Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

3. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/12119

Karar No

2024/3544

Karar Tarihi

11 Mart 2024

MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ: Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeye yardım

HÜKÜM: Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeye

yardım suçundan 5237 sayılı TCK'nın 309/1, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 39/1, 39/2 c, 62/1, 53, 58/9, 63 maddeleri uyarınca mahkumiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;

Temyiz edenlerin sıfatı, başvurularının süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;

Sanık müdafinin duruşmalı inceleme isteminin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi ile değişik CMK'nın 299/1 inci maddesi uyarınca REDDİNE,

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

I HUKUKİ AÇIKLAMALAR: **

Ayrıntıları, Dairemizin 22.03.2019 tarih ve 2018/7103 E. 2019/1953 sayılı Kararında açıklandığı üzere;

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçunun maddi unsuru/tipik eylem, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye elverişli vasıtalarla teşebbüs etmektir. Suçun bu amaçla kurulmuş bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi, korunan amaçlara matuf fiillerin elverişliliğinin değerlendirilmesi bakımından önem taşımakta ise de bu husus suçun unsuru değildir.

Suç, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmak, bu düzen yerine başka bir düzen getirmek veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemek amacına matuf doğrudan genel kast ile işlenebilen bir suçtur. Suç tanımında belirtilen amaçları gerçekleştirmeye yönelik bir fiil işlenmesi hususunda iştirak iradeleri bulunan sanıklar hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 309 uncu maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçu yönünden iştirakin her şeklinin uygulanması mümkündür.

Suça iştirakten söz edebilmek için amaca yönelik bir fiil işleme hususunda iştirak iradelerini ortaya koyan kişilerin hepsinin bu amaçla kurulmuş bir örgütün üyesi olması da gerekmez.

15 Temmuz 2016 günü, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzeninin değiştirilmesi amacıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olan ve/veya bu örgütsel faaliyeti destekleyen 8.000'in üzerinde askeri personel tarafından savaş uçakları dahil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74'ü tank olmak üzere 246 zırhlı aracın ve 4.000'e yakın hafif silahın kullanılarak; Cumhurbaşkanına suikasta teşebbüs edilmiş, TBMM ve ... Külliyesi başta olmak üzere birçok stratejik merkez bombalanmış, Başbakanın konvoyuna silahlı saldırı gerçekleştirilmiş, kalkışmaya karşı koyan güvenlik görevlileri ile sokaklara çıkan sivillere devletin silahlı kuvvetlerine ait bu uçak, helikopter, tank ve silahlarla saldırılarak 4'ü asker, 63'ü polis ve 183'ü sivil olmak üzere toplam 250'den fazla kişi şehit edilmiş, 23'ü asker, 154'ü polis ve 2.558'i sivil olmak üzere toplam 2.735 kişi de yaralanmıştır.

Somut darbe teşebbüsü, TCK'nın 309 uncu maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, Anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eş zamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurdukları gözetilerek TCK'nın 37 nci maddesi kapsamında "doğrudan fail" olduklarının kabulünde zorunluluk vardır.

Mensup olduğu örgütle kurduğu bağ nedeniyle örgütsel faaliyet kapsamında işlenen Anayasayı ihlal suçuna ilişkin planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini gerçekleştirenlerin ya da görev paylaşımı bağlamında henüz sırası gelmemiş icra hareketleri için gerekli hazırlıkları yapanların bu suç yönünden müşterek fail olarak sorumlu tutulmaları gerekmektedir.

Doğrudan kanuni tanımda öngörülen cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmayan, somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde faillerle birlikte fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımayan, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmeleri nedeniyle ika edildiği kanıtlanamayan ancak suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelen hareketleri gerçekleştiren sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı TCK'nın 309/1 ve 39/2 c maddeleri kapsamında Anayasayı ihlale teşebbüs suçuna yardım etme suçunu oluşturacağı gözetilmeli, hukuki durumları buna göre tespit edilmelidir.

TCK'nın 309 uncu maddesinde düzenlenen suç bir somut tehlike suçu olduğundan suçun oluşması için ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi aranmamaktadır. Bu itibarla, sanığın amaca matuf eylemi ve/veya işlediği elverişli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Suça teşebbüsün kabulü için aranan elverişli vasıtalarla cebri eylemlere başlanıp başlanmadığı araştırılırken ve vasıtanın elverişliliği takdir edilirken tek tek yapılan eylemlerle amaçlanan hedefler arasında doğrudan doğruya bağ kurmak yoluna gidilemez. Ancak her halükarda ülke genelinde gerçekleştirilmek istenen amaca matuf cebri/icrai fiilin, sanığın bulunduğu mahalde/sorumluluk sahasında da doğrudan doğruya ya da araç suçlar yönünden icrasına başlanması aranmalıdır. Sanığın bu icrai fiile yine icrai bir hareketle katılması mümkün olduğu gibi garantörlük yükümlülüğünü ihmal etmek suretiyle de iştirak edebileceği görülmektedir.

Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde, yerine getiren ile emri veren sorumlu olur (1982 Anayasasının 137/2. maddesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 24/3 üncü maddesi). Askeri hizmete müteallik hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse bu suçun işlenmesinden emri veren mesuldür. Ancak, amirin emrinin adli ve askeri bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğu kendisince malum ise, maduna da faili müşterek cezası verilir (1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu 41/3 B).

II DOSYA KAPSAMI İTİBARIYLA GERÇEKLEŞTİRİLEN EYLEM VE FAALİYETLER: **

Sanığın, 2008 yılında üniversite döneminde FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne katıldığı, örgütte geçirdiği süre içinde talebe yapılanmasında ve askeri mahrem yapılanmada görev alarak kod isim kullandığı, darbe girişimine kadar Polatlı Topçu ve Füze Okulu Komutanlığında örgüt mensubu olan kursiyer subaylar ... , ... ve ... ile örgütsel sorumluları olarak ilgilendiği, bu kişilerden himmet adı altında örgüte parasal yardım da topladığı, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi günü televizyonda Boğaziçi köprüsünün kapatıldığı haberleri çıkmasının hemen akabinde sivil araçla gelen ve yapı içerisinde üst konumda bulunan iki örgüt mensubunun sanığın ilgilendiği teğmenlerle görüşmek istediklerini beyan etmeleri üzerine onlarla birlikte sanığın, Polatlı Topçu ve Füze Okul Komutanlığında sorumlu olduğu kursiyer subaylardan ... , ... ve ...'nın evine gittiği, bu kişileri evde bulamayınca geri döndükleri, gece saat 00:00 01:00 sıralarında sanığın üstü konumunda olan müdür yardımcısı ... kod adlı şahsın sanığın kaldığı eve geldiği, sanığın müdafi eşliğinde alınan ve sulh ceza hakimi huzurunda da kabul ettiği soruşturma aşamasındaki beyanlarına göre; evde örgüt içinde askeri mahremde kendisi gibi öğretmen pozisyonunda bulunan ... ve ...'in de bulunduğu, ... kod adlı şahsın gruplarında yer alan ve Polatlı Topçu ve Füze Okul Komutanlığında görev yapan örgüt mensubu teğmenleri aramalarına yönelik talimat verdiği, bunun üzerine sanığın ikrar ettiği üzere ...'yı cep telefonundan aradığı, bu görüşmede ...'nın; ''Polatlı Topçu ve Füze Okul Komutanlığındaki kursiyer teğmenlerin okul dışına çıkmalarına izin verilmediğini, kursiyerlerin Polatlı Topçu ve Füze Okul Komutanlığında olduğunu, okulda televizyon seyrettiklerini'' beyan ettiği sırada ... kod adlı şahsın sanığın elindeki telefonu alarak ...'ya hitaben; "Akıncı'ya gidin, sizi orada karşılayacaklar" şeklinde talimat verdiği, bu arada diğer öğretmen konumundaki ... ve ... 'nun da sorumluluklarında bulunan örgüt mensubu teğmenlerin telefonlarına ulaşmaya çalıştıkları, örgütte müdür yardımcısı konumunda olan ... kod adlı şahsın yarım saat kadar evde kaldıktan sonra oradan ayrıldığı, ...'nın da Polatlı Topçu ve Füze Okul Komutanlığından çıkışlara izin verilmemesi nedeniyle örgütsel talimata uygun şekilde darbe girişimine katılmak amacıyla Akıncı Üssüne gidemediği belirlenmiştir.

III HUKUKİ DEĞERLENDİRME, DOSYA KAPSAMI VE SOMUT OLAY MUVACEHESİNDE SANIĞIN HUKUKİ DURUMUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ: **

Dosya kapsamına göre; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içinde askeri mahrem yapılanmada teğmenlerden sorumlu öğretmen pozisyonunda bulunduğu, darbe girişimi gecesi akşam saatlerinde örgüt hiyerarşisinde kendisinin üst konumunda yer alan iki örgüt mensubunun talimatlarını yerine getirerek onlarla birlikte Polatlı Topçu ve Füze Okul Komutanlığında görev yapan ve sorumluluğunda bulunan kursiyer subaylardan Muhammed ... Kalo, Bedirhan Kırmızı ve ...'nın evine gittiği, bu kişileri evde bulamayınca geri döndükleri, gece saat 00:00 01:00 sıralarında örgütte askeri mahrem yapılanmada müdür yardımcısı pozisyonunda ve sanığın üstü konumunda bulunan Semih kod adlı şahsın, sanığın evine geldiği ve sorumluluğunda bulunan örgüt mensubu teğmenleri aramasını istediği, sanığın ...'yı arayarak nerede olduğuna yönelik bilgi aldığı esnada Semih kod adlı şahsın sanığın elindeki telefonu alarak ...'ya hitaben; "Akıncı Üssüne gidin, sizi orada karşılayacaklar" şeklinde talimat verdiği, ancak birlik dışına çıkmalarına izin verilmemesi nedeniyle Polatlı Topçu ve Füze Okul Komutanlığında görev yapan ...'nın darbe girişimine katılmasına ilişkin bu örgütsel talimatı yerine getiremediği hususlarının anlaşılmış olması karşısında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olan sanığın, 15.07.2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe girişimi sırasında zarar tehlikesi bakımından illi değer taşıdığı açıkça sabit olan eylemleri ile darbeye teşebbüse elverişli nitelikteki icra hareketlerine katkı sağlayıp, işlenmesi sırasında yardımda bulunarak darbeye teşebbüsün icrasını kolaylaştırmak suretiyle Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeye yardım suçunu işlediği kabul edilerek bu suçtan cezalandırılmasına dair kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamakla;

Bozmaya uyularak yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, sanığın suçun icrasına başlanmasından sonra darbe girişimine katılma iradesini açıkça ortaya koyan eylemleri, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bir bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelik olduğundan, kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde suçun vasfının tayin edildiği, incelenen dosya kapsamına göre Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeye yardım suçunun sübutunun kabul edildiği ve bu kapsamda sanığın savunmalarının inandırıcı gerekçelerle reddedildiği anlaşılmakla; sanık müdafi, O yer Cumhuriyet savcısı ve katılan T.C. ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden, CMK'nın 302/1 inci maddesi gereğince temyiz davalarının esastan reddiyle hükmün ONANMASINA, dosyanın Bursa 8. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.03.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

fetöpdyetmeyedüzeniteşebbüskaldırmayatevdiineonanmasınayardımreddineortadananayasal

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:20:51

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim