Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/10337
2024/622
16 Ocak 2024
A KARAR UYUŞMAZLIĞI GİDERİLMESİ TALEBİNDE BULUNAN
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 08.05.2023 tarih ve 2023/9 sayılı kararına istinaden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
B KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE KONU BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CEZA DAİRELERİ KARARLARI
1 Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 28.02.2023 tarih, 2022/194 Esas, 2023/271 sayılı Kararı,
2 Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 24.01.2022 tarih, 2022/25 Esas, 2022/173 sayılı Kararı,
3 İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Ceza Dairesinin 22.09.2021 tarih, 2021/179 Esas, 2021/2567 sayılı Kararı,
4 Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 08.11.2022 tarih, 2021/1926 Esas, 2022/3310 sayılı Kararı,
5 Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 24.01.2022 tarih, 2020/853 Esas, 2022/232 sayılı Kararı.
C KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİ
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 08.05.2023 ... ve 2023/9 sayılı uyuşmazlığın giderilmesi konulu yazısı ve ekinde özetle;
Cumhuriyet savcısının kısa kararının tefhim veya öğrenilmesinden itibaren yedi günlük yasal süre içinde karar aleyhine istinaf kanun yoluna başvuracağını süre tutum dilekçesiyle açıklaması halinde, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren istinaf kanun yoluna başvuru süresi içinde gerekçeli istinaf dilekçesini sunmaması halinde istinaf talebinin reddedildiği veya dosya ilk derece mahkemesine geri gönderilerek Cumhuriyet savcısının gerekçeli istinaf dilekçesini sunması ve kimin lehine veya aleyhine istinaf talebinde bulunduğu açıklattırıldıktan sonra dosyanın iadesi yönünde bölge adliye mahkemeleri ceza daireleri arasında farklı kararlar verildiği,
Bu kapsamda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 2022/194 Esas ve 2023/271 sayılı kesin kararı ile Cumhuriyet savcısının hazır bulunduğu oturumda tefhim edilen kısa karar aleyhine kimin lehine veya aleyhine olduğunu belirtmeden yedi günlük istinaf süresi içinde istinaf kanun yoluna başvuru hakkını kullanan Cumhuriyet savcısı, mahkeme gerekçeli kararının tebliğinden itibaren yine yedi günlük istinafa başvuru süreci içinde gerekçeli istinaf dilekçesini sunmadığı halde, dosya istinaf incelemesi için gönderildiğinde dairece yapılan inceleme sonucu dosya Cumhuriyet savcısının gerekçeli istinaf dilekçesini sunması ve kimin lehine veya aleyhine istinaf kanun yoluna başvurduğunun açıklanması için ilk derece mahkemesine iade edilmeyerek süresinde istinaf başvurusunda bulunulmadığı gerekçesiyle Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun reddine karar verildiği ve bu karara yapılan itirazın da bir sonraki dairece reddedildiği, dairenin itirazın reddine dair kararını emsal nitelikteki Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 27.10.2021 tarih ve 2020/12143 Esas, 2021/10873 sayılı ilamına dayandırdığı ve bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen kesin nitelik arz eden farklı kararlar ile ilgili olarak 5235 sayılı Kanunun 35/3 maddesi uyarınca Yargıtaydan bu konuda bir karar vermesinin istenmesi yönünde başkanlar kurulunca karar alınması talep edilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulunda yapılan değerlendirme sonucunda, ceza dairelerinin kesin kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi için Yargıtay ilgili dairesine başvurulması oy birliği ile kabul edilmiş ve anılan konuyla ilgili olarak, Yargıtay dairelerinin süregelen uygulamaları ve emsal kararları ile Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairelerinin çoğunluk kararlarında Cumhuriyet savcısının gerekçeli istinaf dilekçesi yedi günlük istinaf süresinde verilmese bile CMK 273 üncü maddede kısa kararın tefhimi üzerine karar aleyhine istinaf kanun yoluna başvuracağını süre tutum dilekçesiyle açıklayan Cumhuriyet savcısının gerekçeli istinaf dilekçesini sunmamasının yaptırıma bağlanmadığı, dolayısı ile süre tutum dilekçesi veren Cumhuriyet savcısının gerekçeli istinaf dilekçesinin yedi günlük süre geçmiş olsa bile Bölge Adliye Mahkemesi Ceza dairesince alınması gerektiği ve sadece bu nedenle istinaf başvurusunun reddine değil gerekçeli istinaf dilekçesinin temini ile dosyanın tekrar gönderilmesi için ilk dereceye tevdiine karar verilmesi gerektiği yönünde çoğunluk daire başkanlarınca görüş bildirilmiştir. Talep yazısında belirtilen ve emsal gösterilen Yargıtay 10. Ceza Dairesinin kararının ise dairenin sadece bir heyeti tarafından verildiği, diğer dairelerce benimsenmediği açıklanmıştır.
Bu uyuşmazlığın giderilmesi için Yargıtay ilgili dairesine başvurulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından talepte bulunulması gerektiği, zira 19. Ceza Dairesinin kararı verildiği anda kesin olmayıp itiraza tabi kararlardan olsa bile yine diğer Ceza Dairelerinin kararları da Cumhuriyet savcısının gerekçeli istinaf dilekçesinin dosyaya kazandırılması için dosyanın ilk derece mahkemesine tevdii kararı olsa bile hukukun ülke genelinde aynı şekilde uygulanması, hukuki güvenliğin sağlanması ve çelişkili kararların önüne geçilmesi bakımından kararlar arasındaki uyuşmazlığın yüksek mahkemece giderilmesinin uygun olacağı,
Diğer taraftan tespit edilen uyuşmazlığın CMK 273/5 maddede Cumhuriyet savcısının istinaf isteminin gerekçeli olacağı belirtilmekle birlikte gerekçesiz olmasının veya gerekçeli istinaf dilekçesinin süresinde sunulmamasının müeyyidesi düzenlenmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesi dairesince ön inceleme esnasında gerekçeli istinaf dilekçesi sunmadığı anlaşılan Cumhuriyet savcısından yedi günlük süre geçmiş olsa bile gerekçeli istinaf dilekçesini sunması istenmeli ve taraflara tebliğinden sonra cevap verme süresine müteakip dosya daireye gönderildiğinde Cumhuriyet savcısının istinaf talebinin gerekçeli istinaf talebi kapsamında esastan incelenmesi ve değerlendirilmesi gerektiği dolayısıyla uyuşmazlığın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Ceza Dairesinin, Trabzon 1. Ceza Dairesinin ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. ve 6. Ceza Dairelerinin kararları doğrultusunda giderilmesinin hukuka uygun olacağının Yargıtay ilgili dairesinden talepte bulunulmak üzere, bu konuda oy çokluğu ile alınan Başkanlar Kurulu kararı ve hazırlanan dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verildiği” bildirilmiştir.
D KARAR UYUŞMAZLIĞI HAKKINDA YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞININ GÖRÜŞÜ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.06.2023 tarihli, UG 2023/65646 sayılı "Uyuşmazlık Talebinin Değerlendirilmesi" konulu yazısında özetle;
“…..Konu ile ilgili 5271 sayılı CMK'nin 273 ve 279 uncu maddeleri hükümleri sıralanıp,
İstinaf nedenlerinin bildirilmemesi halinde CMK'nin 295/2 maddesinde olduğu gibi yedi günlük hak düşürücü bir sürenin istinaf yönünden yasada düzenlenmediği, keza temyiz isteminin reddine dair CMK'nın 298 inci maddesinde yazılı red nedenlerinden farklı olarak istinaf isteminin sebep yokluğundan reddine dair bir düzenlemenin CMK'nın 279 uncu maddesinde yer almadığı anlaşılmaktadır.
Bir hakkın kullanılmasını kısıtlayan bir hüküm olarak CMK'nın 295 ve 298 inci maddesinin kıyasen istinaf hakkında da uygulanması olanağının bulunmadığı düşünüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Ceza Dairesinin, Trabzon 1. Ceza Dairesinin ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. ve 6. Ceza Dairelerinin uygulamaları doğrultusunda uyuşmazlığın giderilmesi gerektiği kanaatine varıldığı,
696 sayılı KHK 92/2 maddesi ile değişik 5235 sayılı Kanunun 35/1 madde ve fıkrası uyarınca;
İstinaf sebeplerinin bildirmeyen bir dilekçe ile hükmün istinaf eden Cumhuriyet savcısının gerekçeli kararın tebliğinden sonra 7 ... içinde istinaf nedenlerini bildiren bir ek temyiz talebinde bulunmadığı hallerde istinaf isteminin CMK'nın 279/1 b maddesi ve fıkrası gereğince reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 28.02.2023 tarih, 2022/194 Esas 2023/271 sayılı Kararının hukuka aykırı olduğunun tespiti,
Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 24.01.2022 tarih, 2022/25 Esas, 2022/173 sayılı Kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Ceza Dairesinin 22.09.2021 tarih, 2021/179 Esas, 2021/2567 sayılı Kararı, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 08.11.2022 tarih, 2021/1926 Esas, 2022/3310 sayılı Kararı, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 24/01/2022 tarih, 2020/853 Esas, 2022/232 sayılı Kararlarının hukuka uygun olduğunun tespiti ile anılan kararlar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi talep edilmiştir.
E KARAR UYUŞMAZLIĞI İLE İLGİLİ KANUNİ DÜZENLEMELER
1 5235 Sayılı "Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un "Başkanlar Kurulunun Yetkileri" Başlıklı 35/3. maddesi:
"...(3) Re'sen veya Bölge Adliye Mahkemesinin ilgili hukuk veya ceza dairesinin ya da Cumhuriyet başsavcısının, Hukuk Muhakemeleri Kanunu veya Ceza Muhakemesi Kanununa göre istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların, benzer olaylarda bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında ya da bu mahkeme ile başka bir bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunması hâlinde bu uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, kendi görüşlerini de ekleyerek Yargıtaydan bu konuda bir karar verilmesini istemek,
(3) numaralı bende göre yapılacak istemler, ceza davalarında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına, hukuk davalarında ise ilgili hukuk dairesine iletilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı uyuşmazlık bulunduğuna kanaat getirmesi durumunda ilgili ceza dairesinden bir karar verilmesini talep eder. Uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak dairece bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir..." hükümlerini içermektedir.
2 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun İlgili Hükümleri:
Kanun yollarına başvurma hakkı
Madde 260 – (1) Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır.
(2) Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, ağır ceza mahkemesinin yargı çevresindeki asliye ceza mahkemelerinin; Bölge adliye mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları, bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı kanun yollarına başvurabilirler.
(3) Cumhuriyet savcısı, sanık lehine olarak da kanun yollarına başvurabilir.
İstinaf istemi ve süresi
Madde 273 – (1) İstinaf istemi, hükmün açıklanmasından itibaren yedi ... içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Tutuklu sanık hakkında 263 üncü madde hükmü saklıdır.
(2) Hüküm, istinaf yoluna başvurma hakkı olanların yokluğunda açıklanmışsa, süre tebliğ tarihinden başlar.
(3) Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, mahkemelerinin yargı çevresi içerisindeki asliye mahkemelerinin hükümlerine karşı, kararın O yer Cumhuriyet başsavcılığına geliş tarihinden itibaren yedi ... içinde istinaf yoluna başvurabilirler.
(4) Sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanların dilekçe veya beyanında, başvuruya ilişkin nedenlerin gösterilmemesi inceleme yapılmasına engel olmaz.
(5) Cumhuriyet savcısı, istinaf yoluna başvurma nedenlerini gerekçeleriyle birlikte yazılı isteminde açıkça gösterir. Bu istem ilgililere tebliğ edilir. İlgililer, tebliğ tarihinden itibaren yedi ... içinde bu husustaki cevaplarını bildirebilirler.
Temyiz başvurusunun içeriği
Madde 294 – (1) Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.
(2) Temyiz sebebi, ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.
Temyiz gerekçesi
Madde 295 – (1) Temyiz başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi ... içinde hükmü temyiz olunan bölge adliye mahkemesine bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilir. Cumhuriyet savcısı temyiz dilekçesinde, temyiz isteğinin sanığın yararına veya aleyhine olduğunu açıkça belirtir.
(2) Temyiz, sanık tarafından yapılmış ise, ek dilekçe kendisi veya müdafii tarafından imza edilerek verilir.
(3) Müdafii yoksa sanık, tutanağa bağlanmak üzere zabıt kâtibine yapacağı bir beyanla gerekçesini açıklayabilir; tutanak hâkime onaylatılır. Sanığın yasal temsilcisi ve eşi hakkında 262 nci madde, tutuklu sanık hakkında ise 263 üncü madde hükümleri saklıdır.
Temyizde incelenecek hususlar
Madde 301 – (1) Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.
Temyiz isteminin reddi
Madde 298 – (1) Yargıtay, süresi içinde temyiz başvurusunda bulunulmadığını, hükmün temyiz edilemez olduğunu, temyiz edenin buna hakkı olmadığını ya da temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediğini saptarsa, temyiz istemini reddeder.
G İNCELEME, DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Çözümü Gereken Uyuşmazlığın Konusu
İlk Derece Mahkemesinden verilen ve istinaf kanun yoluna başvurulan kararlar hakkında Cumhuriyet savcısının CMK'nın 273/5 maddesi gereğince, istinaf yoluna başvurma nedenleri (gerekçe) göstermemesi veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi ... içinde kanun yoluna başvuru nedenlerini bildirmemesi ya da gerekçeli istinaf dilekçesinin süresinden sonra sunulması hallerinde, CMK'nın 279 uncu maddesi gereğince istinaf isteminin reddi karar mı verileceği, yoksa tevdi kararı verilerek istinaf nedenleri hakkında Cumhuriyet savcısından açıklama mı isteneceğine ilişkindir.
İlgili Kuralların Somut Uyuşmazlığa Uygulanması
Yargılamanın süjeleri bakımından (sanık, katılan, katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar) istinaf başvurusunda neden gösterilmesi zorunlu değildir. Ancak Ceza Muhakemesi Kanunu bu konuda Cumhuriyet savcısı için bir istisna öngörmüştür. Cumhuriyet savcısı istinaf yoluna başvurma nedenlerini gerekçeleriyle birlikte yazılı isteminde açıkça göstermek zorundadır. Ardından bu istem ilgililere tebliğ edilir. İlgililer, tebliğ tarihinden itibaren yedi ... içinde bu husustaki cevaplarını bildirebilirler (CMK m.273/5).
Cumhuriyet savcısı sanığın hem lehine hem de aleyhine kanun yoluna başvurabilir, hatta bu ikisi aynı anda bile söz konusu olabilir. Ancak CMK’nin 273/5 inci maddesine göre, Cumhuriyet savcısının istinaf yoluna başvurma nedenlerini gerekçeleriyle birlikte yazılı isteminde açıkça göstermesi gerekmektedir.
Cumhuriyet savcısı dışında kalan kişilerin istinaf başvurularında neden gösterme zorunluluğu olmadığı için CMK’nın 273/4 üncü maddesine göre, sanık ve katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanların dilekçe veya beyanında, başvuruya ilişkin nedenlerin gösterilmemesi inceleme yapılmasına engel oluşturmayacaktır. Bu bağlamda bölge adliye mahkemesi ceza dairesi, başvuru ister Cumhuriyet savcısı tarafından yapılmış olsun, ister diğer kişiler tarafından veya diğer kişilerle birlikte Cumhuriyet savcısı tarafından yapılmış olsun, istinaf denetimi yaparken başvuruda gösterilen nedenlerle bağlı olmayacak, kararı tüm yönleriyle ele alacaktır.
Konuyu temyiz kanun yolu açısından incelendiğinde, kanun koyucu yargılamanın süjeleri bakımından bir ayrıma gitmeden, temyiz eden hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda gösterme zorunluluğu getirmiştir. (CMK 294. madde) Çünkü temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından inceleme yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile bağlı kalınarak yapılabileceği ve temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında olabileceği kanunumuzun sistematiği gereği benimsenmiştir. (CMK 301. madde) Sebep gösterilmemişinin yaptırımı da aynı Kanunun 298 inci maddesinde düzenlenmiş ve temyiz dilekçesinin temyiz sebepleri içermediği saptanırsa isteminin reddine karar verileceği vurgulanmıştır.
Yargılamanın tarafları ve Cumhuriyet savcısının neden gösterme zorunluluğuna uyulmaması halinde yaptırım konusunda temyiz kanun yolu bakımından açık ve ayrık bir düzenleme bulunmasına rağmen, istinaf kanun yolunda Cumhuriyet savcısı başvurusunda bir sebep göstermez ise sonucunun ne olacağı sorusunun cevabı kanunda düzenlenmemiştir. Bu nedenle sebep gösterme ve başvurunun sanığın lehine mi yoksa aleyhine mi olduğunun anlaşılamaması önem taşımaktadır.
İstinaf kanun yolunda neden içermeyen başvurunun reddedilmesi ağır bir netice doğuracağı ve kanunda bu konuda bir düzenleme bulunmadığı için, Cumhuriyet savcısı dışındaki kişilerin istinaf başvurularında neden gösterme zorunluluğu aranmadığına göre, incelemenin gösterilen nedenlerle sınırlı olarak yapılması söz konusu olamaz. Ancak CMK’nın 273/5 inci maddesindeki Cumhuriyet savcısıyla ilgili “Cumhuriyet savcısı, istinaf yoluna başvurma nedenlerini gerekçeleriyle birlikte yazılı isteminde açıkça gösterir. Bu istem ilgililere tebliğ edilir. İlgililer, tebliğ tarihinden itibaren yedi ... içinde bu husustaki cevaplarını bildirebilirler” düzenlemesi göz önünde bulundurulduğunda, yalnızca Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan istinaf başvurularının gösterilen nedenlerle bağlılık noktasında bir sınırlamaya gidilemeyeceği kabul edilmelidir.
İstinaf kanun yoluna başvuran Cumhuriyet savcısının isteminde sebep göstermemesi veya sebep gösterilmekle birlikte başvurunun sanığın lehine veya aleyhine olduğunun anlaşılamadığı durumlarda sorunun çözümü ve CMK’nin 273/5 inci maddesindeki düzenlemenin işlerliği bakımından; öncelikle hükmü veren İlk Derece Mahkemesi tarafından istinaf talebi hakkında kabul edilebilirlik yönünden bir inceleme yapılması, eğer İlk Derece Mahkemesi tarafından böyle bir inceleme yapılmamış ise Cumhuriyet savcısının istinaf dilekçesinde sebep göstermesi sağlanma amacıyla Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından dosya ilgili mahkemeye iade edilerek Cumhuriyet savcısının istinaf nedenlerini ayrıntılı olarak göstermesi ve yapılan başvurunun sanığın lehine veya aleyhine olduğunun açıklığa kavuşturulması gereklidir.
Gerek hükmü veren İlk Derece Mahkemesi ve gerekse Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairesi tarafından, Cumhuriyet savcısının istinaf dilekçesinde sebep göstermesine yönelik girişimlerde başarı elde edilememesi halinde, istinaf başvurusunun sanığın lehine olduğu kabul edilmesi gerekir. Çünkü CMK’de temyiz kanun yolundan farklı olarak Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunda sebep gösterilmemesi halinde açıkça bir yaptırımı düzenlenmediği için, yalnızca başvuru nedeni gösterilmediğinden dolayı istinaf istemi Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından reddedememelidir.
1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun yürürlükte bulunduğu dönemde Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin sanığın lehine veya aleyhine olduğu anlaşılamayan başvurusuyla ilgili olarak verilen 15.03.1941 ... ve 25/45 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında “Hüküm Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilip de temyiz layihası verilmediğinden temyiz isteminin sanığın lehine veya aleyhine olduğu açıkça anlaşılamayan hallerde, temyiz isteminin sanık lehine olduğu kabul edilmelidir. Ancak yasal süre geçtikten sonra da olsa verilen layihada temyiz isteminin sanık aleyhine olduğu anlaşılırsa, hüküm sanık aleyhine bozulur.” şeklindeki düşünce ile benzer bir uyuşmazlık çözüme bağlanmıştır.
İlk derece mahkemesi Cumhuriyet savcısı istinaf başvurusunda neden göstermemişse, öncelikle hükmü veren ilk Derece Mahkemesi tarafından gerekçe göstermeye zorlanmalı, başarılı olunamaz ise bu kez Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından (CMK 265 ve 278. maddeleri gereği) gerekçe göstermesi için dosya mahalline geri çevrilmeli ve yine de gerekçe gösterilmemiş ise; temyiz kanun yolu ile ilgili CMK’nın 295/1, 298/1 ve 301 inci maddelerinde olduğu gibi açık bir düzenleme bulunmadığından ve temyiz kanun yoluna ilişkin anılan hükümlerin kıyasen istinaf kanun yolunda da uygulanma olanağı olmadığından, 15.03.1941 ... ve 25/45 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında benimsendiği gibi, İlk derece mahkemesi Cumhuriyet savcısının isteminin sanık lehine olduğu kabul edilerek istinaf incelemesi yapılmalıdır.
H SONUÇ
İlk Derece Mahkemesi kararlarına karşı istinaf kanun yoluna başvuran Cumhuriyet savcısı istinaf nedenlerinin göstermemesi halinde CMK'nın 295/1 maddesinde temyiz kanun yolunda olduğu gibi yedi günlük hak düşürücü bir sürenin istinaf yönünden düzenlenmediği, keza temyiz isteminin reddine dair CMK'nın 298 inci maddesinde yazılı red nedenlerinden farklı olarak istinaf isteminin sebep yokluğundan reddine dair bir düzenlemenin CMK'nın 279 uncu maddesinde yer almadığı anlaşılmaktadır.
İlk derece ceza mahkemelerinin kararlarına karşı kısa kararı tefhimi veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi günlük yasal süre içerisinde Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğunda, süre tutum dilekçesinde veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren süresi içerisinde kanun yolu başvuru sebepleri gösterilmemesi veya isteminin sanığın lehine veya aleyhine olduğuna ilişkin gerekçeli istinaf dilekçesinin sunulmaması halinde, istinaf talebinin reddedilmeyeceği; yerinde bir kanun yolu denetimi yapılabilmesi bakımından öncelikle hükmü veren İlk Derece Mahkemesi, sonrasında da Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairesi tarafından istinaf talebinin kabul edilebilirliği yönünden inceleme yapıldığı sırada, Cumhuriyet savcısının istinaf dilekçesinde sebep göstermesinin sağlanması amacıyla dosya iade edilerek Cumhuriyet savcısının istinaf nedenlerini ayrıntılı olarak göstermesi ve yapılan başvurunun sanığın lehine veya aleyhine olduğunun açıklığa kavuşturulması gereklidir.
İlk derece ceza mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin istinaf isteminin gerekçelendirilmesine yönelik iade yazıları üzerine Cumhuriyet savcısı tarafından gerekçe gösterilmemiş ise; CMK’nın 295/1, 298/1 ve 301 inci maddelerindeki gibi “istemin reddine ilişkin” açık bir düzenleme bulunmadığından, İlk derece mahkemesi Cumhuriyet savcısının isteminin sanık lehine olduğu kabul edilerek istinaf incelemesi yapılmalıdır.
Temyiz kanun yoluna başvuru hakkının kullanılmasını kısıtlayan bir hüküm olarak CMK'nın 295 ve 298 inci maddelerinin kıyasen istinaf kanun yolunda da uygulanma olanağının bulunmadığı düşünüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Ceza Dairesinin, Trabzon 1. Ceza Dairesinin ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. ve 6. Ceza Dairelerinin uygulamaları doğrultusunda uyuşmazlığın giderilmesi gerektiğine ,
16.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:29:57