Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/8528
2023/796
27 Mart 2023
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR: Davanın reddi
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece bozmaya uyularak davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı hastanede 19.10.2009 tarihinde ameliyat olduğunu, ameliyattan çıktıktan sonra istirahat odasında hemşirenin kendisine ... kesici iğne yaptığını, iğnenin o anda bacakta kasılma yapmaya başlayarak fonksiyon kaybına neden olduğunu, davalı hastanenin gerekli cihaz bulunmaması nedeniyle kendisini ... Hastanesine yönlendirdiğini, burada sağ bacakta enjeksiyon sonucu güç kaybının teşhis edildiğini, 09.12.2009 tarihinde ...ve 21.12.2009 tarihinde... Üniversitesi Hastanesindeki muayeneleri sonucunda sağ siyatik sinir lezyonu tanısı konulduğunu, bu olay nedeniyle düztabanlı bir ayakkabı kullanamadığını, AFO denilen aparatı veya destekli uzun botları kullanmak zorunda kaldığını ileri sürerek 6.500 TL manevi tazminat ve fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 500 TL ekonomik geleceğin sarsılması tazminatı ve 250 TL çalışma gücü kaybı tazminatının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davacı vekili 15.09.2014 tarihli ıslah dilekçesiyle; iş gücü kaybından dolayı talep ettiği tazminat miktarını 26.481,30 TL olarak ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacı ...'in 19.10.2009 tarihinde davalı şirkete hemoroit hastalığı şikayeti ile geldiğini, muayene sonucu operasyon yapılması gerektiği konusunda kendisinin bilgilendirildiğini, davacının da bunu kabul etmesi sonucu operasyon yapıldığını, gerekli kontroller yapıldıktan sonra davacının taburcu edildiğini, davacının 21.10.2009 tarihinde davalı şirkete sağ bacakta ..., uyuşukluk, ayak bileğinde ... şikayeti ile geldiğini, davacı için metatarsal kemik kırığı tanısı konduğunu, davacının dava dilekçesinde belirttiği gibi enjeksiyon sonrası siyatik sinir lezyonunun enjeksiyon sonrası olması muhtemel bir komplikasyon olduğunu ve bu tür sinir zedelenmelerinde iyileşme kararının, kalıcılık unsurunun 2 yıllık fizik tedavi uygulamasının sonunda belirlendiğini, davacının fizik tedavi gördüğüne dair bir bilgi bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece 02.10.2014 tarihli ve 2010/98 Esas, 2014/459 Karar sayılı ilamıyla, davalı tarafın sunduğu belgeler arasında 19.10.2009 tarihli hasta bilgilendirme onam formu ve müdahale kabul, aydınlatılmış onam belgesi bulunduğu, matbu olarak düzenlenmiş bilgilendirmenin iç dış basur teşhisi ile yapıldığı, yapılacak müdahalenin ise basur dokularının temizlenmesi ve iç kapama kasının yandan gevşetilmesi olarak işaretlendiği, bunların sonuçlarının yazılı olduğu, davacının maluliyeti ile sonuçlanan olayın ise davacıya yapılan enjeksiyon sonucu oluştuğu, davacıya yapılan bu iğne konusunda davalı hastane ya da doktor tarafından usulünce yapılmış bir bilgilendirme bulunmadığı, davacıya konan teşhisle ve yapılacak müdahale ile ilgili genel bir bilgilendirmenin enjeksiyonun sonuçları ve meydana gelebilecek muhtemel komplikasyonları konusunu kapsamayacağı, hastanın bu konuda usulünce bilgilendirilmediği, ortaya çıkan bu sonuçtan davalı hastanenin sorumlu olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 26.481,30 TL maddi ve 4.000 TL manevi tazminatın 19.10.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
-
Mahkeme kararına karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 09.02.2016 tarihli ve 2015/1413 E., 2016/3713 K. sayılı ilamıyla; alınan 08.06.2011 tarihli Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporunda davacıda tespit edilen bulguların enjeksiyon nöropatisi ile uyumlu olduğunun, enjeksiyonun hatalı yerden yapıldığına dair bir bulgunun olmadığının, maluliyet tayinine yer olmadığının, enjeksiyonun doğru yere yapıldığı durumlarda da yapılan yerde oluşacak ödem ve/veya hematomun sinire mekanik baskı yapabileceğinin, mevcut tablonun komplikasyon kabul edileceğinin rapor edildiği, Adli Tıp raporunda ameliyat sonrasında ... kesici olarak yapılan enjeksiyonun tedavinin bir aşaması olup olmadığının ve yapılan enjeksiyonun sonuçları hakkında gerekli bilgilendirmenin yapılıp yapılmadığının incelenmediği, Adli Tıp Kurumu raporunun yetersiz olduğu, üniversitelerin ilgili ana bilim dallarından seçilecek konularında uzman bilirkişilerden oluşmuş bir kurul aracılığı ile davalının hukuki konum ve sorumluluğu, dosyada mevcut delillerle birlikte bir bütün olarak değerlendirilip, yapılması gerekenle yapılan müdahale ve işlemlerin ne olduğu, bu hususta davacıya bilgilendirme yapılıp yapılmadığı, tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda hastaneye kusur izafe edilip edilmeyeceğini gösteren, nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. İkinci Bozma Kararı
-
Bozmaya uyan Mahkemece 12.04.2018 tarih ve 2016/253 E., 2018/163 K. sayılı ilamıyla; 20.04.2017 tarihli celsede bilirkişilerin her birisi için 400 TL olmak üzere toplam 1.200 TL ücret takdirine karar verildiği, bilirkişi ücretinin yatırılması için davacı tarafa bir aylık kesin süre verildiği, kesin süreye uyulmadığı takdirde davanın reddedileceğinin ihtar edildiği, davacı vekilinin 1 aylık kesin süre içerisinde bilirkişi ücretini yatırmadığı, 05.10.2017 tarihli duruşmada adli yardım talebinde bulunduğu, davacı tarafın iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğu, Yargıtay bozma ilamı çerçevesinde oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi kuruluna ait ücreti kesin süreye rağmen yatırmadığı, kesin süre içerisinde adli yardım talebinde de bulunmadığı, süresinden sonra adli yardım talebinde bulunmasına davalı tarafın muvafakat vermediği, kesin süreye uyulmamakla davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 28.01.2019 tarihli ve 2019/343 E., 2019/635 K. sayılı ilamıyla; davacı vekilinin sair temyiz itirazları incelenmeksizin bilirkişi ücretinin yatırılmasına ilişkin 20.04.2017 tarihli celsede verilen ara kararın davacının gıyabında verildiği ve ara kararın davacıya tebliğ edilmediği ve davacının adli yardım talebiyle ilgili değerlendirme yapılıp olumlu olumsuz bir karar verilmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma ilamı doğrultusunda alınan 26.04.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporu ve 28.01.2022 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunun hükme esas almaya yeterli olduğu, ameliyat sonrası ... kesicinin gerekli ve yapılması gereken bir işlem olduğu, bu nedenle ameliyat öncesi genel bir bilgilendirmenin yapıldığı, ameliyatın tüm evresinde yapılacak işlemleri, kullanılan ilaçları, cerrahi için yapılan hazırlıkları vb. durumları bilgilendirmesi ve her bir konuda onam alınmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, ameliyat öncesi yapılan genel bir bilgilendirmenin yeterli olarak kabulünün gerektiği, davalı yana atfı kabil bir kusur olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; hastalara uygulanan intramuskuler enjeksiyon uygulamasının yapıldığı iki bölgenin olduğunu, bunlardan ilkinin dorsogluteal (kalça) olduğunu, bu uygulama bölgesinde istenmeyen bir durum geliştiğinde, daha fazla hasarın meydana geleceğini ve tehlikeli olduğunu, ikincisinin ise ventrogluteal (kalça üstü) bölgesine yapılan uygulama olduğunu, enjeksiyon sonrası istenmeyen sonuçların ortaya çıkmaması için ventrogluteal bölgenin dorsogluteal bölgeye tercih edilmesi gerektiğini, tehlikeli olan ancak standart şekilde hastalara uygulanan dorsogluteal bölgeye yapılan enjeksiyonun zayıflara, çocuklara ve yaşlılara uygulanması sonucunda daha fazla komplikasyon meydana gelebileceğini, fiziksel özellikleri dikkate alındığında zayıf bir yapıya sahip olduğu için işlemi uygulayan görevlinin bu riski gözle görülebilecek durumda olduğunu, hatalı enjeksiyonu uygulayan ... isimli kişinin vermiş olduğu savunmasında arka kalça bölgesine enjeksiyonu uyguladığını, bilirkişi raporunda ise tehlikeli bölgenin dorsogluteal bölge olduğunu yani ...'ın enjeksiyonu uyguladığı bölge olan gluteal bölgeye uygulanmasının tehlikeli olduğunun belirtildiğini, meydana gelen komplikasyonların tamamen görevli kişinin hatalı uygulamasından kaynaklandığını, Anayasa Mahkemesinin verdiği kararda da kişilerin maddi ve manevi bütünlüğüne yönelik devletin önlem alması gerektiğinin belirtildiğini, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hekim hatasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Bilirkişiye Başvurulmasını Gerektiren Haller başlıklı 266 ncı maddesi şöyledir:
"Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. (Değişik cümle: 3/11/2016 6754/49 md.) Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 3/11/2016 6754/49 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez."
- 6100 sayılı Kanun'un Bilirkişi Açıklamalarının Tespiti ve Rapor başlıklı 279 uncu maddesi şöyledir:
"Mahkeme, bilirkişinin oy ve görüşünü yazılı veya sözlü olarak bildirmesine karar verir.
Raporda, tarafların ad ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebi, düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya da bilirkişilerin imzalarının bulunması gerekir. Azınlıkta kalan bilirkişi, oy ve görüşünü ayrı bir rapor hâlinde de mahkemeye sunabilir.
Mahkeme, bilirkişinin oy ve görüşünü sözlü olarak açıklamasına karar verirse, bilirkişinin açıklamaları tutanağa geçirilir ve tutanağın altına bilirkişinin de imzası alınır. Kurul hâlinde görevlendirme söz konusu ise bilirkişilerin bilgilerine başvurulan hususu hemen aralarında müzakere etmelerine imkân tanınır ve müzakere sonucunda açıklanan oy ve görüş, tutanakla tespit edilip; tutanağın altı, bilirkişilere imza ettirilir.
(Değişik: 3/11/2016 6754/54 md.) Bilirkişi, raporunda ve sözlü açıklamaları sırasında çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hâkim tarafından yapılması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz."
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 21.11.2022 tarihli ve 2022/5159 E., 2022/8768 K. sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:
"...Somut uyuşmazlıkta; dosyaya kazandırılan bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için konusunda uzman bilirkişilerden oluşmuş farklı bir heyetten rapor alınmasına yönelik bozma ilamı sonrasında, bozmaya uyan mahkemece, konusunda uzman üçlü bilirkişi heyetinden rapor alınmış; bilirkişilerce düzenlenen raporda; ‘ Raporda,enjeksiyon uygulamalarında enjekte edilen ilaçların doku içi yayılımı ile nadir de olsa sinir hasarına neden olabildiklerinin tıibben bilindiği, bu durumun enjeksiyonun tekniğine uygun yapılması durumunda da her türlü özene rağmen gelişebildiği, dava konusu olayda enjeksiyon tekniğinin yanlışlığına ya da uygulanan bölgenin uyumsuzluğuna dair herhangi bir tibbi delil tanımlanmadığı, enjeksiyon işlemi sonrası ortaya çıkan sinir hasarının klinik ve laboratuvar verileri birlikte değerlendirildiğinde enjeksiyon nöropatisi olduğunun anlaşıldığı,bu durumun komplikasyon olarak nitelendirildiği, bahse konu komplikasyonun tanı ve tedavisine yönelik gerekli girişimlerin yapılmış olduğu anlaşıldığından komplikasyon yönteminin uygun olduğu, tüm bulgular bir bütün olarak değerlendirildiğinde; tedaviyi düzenleyen hekimin ve enjeksiyonu uygulayan sağlık personelinin eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu ’ belirtilmiştir.
Buna göre mahkemece; uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında, özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeniyle görüşlerine başvurulan bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda; davacıya yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğunun belirtildiği, hâkimin kişisel kanaatini destekler nitelikte herhangi bir özel ve teknik bilginin de dosya içeriğinde bulunmadığı ve raporlar arasındaki çelişkinin giderilmiş olduğu da gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir..."
3.Değerlendirme
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyularak karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı, bilirkişi kurulunun görüşü ile davalıya kusur izafe edildiğinin anlaşılamamasına göre, davacının temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan mahkeme kararının 1086 sayılı Kanun'un 439 uncu maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
27.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:22:24