Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2024/9646
2024/16196
20 Aralık 2025
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/194 Esas 2022/1 sayılı dosya üzerinden verdiği ek kararları
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili ek kararların kanun yararına bozulması
I TALEP: **
Hükümlü ...'ın memnu hakların geri verilmesine ilişkin Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 04.04.2023 tarihli 2021/194 esas 2022/1 sayılı dosya üzerinden verilen ek kararı ve anılan ek kararın usulüne uygun olarak kesinleştirilmesinin ardından bu ek karar hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından süresinden sonra yapılan başvurunun itiraz kabul edilmesi suretiyle mahkemesince daha önceden verilen ve kesinleşen ek kararın yeniden ele alınarak ortadan kaldırılmasına ilişkin 29.03.2024 tarihli ek kararı kapsayan dosya incelendi.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 10.05.2024 tarih ve 2024/49833 sayılı yazısı ile; "Terör örgütüne yardım etmek ve terör örgütü propagandası yapmak suçlarından sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314/2, 220/7, 62/1, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7/2 ve 5/1. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis ve 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 11.01.2018 tarihli ve 2017/816 esas 2018/17 sayılı kararının Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi'nin 25.04.2018 tarihli ve 2018/831 esas 2018/1144 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleşmesini müteakip, 24/10/2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 29. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/3. maddesi uyarınca sanığın üzerine atılı suçlardan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz kanun yolunun açılması üzerine, süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmasını müteakip, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 03.06.2021 tarihli ve 2020/803 esas 2021/3878 karar sayılı ilamı ile Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi'nin 25.04.2018 tarihli kararının bozulmasına karar verilmesi sonrasında yeniden yapılan yargılama neticesinde, adı geçen sanığın aynı suçlardan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314/2, 220/7, 62/1, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7/2 ve 5/1. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis ve 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 06.01.2022 tarihli ve 2021/194 esas 2022/1 sayılı kararının, Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 20.12.2022 tarihli ve 2022/24410 esas 2022/9769 karar sayılı ilamı ile terör örgütüne yardım etmek suçu yönünden bozulması, terör örgütü propagandası yapmak suçu yönünden onanarak kesinleşmesini müteakip, hükümlü müdafisinin memnu hakların iadesi talebinde bulunması üzerine, talebin kabulü ile memnu hakların geri verilmesine ilişkin Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 04.04.2023 tarihli ve 2021/194 esas 2022/1 sayılı ek kararı ile Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebi üzerine, Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 04.04.2023 tarihli ve 2021/194 esas 2022/1 sayılı ek kararının ve anılan bu kararın kesinleşme tutanağının kaldırılmasına dair Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 29.03.2024 tarihli ve 2021/194 esas 2022/1 sayılı ek kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, hükümlü hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan verilen 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasının, Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 20.12.2022 tarihli ilamı ile onanarak kesinleşmesini müteakip, infaz aşamasında, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hükümlünün daha önce tutuklu kaldığı sürelerin mahsubu talebinin infaz hakimliğince kabulüne karar verilmesini takiben aynı yer Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 27.03.2023 tarihli müddetname ile bihakkın tahliye tarihinin Yargıtay tarafından verilen onama karar tarihi olan 20/12/2022 olarak dikkate alındığı gözetilerek yapılan incelemede,
1 Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 29.03.2024 tarihli ve 2021/194 esas 2022/1 sayılı ek kararı yönünden yapılan incelemede,
Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 04.04.2023 tarihli ve 2021/194 esas 2022/1 sayılı ek kararı ile hükümlünün memnu haklarının geri verilmesine hükmedilerek, söz konusu kararın usulüne uygun olarak kesinleşmesini müteakip, anılan karardaki hukuka aykırılığın ancak olağan veya olağanüstü kanun yolu ile denetiminin mümkün olduğu gözetilmeden, Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 04/04/2023 tarihli ve 2021/194 esas 2022/1 sayılı ek kararının kaldırılmasına karar verilmesinde,
2 Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 04.04.2023 tarihli ve 2021/194 esas 2022/1 sayılı ek kararı yönünden yapılan incelemede,
Yasaklanmış hakların geri verilmesine ilişkin karara dayanak teşkil eden 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesinde yer alan, '5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması, b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekir.' şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, memnu hakların iadesi kararı verilebilmesi için infazın tamamlandığı tarihten itibaren 3 yıllık sürenin geçmiş olmasının gerekmesi karşısında, hükümlünün terör örgütü propagandası yapmak suçundan mahkum olduğu 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasının, 20.12.2022 tarihinde infaz edildiği ve memnu hakların iadesine karar verildiği 04/04/2023 tarihinde hapis cezası yönünden 3 yıllık sürenin henüz tamamlanmadığı gözetilmeden, talebin reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir" düşüncesini içeren ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan ek kararların bozulmasını isteyen T.C. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 30.04.2024 gün ve 94660652 105 21 12311 2024 Kyb sayılı yazısına müsteniden ihbar ve mevcut evrak Dairemize gönderilmiştir.
II OLAY;
Silahlı terör örgütüne yardım etme ve terör örgütü propagandası yapma suçlarından ...'ın 5 yıl hapis ve 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 11.01.2018 tarihli ve 2017/816 esas 2018/17 sayılı kararının, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi'nin 25.04.2018 tarihli ve 2018/831 esas 2018/1144 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleşmesinin ardından 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 29. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/3. maddesi uyarınca sanığa atılı suçlardan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz kanun yolunun açılması üzerine süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmasını müteakip, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 03.06.2021 tarihli ve 2020/803 esas 2021/3878 sayılı kararı ile Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi'nin 25.04.2018 tarihli kararının usulen bozulmasına karar verilmesi nedeniyle yeniden yapılan yargılama neticesinde hükümlü ...'ın Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 06.01.2022 tarihli 2021/194 esas 2022/1 sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan 5 yıl ve terör örgütünün propagandası yapma suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 20.12.2022 tarihli ve 2022/24410 esas 2022/9769 sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan kurulan hükmün "...Türk Silahlı Kuvvetlerinin Doski ve Varagöz Vadileri ile Kepre Yaylası'nda silahlı terör örgütü mensuplarına yönelik icra ettiği operasyona karşı canlı kalkan olmak maksadı ile, Yüksekova ilçe merkezinde ve civar köylerde toplanan şahısların gitmek istedikleri duyum ve bilgisinin alındığı 04.10.2015 tarihinde, Yürekli Köy yolunu kullanarak Kepre Yaylası bölgesine gideceği bilgisi alınan ve içlerinde sanığın da bulunduğu 8 araçlık konvoyun, kolluk tarafından saat 10.22 sıralarında yol emniyetinin alındığı Yürekli Köyü bölgesine giriş izni verilmeyerek müdahale ile geri çevrilmek istendiği, ancak bu kez Çatma Köyü'ne araçlarını bırakıp, Kepre Yaylası'na doğru yürüyüşe başlayan grubun bu defa özel güvenlik bölgesi ilan edilen Beyaz Dere mevkinin İsimsiz Tepe bölgesinde intikal halinde iken durdurulup, Çatma Köyü'ne yaya olarak dönüşlerinin sağlandığı, bu kapsamda özel güvenlik bölgesi ilan edilen, bölücü terör örgütü mensuplarına karşı operasyon yapılmakta olan Varagöz mevkine beraberindeki kişilerle gelerek burada terör örgütü mensuplarına yönelik olarak yapılan operasyonları canlı kalkan olmak sureti ile zayıflattığı kabul edilen olayda;
Özellikle, 04.10.2015 tarihli olay tutanağı ile Kara Kuvvetleri Komutanlığı 3. Piyade Tümen Komutanlığının 20.11.2015 ve 21.01.2016 tarihli yazılarının muhteviyatı ile her ne kadar karar içeriğinde belirtilmemiş ise de talimatla dinlenen tutanak mümzii tanıklar M. B. A. ve Ö. B.'nin beyanları arasındaki mübayenetin giderilmesi; giderilemediği halde hangi beyan ve bilgilerin diğerlerine hangi nedenlerle üstün tutulduğunun karar yerinde tartışılması, gerekirse ve mümkün ise sanığın içinde yer aldığı grubun geri çevrildiği yer ile operasyonun fiilen yürütüldüğü alanın/noktanın icra olunacak keşifle belirlenmesi, sonucuna göre eylemin hazırlık hareketi kapsamında mı kaldığı ya da örgüte yardım etme suçunun icra hareketi olarak mı değerlendirildiği, şayet örgüte yardım etme suçunun icra hareketi olarak değerlendirilir ise teşebbüs aşamasında kalıp kalmadığı bağlamında değerlendirilmesinden sonra hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması" gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği,
Ancak; "...'ın 26/07/2015 tarihinde HDP ve DBP ilçe başkanlıklarının TSK'nın gerçekleştirdiği hava operasyonları ve ülke genelinde gerçekleştirilen gözaltı operasyonlarına tepki göstermek amacıyla organize ettiği toplantıda Yüksekova ilçe merkezinde bulunan Oslo Otel önünde bir konuşma yaptığı, konuşması sırasında sanık ...'ın kalabalık gruba hitaben 'PKK'nın ve kürt halkının gücünü kimse test etmeye kalkışmasın. PKK, Türkiye ve Ortadoğu'yu ... bahçesine çevirmek için ortaya çıkmış bir barış ve halk hareketidir. PKK'nın öyle bir gücü var ki sizi tükürüğüyle boğar tükürüğüyle, kürt halk önderi ... ... üzerinde tecrit sürdüğü sürece medya (mezopotamya) savunma alanları bombalandığı sürece kürt halkı hem önderliğine hem de hareketine sahip çıkıp, her yerde demokratik tepkilerini gençleriyle ve kadınlarıyla gün be gün yükseltecektir' şeklinde konuşma yaptığı, sanığın bu konuşmayı yaptığının ikrar içeren beyanları, tutanaklar ve bilirkişi raporu ile sabit olduğu, sanık ...'ın yukarıda oluş ve kabulü anlatılan 26.07.2015 tarihinde yaptığı konuşmada 'PKK'nın gücünü kimse test etmeye kalkışmasın, PKK, Türkiye ve Ortadoğu'yu ... bahçesine çevirmek için ortaya çıkmış bir barış ve halk hareketidir, PKK'nın öyle bir gücü var ki sizi tükürüğüyle boğar tükürüğüyle' demek şeklindeki sözleriyle 3713 sayılı Kanunun 7/2 maddesinde düzenlenen terör örgütü propagandası yapma suçunu işlediğinin sabit görüldüğü, sanığın terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek ve övecek şekilde propagandasını yaptığı, sanık her ne kadar üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ve bu sözleri, IŞİD/DEAŞ için söylediğini savunmuş ise de; sanığın konuşmasının devamında 'kürt halk önderi ... ... üzerinde tecrit sürdüğü sürece medya (mezopotamya) savunma alanları bombalandığı sürece kürt halkı hem önderliğine hem de hareketine sahip çıkıp, her yerde demokratik tepkilerini gençleriyle ve kadınlarıyla gün be gün yükseltecektir' şeklinde beyanda bulunduğu, konuşmanın bütünü gözetildiğinde sanığın sözlerinin muhattabının IŞİD/DEAŞ terör örgütü değil Türkiye Cumhuriyeti Devleti olduğu, zira teröristbaşı ... ...'ın Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsız ve tarafsız mahkemelerince verilen kararlar gereği cezaevinde cezasını infaz etmekte olduğu, sanığın konuşmasının devamında bölücü terör örgütü PKK'nın kamplarının bulunduğu medya (mezopotamya) alanını savunma alanı olarak nitelendirdiği ve buraya yapılan operasyonların, Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından yapılmakta olduğu gözetilerek bu operasyonlar devam ettiği sürece kürt halkının sözde önderliğe sahip çıkacağını belirtmesi karşısında, sanığın suçlamadan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmediği ve sanığın, PKK silahlı terör örgütünün cebir ve şiddet içeren eylemlerine yüceltmek suretiyle PKK'nın Türkiye Cumhuriyeti'ni gülbahçesine çevirebileceği veya tükürüğüyle boğabileceği şeklindeki sözlerini Türkiye Cumhuriyeti Devletine yönelik söylediğinin kabul edildiği ve terör örgütü propagandası yapma suçundan mahkumiyetine karar verildiği" şeklinde Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yazılan gerekçe ile terör örgütünün propagandası yapma suçundan kurulan hükmün, Dairemiz tarafından onanmasına karar verildiği,
Bu kapsamda, ... hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan yargılama devam etmekte ise de terör örgütünün propagandasını yapma suçundan kurulan hükmün 20.12.2022 tarihinde kesinleştiği, buna rağmen Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 04.04.2023 tarihli ek karar ile Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın mütalaasına aykırı olarak memnu hakların geri verilmesine dair karar verildiği, bu kararın da dosya kapsamındaki ek karar kesinleşme şerhi uyarınca istinaf ve temyiz kanun yollarına başvurulmaması nedeniyle 25.04.2023 tarihinde kesinleştiği ve anılan ek kararın usulüne uygun olarak kesinleştirilmesinin ardından bu ek karar hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından süresinden sonra yapılan başvurunun itiraz kabul edilmesi suretiyle mahkemesince daha önceden verilen ve kesinleşen 04.04.2023 tarihli ek kararın yeniden ele alınarak 29.03.2024 tarihli ek karar ile ortadan kaldırıldığı anlaşılmıştır.
III HUKUKİ UYUŞMAZLIK;
Hükümlü ... hakkında Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 04.04.2023 tarihinde verilen yasaklanmış hakların geri verilmesine dair ek kararda ve anılan ek kararın usulüne uygun olarak kesinleştirilmesinin ardından bu ek karar hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından süresinden sonra yapılan başvurunun itiraz kabul edilmesi suretiyle mahkemesince daha önceden verilen ve kesinleşen ek kararın yeniden ele alınarak ortadan kaldırılmasına ilişkin 29.03.2024 tarihli ek kararda hukuka aykırılık bulunup bulunmadığına ilişkindir.
IV HUKUKİ DEĞERLENDİRME;
Bu konuda yasal düzenleme şöyledir;
5352 sayılı Adli Sicil Kanunu
Yasaklanmış hakların geri verilmesi
Madde 13/A – (Ek: 6/12/2006 5560/38 md.)
"(1)5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla,
a)Mahkum olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması,
b)Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması, gerekir.
(2)Mahkum olunan cezanın infazına genel af veya etkin pişmanlık dışında başka bir hukukî nedenle son verilmiş olması halinde, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilmesi için, hükmün kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmesi gerekir. Ancak, bu süre kişinin mahkûm olduğu hapis cezasına üç yıl eklenmek suretiyle bulunacak süreden az olamaz.
(3)Yasaklanmış hakların geri verilmesi için, hükümlünün veya vekilinin talebi üzerine, hükmü veren mahkemenin veya hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemenin karar vermesi gerekir.
(4)Mahkeme bu husustaki kararını, dosya üzerinde inceleme yaparak ya da Cumhuriyet savcısını ve hükümlüyü dinlemek suretiyle verebilir.
(5)Yasaklanmış hakların geri verilmesi talebi üzerine mahkemenin verdiği karara karşı, hükümle ilgili olarak Ceza Muhakemesi Kanununda öngörülen kanun yoluna başvurulabilir.
(6)Yasaklanmış hakların geri verilmesine ilişkin karar, kesinleşmesi halinde, adlî sicil arşivine kaydedilir.
(7)Yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna başvurulması nedeniyle oluşan bütün masraflar hükümlü tarafından karşılanır." şeklinde düzenlenmiştir.
Yasaklanmış hakların geri verilmesi kavramı, şu şekilde ifade edilebilir;
Yasaklanmış hak kavramı, hükümlünün işlemiş olduğu suç sebebiyle temel haklardan olan bazı kamu haklarından veya bir meslek ve sanatın icrasından, bir mahkeme kararıyla ya da bir özel kanunda yer alan hüküm aracılığıyla yararlanma ehliyetinden geçici bir süre için veya süresiz olarak mahrum bırakılmasıdır (... Erem, Memnu Hakların İadesi, Adalet Dergisi, 1948, Sa. 6, s. 621 622). Yasaklanmış hakların geri verilmesi ise, ceza mahkumiyetinden kaynaklanan süresiz yasaklılık ve ehliyetsizlikleri kaldıran yargısal bir müessesedir (Maya Ezgi Avcı, Yasaklanmış Hakların Geri Verilmesi, Ceza Hukuku Dergisi, 2012, Sa. 18, s. 260). Bu müessese, ıslah olduğunu gösteren eski hükümlüleri yeniden topluma kazandırma ve bu suretle toplumsal yaşamın gerektirdiği etkinlikleri normal olarak sürdürme ve mahkumiyet sonucu yıpranan manevi itibarını da elde etme imkanına kavuşturma gibi insancıl sebeplerle oluşturulmuştur. Bu bakımından müessesenin toplumsal bir değeri ve amacı olduğu kabul edilmelidir. Ceza mahkumiyetinden ... her türlü ehliyetsizlik, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluyla giderilebilir. Aksi ihtimalde, geleceğinin bütünüyle kaybolduğu düşüncesi, hükümlüyü yeni suçlar işlemeye sevk eden bir etki doğurabilir. Bu itibarla, yasaklanmış hakların geri verilmesi müessesi suçluyu ıslah sürecinde içine düşmesi muhtemel ümitsizlik girdabından korumayı amaçlamaktadır. Nihayet, yasaklanmış hakların geri verilmesi hükümlüye yaşamını iyi halli olarak geçirmek karşılığında bir hak olarak verilmektedir. Aksi takdirde cezası infaz edilen, cezadan sonra pişmanlık gösteren hükümlüleri sonsuza kadar bazı haklardan yoksun bırakmak kamu vicdanını da rahatsız eder. Ayrıca neredeyse tüm kamusal haklarından süresiz yasaklı bulunan hükümlülerin, bu durumunun geri dönülemez olması eski hükümlüleri toplum dışına iter ve toplumla uyumunu adeta imkansız kılar (Cengiz Topel Çiftcioğlu, Memnu Hakların İadesi, İzmir Barosu Dergisi, 2024, Sa. 2, s. 107). Ancak, yasaklanmış hakların geri verilmesi belirli şartlar dahilinde ve öngörülen süre dolduktan sonra söz konusu olabilmektedir.
Yasaklanmış hakların geri verilmesinin hukuki niteliği ise, adli sistem içerisinde değerlendirilmekte olup, bu sisteme göre iade şartlarının oluşup oluşmadığı yapılan inceleme sonucunda mahkemece karara bağlanır. Benimsenen bu sistem, 765 sayılı TCK ile 1412 sayılı CMUK'ta ve 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nda kabul edilmiştir. Nitekim, şartların gerçekleşmesi durumunda mahkemeden yasaklanmış hakların geri verilmesini istemek hükümlü için bir hak ve devlet için bir görev niteliğinde olup, talep üzerine yapılan muhakeme sonucunda ceza hükümlülüğünün bir sonucu olarak uygulanan yaptırım, geleceğe dönük etki doğurmak üzere kaldırılmaktadır. Bu kapsamda, 01.06.2005 tarihinde ceza adalet sisteminde temel mevzuatın değiştirilmesi ile yeni bir dönem başlamıştır. 5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesinin gerekçesinde de açıklandığı üzere; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda, belli bir suçu işlemekten dolayı cezaya mahkumiyetin sonucu olarak ömür boyu devam edecek bir hak yoksunluğu kabul edilmediği için, mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 121 124. maddeleri ile 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 416 420. maddelerinin yerine ikame olmak üzere yasaklanmış hakların geri verilmesi kurumuna ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. Ancak, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun geçici 2. maddesinde diğer kanunlardaki kasıtlı bir suçtan dolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayı bir cezaya mahkum olan kişilerin, belli hakları kullanmaktan süresiz olarak yoksun bırakılmasına ilişkin hükümler saklı tutulmuş, ayrıca Anayasa'nın 76. maddesi ile özel kanunlarda sayılan suç ve mahkumiyetlerin arşiv bilgilerinin silinmesi kabul edilmemiştir. 5237 sayılı TCK dışındaki çeşitli kanunlardaki süresiz hak yoksunluğu doğuran hükümlere rağmen yasaklanmış hakların geri verilmesi yolunun kapalı tutulması, uygulamada ciddi sorunlara neden olduğu için 06.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 38. maddesi ile 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'na 13/A maddesinin eklenmesi suretiyle yasaklanmış hakların geri verilmesi kurumu yeniden düzenlenmiştir (Çiftcioğlu, Memnu Hakların İadesi, s. 104 105).
5352 sayılı Kanun'da yer verilen "5237 sayılı TCK dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkumiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilmesi amacıyla memnu hakların iadesi yoluna gidilebilir" ifadesi anlam karışıklığına yol açabilse de yasaklanmış hakların geri verilmesi müessesesinin niteliği ve madde gerekçesi birlikte incelendiğinde kanun koyucunun amacının, TCK'daki mahkumiyetleri kapsam dışı bırakmak olmadığı açıktır. Bu itibarla, anılan kanun maddesinin gerekçesinde işaret olunan amaç ve kapsam dikkate alındığında, 5237 sayılı TCK'da belli bir suçu işlemekten dolayı ceza mahkumiyetinin sonucu olarak ömür boyu devam edecek bir hak yoksunluğuna yer verilmemiş ve kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir ceza mahkumiyetine bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için yasaklanmış hakların geri verilmesi kurumu kabul edilmiştir. Bu minvalde, hükümlünün mahkumiyetinin, mülga 765 sayılı TCK'ya ya da mer'i 5237 sayılı TCK'ya veya ceza öngören özel kanunlara dayanmasının bir önemi bulunmamaktadır. Geri verilmesine karar verilecek olan yasaklanmış haklar, belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkumiyete bağlı olarak süresiz hak yoksunluklarına ilişkindir. Yasaklanmış hakların geri verilmesi durumunda eski hükümlü hangi haklardan yoksun kalmış ise o hakları kullanma hakkını yeniden kazanır. Ancak, kaybedilmiş olan bu hakların iadesi geçmişe etkili olmayıp geleceğe etkilidir.
5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'na eklenen 13/A maddesinde, 5237 sayılı TCK dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkumiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebileceği, bunun için TCK'nın 53. maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, mahkum olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması gerektiği belirtilmiştir. İnfazın tamamlanmış olması ile ifade edilmek istenen husus, cezanın tamamıyla yerine getirilmiş olmasıdır. Dolayısıyla hapis cezasında süre, koşullu salıverme değil, bihakkın tahliye tarihinden itibaren başlayacaktır (Ayrıntılı bilgi için bakınız Çetin Akkaya, Açıklamalı ve İçtihatlı Cezaların İnfazı ve İnfaz Hukuku, 2018, 6. Baskı, s. 1013 vd.). Yasaklanmış hakların geri verilmesi için cezanın infaz edilmiş olması ve kişinin infazın tamamlanmasından itibaren üç yıllık süre içerisinde yeni bir suç işlememesi ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede de bir kanaatin oluşması gerekecektir.
765 sayılı TCK'da hem ceza hem de ceza mahkumiyetinin bir sonucu olan kamu hizmetlerinden yasaklılık ile meslek ve sanatın icrasının yasaklanması, 5237 sayılı TCK'da ceza olarak değil, artık güvenlik tedbiri olarak 53. maddede farklı bir içerikte, daha anlaşılır ve uygulanabilir bir şekilde düzenlenmiştir. 765 sayılı TCK'daki kamu hizmetlerinden yasaklılık cezasının karşılığını 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinde düzenlenen belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma tedbiri teşkil etmektedir. Bu nedenle çeşitli kanunlarda yer verilen kamu hizmetlerinden yasaklılığa dair ifadelerin, 5237 sayılı TCK'daki karşılığı 53. maddedeki hak yoksunluklarıdır (Ayrıntılı bilgi için bakınız ... Turhan, Yeni Türk Ceza Kanunu'nda Güvenlik Tedbiri Olarak Hak Yoksunluğu ve Yasaklığın Hukuki Niteliği, Kapsam ve Koşulları Üzerine Bir Değerlendirme, Ceza Hukuku Dergisi, 2007, Sa. 4, s. 171 vd.). Bu kapsamda, 5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesine göre; amme hizmetlerinden yasaklanma, memuriyetten mahrumiyet, seçme veya seçilme hakkından yoksun kılınma, yasal kısıtlılık altında bulundurulma, babalık veya kocalık haklarından mahrumiyet, sürücü belgesinin geri alınması, emekli maaşından yoksun kılınma, meslek ve sanatın tatili, iş yerinin kapatılması ve bir mahkumiyet sonucu veya ceza şeklinde hükmedilen her nevi hak yoksunluğunun, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluyla bertaraf edilmesine yasal bir engel bulunmadığından, anılan kanun maddesinde öngörülen süreler geçtikten sonra talepte bulunan iyi halli hükümlünün yasaklanmış haklarının iade edildiğinin mahkeme tarafından verilen bir kararla tespit edilmesinde zorunluluk bulunmaktadır (Ayrıntılı bilgi için bakınız Çetin Arslan, Yasaklanmış Hakların Geri Verilmesi 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu md.13/A, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2007, C. 56, Sa. 4, s. 3 vd.).
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde;
Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 06.01.2022 tarihli ve 2021/194 esas 2022/1 sayılı kararı ile ... hakkında 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7/2. maddesi ile TCK'nın 62. maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verildiği ve bu hükmün 20.12.2022 tarihinde kesinleştiği, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı Ağır Ceza İlamat Masası'nın 27.03.2023 tarihli yazısında da "Hükümlü ...'a ait infaz dosyasında yapılan incelemede hükümlünün Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/194 esas sayılı ilamına ait 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasının kesinleşerek infaza verildiği, hükümlünün bahsi geçen dava dosyasından dolayı 05.11.2016 ile 06.01.2022 tarihleri arasında tutuklu olarak kaldığı, tutuklu kaldığı sürelerin kesinleşen 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasından mahsubuna karar verildiği anlaşılmıştır.
İlamın kesinleşme tarihi 20.12.2022 olduğu dikkate alınarak yapılan farazi müddetnamede hükümlünün tutuklulukta kaldığı sürelerden 05.11.2016 ile 20.01.2019 tarihleri arasındaki sürelerin cezasını bihakkın karşılaması nedeniyle hükümlüye ait ilama mevkufen infaz işlemleri yapılarak yerine getirme işlemleri yapılmıştır.
Açıklanan nedenlerle hükümlünün cezası bihakkın karşılandığından, bihakkın tahliye tarihi hükmün kesinleştiği tarih olan 20.12.2022 olarak tespit edilmiştir" şeklinde bilgi verildiği ve bu kapsamda, hükümlü ... hakkında verilen ilamdan dolayı bihakkın tahliye tarihinin 20.12.2022 olduğunun tespit edildiği,
Her ne kadar hükümlü ... açısından 25.04.2018 tarihinde kesinleşen terör örgütü propagandası yapma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 29. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/3. maddesi uyarınca temyiz kanun yolu açılmış olsa da anılan kanun değişikliği öncesinde kesinleşen mahkumiyet hükmü açısından yasaklanmış hakların geri verilmesi açısından bihakkın tahliye tarihinin 24.10.2019 tarihi itibariyle henüz dolmamış olduğu, keza 5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesinin 2. fıkrası uyarınca; "Mahkum olunan cezanın infazına genel af veya etkin pişmanlık dışında başka bir hukukî nedenle son verilmiş olması halinde, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilmesi için, hükmün kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmesi gerekir. Ancak, bu süre kişinin mahkûm olduğu hapis cezasına üç yıl eklenmek suretiyle bulunacak süreden az olamaz" şeklindeki düzenleme de dikkate alındığında terör örgütünün propagandasını yapma suçundan kurulan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına dair hükmün ilk kesinleşme tarihi olan 25.04.2018 tarihinden itibaren anılan maddede öngörülen yasal sürelerin de o tarih itibariyle dolmamış olduğu, kaldı ki 24.10.2019 tarihli 7188 sayılı Kanun değişikliği ile temyiz kanun yoluna başvuran hükümlü ve müdafisinin hükmün kesinleştirilmesi ve buna bağlı sonuçlardan feragat etmiş oldukları, bu kapsamda, hükümlü ...'ın 05.11.2016 ila 06.01.2022 tarihleri arasında terör örgütü propagandası yapma ve silahlı terör örgütüne yardım etme suçları kapsamında tutuklu olarak kaldığı, aynı dosya kapsamında birlikte yargılandığı diğer suç olan silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan yargılamasının ayrıca devam ettiği, 7188 sayılı Kanun ile temyiz kanun yoluna başvurma açısından hükümlü ve müdafisi lehine değişiklik yapılmış olsa da yasaklanmış hakların geri verilmesinin söz konusu olabilmesi için bihakkın tahliye tarihi üzerinden 3 senelik sürenin dolmuş olması gerektiği, 7188 sayılı Kanun değişikliği kapsamında temyiz kanun yolunun açılması ile kesinleştirilmesi kaldırılan terör örgütü propagandası yapma suçundan kurulan hükmün onandığı ve bihakkın tahliye tarihi olan 20.12.2022 tarihinden itibaren 3 senelik sürenin ise 20.12.2025 tarihi itibariyle dolacağı,
Buna rağmen; yapılan başvuru üzerine Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 04.04.2023 tarihli ek karar ile hükümlü ...'ın yasaklanmış haklarının geri verilmesine Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın mütalaasına aykırı şekilde karar verildiği, bu ek kararın Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'na 10.04.2023 tarihinde UYAP sistemi üzerinden görüldüye gönderildiği ve anılan ek kararın istinaf ve temyiz edilmemesi üzerine 25.04.2023 tarihinde kesinleştirme işleminin yapıldığı, ardından Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından T.C. Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü'ne bu kararın gönderilmesi suretiyle adli sicil kaydına T fişi olarak işlenmesinin sağlandığı, daha sonrasında hükümlü ... müdafisi tarafından "Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 04.04.2023 tarihinde 2021/194 esas 2022/1 sayılı dosya üzerinden verdiği ek kararda müvekkili hakkında sadece 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi kapsamında bir değerlendirme yapıldığı, oysa müvekkilinin yasaklanmış haklarının bununla sınırlı olmadığı, örneğin milletvekili veya belediye başkanı seçilme yönünden özel yasalardaki yasaklanmış haklarının da geri verilmesi gerektiği" talebiyle farklı tarihlerde başvurular yapılması üzerine Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesince 29.05.2023 ve 29.09.2023 tarihlerinde iki ayrı ek kararla 04.04.2023 tarihinde verilen ek karar ile taleplerin karşılandığı ve hükümlü ... hakkında TCK'nın 53. maddesinde düzenlenen hak yoksunlukları haricinde başkaca hak yoksunluğuna hükmedilmediği gerekçesiyle yeniden karar verilmesine yer olmadığına dair kararlar verildiği, yine T.C. Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü'nün 10.08.2023 tarihli yazısında "... hakkında yasaklanmış hakların geri verilmesine yönelik 04.04.2023 tarihli ek kararın incelendiği, ancak 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesi uyarınca yasaklanmış hakların geri verilmesi için cezanın infazının tamamlanmasından itibaren 3 yıllık sürenin geçmesi gerektiği halde, bahse konu cezanın kesinleşme tarihinin 20.12.2022 olduğu, kanunda öngörülen 3 yıllık süre tamamlanmadan yasaklanmış hakların geri verilmesine karar verildiği" belirtilmek suretiyle yasal gereğinin takdir ve ifasının istendiği, ancak Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bu talebin gereğinin hemen yerine getirilmediği, yazılan tekit yazıları üzerine daha sonrasında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebi üzerine Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 29.03.2024 tarihinde verilen yeni bir ek kararla hükümlü ... hakkında yasaklanmış hakların geri verilmesine dair 04.04.2023 tarihli ek karara ilişkin kesinleştirme tutanağının ve yasaklanmış hakların geri verilmesine yönelik kararın ortadan kaldırılmasına Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere karar verildiği anlaşılmıştır.
CMK'nın 38/A maddesi ve müstekar Yargıtay içtihatları kapsamında ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına kararın tebliği amacıyla UYAP üzerinden görüldü için gönderilmesi yeterli olduğundan ve Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin hükümlü ... hakkında verdiği yasaklanmış haklarının geri verilmesine dair 04.04.2023 tarihli ek kararı Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'na 10.04.2023 tarihinde UYAP sistemi üzerinden görüldüye gönderildiğinden (Benzer mahiyette Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 04.07.2024 tarihli ve 2023/3629 esas 2024/5816 sayılı kararı; Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 30.04.2024 tarihli ve 2024/1316 esas 2024/3834 sayılı kararı; Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 06.12.2022 tarihli ve 2022/34485 esas 2022/8928 sayılı kararı), anılan ek karar 25.04.2023 tarihinde usulüne uygun olarak kesinleştirilmiştir (Hakeza Yüksek Seçim Kurulu'nun 03.04.2024 tarihli ve 2024/894 sayılı kararında da Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin anılan 04.04.2023 tarihli ek kararının kesinleşmiş olduğu kabul edilmiştir). Yasaklanmış hakların geri verilmesine dair kararlar, istinaf ve temyiz kanun yollarına tabi olduğundan, bu kararlar hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından süresinden sonra yapılan başvurunun, itiraz kabul edilmesi suretiyle mahkemesince daha önceden verilen ve kesinleşen ek kararın yeniden ele alınarak ortadan kaldırılması mümkün değildir (Zira 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu madde 13/A fıkra 5 hükmü uyarınca yasaklanmış hakların geri verilmesi kararına karşı itiraz yoluna değil, esas hükümle ilgili öngörülen kanun yoluna başvurulabilir). Bu kapsamda, yasaklanmış hakların geri verilmesine dair kararların, istinaf ve temyiz kanun yollarına başvurulmadan kesinleşmeleri ve kanun yararına bozma talebiyle önüne gelen Yargıtay ilgili ceza dairesi tarafından incelendikten sonra hukuka aykırı bulunmaları durumunda CMK'nın 309/4 a maddesi gereği gerekli inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmelerine karar verilebilir.
Bu açıklamalar ve tespitler ışığında, Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 29.03.2024 tarihinde vermiş olduğu ve yasaklanmış hakların geri verilmesine dair 04.04.2023 tarihli daha önceki ek kararının ortadan kaldırılmasına ilişkin ek kararı, hukuki değerden yoksun olup, ortada uygulanması ve uyulması gereken bir karar bulunmadığından, hükümlü ...'ın yasaklanmış haklarının geri verilmesine dair 04.04.2023 tarihli olan ve 25.04.2023 tarihinde kesinleşen hukuka aykırı ilk ek karar, bu konuda görevli ve yetkili bulunan Dairemiz tarafından kanun yararına bozulduğu tarihe kadar geçerliliğini sürdürmüştür.
5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasında düzenlenen hak yoksunlukları yönünden kural olarak bir karara gerek kalmaksızın hapis cezasının infazıyla yani bihakkın tahliye tarihiyle birlikte kişi yoksun kaldığı haklarını kullanmaya başlarken, 5237 sayılı TCK dışındaki özel kanunlardan kaynaklanan hak yoksunluklarının sona ermesi bakımından 5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesi gereği yasaklanmış hakların geri verilmesi amacıyla görevli ve yetkili mahkemeden bu hususta bir karar alınması zorunludur.
Buna göre; özel kanunlardan kaynaklanan (2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu md. 11, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu md. 48/1 A, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu md. 8/1 d ve h, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu md. 5/1 a, 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu md. 10/(1) a ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu md. 20/(2) ç gibi) yasaklanmış hakların geri verilmesinin ilk şartı, mahkum olunan cezanın infaz edilmiş olması ve mahkum olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması iken; ikinci şartı ise, kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşmasıdır. Dosya kapsamı itibariyle 25.04.2023 tarihinde kesinleşen Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin hükümlü ... hakkında yasaklanmış haklarının geri verilmesine dair 04.04.2023 tarihli ek kararının verildiği tarihte cezanın infazının tamamlandığı tarihten yani bihakkın tahliye tarihinden itibaren üç yıllık sürenin geçmiş olması şeklinde belirlenen ve mahkemeye herhangi bir takdir hakkı tanımayan ilk şart gerçekleşmemiştir (Benzer mahiyette Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 18.11.2019 tarihli ve 2019/16844 esas 2019/20866 sayılı kararı; Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 25.11.2019 tarihli ve 2017/1694 esas 2019/5159 sayılı kararı; Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 06.12.2019 tarihli ve 2019/4732 esas 2019/8141 sayılı kararı). Zira hükümlü ...'ın bihakkın tahliye tarihi, hükmün kesinleştiği tarih olan 20.12.2022 olduğundan, cezanın infazından yani bihakkın tahliye tarihinden itibaren 3 sene 20.12.2025 tarihi itibariyle dolmuş olacaktır.
Açıklanan nedenlerle, 5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesinde öngörülen şartlar kapsamında hükümlü ...'ın yasaklanmış haklarının geri verilmesine dair Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 04.04.2023 tarihli ek kararında hukuki isabet görülmemiştir. Yine, bu ek kararın usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesinin ardından söz konusu karardaki hukuka aykırılığın yalnızca kanun yararına bozma olağanüstü kanun yolu ile giderilmesi mümkün olduğu halde, anılan ek karar hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından süresinden sonra yapılan başvurunun itiraz kabul edilmesi suretiyle mahkemesince daha önceden verilen ve kesinleşen ek karar yeniden ele alınarak hukuka aykırı şekilde ortadan kaldırıldığından, görevsiz şekilde verilmesi nedeniyle hukuki değerden yoksun olan Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 29.03.2024 tarihli ek kararında da hukuki isabet görülmemiştir.
V SONUÇ: **
Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden, Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/194 esas 2022/1 sayılı dosya üzerinden verdiği hükümlü ...'ın yasaklanmış haklarının geri verilmesine dair 04.04.2023 tarihli ek kararı ile görevsiz şekilde verilmesi nedeniyle hukuki değerden yoksun bulunan 29.03.2024 tarihli ek kararının CMK'nın 309/4 a maddesi uyarınca ayrı ayrı BOZULMASINA, gerekli inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra yeniden karar verilmesi için dosyanın Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 03.12.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:09:51