Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/1051

Karar No

2023/800

Karar Tarihi

27 Mart 2023

MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2015/5 E., 2016/382 K.

KARAR: Asıl davanın kısmen kabulü, birleşen davanın reddi

Taraflar arasındaki birleştirilerek görülen tapu iptal ve tescil ve gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin iptali davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı/birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usuli eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1.Asıl davada davacı ... vekili; davalı ...'e vekaleten ... ile davalı ...'e ait olan Dağyenice Mahallesi, 850, 771, 150, 151 parsel sayılı taşınmazdaki hissesini Bakırköy 43. Noterliğinin 03.12.2012 tarih, 31587 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesiyle satın aldığını, bedelini peşin ödediğini, tapu devrini yapmak istediğini sürekli davalıya bildirdiği halde işlemden kaçındığını, kötü niyetli hareket ettiğini belirterek dava konusu taşınmazlar üzerinde davalı adına kayıtlı hisselerin tapusunun iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

2.Birleşen davada davacı ... vekili; davalı ...'in vekalete istinaden Bakırköy 43. Noterliğinin 03.12.2012 tarih, 31587 yevmiye numaralı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile dava konusu İstanbul İli, Çatalca İlçesi, Dağyenice Mahallesi, 771, 850, 22, 150, 102, 32, 277, 278, 369 ve 633 parsel sayılı taşınmazdaki hissesini diğer davalı ...'ya satmayı vaadettiğini, ancak söz konusu satış vaadi sözleşmesinin davalı ... tarafından vekalet yetkisinin kötüye kullanılmak suretiyle yapıldığını belirterek Bakırköy 43. Noterliğinin 03.12.2012 tarih, 31587 yevmiye numaralı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Asıl davada davalı ...; cevap dilekçesi vermemiştir.

2.Birleşen davada davalı ...; cevap dilekçesi vermemiştir.

3.Birleşen davada davalı ... vekili; davalı tarafın haksız ve kötü niyetli olduğunu, dava konusu taşınmazları bedelini ödeyerek satın aldığını, davalı ...ün oğulları tarafından yönlendirilmesi sureti ile inkar edilmeye çalışıldığını, ...'ün Dağyenice köyünden evlendikten sonra yaklaşık 50 yıl önce taşındığını, köy ve tarlalarla doğrudan bir ilgisinin kalmadığını, tarlalardaki hisselerinin kullanımı ve satışı için kardeşi Ali Tuncere 10 yıl önce vekalet verdiğini, bu taşınmazları ...`ün bilgisi dahilinde satın aldığını savunarak birleşen davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davacı ...'nun tarafların akrabası olması sebebiyle her iki tarafı da tanıyor olması yalnız başına kötüniyetli olduğunun göstergesi olmadığı, vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 3 üncü maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşmenin geçerli olduğu ve vekil edeni bağladığı, vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu hususun vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalacağı, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamayacağı, taraflar arasında düzenlenmiş bulunan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin geçerli bir sözleşme olduğu, iyiniyetli olan davacının haklarına etkili olamayacağı, vekalet eden davalı ...'in vekalet yetkisini kötüye kullanmış olduğunun da ispatlanamadığı, dava konusu gayrimenkullerin davacıya ne kadara satılmış olduğu, parasının vekil tarafından davalı ...'e ödenip ödenmediği vekalet eden ve vekil arasındaki bir iç sorun olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile dava konusu İstanbul ili, Çatalca ilçesi, Dağyenice mahallesi, 150 ve 151 parsel sayılı taşınmazlarda davalı ... adına kayıtlı 1/18'er hissenin, 850 parsel sayılı taşınmazda ise davalı ... adına kayıtlı 1/12 hissenin tapusunun iptali ile davacı adına tesciline, dava konusu İstanbul ili, Çatalca ilçesi, Dağyenice mahallesi, 369 ve 161 parsellere yönelik açılan davanın reddine, birleşen davanın reddine, karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuran

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı/birleşen davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı/Birleşen davacı vekil; vekaletin verildiği tarihten 12 sene sonra gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin yapıldığını, taraflar arasındaki akrabalık ilişkisi olduğunu ve aynı arsada hisseleri bulunduğunu, davacının iyiniyetli olmadığını, davacının sosyal ekonomik durum araştırmasındaki gelir durumuna göre taşınmazları alacak ekonomik gücünün olmadığını, bilirkişi raporunda belirtilen bedellerin çok aşağısında bir bedele satışın gerçekleştiğini, birleşen davalı ..., davacı/birleşen davalı ... ve Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin benzer dosyasında davacı İsmail Koç'un aynı avukatla temsil edildiğini, satış vaadi sözleşmelerinin Çatalca dışında Bakırköy'de yapıldığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla satış vaadi sözleşmesindeki bedellerin tarafına ödenmediğini, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, asıl davada noterde düzenlenen gayrimenkul satış vaadine konu taşınmazların tescili; birleşen davada noterde düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin iptali istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

1.1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 435 inci maddesinin birinci fıkrası ile 436 inci ve 437 inci maddeleri.

  1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) Dürüst Davranma başlıklı 2 nci maddesi şöyledir:

"Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.

Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz."

  1. 4721 sayılı Kanun'un İyiniyet başlıklı 3 üncü maddesi şöyledir:

"Kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır.

Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz."

  1. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 09.12.2015 tarihli ve 2015/12290 E., 2015/14337 K. sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:

"...Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 s. Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 3 üncü maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.

Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK'nin 2 nci maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır..."

  1. Dava dosyası ile benzer nitelikte olan emsal Daire kararı:

"Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 10.11.2020 tarihli ve 2020/7169 E., 2020/6294 K. sayılı onama ilamı."

3.Değerlendirme

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı/birleşen davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin reddi ile kararın onanması gerekmiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Mahkeme kararının 1086 sayılı Kanun'un 439 uncu maddesi uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, gönderilmesine,27.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararcevaptemyizmahkemev.kararıonanmasına

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:22:24

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim