Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

3. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/11495

Karar No

2023/996

Karar Tarihi

7 Mart 2023

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Ceza Dairesi

SAYISI: 2020/806 E., 2020/1214 K.

SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçları yönünden; 15.02.2013

HÜKÜM: İstinaf başvurusunun reddi kararı İstinaf başvurularının esastan reddi kararı

TEMYİZ EDENLER: Sanık müdafii, sanık ... katılan vekili

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz incelemesine yer olmadığına,

Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükümlerin onanması

Yapılan yargılama konusu resmi belgede sahtecilik suçu yönünden katılan ... Bakanlığının suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarıca mezkûr suçlardan açılan kamu davasına katılma haklarının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçlardan kurulan hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunmadığı dikkate alındığında, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hükümleri temyize hak ve yetkilerinin olmadığı belirlenmiştir.

Yapılan yargılama konusu kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçu yönünden, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan ... Bakanlığının, sanık ... sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından katılan Kurum vekilinin, sanık ... sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca verilen esastan ret kararının ise 5271 sayılı Kanun'un 286 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Hükmolunan cezanın süresine göre şartları bulunmadığından, sanık müdafiinin duruşmalı inceleme istemlerinin CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca REDDİNE,

I. HUKUKÎ SÜREÇ

A. Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.09.2020 tarihli ve 2017/391 Esas, 2020/176 sayılı Kararı ile sanık hakkında;

1 Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 63 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları 58 inci maddenin dokuzuncu fıkrası uyarınca 8 yıl 1 ay 15 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2 Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının e bendinin son cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 52 inci maddesinin ikinci fıkrası, 52 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 63 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları 58 inci maddenin dokuzuncu fıkrası uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ve 175.880,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3 Resmi belgede sahtecilik suçundan; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası a bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

B. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 18.12.2020 tarihli ve 2020/806 Esas, 2020/1214 sayılı Kararı ile sanık hakkında;

1.İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan ... vekillerinin silahlı terör örgütüne üye olma ve resmi belgede sahtecilik suçları yönünden yapılan istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca reddine,

2.Sanık müdafii ve ... vekilinin kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ile sanık müdafiinin silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından yapılan istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

C. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 20.06.2021 tarihli ve temyiz incelemesine yer olmadığına ve esastan ret ile onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanığın temyiz istemi özetle; savunma hakkının ihlal edildiğine, iddianamede lehe delillerin toplanmadığına, girmiş olduğu KPSS sınavlarında ki başarılarının dikkate alınmadığına, bilirkişi raporunun hatalı olduğuna, dolandırıcılık suçunun şartlarının oluşmadığına, istatistik verilerine dayanılarak hüküm kurulduğuna, Garson adlı gizli tanığın tanıklık vasfının bulunmadığına, ByLock kullanmadığına, Garson adlı tanıktan ele geçirilen SD kart içeriğinin delil olarak kullanılamayacağına, örgüt içerisinde herhangi bir görevinin olmadığına, yasal bir bankada hesabının bulunmasının örgüt üyeliği suçunu oluşturmayacağına, alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesinin yasaya aykırı olduğuna ve sair sebeplere ilişkindir.

Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; idianamenin CMK'nın 170 inci maddesine uygun olarak düzenlenmediğine, örgütün terör örgütü olmadığı döneme ilişkin örgüt üyeliğinden ceza verildiğine, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesine aykırı davranıldığına, itirafçı tanık beyanlarının hükme esas alınamayacağına, ByLock'un hukuka aykırı delil olduğuna, Bank Asyada ki hesap hareketlerinin örgüt üyeliği suçunun delili olmayacağına, Garson isimli tanıktan ele geçirilen SD karttaki bilgilere dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağına, KPSS sınavında başarılı olmasının soruları önceden aldığı sonucunu ortaya çıkarmayacağına, kanunsuz suç ve ceza olmak ilkesine aykırı davranıldığına, özel hayata ve iletişim özgürlüğüne müdahale edildiğine, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine, eksik inceleme ile karar verildiğine, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine, savunma hakkının ihlal edildiğine, hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine, gerekçesiz bir şekilde alt sınırdan uzaklaşıldığına, hükmün hukuka aykırı delillere dayandığına, temyiz incelemesinin duruşmalı yapılarak tahliyesine ve beraatine ve sair sebeplere ilişkindir.

Katılan vekilinin temyiz istemi özetle; eksik inceleme yapılarak karar verildiğine, resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan ceza verilmesine rağmen lehe vekalet ücretine hükmedilmediğine ve sair sebeplere ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Sanık ...'nın Gizli tanık Garsonun teslim ettiği ... SD kart üzerinde Ankara KOM Daire Başkanlığı tarafından yapılan incelemede; "Sanık Y. A. (TCKN:26....50) Mustafa ve Zekiye oğlu/kızı, 30.04.1988 Üsküdar doğumlu, aslen Kastamonu Azdavay Kerpiçlik nüfusuna kayıtlı, Evli, şahsın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün emniyet mahrem yapılanması içinde H. (K) Kod Adı İle BB ANKARA KB ANKARA İL 5.KAT İLÇE 502' bölgesinde MÜDÜR YRD/ZB olarak görev yaptığı, elde edilen dijital materyallere göre B vasfında tanımlandığı, yapı içerisindeki son iki görev yeri başlığı altında ANKARA" şeklinde belirtilmiştir. Sanığın EGM Mahrem Sorumlulara ilişkin kimlik bilgilerinin bulunduğu liste içerisinde yer aldığı tespit edilmiş, gizli tanık Garson'dan ele geçen SD kartta bulunan veriler üzerinden tespit edilen Emniyet Mahrem İmamlarından mahkememizde yargılanan sanıkların yürütülen yargılamalarından anlaşıldığı üzere, SD Kart içeriğindeki verilerin gizli tanık Garson'un da aralarında bulunduğu örgüt içi birimlerce tutulan örgüt üyeleriyle ve örgütün parasal hesaplarıyla ilgili güvenilir kayıtlar olduğu anlaşılmıştır. Gizli tanık Garson'un bu güne kadar mahkememizde yargılanan emniyet mahrem imamları dosyalarında verdiği ifadelerin ise tutarlı, çelişkisiz, itibar edilebilir ve hükme esas alınabilir mahiyette olduğu görülmüştür. Gizli tanık Garson'un anlatımları ile teslim ettiği SD Kart içeriğindeki verilerin ve nihayetinde sanıkların kişisel verilerinin birebir örtüştüğü hususu da bu güne kadar mahkememizce yürütülen emniyet mahrem imamları dosyalarından gözlemlenmiştir. Buna göre; dosyada mevcut diğer deliller ve özellikle Gizli Tanık Garson'un anlatımları ile uyumlu olan söz konusu SD kart delilinin hükme esas alınması gerektiği anlaşılmıştı.

Sanığın ayrıntısı yukarıda anlatıldığı üzere, haberleşme programının teknik özellikleri, indirme ve kullanma yöntemi, kullanıcıları ve muhtevası itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulan ve bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan haberleşme ağı özelliğini bilerek (kasten), sisteme ancak şifre ile girilebilen dönemde "ByLock" haberleşme ağına dahil olduğu tespit edilmiştir.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının cevabi yazısına göre, sanığın üzerine kayıtlı 507 (...) (..) (..) numaralı GSM hattında 359782 IMEI numaralı cihazda, 11.08.2014 ilk tespit tarihli ByLock programını kullandığı yine sanığın üzerine kayıtlı 506 (..) (..) (..) numaralı GSM hattında 35330 IMEI numaralı cihazda, 11.08.2014 ilk tespit tarihli ByLock programının kullanıldığı anlaşılmıştır.

Ankara Emniyet Müdürlüğü'nün Mahkememize göndermiş olduğu 26.02.2019 tarihli araştırma raporunda 0507 (...) (..) (..) GSM hattına ve Sakarya37@ttnet adsl hattına ait bir adet ByLock kaydının olduğu, ByLock UID 21053 IMEI numarasının 359****782 olduğu yine 0506 (...) (..) (..) GSM hattına ait bir adet ByLock kaydının olduğu, ByLock UID 13312 IMEI numarasının 351**30 olduğu 13312 numaralı ID'nin başka bir kullanıcı tarafından Yalçın ibaresi ile kaydedildiği, ID'nin irtibatlı olduğu çok sayıda ByLock kullanıcısı tarafından Hüseyin ibaresi ile kaydedildiği Türkiye geneli mahrem imamlar listesinden sanığın kod isminin Hüseyin olduğu, bu bağlamda 13312 numaralı ID'nin sanığa ait olduğu, 21053 numaralı ID'nin irtibatlı olduğu diğer ID'lerin kullanıcılarının genel olarak bayan şahıslardan oluştuğu, bahsedilen ID'nin şifresinin 5255a olduğu, kullanıcı adı olarak da esmaa olduğu, bu nedenle 21053 numaralı ID'nin sanığın eşine ait olduğunun değerlendirildiği, tüm dosya kapsamı itibariyle Mahkememizce yapılan değerlendirmede de sanığın 13312 numaralı ID ile ByLock sistemine giriş yaptığı anlaşılmış olup 0507 (...) (..) (..) numaralı hat üzerindeki ByLock tespiti hükme esas alınmamıştır.

BTK'dan temin edilen sanığın kullandığı 506 (...) (..) (..)numaralı GSM hattına ait internet bağlantı iletişim kayıtları incelendiğinde sanığa ait GSM numarasının 11.08.2014 14.05.2015 tarihleri arasında 41.478 kez ByLock sunucusuna ait 46.166.160.137 ve 46.166.164.177 IP adreslerine erişim sağladığı görülmüştür. Buna göre sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gizli haberleşme aracı olan ByLock uygulamasını adına kayıtlı hat olan 0506 (...) (..) (..) üzerinden yükleyip kullandığı hususu teknik verilerle (ByLock tespit tutanağı, bilirkişi raporu, HTS ve BTK kayıtları vs) hem de sanığın kullanmış olduğu hattına ait ByLock ID' sinin irtibatlı olduğu çok fazla ByLock kullanıcısı şahıs tarafından Hüseyin ismiyle eklendiği, Hüseyin adının da sanığın örgütteki kod ismi olduğu hususları ile sabit olmuştur.

HTS ve CGNAT kayıtları arasında çelişki bulunduğu savunulmuş ise de; ByLock programının hizmet verdiği 46.166.160.137, 46.166.164.176, 46.166.164.177, 46.166.164.178, 46.166.164.179, 46.166.164.180, 46.166.164.181, 46.166.164.182, 46.166.164.183 IP adreslerine bağlanılıp bağlanılmadığı hususu CGNAT kayıtları ile tespit edilmektedir. CGNAT baz kayıtları ile ilgili olarak ByLock programı açıldığı zamanda kullanıcı nerede bulunuyor ise program oradan ilk bazı almakta daha sonra program açık kaldığı süre ve iletişim şirketlerinin kendi sistemlerinden kaynaklı olarak daha önceden belirlemiş oldukları sürece (bazen 8 saate kadar çıkabilmekte) kullanıcı yer değiştirse bile ByLock programını açıldığı yerden aynı baz bilgisini vermeye devam etmektedir. Ancak program kapatılıp tekrar açıldığında bu defa yer değişikliğine ilişkin bulunduğu konumu göstermektedir. Yani iletişim bazları ile CGNAT bazları teknik nedenlerle (ses ve data verisinin iletişimi) farklı baz istasyonlarını gösterebilmesi olağandır. Yine VPN ile ByLock sistemine bağlanma gerçekleştirmesi veya cep telefonu, tablet gibi araçlarla kendi mobil verisini kapatıp, ortak ADSL hatlarından ByLock'a bağlanması durumunda da bağlantıda kullanıcının kendi cep telefonu hattı kullanılmadığından CGNAT kayıtlarında bu bağlantının, cep telefon hattının CGNAT kayıtlarında gözükmesi mümkün olmamaktadır. Açıklanan nedenlerle bu yöndeki savunmalara itibar edilmemiştir. ByLock programının MİT tarafından mahkeme kararı olmadan yurtdışından ele geçirildiğini, bu nedenle delil olamayacağını savunulmuş ise de; Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nun 4/i maddesinde görev tanımı içerisinde "Dış istihbarat, millî savunma, terörle mücadele ve uluslararası suçlar ile siber güvenlik konularında her türlü teknik istihbarat ve insan istihbaratı usul, araç ve sistemlerini kullanmak suretiyle bilgi, belge, haber ve veri toplamak, kaydetmek, analiz etmek ve üretilen istihbaratı gerekli kuruluşlara ulaştırmak." hususunun yer aldığı, bu kapsamda elde edilen serverin, terörle mücadele kapsamında yurtdışından elde edilerek adli makamlara verilmesi nedeniyle delil vasfı niteliğinde olduğu, nitekim Yargıtay 16. CD.'nin 2017/1443 2017/4758 sayılı kararın da bu yönde olduğu göz önüne alınarak, bu yöndeki savunmaya itibar edilmemiştir.

ByLock programı serveri üzerinde mahkeme kararı olmadan inceleme yapıldığını savunulmuş ise de; Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 09.12.2016 tarih ve 2016/6774 Değişik İş sayılı kararı ile ByLock kayıtlarının bulunduğu harddisk ve flash bellek üzerinde 5271 CMK'nın 134 üncü madde kapsamında inceleme yapma izni verilmesi nedeniyle bu savunmasına da değer verilmemiştir.

Sanığa ait ve kullanmakta olduğu 050 (...) (..) (..) GSM numarasının HTS iletişim kayıtları üzerinde yapılan incelemede sanığın diğer örgüt mensuplarıyla ve örgüte müzahir kurum ve kuruluşlarla telefonla görüşmek suretiyle irtibatlarının bulunduğu görülmüştür.

FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün sözde lideri Fetullah Gülen'in örgüt kapsamında faaliyet gösteren Bank ...'yı kurtarmaya yönelik Ocak 2014 tarihinde para yatırılması talimatından sonra sanığın Bank ...'daki hesabının fiilen kullanıldığı anlaşılmıştır. Sanığın Aralık 2013 tarihinde hesap bakiyesi 0TL tutarındayken Ocak 2014 tarihinde 30.000TL olacak şekilde hesap artırımında bulunduğu tespit edilmiştir. Bank ... 23.07.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan BDDK kararı ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne irtibat ve iltisakı nedeniyle kapatılmıştır. Yine dosya içerisinde bulunan Masak raporuna göre sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatı ve iltisakı bulunan kişilerle arasında para transferinin bulunduğu anlaşılmıştır. Sanığın örgüt üyeleri tarafından telefonuna ByLock uygulamasının yüklenmesi yönündeki talimata uyması, örgüt üyeleri tarafından telefonuna bu gizli ve kripto haberleşme uygulamasının kurulması, Gizli tanık Garson'dan ele geçen SD kart içeriklerine göre sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içerisinde öğretmen B vasfı ve HÜSEYİN kod ismiyle polis mahrem imamlarından olması, tanık H. A. beyanında sanığı HÜSEYİN Kod ismiyle tanıdığına ilişkin beyanı, tanık Ö. F. A. beyanı, Bank Asyada terör örgütü liderinin talimatı sonrasında yukarıda belirtilen miktarlarda para yatırmak suretiyle hesabı aktif şekilde kullanması, ilgili hesabın suç tarihi itibariyle halen faal olması, kullandığı telefonlar ile FETÖ/PDY bağlantılı kurumlar ile sıklıkla görüşmesi hususları da dikkate alındığında sanığın FETÖ örgüt üyesi olmadığına ilişkin ileri sürülen açıklamaların kendisini suçtan ve cezadan kurtarmaya matuf savunma içgüdüsü içerisinde ileri sürüldüğü değerlendirilmiş ve mahkememizce itibar edilmemiştir" ve sanığın silahlı terör örgütü üyesi olduğuna karar verilmiştir. Yüksek Öğretim Denetleme kurulunun 08.09.2010 tarih ve 2010 38 sayılı Raporuna göre; 10 11 Temmuz 2010 tarihinde gerçekleştirilen KPSS sınavına ilişkin Eğitim Bilimleri ve Genel Yetenek kitapçıklarında soruların sınav öncesinde sayıları binlerle ifade edilebilecek adaya bir şekilde ulaştırıldığı, bu anlamda bir usulsüzlük gerçekleştirildiği kanaatine varıldığının belirtilmesi, 29.12.2014 ve 09.02.2015 tarihli Tübitak Raporuna ile Jandarma Genel Komutanlığı Bilişim Teknolojileri İnceleme Laboratuvarınca 22.10.2010 tarihli rapora göre; Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/382 esas sayılı dosyasında sanık olan B.S.’nin bilgisayar harddiskinde Eğitim Bilimleri,Genel Yetenek ve Genel Kültür sorularının sınavdan önce bilgisayara kaydedildiğinin, (Genel Yetenek sorularının olduğu dosyanın oluşturulma tarihinin 28.06.2010 saat 21:27, Genel Kültür sorularının olduğu dosyanın oluşturulma tarihinin 29.06.2010 saat 15:34, Eğitim Bilimleri sorularının olduğu dosyanın oluşturulma tarihinin 05.07.2010 saat 14:22 olduğunun) belirtilmesi,

Baki Saçı'nın Yalvaç Cumhuriyet Başsavcılığında avukat huzurunda verdiği ifadesinde KPSS sorularının kendisine mail yoluyla sınavdan önce B. K. tarafından gönderildiğini ikrar etmesi, Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme Uzmanı Akademisyen Bilirkişilerin 18.03.2015 tarihli Raporuna göre; Ek’te verilen tabloda TC kimlik numaraları, ad ve soyadları bulunan adayların, 10/11 Temmuz 2010’da yapılan Genel Yetenek, Genel Kültür ve Eğitim Bilimleri testlerindeki yüksek düzeyde olan başarılarının istatistiksel olarak tesadüfi olamayacağına, Söz konusu adayların başarılarındaki farklılaşmaların sınav sorularını cevaplamalarında, kendi yeteneklerinden başka dış faktörlerin etkili olduğu kanaatine varılmış olması, 2010 yılında KPSS P10 puanı için 294.909 kişinin katıldığı bu sınavda 100 ve üzeri doğru yapan; 3227 adaydan 1970'inin kendi aralarında telefon irtibatının bulunması ve bu telefon trafiğinin Gülen cemaatine ait dernekten soruları dağıttığı değerlendirilen yurtdışına firar eden M. H. S. ile Gülen cemaatine ait Maltepe Dersanesinden soruları dağıttığı değerlendirilen N. E. 'ye kadar ulaşması, Eğitim Bilimleri oturumunda 100 ve üzeri doğru yapan 3227 adaydan 1148’inin akrabalık bağının bulunması(% 35,5), bunlardan 896 adayın karı koca olması (% 27,7), 3227 adaydan 2690’ının aynı firma/kurumda çalışması(% 83,3), 10 ve üzeri adayın çalıştığı iş yeri kaydı baz alınarak yapılan değerlendirmede ise 167 kurum/özel şirkette 2039 adayın çalışması(% 63,1), (bu kurumların tamamına yakını 15 Temmuz 2016 tarihli Fetöcü darbe girişiminden sonra 23.07.2016 tarih 667 KHK ile kapatılmıştır)*3227 adaydan 1136 adayın aynı adresleri, 217 adayın aynı site veya apartmanı iletişim adresi olarak beyan etmeleri(% 41,9), 3227 adaydan 1175’inin yüksek başarıya rağmen tekrarlanan sınava katılmamaları(% 36,4), Bilirkişi raporu ve ... yazısına göre tekrarlanan Eğitim Bilimleri sınavı ilkine göre daha kolay iken ve sınava katılan ... kitle tekrarlanan sınavda ortalama doğru sayılarını artırmışken 3227 adaydan 2052 adayın tekrarlanan sınava katılan 1999’unun aynı başarıyı gösteremeyip çoğunun 50 60 soruya varan düşüşler yaşaması ( %97,4) ... Yürütme Kurulunun 17.09.2010 tarihli ve 2010/37 sayılı kararıyla, 10 11 Temmuz 2010 tarihlerinde yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS Lisans) Eğitim Bilimleri Testi, sınav sürecinde bazı usulsüzlüklerin meydana geldiği kanaatine varıldığından, telafisi mümkün olmayan zararların ortaya çıkmasını engellemek için iptal edilmesine karar vermesi, Hususları hep birlikte nazara alındığında, 2010 KPSS sınavında hem Eğitim Bilimleri hem de Genel Kültür Genel Yetenek sorularının sınavdan önce ...'den sızdırıldığı ve sayıları binlerle ifade edilen şekilde sınava giren adaylara ulaştırıldığı kesin kanaatine varılmıştır.

2010 KPSS sınav sorularının FETÖ/PDY tarafından sızdırıldığı iddiasıyla ilgili olarak yapılan değerlendirmede ise; Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/382 Esas sayılı dosyasında sanık olarak yargılanan Baki Saçı'nın gerek Yalvaç Cumhuriyet Başsavcılığında gerekse mahkememizdeki ifadesinde kendisinin Uludağ Üniversitesinde eğitim görürken ... yapılanmasına ait yurtlarda kaldığını ve sınav sorularını kendisine e mail yoluyla gönderen B. K.'nın da bu yapıya mensup olduğunu belirtmesi,

2010 yılı KPSS Eğitim Bilimleri sınavında 100 ve üzeri doğru yapan 3227 adaydan 2690’ının yani %83,3'ünün firma/kurumda çalışması, ana KPSS dosyası olarak açılan 2015/382 esas sayılı dosyamızın iddianamesinin 221 224 ve 262 279 sayfalarında listesi belirtilen ve 2690 adayın çalıştığı bu şirketlerin tamamına yakınının FETÖ'ye ait özel eğitim kurumları olması ve bu kapsamda adli soruşturmalara konu edilmesi, (bu kurumların tamamına yakını 15 Temmuz 2016 tarihli Fetöcü darbe girişiminden sonra 23.07.2016 tarih 667 KHK ile kapatılmıştır), 2010 yılında KPSS Eğitim Bilimleri sınavında 100 ve üzeri doğru yapan 3227 adaydan 1970'inin kendi aralarında telefon irtibatının bulunması ve bu telefon trafiğinin FETÖ'ye ait olup aynı zamanda soruları sınav öncesi sanık B. S.'ye gönderen Berat Koşucu'nun çalıştığı Turgut Özal Düşünce Derneğinden soruları dağıttığı değerlendirilen ve yurtdışına firar eden M. H. S. ile FETÖ'ye ait Maltepe Dersanesinden soruları dağıttığı değerlendirilen N. E.'ye kadar ulaşması,

Eğitim Bilimleri oturumunda 100 ve üzeri doğru yapan 3227 adaydan 1148’inin akrabalık bağının bulunması(% 35,5), bunlardan 896 adayın karı koca olması (% 27,7), (bu durum örgüt içi katalog evliliğinin bir göstergesidir) 3227 adaydan 1136 adayın aynı adresleri, 217 adayın aynı site veya apartmanı iletişim adresi olarak beyan etmeleri(% 41,9), (bunların büyük bir kısmı FETÖ'nün öze önem verdiği TSK'ya ait askeri lojmanlar ile FETÖ'ye ait özel eğitim kurumlarına ait adreslerdir) Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/382 Esas sayılı dosyasında sanık H. Ç.'nin 03.07.2017 tarihinde verdiği ikinci ifadesinde 2010 KPSS sınav sorularının sınavdan önce FETÖ örgütü tarafından kendisine verildiğini ikrar etmesi, Hususları hep birlikte nazara alındığında 2010 yılı KPSS sınavında soruların önceden sızdırılması eyleminin örgütlü bir yapı ve organizasyon olmaksızın gerçekleştirilemeyeceği aşikardır. Şüpheli konumunda bulunan 3227 kişiden %83,3'ünün FETÖ iltisaklı özel eğitim kurumu ve şirketlerde çalışma kayıtlarının bulunması bile tek başına sınav sorularının FETÖ tarafından sızdırıldığını ispata yeterlidir. Esasen yukarıda bu örgütün stratejisi anlatılırken ayrıntılarıyla belirtildiği üzere örgütün kamu kurumlarını ele geçirmek üzere tüm resmi kurumlara (özellikle TSK, Yargı, Emniyet, Mülkiye, MİT, Milli Eğitim ve üniversiteler) örgüt üyelerini sızdırmak için uzun yıllardır sınav sorularını bir şekilde (muhtemelen daha önceden ...'ye sızdırdığı örgüt elemanları sayesinde) ele geçirdiği ve örgüt mensuplarına bunları vererek diğer adayların önüne geçmelerini sağladığı ve bu şekilde kamu kurumlarına örgüt mensuplarını sızdırdığı bilinmektedir (Ana KPSS dosyası olarak açılan 2015/382 Esas sayılı dosyamızın iddianamesinin 279 290 sayfalarında diğer sınavlardaki soru sızdırılması ile ilgili iddia ve soruşturmalardan bahsedilmektedir). 2010 KPSS sınavı ise bu sınavlardan sadece biri olup önceki yıllarda örgütün tedbirli davranarak soruları eksik şekilde veya cevap şıkkı işaretlenmemiş olarak örgüt üyelerine dağıtmasına rağmen 2010 KPSS'de Eğitim Bilimleri testinin tamamını cevaplarıyla birlikte ve Genel Kültür ve Genel Yetenek testini ise soruların tamamını cevaplarının ise bir kısmını örgüt üyelerine sızdırdığı, bu nedenle üç sınav oturumunda da önceki yıllara oranla yüksek oranda başarı elde eden bir gurubun oluştuğu, istatistiki verilere göre sınav sorularının sızdırıldığı yönünde kamuoyunda ciddi şüphe ve baskı oluşması üzerine ... Yönetim Kurulunca 2010 KPSS sınavının Eğitim Bilimleri oturumunun iptaline karar verildiği, oysa hem istatistiki veriler hem de Baki Saçı'nın bilgisayarında Genel Kültür ve Genel Yetenek sorularının da sınavdan önce kaydedilmiş olmasından anlaşıldığı üzere Genel Kültür ve Genel Yetenek sorularının da örgüt tarafından sızdırıldığı anlaşılmaktadır. Hukuka aykırı şekilde ele geçirilen sınav sorularını temin edip sınavda gerçek olmayan bir başarı performansı göstererek sıralamada başka adayların önüne haksız bir şekilde geçen adayların bu sayede düzenlenen sonuç belgesine istinaden kamu kurumlarına atanmaları sözkonusu olduğunda kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık suçunun oluştuğunda şüphe yoktur. Zira atandıkları kurumda maaş dahil aldıkları her ücret haksız menfaat niteliğindedir. Kişinin bu kurumlarda fiilen çalışıp bir hizmet üretmesi elde ettiği kazancı haksız kazanç olmaktan çıkartmaz. Zira bu durumdaki kişilerin bizatihi o kamu görevine atanmaları haksız menfaat niteliğindedir. Nitekim Yargıtay 15.CD'nin 28.11.2013 tarih, 2012/14137 2013/18702 sayılı kararında "..Bu şekilde 2006 yılı temmuz ayına kadar öğretmenlik yaparak maaş alan sanığın, ilköğretim müfettişlerince yapılan inceleme sonucunda kardeşine ait sahte diploma ile yapmış olduğu müracaat ile öğretmenlik yaptığının tespit edildiği olayda, mahkemenin kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunun oluştuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Sanığın eylemini, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında, TCK'nın 43/1 maddesinin uygulanması gerektiği...." belirtildiğinden haksız şekilde kamu görevine atanan kişinin eylemi zincirleme nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturmaktadır. Kişinin aldığı her ücret haksız menfaat niteliğinde olup kamu görevine son verilinceye kadar zincirleme olarak menfaat temini de devam etmektedir, kabulü ile sanığın kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.

Sanığın sınavdan önce ele geçirdiği sorulara çalışarak sınavda gerçek başarısının üzerinde performans gösterip, sıralamada diğer adayların önüne geçtiği, soruların önceden temin edilmesi nedeniyle hem cevap kağıdının hem de sınav sonuç belgesinin gerçeği yansıtmadığı, Yargıtay içtihatlarına göre cevap kağıdının resmi belge niteliğinde olduğu, (11.CD'nin 12.12.2012 tarih, Esas No: 2010/10682 Karar No: 2012/21570 sayılı kararı). sınavdan önce hukuka aykırı bir şekilde elde ettiği soru ve cevapları ile gerçek başarı ve performansını değil gerçek olmayan bir durumu resmi belge olan cevap kağıdına işlediği için aldatıcı beyan taşıyan resmi belge niteliğindeki cevap kağıdının da içerik itibariyle sahte belge haline gelmesine sebebiyet verdiği, bu sayede ... tarafından düzenlenen sınav sonuç belgesinin de sahte ve gerçeği yansıtmayan belge niteliğine kavuştuğu bu şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla TCK'nın 204/1 inci maddesi uyarınca cezalandırılması talep edilmiştir.

6114 sayılı Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun 03.03.2011 tarih ve 27863 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu Kanunu'nun 10. maddesinde, “Bu Kanun hükümlerine göre gizli olan bilgileri, hukuka aykırı olarak elde eden veya elinde bulunduran kişi, fiili daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, 1 yıldan 4 yıla kadar hapis” “bu bilgileri ifşa edenler için” 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası getirmiştir. Bu kanunun ve bu kanunla getirilen cezaların anlamı, bu kanunun kabul tarihine kadar ki eylemlerde genel hükümlerin, bu kanunun yürürlük tarihinden sonraki eylemler için özel kanun niteliğindeki bu kanun hükümlerinin uygulanacağı anlamına gelmektedir.

2010 KPSS sınavı, 6114 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden önce gerçekleştirilmiş olup, “yasaların geçmişe yürümezliği” ilkesi kapsamında suça konu kopya eyleminde 6114 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi itibariyle uygulanması mümkün değildir. Dolayısıyla suçun işlendiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 5237 TCK hükümleri değerlendirme yapılması gerekmektedir. İddianamedeki anlatım ile kopya eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’ndaki, “resmi evrakta sahtecilik” (204 üncü madde) suçuna uyduğu belirtilmek suretiyle sanığın bu kapsamda cezalandırılması istenmiştir. Bu bağlamda sahtecilik suçunun irdelemesi yapılacak olursa;

TCK'nın 204 üncü maddesi;

“ (1) Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır .” hükmünü amirdir.

Resmi belge: Kamu görevlisi veya hukuken yetkili kabul edilen görevli tarafından, yasa gereğince yerine getirdiği fonksiyona dayanılarak düzenlenen belgedir. Resmi belgeye bu niteliği ve hukuksal sonuçları yasa hükmü kazandırır. Belgeyi düzenlemek kamu görevlisinin görevi içinde bulunmalı ve belge yasada öngörülen resmi usul, biçim ve koşullarla işlemlere uygun düzenlenmiş olmalıdır.

Kamu görevlisi tanımı 5237 sayılı TCY'nın 6 ıncı maddesinde yapılmış olup 6 ıncı maddedeki tanıma göre; kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi olarak tarif edilmiştir.

204 üncü maddenin 1 inci fıkrasındaki suç, kamu görevlisi olmayan bir kimse veya kamu görevlisi olup da suça konu belgeyi düzenleme yetkisi olmayanlar tarafından işlenebilir.

2 inci fıkradaki suçun faili ise ancak belge düzenlemeye yetkili kamu görevlisidir.

TCK'nın 204 üncü maddenin birinci fıkrasında öngörülen suçun oluşabilmesi için; Resmi belgenin sahte olarak düzenlenmesi, gerçek bir resmi belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi veya sahte resmi belgenin kullanılması gibi seçimlik hareketlerden birinin yapılması gerekmektedir.

2 inci fıkradaki suç ise özgü suç olup failin mutlaka kamu görevlisi olması gerekir.

Suçu oluşturan eylemler itibariyle 204 üncü maddenin 1 inci ve 2 inci fıkraları arasında fark yoktur. Fark sanık yönündendir. 2 inci fıkradaki suçu ancak görevi gereği resmi belge düzenlemeye yetkili olan kamu görevlisi işleyebileceği halde 1 inci fıkradaki suç kamu görevlisi olmayan kimseler veya kamu görevlisi olup da belge düzenlemeye yetkili olmayanlar tarafından da işlenebilir.

Kamu görevlisi tarafından işlenen resmi belgede sahtecilik suçunun 204 üncü maddenin 1 inci fıkrasında düzenlenen sivil kişiler tarafından işlenen resmi belgede sahtecilik suçundan farkı, bu suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesinin yanı sıra, suçun konusunu oluşturan belgenin kamu görevlisinin görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belge olmasıdır. Resmi belge üzerinde yapılan sahtecilik kamu görevlisi tarafından yapılmışsa, ancak düzenlenen sahte resmi belge, kamu görevlisinin görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu bir belge değilse, 204/1 inci madde de düzenlenen suç tipi oluşacaktır.

TCK'nın 204 üncü maddesinin 2 inci fıkrasında aynı maddenin 1 inci fıkrasında sayılan seçimlik hareketler dışında uygulamada fikri sahtecilik olarak tanımlanan "gerçeğe aykırı olarak belge düzenlemek" fiiline de yer verilmiştir.

Kamu görevlilerinin resmi belgenin özü ve içeriğinde yaptığı sahtecilik 5237 sayılı TCY'nın 204 üncü maddesinin 2 inci fıkrasında düzenleme altına alınan fikri sahteciliği düzenlemektedir.

Kamu görevlisi görevini yaptığı sırada bir yazılı kağıt düzenlerken ya da yazarken; gerçeğe uygun olmayan durum ve anlatımları doğru ve önünde olmuş gibi belge düzenlerse veya belgenin düzenlenmesi sırasında tutanağa yazmakla görevli olduğu anlatımları değiştirirse, fikri sahtecilik suçunu işlemiş olur. Fikri sahtecilikte düzenlenen belge şeklen doğru olmakla birlikte özü ve içeriği itibariyle sahtedir. Bir başka anlatımla sahih bir belge (yani sahte olarak düzenlenmeyen ya da herhangi bir değişiklik yapılmayan) doğru olmayan beyan ve bilgileri kapsıyorsa fikri sahtecik söz konusu olur. Bu suçun faili ancak devlet memuru olabilir, memur olmayan kişilerin bu suçun faili olması mümkün değildir.

Sanığın sınavdan önce hukuka aykırı bir şekilde elde ettiği soruları ve cevapları ile gerçek başarı ve performansını değil gerçek olmayan bir durumu resmi belge olan cevap kağıdına işlediği için aldatıcı beyan taşıyan resmi belge niteliğindeki cevap kağıdının da içerik itibariyle sahte belge haline gelmesine sebebiyet verdiği, bu sayede ... tarafından düzenlenen sınav sonuç belgesinin de sahte ve gerçeği yansıtmayan belge niteliğine kavuştuğu bu şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia edilmiş ise de; iddianamedeki anlatım itibariyle sanığın ... sonuç belgesi üzerinde sahtecilik yaptığının iddia edilmediği, iddianın içerik sahteciliğine yönelik olduğu, içerikte sahteciliğin yukarıdaki anlatımlar karşısında ancak memur kişi tarafından işlenebileceği, sanığın memur olmaması nedeniyle içerik sahteciliğinin faili olamayacağı dolayısıyla sahtecilik suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı anlaşılmakla atılı suçtan beraatine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

1.Resmi Belgede sahtecilik suçundan; sanığa yüklenen resmi belgede sahtecilik suçunun niteliği itibariyle suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen ve bu nedenle de davaya katılma ve CMK'nın 260 ıncı maddesi gereğince istinaf kanun yoluna başvurma hakları bulunmayan katılan ... vekilinin anılan suça yönelik istinaf isteminin CMK'nın 279/1 b maddesi uyarınca reddine,

  1. Silahlı terör örgütüne üye olma ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarından; İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

A. Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat kararı yönünden katılan vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;

İlk Derece Mahkemesince resmi belgede sahtecilik suçundan hükmolunan beraat kararının istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen ret kararı nazara alınarak, 5271 sayılı Kanun'un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer verilen; "Bölge adliye mahkemesine başvurunun süresi içinde yapılmadığının, incelenmesi istenen kararın bölge adliye mahkemesinde incelenebilecek kararlardan olmadığının, başvuranın buna hakkı bulunmadığının anlaşılması hâlinde istinaf başvurusunun reddine," kararının temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılan vekilinin temyiz isteminin, incelemesine yer olmadığına, dosyanın incelenmeksizin iadesine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmü yönünden sanık, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz istemlerinin incelenmesinde;

İlk Derece Mahkemesince kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı nazara alınarak, 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, katılan ... vekilinin, sanık ... sanık müdafiinin temyiz istemlerinin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

C.Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet hükmü yönünden sanık ... sanık müdafiinin temyiz istemlerinin incelenmesinde;

Oluş, iddia, mahkeme kabulü, sanık müdafiinin temyizinin kapsamı ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında;

1.Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarih, 2017/16 956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 esas, 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.

2.Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (5237 sayılı Kanun md. 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz(5237 sayılı Kanun md. 30/1). 5237 sayılı Kanun'un “Hata” kenar başlıklı 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince beraat kararı verilecektir.

Hata (yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.

Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.

3.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16 956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında; "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı"nın kabul edildiği gözetilmekle,

4.BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107 inci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası AŞ'de gerçekleştirilen mutad hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilip, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği belirlenmiştir.

5.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı anayasal düzene karşı işlenen suçlar soruşturma bürosu tarafından 2017/68532 soruşturma numarasına kayden yürütülen soruşturma kapsamında, gizli tanık Garson'un, gerek Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/250 Esas sayılı dosyasında verdiği 16.02.2018 tarihli, gerekse Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan 18.04.2017 ve 27.04.2017 tarihli (Kom Daire Başkanlığında alınan) ifade tutanaklarında belirtildiği gibi, anılan örgütün mahrem yapılanması içerisinde yer alan Emniyet Genel Müdürlüğüne sızmış mensupları ile bunlardan sorumlu mahrem imamlarının örgütle irtibatı, bağlılık derecesi ve örgütsel konumu gibi stratejik önemi haiz bilgilerin kaydedildiği dijital materyallerin, Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliği'nden alınan 18.04.2017 tarih ve 2017/2920 Değişik iş sayılı karara istinaden incelenmesi neticesinde düzenlenen veri inceleme raporunun, müsnet suç yönünden; gizli tanık beyanına ve gizli tanık tarafından teslim edilen dijital materyallere dayanılarak düzenlenmiş, sanığın örgütle irtibatını ortaya koyan bir belge olarak kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

6.Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün haberleşme aracı olan ByLock programını tespit değerlendirme tutanağı ile kullandığı belirlenen, Bank ... isimli bankaya örgüt liderinin talimatı üzerine para yatırdığı tespit edilen, veri inceleme tutanağı ve tanık beyanlarına göre kod isim kullanarak örgüt içerisinde müdür pozisyonunda yer alıp polislerin yer aldığı örgüt toplantılarında imamlık yapan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.

7.Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.

V. KARAR

A. Katılan ... Vekili'nin resmi belgede sahtecilik suçu hakkında temyiz istemi yönünden;

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Ceza 19. Dairesinin, 18.12.2020 tarihli ve 2020/806 Esas, 2020/1214 sayılı Kararında katılan ... vekilince öne sürülen temyiz sebepleri Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE

B. Sanık ... sanık müdafiinin kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçu hakkında temyiz istemleri yönünden;

Gerekçe bölümünde yer alan (B)bendinde açıklanan nedenle sanık ... müdafiinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

C. Sanık ... sanık müdafiinin silahlı terör örgütüne üye olma suçu hakkında temyiz istemleri yönünden;

Gerekçe bölümünde yer alan (C) bendinde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 18.12.2020 tarihli ve 2020/806 Esas, 2020/1214 sayılı Kararında sanık ... müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza

Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.03.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

belgedekararyönünden;iadesinev.süreçüyezararınareddine15.02.2013istemlerininresmihükmünörgütüneolmadolandırıcılıktemyizkurumtevdiinekararınsilahlıhukukîincelenmeksizinolgularkuruluşlarınınonanmasınacgnatsebeplerigerekçeveesastanterörfetöpdyincelenenreddisuçlarıkamusahtecilik

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:28:25

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim