Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/16660
2024/3540
11 Mart 2024
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SUÇ: Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme
HÜKÜM: Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 309/1, 3713 sayılı TMK'nın 5/1, TCK'nın 62/1, 53, 58/9, 63 üncü maddeleri uyarınca mahkumiyet
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenlerin sıfatı, başvurularının süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Sanık müdafilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin, ilk derece ve bölge adliye mahkemesinde, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi ile değişik CMK’nın 299/1 inci maddesi uyarınca REDDİNE,
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
I HUKUKİ AÇIKLAMALAR
Ayrıntıları, Dairemizin 22.03.2019 tarih ve 2018/7103 esas 2019/1953 sayılı Kararında açıklandığı üzere;
5237 sayılı TCK'nın 309 uncu maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçunun maddi unsuru/tipik eylem, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye elverişli vasıtalarla teşebbüs etmektir. Suçun bu amaçla kurulmuş bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi, korunan amaçlara matuf fiillerin elverişliliğinin değerlendirilmesi bakımından önem taşımakta ise de bu husus suçun unsuru değildir. Suç, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasın'ın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmak, bu düzen yerine başka bir düzen getirmek veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemek amacına matuf doğrudan genel kast ile işlenebilen bir suçtur. Suç tanımında belirtilen amaçları gerçekleştirmeye yönelik bir fiil işlenmesi hususunda iştirak iradeleri bulunan sanıklar hakkında TCK'nın 309 uncu maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçu yönünden iştirakin her şeklinin uygulanması mümkündür. Suça iştirakten söz edebilmek için amaca yönelik bir fiil işleme hususunda iştirak iradelerini ortaya koyan kişilerin hepsinin bu amaçla kurulmuş bir örgütün üyesi olması da gerekmez.
15 Temmuz 2016 günü, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzeninin değiştirilmesi amacıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olan ve/veya bu örgütsel faaliyeti destekleyen 8.000'in üzerinde askeri personel tarafından savaş uçakları dahil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74'ü tank olmak üzere 246 zırhlı aracın ve 4.000'e yakın hafif silahın kullanılarak; Cumhurbaşkanına suikasta teşebbüs edilmiş, TBMM ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi başta olmak üzere birçok stratejik merkez bombalanmış, Başbakanın konvoyuna silahlı saldırı gerçekleştirilmiş, kalkışmaya karşı koyan güvenlik görevlileri ile sokaklara çıkan sivillere devletin silahlı kuvvetlerine ait bu uçak, helikopter, tank ve silahlarla saldırılarak 4'ü asker, 63'ü polis ve 183'ü sivil olmak üzere toplam 250'den fazla kişi şehit edilmiş, 23'ü asker, 154'ü polis ve 2.558'i sivil olmak üzere toplam 2.735 kişi de yaralanmıştır.
Somut darbe teşebbüsü, TCK'nın 309 uncu maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, Anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eş zamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurdukları gözetilerek TCK'nın 37 nci maddesi kapsamında "doğrudan fail" olduklarının kabulünde zorunluluk vardır.
Mensup olduğu örgütle kurduğu bağ nedeniyle örgütsel faaliyet kapsamında işlenen Anayasayı ihlal suçuna ilişkin planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini gerçekleştirenlerin ya da görev paylaşımı bağlamında henüz sırası gelmemiş icra hareketleri için gerekli hazırlıkları yapanların bu suç yönünden müşterek fail olarak sorumlu tutulmaları gerekmektedir.
Doğrudan kanuni tanımda öngörülen cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmayan, somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde faillerle birlikte fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımayan, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmeleri nedeniyle ika edildiği kanıtlanamayan ancak suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelen hareketleri gerçekleştiren sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 39/2 c maddeleri kapsamında Anayasayı ihlale teşebbüs suçuna yardım etmek suçunu oluşturacağı gözetilmeli, hukuki durumları buna göre tespit edilmelidir.
TCK'nın 309 uncu maddesinde düzenlenen suç bir somut tehlike suçu olduğundan suçun oluşması için ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi aranmamaktadır. Bu itibarla, sanığın amaca matuf eylemi ve/veya işlediği elverişli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Suça teşebbüsün kabulü için aranan elverişli vasıtalarla cebri eylemlere başlanıp başlanmadığı araştırılırken ve vasıtanın elverişliliği takdir edilirken tek tek yapılan eylemlerle amaçlanan hedefler arasında doğrudan doğruya bağ kurmak yoluna gidilemez. Ancak her halükarda ülke genelinde gerçekleştirilmek istenen amaca matuf cebri/icrai fiilin, sanığın bulunduğu mahalde/sorumluluk sahasında da doğrudan doğruya ya da araç suçlar yönünden icrasına başlanması aranmalıdır. Sanığın bu icrai fiile yine icrai bir hareketle katılması mümkün olduğu gibi garantörlük yükümlülüğünü ihmal etmek suretiyle de iştirak edebileceği görülmektedir.
Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde, yerine getiren ile emri veren sorumlu olur (1982 Anayasası'nın 137/2 nci maddesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 24/3 üncü maddesi). Askeri hizmete müteallik hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse bu suçun işlenmesinden emri veren mesuldür. Ancak, amirin emrinin adli ve askeri bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğu kendisince malum ise, maduna da faili müşterek cezası verilir (1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu 41/3 B).
II DOSYA KAPSAMI İTİBARIYLA GERÇEKLEŞTİRİLEN EYLEM VE FAALİYETLER: **
Olay tarihinde Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanlığında Kurmay Başkanı Albay olarak görev yapan sanığın 15.07.2016 tarihli darbe girişiminin yaşandığı gece darbe teşebbüsüne iştirak eden subaylar tarafından çekilen Sıkıyönetim mesajlarının iletildiği Harekat Merkezine kendisi ve Binbaşı ... dışında kimsenin girmeyeceği hususunda emir verdiği, Binbaşı ... hakkında yapılan soruşturmada FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensupları tarafından kullanılan ByLock programının kullanıcısı olduğunun tespit edildiği, tanık ...'ın ifadesine göre sanığın darbeciler tarafından gönderilen ilk mesajlar sonrasında bu doğrultuda yeni bir mesaj beklediği ve ...'ı bu mesajı derhal kendisine getirmesi yönünde görevlendirdiği, beklediği bu ek mesajın ise sıkıyönetim kapsamında görevlendirilen komutanların listesine ilişkin olduğu, tanık ...'ün beyanlarına göre Sıkıyönetim direktiflerinin o sırada raporlu olan JÖH Tabur Komutanı ...'e bizzat makam odasında teslim ve tebliğ edilmesini sağladığı, ...'in Taburuna yönelik Sıkıyönetim direktifi sebebiyle görev başında oldukları yönünde konuşma yaptığına ve Başçavuş ...'e yönelik Bölge Jandarma Komutanı ...'i tutuklayacağı yönünde emir verdiğine dair tanık ...'in beyanının bulunduğu, sanığın girişim gecesi 2 adet G3 silah ve hücum yeleği istediği, yine darbe girişiminin olduğu gece ... adına kayıtlı (....) (...) (..) ... nolu GSM hattı ile gizli numara kullanılmak suretiyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün askeri mahrem sorumluları tarafından Sıkıyönetim emirlerine uymaları için kendilerine bağlı olan örgüt mensubu subayların arandığının tespit edildiği, hatta bu aramalarda sanık ...'in emirlerine uyulması yönünde örgüt sorumluları tarafından örgüt üyesi subaylara talimat verildiği hususunun da tanık beyanlarına yansıdığı, HTS kayıtlarının incelenmesinde sanığın kullanımında olan cep telefonunun da bu örgütsel aramada kullanılan cep telefonu hattıyla gizli numaradan olay gecesi 4 kez arandığı, bu kapsamda 15.07.2016 günü saat 23:36'da 79 saniyelik görüşme, 16.07.2017 günü saat 00:30'da 315 saniyelik görüşme, saat 02:16'da 100 saniyelik görüşme, 02:45'te 71 saniyelik görüşme yapıldığının tespit edildiği, sanık ...'ın darbecilerin hazırladığı Sıkıyönetim emirlerine uyulmaması yönündeki talimatının, o esnada Silvan ilçesinde operasyonda bulunan Jandarma Bölge Komutanı ...'in gece saat 00.00 sıralarında derhal gönderin şeklinde emrine rağmen ancak darbe girişiminin başarısız olması sonrasında sabah saat 05:15 sıralarında bağlı birliklere gönderilebildiği hususları dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden tespit edilmiştir.
III SANIĞIN EYLEMLERİ VE HUKUKİ DURUMUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ
1 SANIĞIN EYLEMLERİ;
Yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere darbe girişiminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Türk Silahlı Kuvvetler içerisine sızmış mensupları tarafından gerçekleştirilmiş olduğu, sanığın Harp Okuluna başladığı dönemden itibaren örgütün içerisinde yer aldığı, örgüt mensuplarıyla aynı evde kaldığı, yine darbe girişimi gecesi 4 kez örgütün mahrem imamı tarafından gizli numaradan arandığı ve toplamda 9 dakika 25 saniye görüştüğü, Sıkıyönetim mesajlarını yeni ve eski JÖH Tabur Komutanlarına tebliğ ettirdiği, hücum yeleği ve G3 piyade tüfeği istediği, Binbaşı ...'ı gelecek olan ve Sıkıyönetim görevlendirmeleri içeren mesajı almak için ısrarlı bir şekilde Harekat Merkezine yönlendirdiği, bu mesaj geldiğinde bunu da JÖH Tabur Komutanlarına emirle tebliğ ettirdiği, eski JÖH Tabur Komutanı olan ...'in Sıkıyönetim emirlerini tebliğ aldıktan sonra Taburuna yönelik Sıkıyönetim direktifi sebebiyle görev başında oldukları yönünde konuşma yaptığı ve Başçavuş ...'i Bölge Jandarma Komutanı ...'i tutuklaması yönünde görevlendirdiği, darbe girişimi karşıtı mesajları ise ancak Jandarma Bölge Komutanı olan ...'in darbeye karşı çıktığının sanık tarafından anlaşılması üzerine ve artık darbenin gerçekleşmeyeceğinin anlaşıldığı saatte sabaha karşı yayınladığı anlaşılmakla,
2 SANIĞIN HUKUKİ DURUMU;
Sanığın mensubu olduğu örgütün yönetimi tarafından planlanıp, örgütsel faaliyet kapsamında icra edilen Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçuna ilişkin olarak; olay tarihinde ortaya koyduğu davranışlar itibariyle planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek konusu suç teşkil ettiği açıkça anlaşılan emirler doğrultusunda ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini gerçekleştiren sanığın, suçun icrasında üstlendiği rol, suçun icrasına ilişkin etkin, fonksiyonel katkısı da göz önünde bulundurulduğunda, fiil üzerinde ortak hakimiyet kurduğunun kabulü ile sanık hakkında TCK'nın 309 uncu maddesindeki Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan mahkumiyetine dair kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamakla,
Bozma üzerine yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, sanığın üyesi olduğu FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs amacına yönelik olarak vahamet arz eden eylemleri gerçekleştirdiği, sanığın sübutu kabul olunan eylemlerinin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ve ülke genelindeki organik bütünlüğe göre amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip, incelenen dosya kapsamına göre Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçunun sübutunun kabul edildiği ve bu kapsamda sanığın savunmalarının inandırıcı gerekçelerle reddedildiği anlaşılmakla, sanık ... müdafiileri ile katılan T.C. Cumhurbaşkanlığı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden, CMK’nın 302/1 inci maddesi gereğince temyiz davalarının esastan reddiyle hükmün ONANMASINA, dosyanın Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:20:51