Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/33939
2024/13772
5 Kasım 2024
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2018/2133 E., 2021/1 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ağrı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.07.2018 tarihli, 2018/163 Esas 2018/525 sayılı Kararı
KATILANLAR: T.C. Cumhurbaşkanlığı, TBMM Başkanlığı
SUÇ: Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, TBMM'yi ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti hükümetine karşı silahlı isyanda bulunma,Cumhurbaşkanına suikast, Silahlı terör örgütüne üye olma, Silahlı terör örgütü kurma veya yönetme
HÜKÜM: 1 Sanık ... hakkında;
a )Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan; TCK’nın 314/2, 3713 sayılı kanun 5/1, TCK 62, 53, 58/9, 63. maddesi uyarınca verilen mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi,
b )Cumhurbaşkanına suikast suçundan; CMK'nın 223/2 e maddesi uyarınca verilen beraat kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi,
c )Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, TBMM'yi ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti hükümetine karşı silahlı isyanda bulunma suçlarından; sanığın eylemlerinin bir bütün halinde Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçunu oluşturabileceği ancak sanığın anılan suçtan CMK'nın 223/2 e maddesi uyarınca verilen beraat kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi,
2 Sanıklar ..., ..., ..., ... , ... hakkında;
a ) Silahlı terör örgütü kurma veya yönetme ve Cumhurbaşkanına suikast suçlarından; CMK'nın 223/2 e maddesi uyarınca verilen beraat kararlarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi,
b ) Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, TBMM'yi ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti hükümetine karşı silahlı isyanda bulunma suçlarından; sanıkların eylemlerinin bir bütün halinde Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçunu oluşturabileceği ancak sanıkların anılan suçtan CMK'nın 223/2 c maddesi uyarınca verilen beraat kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi,
3 Sanık ... hakkında Cumhurbaşkanına suikast suçundan; CMK'nın 223/2 e maddesi uyarınca verilen beraat kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi,
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret, Onama, Bozma
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle;
... vekilince yapılan istinaf istemi üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince katılma hakkı bulunmadığından CMK'nın 279/1 b gereğince istinaf isteminin reddine karar verildiği, bu karar karşı ... vekilince usulüne uygun olarak itiraz kanun yoluna başvurulduğu ve itiraz makamınca itirazın reddine karar verildiği ve Milli Savunma Bakanlığının herhangi bir temyiz istemi bulunmadığı; sanıklar hakkında TBMM'yi ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti hükumetine karşı silahlı isyanda bulunma suçlarından da katılan ... vekilince cezalandırılması talep edilmiş ise de, sanıklar hakkında bu suçların bir bütün halinde Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçunu oluşturabileceğinden bahisle mahkemece tek hüküm kurulduğu ve bu hususta bir isabetsizlik bulunmadığı gözetilerek;
I Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... hakkında silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçundan verilen beraat kararına ve sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet kararına ilişkin TBMM Başkanlığı vekilinin;
Sanık ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçuna ilişkin Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemlerinin incelenmesinde;
TBMM Başkanlığının silahlı terör örgütün kurma veya yönetme suçu yönünden, anılan suçun niteliği itibariyle doğrudan doğruya zarar görmediği ve bu nedenle davaya katılma hakları bulunmadığından; Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının sanık ...'ın Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan cezalandırılmasına ilişkini temyiz isteminin ise, Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkında Cumhurbaşkanına suikast suçu dışında kalan tüm suçların bozulmasına karar verildiği görülmekle, sanık hakkında temyizi kabil bir karar bulunmadığından TBMM Başkanlığı vekilinin ve Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemlerinin CMK'nın 298/1 inci maddesi gereğince REDDİNE,
Temyizin başkaca reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriği; oluş ve tüm dosya kapsamına göre yapılan incelemede;
II ) HUKUKİ AÇIKLAMALAR
Ayrıntıları, Dairemizin 22.03.2019 tarih ve 2018/7103 E. 2019/1953 sayılı Kararında açıklandığı üzere;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 309 uncu maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçunun maddi unsuru/tipik eylem, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye elverişli vasıtalarla teşebbüs etmektir.
Suçun bu amaçla kurulmuş bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi, korunan amaçlara matuf fiillerin elverişliliğinin değerlendirilmesi bakımından önem taşımakta ise de bu husus suçun unsuru değildir.
Suç, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmak, bu düzen yerine başka bir düzen getirmek veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemek amacına matuf doğrudan genel kast ile işlenebilen bir suçtur. Suç tanımında belirtilen amaçları gerçekleştirmeye yönelik bir fiil işlenmesi hususunda iştirak iradeleri bulunan sanıklar hakkında Türk Ceza Kanununun 309 uncu maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçu yönünden iştirakin her şeklinin uygulanması mümkündür.
Suça iştirakten söz edebilmek için amaca yönelik bir fiil işleme hususunda iştirak iradelerini ortaya koyan kişilerin hepsinin bu amaçla kurulmuş bir örgütün üyesi olması da gerekmez.
15 Temmuz 2016 günü, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzeninin değiştirilmesi amacıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olan ve/veya bu örgütsel faaliyeti destekleyen 8.000'in üzerinde askeri personel tarafından savaş uçakları dahil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74'ü tank olmak üzere 246 zırhlı aracın ve 4.000'e yakın hafif silahın kullanılarak; Cumhurbaşkanına suikasta teşebbüs edilmiş, TBMM ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi başta olmak üzere birçok stratejik merkez bombalanmış, Başbakanın konvoyuna silahlı saldırı gerçekleştirilmiş, kalkışmaya karşı koyan güvenlik görevlileri ile sokaklara çıkan sivillere devletin silahlı kuvvetlerine ait bu uçak, helikopter, tank ve silahlarla saldırılarak 4'ü asker, 63'ü polis ve 183'ü sivil olmak üzere toplam 250'den fazla kişi şehit edilmiş, 23'ü asker, 154'ü polis ve 2.558'i sivil olmak üzere toplam 2.735 kişi de yaralanmıştır.
Somut darbe teşebbüsü, TCK'nın 309 uncu maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, Anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eş zamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurdukları gözetilerek TCK'nın 37 nci maddesi kapsamında "doğrudan fail" olduklarının kabulünde zorunluluk vardır.
Mensup olduğu örgütle kurduğu bağ nedeniyle örgütsel faaliyet kapsamında işlenen Anayasayı ihlal suçuna ilişkin planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini gerçekleştirenlerin ya da görev paylaşımı bağlamında henüz sırası gelmemiş icra hareketleri için gerekli hazırlıkları yapanların bu suç yönünden müşterek fail olarak sorumlu tutulmaları gerekmektedir.
Doğrudan kanuni tanımda öngörülen cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmayan, somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde faillerle birlikte fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımayan, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmeleri nedeniyle ika edildiği kanıtlanamayan ancak suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelen hareketleri gerçekleştiren sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 39/2 c maddeleri kapsamında Anayasayı ihlale teşebbüs suçuna yardım etmek suçunu oluşturacağı gözetilmeli, hukuki durumları buna göre tespit edilmelidir.
TCK'nın 309 uncu maddesinde düzenlenen suç bir somut tehlike suçu olduğundan suçun oluşması için ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi aranmamaktadır. Bu itibarla, sanığın amaca matuf eylemi ve/veya işlediği elverişli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Suça teşebbüsün kabulü için aranan elverişli vasıtalarla cebri eylemlere başlanıp başlanmadığı araştırılırken ve vasıtanın elverişliliği takdir edilirken tek tek yapılan eylemlerle amaçlanan hedefler arasında doğrudan doğruya bağ kurmak yoluna gidilemez. Ancak her halükarda ülke genelinde gerçekleştirilmek istenen amaca matuf cebri/icrai fiilin, sanığın bulunduğu mahalde/sorumluluk sahasında da doğrudan doğruya ya da araç suçlar yönünden icrasına başlanması aranmalıdır. Sanığın bu icrai fiile yine icrai bir hareketle katılması mümkün olduğu gibi garantörlük yükümlülüğünü ihmal etmek suretiyle de iştirak edebileceği görülmektedir.
Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde, yerine getiren ile emri veren sorumlu olur (1982 Anayasasının 137/2. maddesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 24/3. maddesi). Askeri hizmete müteallik hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse bu suçun işlenmesinden emri veren mesuldür. Ancak, amirin emrinin adli ve askeri bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğu kendisince malum ise, maduna da faili müşterek cezası verilir (1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu 41/3 B).
III ) Bölge Adliye ve İlk Derece Mahkemelerince sübutu kabul edilen somut olay ve bu çerçevede yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanık ...'in yüzbaşı rütbesi ile Doğubayazıt 1. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığında Tank 3. bölük komutanı, sanık ...'ın ise üsteğmen rütbesi ile takım komutanı olarak görev yaptığı, sanık ...'ün üsteğmen rütbesi ile 1. tank bölük komutanlığına vekalet ettiği, olay akşamı saat 21:30'dan sonra bütün personel ile sanıkların da göreve çağrıldıkları, saat 22:30 sularında tugay komutanı, kurmay başkanı ve tabur komutanlarının katılımı ile yapılan toplantıdan sonra başka dosya sanığı tabur komutanı Şenol Şen'in sanıklar ile birlikte diğer tank bölük komutanları ile rütbeli personeli toplayarak "Arkadaşlar sıkıyönetim ilan edilmiştir. Bu dakikadan sonra sıkı yönetim kanunları geçerlidir. Emirlere uymayanlar sıkı yönetim mahkemelerinde yagılanacaktır. TSK yönetme el koymuştur benim emrim olmadan hiç kimse hiç bir şey yapmayacak." şeklinde açıklama yaptığı, saat 01.30 sıralarında tekrar tugay komutanı, kurmay başkan, tabur komutanlarının katılımı ile toplantı yapıldığı, bu toplantı da sıkıyönetim emrinin geçerli olduğu ve hazırlanan tanklar ile araçların 6 numaralı nizamiyeden çıkış yapıp, 2 numaralı nizamiyeye giriş yapacakları şeklinde karar alındığı, bu toplantıdan sonra başka dosya sanığı Şenol Şen'in sanık ...'in bölüğüne ait 1 adet tankın 1. Mekanize Piyade Taburu; sanık ...'ın bölüğüne ait 3 adet kamyon 2 adet jip olmak üzere 5 adet tekerlekli aracın mekanize piyade taburu; sanık ...'ün bölüğüne ait 2 adet tankın ise 3. Mekanize Piyade Taburu emrine verildiği ve araçların biran önce hazırlanarak teslim edilmesi talimatını verdiği, bunun üzerine sanıkların kendi alt rütbeli personeline araçların hazırlanarak gerekli yerlerin garajlarına teslim edilmesi emrini verdikleri, hazırlanan araçların tesliminden sonra saat 02:40 da 1. Mekanize Piyade Taburundan hareket eden 10 adet tank ve ZPT'nin 6 nolu kapıdan çıkış yaptı, ancak yolun TOMA ile kapatılması nedeniyle geri dönmek zorunda kaldığı anlaşılmıştır.
IV Yukarıda belirtilen açıklamalar ve gerçekleşen somut olay muvacehesinde sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet kararına ilişkin sanık müdafinin;
Sanıklar ... ve ... hakkında Cumhurbaşkanına suikast ve Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarından verilen beraat kararlarına ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, T.C. Cumhurbaşkanlığı ve TBMM Başkanlığı vekillerinin;
Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında Cumhurbaşkanına suikast suçundan verilen beraat kararlarına ilişkin T.C. Cumhurbaşkanlığı vekilinin temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, sanık ...'ın silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine dair vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı, sanıklar hakkında Cumhurbaşkanına suikast suçundan yapılan yargılama sonunda yüklenen suçların sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığı ve sanıklar ... ve ...'un Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçuna ilişkin kasıtlarının bulunmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğu anlaşılmakla; Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı, katılanlar T.C. Cumhurbaşkanlığı ve TBMM Başkanlığı vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz taleplerinin reddiyle CMK'nın 302/1 inci maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle mahkumiyete ve beraate ilişkin hükümlerin ayrı ayrı ONANMASINA,
V Sanıklar ..., ..., ... ve ... Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı, T.C. Cumhurbaşkanlığı vekili ve TBMM Başkanlığı vekilinin temyiz istemlerinin incelenmesinde;
1 )Sanıklar ..., ... ve ... yönünden:
Sanıkların yukarıdaki bölümde izah edilen faaliyetlerinin somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde faillerle birlikte fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımayan, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmeleri nedeniyle ika edildiği kanıtlanamayan ancak suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradelerini açıkça ortaya koyan, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptıkları katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelen hareketleri gerçekleştiren sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 39/2 c maddeleri kapsamında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçuna yardım etmek suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde karar verilmesi,
2 ) Sanık ... yönünden:
Darbe kapsamında icrai bir hareketi tespit edilemeyen sanık hakkında silahlı terör örgütü üyeliği suçuna ilişkin karar tarihinden sonra beyanları dosyaya gönderilen David Keynes (Alparslan Demir) ve ... Demir'in tanık sıfatı ile CMK’nın 210 uncu maddesi gereğince doğrudan aleni duruşmada sanığın huzurunda veya 5271 sayılı CMK’nın 180/1 2 5 maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak suretiyle dinlenip, AİHS’in 6/3 d ve Anayasanın 36 ncı maddeleri ile teminat altına alınan “iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek” hakkı tanınarak bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı, T.C. Cumhurbaşkanlığı vekili ve TBMM Başkanlığı vekilinin temyiz istemlerinin bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304 üncü maddesi uyarınca dosyanın Ağrı 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.11.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:12:19