Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

3. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/11102

Karar No

2024/3363

Karar Tarihi

5 Mart 2024

MAHKEMESİ: Ceza Dairesi

SAYISI: 2019/1856 E., 2020/970 K.

SUÇ: Terör örgütü propagandası yapmak

HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine, anılan Kanuna eklenen 5 inci maddenin birinci fıkrasının (f) bendinde belirlenen süre içerisinde temyiz edildiği, 260 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

  1. İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.10.2019 tarihli ve 2019/151 Esas, 2019/399 sayılı Kararı ile sanık hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi, 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 62 nci maddesi ve 63 maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verilmiştir.

  2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 15.09.2020 tarihli ve 2019/1856 Esas, 2020/970 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

  3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 13.02.2022 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanığın temyiz sebepleri özetle;

  1. Paylaşımlara yapılan yorumların sanığa ait olmadığına,

  2. Suç işleme kastının bulunmadığının,

  3. Beraat kararı verilmesi gerektiğinin,

  4. Temyiz dilekçesinde belirtilen diğer sebepler ve sair hususlara,

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin terör örgütü propagandası yapma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda bir isabetsizlik görülmemekle, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddi kararı verilmiştir.

IV. GEREKÇE

  1. Terör örgütü propagandası yapma suçunu düzenleyen 3713 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:

“(Değişik ikinci fıkra: 11.4.2013 6459/8 md.) Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Ayrıca, basın ve yayın organlarının suçun işlenmesine iştirak etmemiş olan yayın sorumluları hakkında da bin günden beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. (Ek cümle:17.10.2019 7188/13 md.) Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. Aşağıdaki fiil ve davranışlar da bu fıkra hükümlerine göre cezalandırılır:

a) (Mülga: 27.3.2015 6638/10 md.)

b) Toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında gerçekleşmese dahi, terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde;

  1. Örgüte ait amblem, resim veya işaretlerin asılması ya da taşınması,

  2. Slogan atılması,

  3. Ses cihazları ile yayın yapılması,

  4. Terör örgütüne ait amblem, resim veya işaretlerin üzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesi.”.

Tarihi seyir içinde Kanun’un 12.04.1991 tarihinde yürürlüğü giren ilk hâlinde 7 nci maddesinin ikinci fıkrası “örgüt mensuplarına yardım eden ve örgütle ilgili propaganda yapanlar” hakkında 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve ağır para cezası öngörülmüşken, 19.02.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4744 sayılı Kanun ile ceza miktarları aynı şekilde muhafaza edilerek örgüt propagandası yapma suçunun unsurları değiştirilmiş ve propagandanın suç olması için “terör yöntemlerine başvurmaya özendirecek şekilde” yapılması şart koşulmuştur.

Madde gerekçesinde her propagandanın değil, sadece terör yöntemlerine başvurmaya özendirecek propagandaların suç olmasının öngörüldüğü ve düşünce özgürlüğü sınırlarının genişletilerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bu alanda aradığı kriterlere uygun bir düzenleme getirildiği belirtilmiştir.

Aynı madde de, 07.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4963 sayılı Kanun ile yeniden değişiklik yapılarak propagandanın “şiddet veya diğer terör yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde” yapılması halinde suç olacağı kabul edilmiştir.

Madde gerekçesinde örgütle ilgili olsun veya olmasın şiddet veya diğer terör yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde propaganda yapanların cezalandırılmasının öngörüldüğü ifade edilmiştir.

18.07.2006 tarihinde yürürlüğü giren 5532 sayılı Kanun ile anılan maddeden “yardım eden” ibaresi çıkarılmış, bir tanımlama yapılmamakla birlikte “terör örgütünün propagandasını yapma” suç olarak düzenlenmiş, suçun basın yayın yoluyla işlenmesi hâlinde cezanın yarı oranında artırılacağına ve yayın sorumlularına da adlî para cezası verileceğine dair hükümler ilk defa bu değişiklikle maddeye eklenmiştir.

Madde de 11.04.2013 tarih, 6459 sayılı Kanun ile suçun unsurları açısından en ciddi değişikliğe gidilmiştir. Buna göre ancak “Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapma” durumunda fiil suç teşkil edecektir. Böylece düzenleme AİHM’in bu konudaki kriterine uygun hale getirilerek son halini almıştır.

Bilahare 27.03.2015 tarih, 6638 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 7 nci maddenin ikinci fıkrasının son cümlesinin “a” bendi yürürlükten kaldırılmış, maddeye üçüncü fıkra eklenmiştir.

Nihayet 17.10.2019 tarih, 7188 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesi ile de 7 nci maddenin ikinci fıkrasının son cümlesinden önce gelmek üzere “Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.” cümlesi eklenmiştir. Görüldüğü gibi, safahatta yapılan her değişikliğin ifade ve basın özgürlüğü lehine geliştiği çok açıktır.

TDK’ya göre propaganda; “bir öğreti, düşünce veya inancı başkalarına tanıtmak, benimsetmek ve yaymak amacıyla söz, yazı vb. yollarla gerçekleştirilen çalışma, yaymaca” anlamına gelmektedir.

3713 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan düzenlemeye göre tipiklik açısından suçun oluşabilmesi için; “propaganda” niteliğinde bir fiilin işlenmesi, yapılan propagandanın; terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek şekilde veya terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın sosyal medya hesapları üzerinden yapmış olduğu hangi paylaşımların 3713 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen terör örgütü propagandası yapma suçunun “cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösteren veya öven ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik eden” unsurlarını oluşturduğu açıkça gösterilip tartışılmadan, terör örgütü propagandası yapma suçuna esas alınan veya alınmayan paylaşımların neler olduğu, denetime olanak verecek biçimde tarihleri gösterilip ne şekilde mahkûmiyete esas alındığı karar yerinde belirtilmeden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinin birinci fıkrası, Anayasanın 141 inci maddesinin ikinci fıkrası, 5271 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 230 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi maddelerine aykırılık oluşturacak biçimde gerekçesiz hüküm kurulması,

hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 15.09.2020 tarihli ve 2019/1856 Esas, 2020/970 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.03.2024 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararterörtemyizhukukîörgütütevdiinev.süreçolgularyapmakgerekçesebepleribozulmasınapropagandası

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:21:34

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim