasında olması; davalı ...'ün dava konusu alacak ile ilgisinin olmaması nedeniyle bu davalı yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiği gerekçesiyle; davanın Belediye yönünden kabulüne, 11.355.274,55 TL güncellenmiş bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Belediyeden alınarak davacıya verilmesine, davalı ... yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı şirkete karşı açılan davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... vekili; cevap dilekçesinin süresinde verildiğini, yetki itirazı ve zamanaşımı def'inin dikkate alınması gerektiğini, davaya konu gerek ödeme tarihleri, gerekse davaya konu tapunun davalı adına olan kaydının iptali ve vekil eden adına tesciline dair 25.02.2004 tarihli kararın kesinleşme tarihi itibari ile alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının kötüniyetli olduğunu, eldeki davanın kesin hüküm ve kesin delil niteliğindeki mahkeme kararları nedeniyle reddi gerektiğini, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak kabul edilerek hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, zira sadece dava dilekçesinde "belirsiz alacak davasıdır" şeklinde beyanda bulunulması ile bir davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığının kabul edilemeyeceğini, bu nedenle ıslahla artırılan bedele ilişkin zamanaşımı itirazlarının dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; eldeki davada, dava dilekçesinin davalı Belediyeye 18.03.2020 tarihinde tebliğ edildiği, 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un Geçici 1 inci madde dikkate alındığında cevap verme süresinin son gününün 30.06.2020 olduğu, dosya içeriği ve UYAP sisteminin incelenmesinde davalı ... vekilinin elektronik imzalı cevap dilekçesinin detaylı evrak işlem kütüğü bilgilerinde “Döküman oluşturma (sisteme ilk kayıt)” işlem zamanının 30.06.2020 saat 20:44 olduğunun görüldüğü, bu tarihin cevap dilekçesinin ibraz süresi olarak kabulünün gerektiği, bu bağlamda davalı vekili tarafından elektronik ortamda gönderilen cevap dilekçesinin ve böylece cevap dilekçesinde bildirilen zamanaşımı def'inin süresinde olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlık sözleşme ilişkisine dayandığından uygulanacak olan zamanaşımı süresinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (6098 sayılı Kanun) 146 ncı maddesinde düzenlenen on yıllık zamanaşımı süresi olduğu, aynı Kanun'un 149 ncu maddesinde zamanaşımının alacağın muaccel olmasıyla birlikte işlemeye başlayacağının düzenlendiği, buna göre; dava konusu taşınmazın davacı şirket adına kayıtlı tapusunun iptali ve davalı ... adına tesciline ilişkin hükmün kesinleştiği tarih olan 25.02.2004 tarihinde davacının ödediği bedele ilişkin sebepsiz zenginleşme olgusu gerçekleştiğinden bu tarihten itibaren 10 yıl içinde ödenen bedele ilişkin talepte bulunulması gerektiği, davacı şirketin hukuk mahkemesinde 2013 /493 E. ile açtığı temliken tescil istemli davada dava konusu taşınmazın adına tescili talebinde bulunmuş olup terditli olarak dahi alacağın tahsili isteminde bulunmadığından 6098 sayılı Kanun'un 154 üncü maddesinin ikinci fıkrasında bahsedilen zamanaşımının kesilmesi halinin varlığında da bahsedilmeyeceği, bu bağlamda davacının ödenen bedelin tahsiline ilişkin olarak on yıl içinde davacıdan talepte bulunmadığı, eldeki davanın zamanaşımı süresinin dolduğu 25.02.2014 tarihinden sonra 09.03.2020 tarihinde açıldığı, diğer davalılar yönünden verilen kararlarla ilgili; tarafların istinaf itirazlarının bulunmaması nedeniyle inceleme yapılmadığı, ancak İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılacak olması nedeniyle; İlk Derce Mahkemesinin davacı tarafça itiraza uğramayan gerekçesi doğrultusunda davalı şirket ve davalı ... yönünden veriken hüküm ve bu davalılar ile ilgili yargılama giderlerinin aynen kabul edildiği gerekçesiyle; davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davalı ... aleyhine açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davalı ... yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı şirkete karşı açılan davanın feragat nedeniyle reddine, oy çokluğu ile karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; açtıkları davalarla zamanaşımı süresinin kesildiğini, eldeki davayı zamanaşımı süresi dolmadan açtıklarını, davacı şirketin açtığı davalar ve eylemler ile hakkının peşinde olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararına muhalif kalan daire başkanının zamanaşımı süresinin 20.12.2013 tarihinde başladığı yönündeki değerlendirmenin doğru olduğunu, ancak kısmi olarak kestiği yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, husumetten ret kararı verilen dosyadaki bilirkişilerce arsa değeri olarak tespit edilen tutarın dava tarihi itibariyle ( 4.970.000 TL ) mahsubunun istendiğini, daha önce aynı dosyada talep edilen arsa bedeline yönelik bilirkişilerce hesaplanan dava tarihi itibariyle 4.970.000 TL 'nin içinde hapis hakkı tanınan (12.318.143.000 ETL)'nin de dahil olduğunu ve arsa için ödenen paralara istinaden arsanın değerinin tümünün mahsubunun talep edildiğini, temliken tescil davası gözönünde bulundurulduğunda, arsa için ödenen miktarın tümüne yönelik değerlendirme yapılarak dava konusu alacağın tümü için zamanaşımının 20.12.2013 tarihinde başladığı ve 20.12.2023 tarihine kadar uzadığının kabulünün gerektiğini, yine, davacı şirketin taşınmazdaki zilyetliğinin 2012 yılına kadar devam ettiğini, bu tarihe kadar devre mülk sahiplerinin binalarda tatil yaptıklarını, davacı şirketçe işletildiğini, davacı şirketin taşınmazdaki zilyetliği sona ermeden 10 yıllık zamanaşımı süresinin işlemeye başlamayacağını, davalı ... ile davacı arasında özellikle 2012 yılından sonra çeşitli zamanlarda anlaşma maksatlı toplantılar düzenlendiğini, bu toplantılar sonucunda meclis kararları alındığını, yine davacı şirketin davalı ... ile halen fiili ortaklığının devam ettiğini, bunların da davacı şirketin ferağ ümidinin kesilmediğini gösterdiğini, hapis hakkı tanınan bedelin dahi davacıya ödenmediğini, ancak söz konusu taşınmazın tapusunun davalı ... adına tescil edildiğini, hapis hakkının tümü ödenmeden zamanaşımından söz edilemeyeceğini,16.04.2022 tarihli harç arttırım dilekçesinde avans faizi ile rayiç değer üzerinden alacağın hüküm altına alınmasını talep etmelerine rağmen asıl talepleri olan rayiç değere ilişkin bir karar vermeyen Mahkemenin dava tarihinden itibaren yasal faize hükmetmesinin hatalı olduğunu, davalı Belediyece dosyaya sunulan 03.11.2022 tarihli ekspertiz raporunda dava konusu taşınmazın rayiç değerinin 528.730.000,00 TL olduğunun tespit edildiğini, bu taşınmaza 11.355.274,55 TL' lik çok düşük bedel belirlenmesinin hatalı olduğunu, davacı şirket tacir olduğundan dava tarihinden itibaren taşınmazın rayiç değerinin avans faizi ile davalıdan tahsili gerektiğini, bu talep kabul edilmezse arsa bedeli karşılığı ödenen bedelin ödendiği tarihten talep tarihine kadar denkleştirici adalet kuralları gereğince hesaplanması ve tespit edilecek bedelin talep tarihlerinden itibaren işleyecek avans faiziyle hüküm altına alınması gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 5 nci maddesi.
-
6098 sayılı Kanun'un 154 ncü maddesi, 156/2 maddeleri.
-
Değerlendirme
1.6098 sayılı Kanun'un 154 üncü maddesinde zamanaşımını kesen sebepler sayılmıştır. Anılan madde incelendiğinde;
Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir:
-
Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse.
-
Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa.'' hükmünü içermektedir.
2.Yine, aynı Kanunun 156 ncı maddesinin ikinci fıkrasında ise; Borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmış ise, yeni süre her zaman on yıldır.'' düzenlemesine yer verilmiştir.
-
Dava konusu uyuşmazlık yönünden dosyadaki bilgi ve belgeler incelendiğinde; davacı şirket ile davalı ... arasında 13.02.1996 tarihinde yapılan protokol ile davalı Belediyeye ait olan dava konusu 22 ada 35 parsel sayılı taşınmaz üzerinde tatil kenti, otel ve sosyal tesislerinin yapımının kararlaştırıldığı, protokole göre dava konusu taşınmazın devri karşılığında davacı şirket tarafından davalı Belediyeye arsa bedeline mahsuben değişik tarihlerde ödeme yapıldığı, bu protokol gereği dava konusu taşınmazın yapılan ihale ile davacıya devredildiği, devredilen taşınmaza davacı tarafından protokol gereği tatil kentinin 1. Etabının yapıldığı, sonrasında dava dışı şahıs tarafından İdare Mahkemesine dava konusu taşınmazın ihale suretiyle satışına yönelik Gazipaşa Belediye Meclisinin 11.01.1996 tarihli işlemin iptali istemli olarak açılan davada İdare Mahkemesinin 1998/762 Esas ve 1998/1171 karar sayılı ilamı ile davalı Belediyenin davayı kabul etmesi nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, bu karar sonrasında ise davacı şirket tarafından davalı ... aleyhine birden çok davanın açıldığı görülmektedir.
-
Nitekim bu kapsamda davalı ... tarafından davacı şirkete karşı dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile adına tescil istemli olarak 16.03.1998 tarihinde Gazipaşa Asliye Hukuk Mahkemesine dava açıldığı, Mahkemenin 1998/55 E., 1999/391K. sayılı ilamı ile davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile davacı ... adına tesciline, davalı şirketin dava konusu taşınmaza yönelik müdahalesinin önlenmesine karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verildiği, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin 25.10.2002 tarihli ve 2000/312 E., 2002/309 K. sayılı ilamı ile davanın kabul edilerek dava konusu taşınmazın davalı şirket adına kayıtlı tapusunun iptali ile davacı ... adına tesciline, dava konusu taşınmaza davalı şirketin müdahalesinin önlenmesine, dava konusu taşınmazda davalı şirket tarafından yapılan inşaat ve binaların kal'ine, davalı şirket tarafından ihale yoluyla yapılan satıştan dolayı davacı Belediyeye ödenen 12.318.143.000 TL karşılığı davalı şirket yararına hapis hakkı tanınmasına, davalı şirketin yapılanmadan ötürü ortaya çıkan kişisel hakların talep ve dava edilme haklarının saklı tutulmasına karar verildiği, kararın Yargıtay incelemesinden geçerek 25.02.2004 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
-
Bunun üzerine davacı şirketin Gazipaşa Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.10.2002 tarihli ve 2000/312 E., 2002/309 K. sayılı ilamında saklı tutulan ödediği bedel dışındaki zararlarını, Gazipaşa Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/17 D. İş sayılı dosyasında tespit ettirdiği, bu dosyada davacının taşınmaz üzerine yaptığı binalar nedeniyle uğradığı zarar ve kar kaybının hesaplandığı ve davacının ödenen bedel dışındaki zararlarının davalı Belediyeden tahsili için 09.03.2004 tarihinde Gazipaşa Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı dava hakkında 26.05.2009 tarihinde verilen 2004/57 E., 2009/209 K. sayılı kararla, husumetin Belediye Başkanına yönletilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın husumet nedeniyle reddine karar verildiği ve kararın temyizde onanıp karar düzeltme istemi de reddedilerek kesinleştiği, davacı şirket tarafından 04.04.2012 tarihinde davalı ... ve dava dışı Orhan'a karşı Gazipaşa Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/57 E., 2009/209 K. sayılı dosyası yönünden yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunduğu, Mahkemece bu talebin reddine karar verilerek temyizde onandığı da görülmektedir.
-
Davacı şirket tarafından 30.12.2013 tarihinde dava konusu taşınmazdaki yapıların değerinin taşınmazın değerinden fazla olduğu ileri sürülerek, Gazipaşa Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013 /493 E sayılı dosyasında daha önce Mahkeme kararıyla tespit edilen ödedikleri bedelin taşınmazın belirlenen bedelinden mahsup edilmek suretiyle taşınmazın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 724 üncü maddesi uyarınca temliken tescili için dava açıldığı, Mahkemece davanın reddine karar verildiği, kararın Yargıtay incelemesinden geçerek 27.02.2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
-
Davalı Belediyeye yönelik alacak istemli davanın reddi kararı üzerine davacı şirket tarafından davalı Belediyenin başkanı olan Ali Güzel aleyhine Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesinde alacak istemli olarak dava ikame edildiği, Mahkemece 10.09.2015 tarihli ve 2015/141 E., 2015/392 K. sayılı ilamı ile pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiği görülmektedir.
-
Yine, davacı şirket tarafından davalı ... aleyhine icra takibine başvurulduğu, bunun haricinde dosyadaki yazışmalardan da anlaşılacağı üzere taraflar arasındaki dava konusu taşınmaza yönelik bir takım görüşmelerin devam ettiği de dosya kapsamı itibariyle sabittir.
-
Davacı şirket, davalı ... ile aralarında süregelen yazışmalar, açtığı davalar ve icra takipleri ile işin özünde davalı Belediyece tarafına ihale edilip sonrasında Belediye meclis kararı ile iptal edilip yeniden adına tescil edilen taşınmaz için ödediği bedeli talep etmiştir.
-
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davalı ... yönünden sebepsiz zenginleşmenin oluştuğu ve alacağın muaccel olduğu tarih , Gazipaşa Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.10.2002 tarihli ve 2000/312 E., 2002/309 K. sayılı ilamın kesinleştiği 25.02.2004 tarihidir. Bu tarih sonrasında ise davacı şirket 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan 30.12.2013 tarihinde dava konusu taşınmazdaki yapıların değerinin taşınmazın değerinden fazla olduğunu ileri sürerek, Gazipaşa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/493 E. sayılı dosyasında dava açmış, bu dava dilekçesinde ise, daha önce mahkeme kararıyla tespit edilen ödedikleri bedelin (12.318.143.000 ETL) taşınmazın belirlenen bedelinden mahsup edilmek suretiyle taşınmazın 4721 sayılı Kanun'un 724 üncü maddesi uyarınca temliken tescilini istemiş olmakla, 30.12.2013 tarihinde açılan bu dava ile 6098 sayılı Kanun'un 156/2 maddesi uyarınca yargılama sürecinde borcun varlığı konusunda dosya kapsamında yer alan 2012 ve 2013 yıllarına ait davacı şirketçe yapılan binaların eksikliklerinin tamamlanması ve uzlaşı sağlanması hususunda davalı Belediyenin Plan Bütçe komisyonunca dava konusu taşınmaza yapılan binaların ruhsatlandırılması ve davacı şirketçe uzlaşı sağlanması yönünde karar alması 2012 ve 2013 yıllarında bu kapsamda davalı ... ile yapılan yazışmalar (14.03.2012 ve 18.11.2013 tarihli) da dikkate alındığında davalı tarafça ikrarda bulunulduğu sabit olduğundan yeni sürenin 10 yıl olacağı da açıkça kanunda düzenlendiğinden, eldeki davanın zamanaşımına uğradığından söz edilemeyeceğinden, davacının ödediğini iddia edip de ispat edebildiği bedelin tümünü denkleştirici adalet ilkesi uyarınca davalı belediyeden talep edebileceği açıktır.
-
Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince; davalı Belediyenin zamanaşımına yönelik istinaf sebebinin reddi ile diğer istinaf sebeplerinin incelenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
17.100,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalılardan Gazipaşa Belediye Başkanlığından alınarak davacıya verilmesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:24:09